Ana içeriğe atla

Meltem Leylekoğlu’ndan Doğru Şarkıyla Gelen Güçlü Bir Adım: Sardunyalar


                       HABER: MURAT FIRAT

Müzik dünyasında bazı sanatçılar vardır; kendilerini bir anda değil, zaman içinde, sabırla ve üreterek ortaya koyarlar. Meltem Leylekoğlu da bu isimlerden biri. Sahne deneyimi, farklı müzik türlerine olan yatkınlığı ve kendisini geliştirme isteğiyle yoluna devam eden sanatçı, yeni çalışması “Sardunyalar” ile kariyerinde dikkat çekici bir adım atıyor.

Meltem’in müzik yolculuğuna baktığımızda, yalnızca bir şarkı söyleyen değil, bu işi hayatının merkezine alan bir sanatçı profili görüyoruz. O Ses Türkiye’de yer alarak geniş bir dinleyici kitlesinin dikkatini çeken Leylekoğlu, sahne çalışmalarını da sürdürerek müziği günlük hayatının geçici bir parçası olmaktan çıkarıp mesleki bir çizgide devam ettiriyor.

Benim açımdan bir sanatçıyı değerlendirirken yalnızca sesine ya da sosyal medyada ne kadar görünür olduğuna bakmak yeterli değil. Sahneye çıkmak, üretmek, repertuvar hazırlamak, dinleyiciyle bağ kurmak ve bütün bunları istikrarlı biçimde sürdürebilmek de önemli. Çünkü müzik yapmak başka, bu işin mesleğini yapmak başka. Meltem Leylekoğlu’nun bu noktada verdiği emek, onun kariyer yolculuğunu daha anlamlı hâle getiriyor.

“Sardunyalar” da bu yolculuğun içinde doğru bir tercih olarak öne çıkıyor. Şarkının söz ve müziği Fatih Veli’ye ait. Düzenlemesini Erdem Topuzoğlu’nun yaptığı çalışmada gitar Caner Güneysu, keman İstanbul Strings ve bas gitar Emre Türkmen tarafından üstlenilmiş. Mix ve mastering çalışmaları ise Selim Topsakal imzası taşıyor.

Bu ekip çalışması, şarkının genel atmosferine doğrudan yansıyor. “Sardunyalar” ilk dinleyişte kendisini tek bir müzik türünün içine hapsetmeyen bir yapıya sahip. Pop müziğin akıcı ve melodik tarafıyla arabeskin duygusal derinliğini bir araya getirirken, yer yer fantezi müziğin dramatik anlatımına da yaklaşan bir çizgi oluşturuyor.

Şarkının en dikkat çekici taraflarından biri, taşıdığı duygunun yalnızca sözlerle değil, melodik yapı ve yorumla birlikte verilmesi. “Sardunyalar”da içsel bir kırılma, geçmişten kalan yorgunluk, dışarıdan güçlü görünmeye çalışırken içeride yaşanan yalnızlık ve yeniden ayağa kalkma isteği hissediliyor.

İnsanın zaman zaman çevresine başka, kendi içine başka bir yüz göstermesi hayatın doğal bir parçası. Bazı insanlar ne kadar iyi görünürse görünsün, içlerinde taşıdıkları yükleri kimseye anlatamayabilir. Şarkı da tam olarak bu karşıtlık üzerinden ilerliyor. Dışarıdan sakin, kontrollü ve güçlü görünen bir insanın içinde yaşadığı fırtınayı anlatıyor.

Meltem Leylekoğlu’nun yorumu burada önem kazanıyor. Çünkü şarkının duygusal yapısı, yalnızca teknik olarak güçlü bir vokal değil, aynı zamanda hissettirebilen bir yorumcu gerektiriyor. Meltem’in sesinde bu duyguyu taşıyabilecek bir yapı bulunuyor. Özellikle şarkının kırılgan bölümlerinde sesi, parçanın anlatmak istediği ruh hâlini destekliyor.

Bence bir sanatçının sesini değerli kılan yalnızca yüksek notalara çıkabilmesi değildir. Asıl mesele, bir şarkının duygusunu dinleyiciye geçirebilmek, kelimelerin arkasındaki hikâyeyi hissettirebilmek ve gerektiğinde sesini geri çekerek parçaya alan açabilmek. Meltem’in “Sardunyalar”daki performansı da bu açıdan değerlendirildiğinde, kendisi için önemli bir gelişim alanı açıyor.

Şarkının daha önce Hatem Tutkus tarafından seslendirilmiş olması da çalışmaya ayrı bir anlam katıyor. Bir eserin farklı sanatçılar tarafından yorumlanması, aynı melodinin ve sözlerin başka bir sanatçıda nasıl bir kimliğe bürünebileceğini göstermesi açısından önemlidir. Meltem’in yorumu ise şarkıyı kendi ses rengi ve sahne deneyimi doğrultusunda yeniden şekillendiriyor.

Bu noktada Meltem’in yalnızca güzel bir sese sahip olduğunu söylemek yeterli olmaz. Onun asıl avantajlarından biri, farklı türlere uyum sağlayabilecek genişlikte bir vokal yapısına sahip olması. Pop müziğin modern ve hareketli dünyasında da, arabesk ve fantezi müziğin daha yoğun duygusal atmosferinde de kendisini gösterebilecek bir potansiyeli var.

Hatta doğru repertuvarla rock ve türkü yorumlarında da farklı bir Meltem Leylekoğlu dinleyebiliriz. Çünkü sesinin taşıdığı güç, tek bir müzik anlayışıyla sınırlı kalmasını gerektirmiyor. Burada önemli olan, hangi türü seçtiğinden çok, seçtiği şarkının kendi sesine ve sanatçı kimliğine ne kadar uyduğudur.

“Sardunyalar”ın klibi de şarkının bu duygusal yapısını destekleyen bir görüntü dili taşıyor. Yönetmenliğini Firuz Anlı’nın üstlendiği klipte gereksiz gösterişten uzak, sade ve profesyonel bir anlatım tercih edilmiş. Görüntüler şarkının önüne geçmiyor, sanatçının yorumunu bastırmıyor ve hikâyeyi anlaşılır bir atmosfer içinde destekliyor.

Bir klipte her zaman büyük prodüksiyonlara, kalabalık dekorlara ya da sürekli değişen görüntülere ihtiyaç yoktur. Bazen doğru ışık, doğru kamera kullanımı ve sanatçının doğal hâli, çok daha etkili bir sonuç ortaya çıkarabilir. “Sardunyalar” klibi de bu anlayışa yakın bir çizgide ilerliyor.

Meltem’in kamera karşısındaki duruşu da dikkat çekici. Abartılı oyunculuklara başvurmadan, şarkının duygusunu yüz ifadesi ve beden diliyle taşımaya çalışıyor. Bu doğallık, klibin samimiyetini güçlendiriyor. İzleyiciye bir rol izliyormuş hissi vermek yerine, şarkının atmosferine tanıklık ediyormuş duygusu oluşturuyor.

Prodüksiyon tarafında da çalışmanın temiz bir işçilik taşıdığı görülüyor. Gitar, keman ve bas gitarın bir araya geldiği düzenleme, parçanın duygusal yapısını destekliyor. Özellikle yaylıların kullanımı, şarkıya hafif bir dramatik hava kazandırırken, pop altyapının akıcılığı parçanın dinlenebilirliğini koruyor.

Burada Erdem Topuzoğlu’nun düzenlemesi ayrıca önem taşıyor. Çünkü bu tür şarkılarda fazla yoğun bir aranjman, sanatçının sesini geri plana itebilir. “Sardunyalar”da ise Meltem’in vokali merkezde tutulmuş. Enstrümanlar, yorumun önüne geçmek yerine onu tamamlayan bir görev üstleniyor.

Meltem Leylekoğlu’nun kariyerinde bundan sonraki süreçte en önemli konu, doğru şarkı seçimlerini sürdürebilmesi olacak. Bir sanatçının güçlü olması tek başına yeterli değil. Doğru zamanda doğru projede yer almak, kendisini tekrar etmemek, farklı çalışmalarla dinleyicinin karşısına çıkmak ve kendi müzikal çizgisini oluşturmak gerekiyor.

Türkiye’de güçlü kadın vokallerin bulunduğu geniş bir müzik dünyası var. Funda Arar, Sibel Can, Linet, Derya Uluğ ve Yonca Lodi gibi isimler, farklı dönemlerde ve farklı müzikal çizgilerde kendi seslerini ortaya koyarak kalıcı bir yer edindiler. Meltem Leylekoğlu’nu bugün bu isimlerle aynı noktada görmek elbette erken olabilir. Ancak doğru destek, doğru repertuvar ve güçlü projelerle ileride bu kulvarda kendisine önemli bir alan açabilecek potansiyele sahip olduğunu düşünüyorum.

Çünkü Meltem’in sesinde yalnızca güzel bir tını değil, farklı müzik türlerine uyum sağlayabilecek bir genişlik de var. Pop müziğin modern yapısından arabeskin duygusal dünyasına, fantezi müzikten rock ve türkü yorumlarına kadar farklı alanlarda kendisini gösterebilecek bir vokal yapıya sahip. Özellikle doğru şarkılarla buluştuğunda, sesinin taşıdığı gücün çok daha geniş bir şekilde ortaya çıkabileceğine inanıyorum.

Burada önemli olan Meltem’in bir başkasının izinden gitmesi değil, kendi sanatçı kimliğini oluşturması. Funda Arar’ın kendine özgü yorum gücü, Sibel Can’ın sahne hâkimiyeti, Linet’in güçlü vokali, Derya Uluğ’un modern müzik anlayışı ve Yonca Lodi’nin kendine has sanatçı kimliği, müzik dünyasında farklı yolların nasıl kalıcı bir kariyere dönüşebileceğini gösteriyor. Meltem’in de kendi sesini ve kendi hikâyesini bulduğu noktada, bu güçlü kadın sanatçıların arasında kendisine ait bir alan oluşturabileceğini düşünüyorum.

Elbette bunun için yalnızca iyi şarkılar söylemek yeterli olmayacak. Sanatçının kendisini tanıması, hangi repertuvarın ona yakıştığını bilmesi ve kariyerini kısa süreli popülerlik yerine uzun vadeli bir anlayışla kurması gerekiyor. Bugün sosyal medya görünürlüğü, sahne performansı ve dijital dinlenme rakamları önemli olabilir. Ancak kalıcı sanatçı kimliği, bütün bunların ötesinde oluşuyor.

Meltem’in avantajı, sahne deneyimine sahip olması. Sahne, bir sanatçının kendisini gerçek anlamda tanıdığı yerdir. Stüdyo ortamında kusursuz bir kayıt almak başka bir şeydir, canlı performans sırasında dinleyicinin karşısına çıkıp aynı duyguyu aktarabilmek başka bir şeydir. Meltem’in sahne çalışmalarını sürdürmesi, bu açıdan onun için önemli bir birikim oluşturuyor.

Müziğin meslek tarafı da burada devreye giriyor. Bir sanatçı yalnızca yeni şarkı yayımladığı zaman değil, hazırlık sürecinde, prova döneminde, sahne arkasında ve dinleyiciyle kurduğu ilişkide de kendisini geliştirmeye devam eder. Bu nedenle sahne alan, üreten ve müziği düzenli biçimde sürdüren sanatçıların emeğini ayrıca değerlendirmek gerektiğini düşünüyorum.

Meltem Leylekoğlu’nun “Sardunyalar” çalışması, tam da bu emeğin görünür hâle geldiği işlerden biri. Belki kariyerinin en büyük dönüm noktası olduğunu söylemek için erken. Ancak doğru yönde atılmış, sanatçının kendisini daha geniş bir dinleyici kitlesine anlatmasına yardımcı olabilecek güçlü bir adım olduğu açık.

Bundan sonraki süreçte Meltem’in daha cesur repertuvar seçimleri yapması, farklı müzikal renkleri denemesi ve kendi imzasını taşıyan projelere yönelmesi önemli olacaktır. Çünkü bir sanatçının kalıcı olması, yalnızca bir şarkının başarısına değil, zaman içinde ortaya koyduğu bütünlüklü çalışmalara bağlıdır.

“Sardunyalar”ın taşıdığı duygu da Meltem’in bu yolculuğu için anlamlı bir başlangıç sunuyor. Solmuş görünen umutların yeniden canlanması, geçmişin yükünü geride bırakma isteği ve insanın kendisini yeniden bulma çabası, yalnızca bir şarkının hikâyesi değil; sanatçının kariyer yolculuğuna da yakışan bir anlatı.

Meltem Leylekoğlu, doğru destek ve doğru projelerle daha geniş kitlelere ulaşabilecek bir ses. Bunun için ihtiyacı olan şey, yalnızca görünür olmak değil, kendi çizgisini istikrarlı biçimde oluşturmak. “Sardunyalar” ise bu çizginin şekillenmeye başladığını gösteren, dikkatle dinlenmesi gereken bir çalışma olarak karşımızda duruyor.

Sonuç olarak Meltem Leylekoğlu, sahne deneyimi, vokal gücü ve farklı müzik türlerine açık yapısıyla geleceğe dair merak uyandıran sanatçılardan biri. “Sardunyalar”, onun kariyerinde önemli bir basamak oluştururken, dinleyiciye de Meltem’in yalnızca bugünkü hâlini değil, ileride ulaşabileceği noktaları düşünme fırsatı veriyor.

Müzik dünyasında kalıcı olmak kolay değil. Bunun için sabır, emek, doğru seçimler ve zaman gerekiyor. Meltem’in bu yolculukta ne kadar ilerleyeceğini elbette gelecek gösterecek. Ancak bugün ortaya koyduğu çalışma, onun bu mesleğe yalnızca bir heves olarak bakmadığını, kendisine ait bir yer oluşturmak için mücadele ettiğini gösteriyor.

Ve bazen bir sanatçının geleceğini anlamak için büyük sözlere değil, yaptığı işe bakmak yeterlidir. Meltem Leylekoğlu’nun “Sardunyalar”ı da tam olarak böyle bir iş. Sade, duygulu, profesyonel ve üzerinde durulmayı hak eden bir çalışma.

Yorumlar

Popüler Yayınlar

Müziğin Ritimlerinden Beyaz Perdeye Sektörün Ezberlerini Bozan Bir Yönetmen Portresi

                 Röportaj: MURAT FIRAT  Türkçe rap kültürünün henüz emekleme aşamasında olduğu yıllarda imkânsızlıkların ortasında prodüktörlük ve yapımcılık üstlenerek bir devrin temellerini atan öncü bir vizyoner. Müzik kariyerinde onlarca albüme imza atıp yüzlerce klip çektikten sonra sinemanın görsel dünyasına adım atan ve Şuursuz Aşk gibi projelerle ulusal ve uluslararası arenada ödüllere layık görülen sıra dışı bir yazar ve yönetmen. Sadece kamera arkasındaki ustalığıyla değil popüler kültür standartlarına sektörün yapımcı egolarına ve sahte şöhret algısına karşı sergilediği tavizsiz duruşuyla da fark yaratıyor. Müziğin hikaye anlatıcılığından Alman sinema disiplinine set ortamındaki katı ilkelerinden evlilik ve hayata dair samimi itiraflarına kadar uzanan bu söyleşide popülist ezberleri bozan son derece dobra bir sanat yolculuğuna tanıklık edeceksiniz. Kariyerinize Türkçe rap’in henüz emekleme aşamasında olduğu dönemle...

Zeynep Mansur’dan Popun Tatlı ve Alaycı Yüzüne Güçlü Bir Dönüş: “Di Mi?”

                        Haber: MURAT FIRAT  Türk pop müziğinde bazı şarkılar vardır; ilk dinleyişte büyük iddialar ortaya koymaz, kendisini dinleyiciye zorla kabul ettirmeye çalışmaz ama insanın kulağında güzel bir iz bırakır. Bir süre sonra fark edersiniz ki melodisi aklınızda dolaşıyor, nakaratını istemeden mırıldanıyorsunuz ve yeniden dinlemek istiyorsunuz. Zeynep Mansur’un yeni çalışması “Di Mi?” bende tam olarak böyle bir his uyandırdı. Uzun zamandır Türkçe pop müziğin içerisinde farklı türlerin birbirine fazlasıyla karıştığı bir dönemi yaşıyoruz. Rap müzik, arabesk, elektronik altyapılar ve deneysel sound’lar pop müziğin sınırlarını genişletirken, zaman zaman popun kendi sade ve melodik kimliğini de geride bıraktığını görüyoruz. Elbette müzik değişecek, gelişecek ve yeni türlerle buluşacak. Ancak bazen insan yalnızca iyi yazılmış, iyi düzenlenmiş ve sanatçının kendisini rahatlıkla ifade edebildiği bir pop...

30 Yıl Sonra Yeniden Konuşan Göksel: “İçimdeki Çocuk Hiç Değişmedi”

                  Röportaj: MURAT FIRAT Bir sanatçıyı yalnızca en çok bilinen şarkılarıyla tanımak, bazen onun hayatının en önemli bölümünü kaçırmak demektir. Çünkü sahnede görünen birkaç dakikanın, bir albüm kapağının ya da radyolarda yıllarca çalan bir şarkının arkasında; hayaller, kırgınlıklar, mücadeleler, bekleyişler ve yeniden ayağa kalkma cesareti vardır. Göksel’in hikâyesi de tam olarak böyle bir hikâye. 1996 yılında “Senden Kalan” albümüyle müzik dünyasına adım atan, ardından “Gönüllü Yazıldım” gibi bir eseri 90’lar Türk pop müziğinin hafızasına bırakan Göksel, aradan geçen 30 yıla rağmen geçmişte kalmış bir isim olarak değil, hâlâ üreten, hâlâ düşünen ve hâlâ yeni şarkıların peşinden giden bir müzisyen olarak karşımızda. Bu röportajın çıkış noktası da biraz tesadüf, biraz merak ve biraz da geçmişin bugüne bıraktığı izlerle ilgili. 90’lar şarkıları arasında yeniden karşıma çıkan “Gönüllü Yazıldım”, beni yalnızca bir haber hazırlamaya...

Herkes Kolaya Kaçarken Gülşen Çıtayı Bir Kez Daha Yükseltti

                        Haber: MURAT FIRAT  Müzik endüstrisinin son yılların en büyük kimlik ve finans krizlerinden birini yaşadığı bir dönemdeyiz. Tüketim alışkanlıklarının değişmesi, dijital platformların hız odaklı yapısı ve yapay zekâ destekli üretimlerin giderek yaygınlaşması, müziğin üretim biçimini de kökten değiştirdi. Şarkılar iki dakikanın altına inerken, büyük prodüksiyonlar yerini düşük maliyetli işlere bıraktı. Üstelik sektörün önemli bir bölümü, "Müzikten artık para kazanılmıyor." düşüncesini neredeyse ortak bir kabulleniş hâline getirmiş durumda. Tam da böyle bir atmosferde Gülşen, İtaat Yok ile yalnızca yeni bir single yayımlamadı. Aynı zamanda pop müziğin hâlâ büyük fikirlerle, cesur prodüksiyonlarla ve yüksek standartlarla üretilebileceğini gösteren güçlü bir cevap verdi. Yaklaşık otuz yıldır sahnede, stüdyoda ve ekranlarda istikrarını koruyan sanatçı, kariyerinin bu döneminde bile kendini tek...

Selahattin Erhan: "İnsanların Hayatına Dokunmayan Hiçbir İşin Gerçek Bir Anlamı Yok"

                  Röportaj: MURAT FIRAT  Türk pop müziğinde yıllardır birçok unutulmaz esere imza atan söz yazarı ve besteci Selahattin Erhan, üretim anlayışından müzik sektörüne, hekimlik mesleğinden hayat felsefesine kadar pek çok konuda samimi açıklamalarda bulundu. Zerrin Özer'den Bülent Ersoy'a, Funda Arar'dan Mustafa Sandal'a kadar birçok önemli isme verdiği eserlerle tanınan Erhan, bu röportajda yalnızca kariyer yolculuğunu değil; sanatın topluma katkısını, müziğin değişen yüzünü, telif haklarını, genç müzisyenlere tavsiyelerini ve geleceğe dair hedeflerini de tüm açıklığıyla anlattı. Bugün birçok sanatçı tarafından seslendirilen eserlerin altında imzanız var. Ancak sizi sadece şarkılarınızla tanıyan geniş bir kitle bulunuyor. Selahattin Erhan'ı kendi cümleleriyle nasıl anlatırsınız? Bugüne kadar uzanan yolculuğunuzu nasıl özetlersiniz? Yaptığım ya da yapacağım işler ne olursa olsun, insanların hayatına pozitif katkıla...

“Gelip Geçenlere Karşı Bir Duruş: Zerrin Özer’den Güçlü Bir Müzikal Manifesto ‘Geliyorlar Gidiyorlar’”

Haber: MURAT FIRAT Türk pop müziğinin zamana meydan okuyan sesi  Zerrin Özer , yeni şarkısı  Geliyorlar Gidiyorlar  ile bir kez daha yalnızca müzik yapmadığını, aynı zamanda bir duruş sergilediğini kanıtlıyor. Bu çalışma; hız çağının ilişkilerine, yüzeysel duygularına ve kolay tüketilen aşklarına karşı güçlü bir itiraz niteliği taşıyor. Dinleyiciye sadece melodik bir deneyim sunmakla kalmıyor; aynı zamanda içsel bir yüzleşmeye davet ediyor. Şarkının sözlerinde  Habil Ceyhan  imzası var; sade ama etkili bir dil kullanımıyla günümüz ilişkilerinin kırılganlığını gözler önüne seriyor. Bestede  Bülent Yetiş , duygunun omurgasını kurarken; düzenlemede  Mustafa Arapoğlu  ve  Göksel Kamçı  modern dokunuşlarıyla parçayı bugünün ritmine başarıyla taşıyor. Ortaya çıkan sonuç; geçmişin deneyimi ile bugünün enerjisini buluşturan dengeli ve etkileyici bir yapı. Zerrin Özer, bu şarkıda yalnızca bir yorumcu değil; adeta bir anlatıcı, hatta bir tanık. Sö...

Gökberk Demirci: Kalbimin ve mantığımın el verdiği sürece oyunculukta çok katı kuralım yoktur

Gökberk seni tanıyalım? 1989 yılında İzmit’te dünya'ya geldim. O zamanları fazla hatırlamıyorum, fakat mutlu bir bebekmişim fotoğraflardan anladığım kadarıyla  ;)   Aslen Adanalı’yım. Babamın mesleğinden dolayı birçok yer gezdik, gördük ve yaşadık. Benden 6 yıl sonra kardeşim Berkay dünyaya geldi. Pek uslu sayılmazmışım; öyle diyorlar. Ama o evre çok uzun sürmedi. Sanırım çocukken de büyüktüm hep! Hiç değişmediğimi söylerler.  ;) Sanırım oyunculuk kariyerin çocuk oyunları ve skeçlerle başladı? Kariyerim sayılmaz ama temeli çocukluk yıllarına dayanıyor. Özel günlerde oynanan oyunlar, anlık girilen karakterler ve başka birisi gibi davranmalar vs, vs (gülüyor). Çocukken fazla enerjiktim. Haliyle öğretmenlerim de bunu bir yarara dönüştürdüler. Hem benim için, hem de kendi sinir sistemleri adına  ;) 😉   Birçok konuda en büyük destekçim önce inancım, sonra ailem ve yakın çevrem oldu. Cengiz Küçükavyaz tiyatrosu ve Aktör-ist’lun kariyerin açısından ...

Bir Şarkının Yeniden Nefes Alışı: Zeynep Casalini ve Gözlerin'in Sessiz Gücü

                      Haber: MURAT FIRAT  Bazı şarkılar vardır. İlk dinleyişte güzel gelir. Bazıları ise yıllar geçtikçe anlamını büyütür, her kuşakta yeniden başka bir kalbe dokunur. Çünkü gerçek eserler zamana direnmez, zamanla birlikte olgunlaşır. Onları yeniden söyleyen her yorumcu da yalnızca bir şarkıyı seslendirmez. O eserin hafızasına kendi ruhunu bırakır. Zeynep Casalini'nin sesinden dinlediğimiz Gözlerin de tam olarak böyle bir yeniden buluşmanın hikâyesini anlatıyor. Bir klasikle yeniden karşılaşmanın en büyük riski, dinleyicinin hafızasında yer etmiş duyguyu bozabilmektir. Çünkü yıllardır bizimle yaşayan eserler yalnızca melodileriyle değil, taşıdıkları anılarla da var olur. Bu yüzden onları yeniden yorumlamak cesaret ister. Zeynep Casalini ise bu cesareti gösterirken şarkıyı değiştirmeye çalışmıyor. Tam tersine onun özüne yaklaşmayı tercih ediyor. Bu yaklaşım, yorumun en güçlü tarafını oluşturuyor. Gözl...

Türkiye'nin ilk egzotik "Karınca Çiftliği"

Uzun zamandır takip ettiğim genç bir Youtuber var. Yeditepe Üniversite'sinde Endüstri Ürünleri ve Tasarımı bölümü mezunu, oyunculuğa merak salıp tiyatro eğitimi aldı, ayrıca "Karınca Çiftliğim" kanalında egzotik hayvanların videolarını paylaşıyor. Tek ve en büyük hedefinin "hayvan sevgisini insanlara aşılamak olduğunu" belirten Tuğkan Gönültaş, evinde hayvan beslemek isteyenlere çok özel tavsiyelerde bulundu. Merak edenler için soruyorum: Tuğkan Gönültaş kendini anlatabilir misin?  Selam, bendeniz Tuğkan GÖNÜLTAŞ. 1987 yılında İstanbul’da doğdum. Yeditepe Üniversite’sinde Endüstri Ürünleri ve Tasarımı Bölümü’nü bitirmemin hemen ardından, kısa süreli bir yurt dışı serüveninden sonra tekstil sektöründe kendi markamı kurdum.   Vatani görevimin ardından oyunculuğa merak sardım ve tiyatro eğitimine başladım. Çocukluğumdan beri iç içe olduğum egzotik hayvanların paylaşımlarını (hobi olarak) Youtube üzerind...