Ana içeriğe atla

Yazgül Fenomeni: Medyanın Algı Ekonomisinde Toplumun Kaybolan Değerleri

 

Haber: Murat Fırat

Günümüz medya ve iletişim dünyasında başarı, klasik anlamıyla vasıf, eğitim ve deneyim üzerine kurulmak yerine hızla görünürlük, sansasyon ve anlık dikkat çekicilikle ölçülür hale geldi. Yazgül örneği, bu yeni medya çağının sosyolojik ve kültürel dönüşümünü anlamak için çarpıcı bir vaka oluşturuyor. Bir gecede viral olan ve milyonlarca sosyal medya kullanıcısının dikkatini çeken Yazgül, aslında modern medyanın ve sosyal platformların “algı” temelli yükseliş modelini gözler önüne seriyor.

Eski kuşakların kariyer anlayışı, disiplin, emek ve bilgi üzerine kuruluyken, günümüzün sosyal medya odaklı dünyasında başarı artık görünürlük ve etkileşimle eş anlamlı hale geldi. Yazgül’ün “tek suçum güzel olmak” söylemiyle dikkat çekmesi ve ardından hızla sosyal medyada popülerleşmesi, başarı ölçütünün ne denli değiştiğinin en somut göstergesi. Medya ve sosyal ağlar, derinlikli bilgi ve emeği değil; drama, duygu ve çarpıcı hikayeleri ödüllendiriyor. Yazgül’ün estetik operasyonları, ağlamaları, polemikleri ve playback şarkıları, yeni medya ekonomisinin temel malzemeleri olarak dikkat çekiyor.

Modern medya, sessiz ve derinliği olan bireylerden ziyade, yüksek tempolu, çarpıcı ve kolay tüketilebilir içerikler üreten figürlere yöneliyor. Kitleler de karmaşık ve ağır konular yerine basit, hızlı ve eğlenceli içerikleri tercih ediyor. Bu tercihler medya kuruluşlarının da işine geliyor; çünkü tıklanabilirlik, reyting ve etkileşim, günümüzün en önemli para birimleri. Böylece gerçeklikten çok, algı ön plana çıkıyor, sosyal medya fenomenleri yükseliyor.

Yazgül’ün yükselişi, medya dinamiklerinden bağımsız olarak toplumun değerler sistemindeki dönüşümle de yakından ilişkili. Eğitimli ve ahlaklı bireylerin arka planda kaldığı bir ortamda, görünürlük ve dikkat çekicilik esas başarı kriteri oluyor. Özellikle dini ve muhafazakâr kesimler, Yazgül’ün tarzını ve sosyal medya performanslarını ahlaki yozlaşmanın örneği olarak görüyor. Bu durum, toplumda derin bir kültürel çatışmayı ve değer erozyonunu gözler önüne seriyor.

Yazgül fenomeni, yeni medya ekosisteminin dinamiklerini ve toplumsal değerlerdeki kırılmaları yansıtıyor. Medya kuruluşlarının daha sorumlu davranması ve topluma olumlu örnekler sunması gerekiyor. Ancak esas sorumluluk, toplumun kendi değerlerini sorgulaması ve başarıyı hangi ölçütlerle tanımlayacağını yeniden belirlemesinde yatıyor. Çünkü görünürlük vasfın önüne geçtiği sürece, bilgi, eğitim ve ahlakın değeri hızla azalacak; toplum yüzeyselleşecektir.

Sonuç olarak, Yazgül olgusu, medyanın ve toplumun başarı kriterlerindeki değişimi simgeleyen bir dönüm noktasıdır. Algının vasfın önüne geçtiği, duygusal manipülasyonun bilgi ve emeğin yerini aldığı bu dönemde, medyanın ve toplumun yol haritasını yeniden çizmesi elzemdir. Aksi halde, gerçek değerlerin kaybolduğu, sahte parıltıların hakim olduğu bir kültürel çöküş kaçınılmaz olacaktır.

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sözlerin Ön Planda Olduğu Bir Nilüfer Şarkısı

Murat Fırat - Uzman Gazeteci / Köşe Yazısı  Bazı şarkılar vardır; bağırmaz, kendini ispat etmeye çalışmaz. Dinleyicinin yakasına yapışmak yerine, yanına oturur. “Gökyüzü” tam olarak böyle bir şarkı. Ve belki de bu yüzden etkisi yüksek. Nilüfer’in yeni çalışması, ilk andan itibaren bir şeyi net biçimde söylüyor: Burada gösteriş değil, duygu var. Klip son derece sade ama bir o kadar da kaliteli. Abartılı mekânlar, kalabalık kadrajlar, dikkat dağıtan detaylar yok. Çünkü amaç belli: Şarkının sözleri ön planda olsun. Bu sade tercih, aynı zamanda büyük bir özgüvenin göstergesi. Kamera Nilüfer’e yaklaştıkça, mimikleri, bakışları, küçük jestleri konuşuyor. Yıllar içinde kaybolması beklenen o ilk gün enerjisi, şaşırtıcı biçimde hâlâ orada. Zorlama bir gençlik değil bu; doğal, sakin, kendinden emin bir duruş. Saç, makyaj ve kıyafet tasarımı klibin en güçlü unsurlarından biri. Şık ama iddiasız, zamansız ama bugüne ait. Özellikle genç izleyiciye hitap eden bir estetik anlayışı var....

Ebru'yla Evliyken Emre'ye Aşıktım

Teoman'ın "Yavaş Yavaş" albümünde İrem Candar'la düet yaptığı "Bana Öyle Bakma" şarkısının sözlerinde "Bana öyle bakma anlayacaklar, ikimize karşı bu dünya bizi anlamayacaklar" dediğinde Ahmet ve Emre gibi birçok Lgbti bireyinin hayatını özetlemişti. İlk görüşte aşka inanır mısınız bilmem ama Ahmet ve Emre ilk görüşte birbirlerine âşık olanlardan, sosyal medya üzerinden tanıştılar ve Ahmet askere gidene kadar hiç ayrılmadılar. Eğer aşk asker de başkaysa bunun asıl sebebi Emre'nin kuşkuya yer vermeyecek derecede Ahmet'te sadık olmasıydı! Sonrasın da ne mi oldu? Askerliği bitirip işe başlayınca Ahmet evlendi hayır yanlış okumadınız! "Toplum Baskısı" yüzünden Ahmet'de evlendi. Tanışma hikayenizi dinlemek isterim? Emre ile sosyal medya üzerinden tanıştık sohbeti çok hoşuma gitmişti belli bir süre sonra yüz yüze görüşmeye karar verdik. Bundan 7 yıl önce bir Ağustos akşamı parka görüşmeye gittim ve nasıl birisiyle karşıla...

“Popun Kraliçesi Nilüfer’den 70. Yaş Gününde Melodiyle Dans”

Haber: Murat Fırat Pop müziğin unutulmaz sesi, gerçek bir efsane, Türk müziğinin yaşayan efsanesi Nilüfer, 70. yaş gününü unutulmaz bir anıya dönüştürdü. Hayranlarına yaptığı muhteşem sürprizle, sadece yaşını değil, aynı zamanda müziğe olan tutkusunu ve yaratıcılığını da kutladı. Doğum günü sabahında sosyal medya hesaplarından paylaştığı yeni şarkısının yalnızca müziği, sözleri olmadan, adeta bir melodi çağrısı gibi yayıldı. Ancak Nilüfer, sadece bu büyülü melodiyi paylaşmakla kalmadı; müziğin ritmiyle uyum içinde zarif ve enerjik bir dans performansı sergileyerek hayranlarını büyüledi. Her notada hissedilen o eşsiz tını, zamanın ötesinde bir sanatçının kalbinden doğduğunu gösterdi. 1970’lerden itibaren Türkiye’de pop müziğin gelişimine yön veren Nilüfer, uzun yıllar boyunca sayısız hit şarkıya imza attı. Kendine has yorumuyla, samimiyetiyle ve güçlü sahne duruşuyla müzikseverlerin kalbinde taht kurdu. Kariyerinde, değişen müzik trendlerine rağmen her daim yenilikçi ruhunu korudu...