Haber: MURAT FIRAT
Müzik endüstrisi, tarihinin en büyük kimlik ve finans krizlerinden birini yaşıyor. Dijitalleşmeyle birlikte tüketim hızının tavan yaptığı, albüm ve şarkıların mali getirisinin neredeyse tamamen konserlere endekslendiği bir dönemdeyiz. Sektörde "Artık müzik para kazandırmıyor." klişesi o kadar çok kabul gördü ki pek çok sanatçı şarkı sürelerini iki dakikanın altına indirmeye, kliplerde sadece düz bir fon önünde durup şarkı söylemeye, yani masraftan ve sanatsal riskten kaçınmaya başladı. Pop müzik, fabrikasyon bir "kullan at" formülüne sıkışmışken bu ezberi tek başına bozan, piyasa kurallarına ve günün trendlerine boyun eğmek yerine trendleri kendi estetiğine uyduran bir isim var. Mabel Matiz.
Mabel Matiz, geçtiğimiz günlerde Pose Records etiketiyle yayımladığı yeni teklisi "Umrumdışı" ile bir kez daha sadece bir şarkı sunmadığını, bir vizyon inşa ettiğini kanıtladı. Sanatçının resmî YouTube açıklamasında yer alan geniş prodüksiyon kadrosu, maliyet kaygılarının arkasına sığınmadan kaliteden nasıl ödün vermediğinin en somut göstergesi. Herkesin "Para kazandırmıyor." diyerek sanattan, klip süresinden ve dansçı bütçesinden kıstığı bu minimalist ve vizyonsuz dönemde o, şarkının her saniyesine yüksek işçilik sığdırıyor. Bahti Sutekin ve Sabi Saltiel imzasını taşıyan prodüksiyon, Londra'da Prash "Engine-Earz" Mistry tarafından yapılan mastering çalışması ve İstanbul Strings'in etkileyici yaylıları, Mabel Matiz'in paranın değil kalıcı olmanın peşinde olduğunu ilan ediyor.
Klipte ve seste yaratılan o buram buram doksanlı yıllar pop estetiği de bu vizyonun önemli bir parçası. Sinan Tuncay yönetmenliğinde çekilen klipte tarihî koridorlar ve kırmızı halılar, doksanlı yılların görkemli ve teatral pop kliplerine güçlü bir saygı duruşu niteliği taşıyor. Günümüzün birbirine benzeyen yapay dijital dünyasından uzak duran sanatçı, İtalyan koreograf Gabriele Esposito eşliğinde Paris ve İstanbul'da haftalar süren provaların ardından yirmi uluslararası dansçıyla ilişkilerin boğucu çıkmazını ve labirent hissini beden diliyle ekrana taşıyor. Bu, yalnızca bir yaz şarkısına yapılan yatırım değil, bir sanatçının kendi mirasına yaptığı uzun vadeli bir yatırım.
Mabel Matiz'i günümüzün "sabun köpüğü" söz yazarlarından ayıran ve onu adeta modern zamanların bir halk ozanı hâline getiren en büyük güç ise dilindeki kadim ve sarkastik felsefe. Şarkıda geçen "Yan sen derdine, benden âlâ mal yok yine sana. Biz ne köprüler geçtik, yahu bi salsana be." dizeleri, eski halk ozanlarının feleğe ve insana meydan okuyan tavrını modern şehir hayatına taşıyor. "Benden âlâ mal yok." ifadesindeki ironi, pop müziğin kibirli dünyasında nadiren rastlanan güçlü bir kendini tiye alma örneği sunuyor. Bu yaklaşım, şarkının eğlenceli yapısının altına ince bir toplumsal gözlem de yerleştiriyor.
"Yavrum bu dertler benim, ben büyüttüm boy boy. Çekinme var daha yerim, çıkar bir de sen koy." derken dertleri birer düşman değil, koynunda büyüttüğü evlatları gibi anlatıyor. "Al al buna konuş aşkım." diyerek manipülasyonlara modern ve tavizsiz bir duruş sergiliyor. "Hevesler geçtiğinde görcem ben seni." sözüyle de geçici tutkuların ardından kalacak boşluğu hatırlatıyor. Dinleyiciyi ağlanacak hâline dans ettirerek hafifleten bu tavır, bu toprakların en tanıdık duygusal direnme biçimlerinden birini yansıtıyor.
Özel hayatını her zaman sansasyondan uzak tutarak üretkenliğiyle var olan Matiz, popüler kültürün tek tipleştirme çabalarına en güçlü cevabı köklerine dönerek veriyor. Sektör kısa videolar için müzik üretmeye devam ederken o, doksanlı yılların ruhunu, halk ozanı geleneğinden beslenen söz yazarlığını ve yüksek prodüksiyon anlayışını aynı potada eritiyor. "Umrumdışı", yalnızca yeni bir yaz hiti değil, pop müziğin hâlâ büyük fikirlerle, güçlü estetik anlayışıyla ve nitelikli üretimle var olabileceğini gösteren önemli bir manifesto. Bu yüzden Mabel Matiz, bugünün trendlerini takip eden değil, yarının estetik ölçülerini belirleyen sanatçılar arasında yer almayı fazlasıyla hak ediyor.
Yorumlar
Yorum Gönder