Ana içeriğe atla

“Aşkın Nur Yengi’den Cesur ve Zarif Dokunuş”


90’lı yıllardan bugüne müzik dünyasında kalıcılığın ve kalitenin adı haline gelen Aşkın Nur Yengi, sadece şarkılarıyla değil, sahne tarzıyla da hâlâ göz kamaştırıyor. Zamanı durduran sesi ve duruşuyla yıllardır zirveden inmeyen sanatçı, son dönemlerde sahne kıyafetleriyle adeta yeni bir çağın estetik temsilcisi hâline geldi.

Artık 50'li yaşlarında olmasına rağmen fiziğiyle, enerjisiyle ve sahne duruşuyla genç jenerasyonlara taş çıkartan Yengi, sahnede hem şık hem de cesur olmayı başararak dikkatleri üzerine çekiyor. Derin yırtmaçlı, dekolteli ama her zaman zarif çizgiler taşıyan sahne kostümleri; özel tasarım detayları, dikiş kalitesi ve renk geçişleriyle sanatçının tarz vizyonunu net bir biçimde ortaya koyuyor.

Aşkın Nur Yengi, 90’lı yıllardan bu yana sadece vokal gücüyle değil, aranjör seçimleri, albüm yapımları ve sahne ekibiyle de her zaman işini ciddiye alan bir sanatçı oldu. Bugün sahnede gördüğümüz her detayın ardında, yıllardır birlikte çalıştığı profesyonel bir ekip ve ince düşünülmüş bir estetik anlayışı var. Stil danışmanından sahne tasarımcısına kadar her biri işinin ehli olan bu ekip, Yengi'nin sahneye sadece bir şarkıcı olarak değil, komple bir sanat eseri olarak çıkmasını sağlıyor.

Bu anlamda Aşkın Nur Yengi’nin vizyonu, sadece modaya uymak değil; modayı kendine göre yeniden yorumlayarak sahnede yeni bir stil dili yaratmak. Genç kuşak sanatçılar için önemli bir ilham kaynağı olan bu duruş, aslında onun yıllardır süregelen sanat anlayışının bir yansıması.

Pop müziğin altın çağını temsil eden bir sanatçının, yıllar geçtikçe daha da parlaması; hem müzikseverler için büyük bir keyif hem de Türk sahne kültürü için kıymetli bir örnek. Aşkın Nur Yengi’nin sadece sesi değil, sahne tarzı da alkışı hak ediyor.

Haber: Murat Fırat                                          

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sözlerin Ön Planda Olduğu Bir Nilüfer Şarkısı

Murat Fırat - Uzman Gazeteci / Köşe Yazısı  Bazı şarkılar vardır; bağırmaz, kendini ispat etmeye çalışmaz. Dinleyicinin yakasına yapışmak yerine, yanına oturur. “Gökyüzü” tam olarak böyle bir şarkı. Ve belki de bu yüzden etkisi yüksek. Nilüfer’in yeni çalışması, ilk andan itibaren bir şeyi net biçimde söylüyor: Burada gösteriş değil, duygu var. Klip son derece sade ama bir o kadar da kaliteli. Abartılı mekânlar, kalabalık kadrajlar, dikkat dağıtan detaylar yok. Çünkü amaç belli: Şarkının sözleri ön planda olsun. Bu sade tercih, aynı zamanda büyük bir özgüvenin göstergesi. Kamera Nilüfer’e yaklaştıkça, mimikleri, bakışları, küçük jestleri konuşuyor. Yıllar içinde kaybolması beklenen o ilk gün enerjisi, şaşırtıcı biçimde hâlâ orada. Zorlama bir gençlik değil bu; doğal, sakin, kendinden emin bir duruş. Saç, makyaj ve kıyafet tasarımı klibin en güçlü unsurlarından biri. Şık ama iddiasız, zamansız ama bugüne ait. Özellikle genç izleyiciye hitap eden bir estetik anlayışı var....

Ebru'yla Evliyken Emre'ye Aşıktım

Teoman'ın "Yavaş Yavaş" albümünde İrem Candar'la düet yaptığı "Bana Öyle Bakma" şarkısının sözlerinde "Bana öyle bakma anlayacaklar, ikimize karşı bu dünya bizi anlamayacaklar" dediğinde Ahmet ve Emre gibi birçok Lgbti bireyinin hayatını özetlemişti. İlk görüşte aşka inanır mısınız bilmem ama Ahmet ve Emre ilk görüşte birbirlerine âşık olanlardan, sosyal medya üzerinden tanıştılar ve Ahmet askere gidene kadar hiç ayrılmadılar. Eğer aşk asker de başkaysa bunun asıl sebebi Emre'nin kuşkuya yer vermeyecek derecede Ahmet'te sadık olmasıydı! Sonrasın da ne mi oldu? Askerliği bitirip işe başlayınca Ahmet evlendi hayır yanlış okumadınız! "Toplum Baskısı" yüzünden Ahmet'de evlendi. Tanışma hikayenizi dinlemek isterim? Emre ile sosyal medya üzerinden tanıştık sohbeti çok hoşuma gitmişti belli bir süre sonra yüz yüze görüşmeye karar verdik. Bundan 7 yıl önce bir Ağustos akşamı parka görüşmeye gittim ve nasıl birisiyle karşıla...

“Popun Kraliçesi Nilüfer’den 70. Yaş Gününde Melodiyle Dans”

Haber: Murat Fırat Pop müziğin unutulmaz sesi, gerçek bir efsane, Türk müziğinin yaşayan efsanesi Nilüfer, 70. yaş gününü unutulmaz bir anıya dönüştürdü. Hayranlarına yaptığı muhteşem sürprizle, sadece yaşını değil, aynı zamanda müziğe olan tutkusunu ve yaratıcılığını da kutladı. Doğum günü sabahında sosyal medya hesaplarından paylaştığı yeni şarkısının yalnızca müziği, sözleri olmadan, adeta bir melodi çağrısı gibi yayıldı. Ancak Nilüfer, sadece bu büyülü melodiyi paylaşmakla kalmadı; müziğin ritmiyle uyum içinde zarif ve enerjik bir dans performansı sergileyerek hayranlarını büyüledi. Her notada hissedilen o eşsiz tını, zamanın ötesinde bir sanatçının kalbinden doğduğunu gösterdi. 1970’lerden itibaren Türkiye’de pop müziğin gelişimine yön veren Nilüfer, uzun yıllar boyunca sayısız hit şarkıya imza attı. Kendine has yorumuyla, samimiyetiyle ve güçlü sahne duruşuyla müzikseverlerin kalbinde taht kurdu. Kariyerinde, değişen müzik trendlerine rağmen her daim yenilikçi ruhunu korudu...