Ana içeriğe atla

Zeynep Mansur’dan Popun Tatlı ve Alaycı Yüzüne Güçlü Bir Dönüş: “Di Mi?”

                        Haber: MURAT FIRAT 

Türk pop müziğinde bazı şarkılar vardır; ilk dinleyişte büyük iddialar ortaya koymaz, kendisini dinleyiciye zorla kabul ettirmeye çalışmaz ama insanın kulağında güzel bir iz bırakır. Bir süre sonra fark edersiniz ki melodisi aklınızda dolaşıyor, nakaratını istemeden mırıldanıyorsunuz ve yeniden dinlemek istiyorsunuz. Zeynep Mansur’un yeni çalışması “Di Mi?” bende tam olarak böyle bir his uyandırdı.

Uzun zamandır Türkçe pop müziğin içerisinde farklı türlerin birbirine fazlasıyla karıştığı bir dönemi yaşıyoruz. Rap müzik, arabesk, elektronik altyapılar ve deneysel sound’lar pop müziğin sınırlarını genişletirken, zaman zaman popun kendi sade ve melodik kimliğini de geride bıraktığını görüyoruz. Elbette müzik değişecek, gelişecek ve yeni türlerle buluşacak. Ancak bazen insan yalnızca iyi yazılmış, iyi düzenlenmiş ve sanatçının kendisini rahatlıkla ifade edebildiği bir pop şarkısı dinlemek istiyor.

“Di Mi?” tam da bu ihtiyaca cevap veren çalışmalardan biri.

Şarkıyı dinlediğim ilk andan itibaren sözlerinin tatlı ve sempatik tarafı dikkatimi çekti. Özellikle Zeynep Mansur’un vokal yorumunda şarkının sözlerini sıradan bir ayrılık ya da sitem şarkısı olmaktan çıkaran özel bir ton var. Karşısındaki kişinin çelişkili davranışlarını sorgulayan bir kadın karakter görüyoruz ama bu karakter ağlayan, öfkelenen ya da kendisini tamamen mağdur eden biri değil. Tam tersine, yaşananları biraz tebessümle karşılayan, hatta zaman zaman karşısındaki insanla hafifçe alay eden bir tavır taşıyor.

Bence şarkının en güçlü taraflarından biri de bu.

Zeynep Mansur’un “Di Mi?” derken kullandığı ses tonu, parçaya kendine özgü bir karakter kazandırıyor. Sanki karşısındaki kişiye hafifçe gülümseyerek, “Gerçekten böyle değil miydi?” diye soruyor. Bu ifade bazen alaycı, bazen tatlı, bazen de son derece sempatik bir kadın enerjisi taşıyor. Şarkının tekrar eden bu küçük sorusu, yalnızca bir nakarat unsuru değil, parçanın bütün ruhunu belirleyen bir anlatım biçimine dönüşüyor.

Burada sanatçının yorum gücü devreye giriyor. Aynı sözler daha sert ya da daha dramatik bir vokalle söylenseydi şarkının bütün atmosferi değişebilirdi. Zeynep Mansur ise parçanın mizahi tarafını koruyarak, dinleyiciyi ağır bir ayrılık hikâyesine sürüklemek yerine hafif ve eğlenceli bir ilişkinin içinden geçiriyor.

Şarkının anlattığı hikâyeye baktığımızda da günümüz ilişkilerinin oldukça tanıdık bir tarafını görüyoruz. Bir dönem yoğun ilgi gösteren, sevgisini büyük cümlelerle anlatan, karşısındaki insana kendisini özel hissettiren birinin kısa süre içerisinde geri çekilmesi ve ortadan kaybolması, modern ilişkilerin en sık tartışılan meselelerinden biri haline geldi. “Di Mi?” bu durumu akademik ya da ağır bir dille anlatmıyor. Tam tersine, yaşanan çelişkiyi eğlenceli bir sorgulamayla ele alıyor.

Şarkıda bir tarafın geçmişteki yoğun sevgiyi hatırlatması, diğer tarafın ise bugün geldiği noktada hiçbir şey olmamış gibi davranması üzerine kurulu bir hesaplaşma var. Fakat bu hesaplaşma karanlık değil. Sitem var ama güçsüzlük yok. Kırgınlık var ama teslimiyet yok. Asıl dikkat çekici olan da bu.

Müzikal açıdan bakıldığında “Di Mi?”, modern slap house ritimlerini taşıyan enerjik bir pop çalışması. Levent Lodos’un düzenlemesi, parçanın tempolu yapısını desteklerken melodik tarafını da koruyor. Elektronik altyapı şarkıya güncel bir hava katıyor ancak müziğin önüne geçmiyor.

Bu denge günümüz pop müziğinde her zaman kolay kurulabilen bir şey değil.

Çünkü son yıllarda birçok çalışmada altyapı, efektler ve ritim ön plana çıkarken şarkının melodisi ya da sözleri ikinci planda kalabiliyor. “Di Mi?” ise hareketli olmasına rağmen dinleyiciyi yalnızca ritimle yakalamaya çalışmıyor. Melodisi akılda kalıyor, nakaratı kolayca benimseniyor ve şarkı kendi içerisinde doğal bir akış taşıyor.

Ben bu çalışmayı dinlerken özellikle 2000’li yılların pop müziğine ait bazı duyguları yeniden hissettim. O dönemin daha renkli, daha enerjik, daha doğrudan ve daha melodik pop anlayışını hatırlatan bir taraf var. Hande Yener’in, Bengü’nün ve dönemin farklı pop sanatçılarının kliplerinde ve şarkılarında gördüğümüz o canlılık, bugün modern prodüksiyon anlayışıyla yeniden karşımıza çıkıyor.

Ancak burada önemli olan nostalji yapmak değil.

“Di Mi?” geçmişi taklit etmiyor. 90’ların amatör pop ruhuyla 2010’lu yılların giderek rap ve arabesk etkisine yaklaşan müzik anlayışının arasında, kendisine daha sade ve dengeli bir alan açıyor. Bana göre şarkının en kıymetli tarafı da bu. Güncel olmak için pop müziğin bütün alışılmış özelliklerinden vazgeçmiyor.

Bazen iyi bir pop şarkısı için fazlasına gerek yoktur.

İyi bir melodi, doğru bir vokal yorum, akılda kalıcı bir nakarat ve dinleyiciyi yormayan bir düzenleme yeterlidir. “Di Mi?” bu açıdan oldukça başarılı bir iş.

Projeyi biraz daha yakından incelediğimde, arkasındaki ekip çalışması da dikkatimi çekti. Söz ve müziği Altuğ Bilsev’e, düzenlemesi Levent Lodos’a ait olan şarkı, Zeynep Mansur’un bir önceki çalışmasında da birlikte çalıştığı yaratıcı ekibin devamlılığını taşıyor. Bu durum bana sanatçının son dönem çalışmalarında belirli bir müzikal anlayışı korumaya çalıştığını düşündürdü.

Bir sanatçı ile söz yazarı ve aranjör arasındaki uyum, zaman içerisinde ortaya çıkan işlerin karakterini doğrudan etkileyebilir. Birlikte çalışan ekip, sanatçının sesini, ifade biçimini ve hangi müzikal dünyada daha güçlü olduğunu daha iyi tanımaya başlar. “Loş” ile “Di Mi?” arasında tür ve atmosfer açısından farklılıklar olsa da ortak bir yaratıcı dilin oluştuğu hissediliyor.

Bu devamlılık bence projenin önemli avantajlarından biri.

Çünkü her yeni şarkıda tamamen farklı bir kimliğe bürünmek yerine, sanatçının kendi müzikal yolculuğunu adım adım geliştirmesi daha kalıcı sonuçlar doğurabilir. Zeynep Mansur’un son dönem çalışmalarında da böyle bir arayış görülüyor.

Ercüment Vural’ın vokal koçluğu ise şarkının yorum tarafındaki bir diğer önemli detay. Zeynep Mansur’un vokal performansında yılların deneyimi hissedilirken, şarkının tempolu yapısına uygun kontrollü ve dinamik bir söyleyiş dikkat çekiyor. Ancak burada teknik detaylardan daha önemli olan şey, sanatçının şarkıyı kendi kişiliğiyle yorumlaması.

Bazı sanatçılar teknik olarak kusursuz olabilir ama dinleyiciye bir duygu geçiremeyebilir. Bazı sanatçılar ise seslerini gösterişli biçimde kullanmadan yalnızca yorumlarıyla bir şarkıya karakter kazandırabilir. Zeynep Mansur’un “Di Mi?”deki en büyük avantajı, bence bu karakter duygusu.

Şarkıyı söylerken fazla zorlanmıyor, gereksiz dramatikleşmiyor ve parçanın eğlenceli tarafını kaybetmiyor. Özellikle tekrar eden nakarat bölümünde kullandığı o hafif alaycı ton, çalışmayı sıradan bir pop şarkısından biraz daha farklı bir noktaya taşıyor.

Klip tarafında ise ortaya gerçekten başarılı ve modern bir iş çıkmış.

Işıl Kardeşler yönetmenliğinde hazırlanan klip, şarkının enerjisini görsel dünyaya başarılı biçimde taşıyor. Benim klipte en çok hoşuma giden unsurlardan biri, görüntülerin son derece temiz ve kontrollü olmasıydı.

Günümüzde birçok klipte gereğinden fazla efekt, karmaşık görüntüler ve prodüksiyonun önüne geçen görsel gösterişlerle karşılaşıyoruz. “Di Mi?” klibinde ise böyle bir kalabalık hissi yok. Görüntü dili modern, estetik ve şarkının ruhuna uygun.

Klip, kendisini kanıtlamak için gereksiz bir çabaya girmiyor.

Bu sadelik aslında büyük bir avantaj.
Çünkü iyi bir klip her zaman çok fazla şey anlatmak zorunda değil. Bazen sanatçının enerjisini, şarkının ritmini ve görsel kimliğini doğru biçimde yansıtması yeterlidir. “Di Mi?” bu açıdan oldukça dengeli bir çalışma olarak dikkat çekiyor.

Işıl Kardeşler’in klip yönetmenliğinin yanı sıra kapak tasarımında da görev alması, projenin görsel bütünlüğünü güçlendiren bir detay. Klipten tanıtım fotoğraflarına kadar ortak bir estetik anlayışın korunması, single çalışmasının yalnızca bir müzik ürünü değil, bütünlüklü bir proje olarak hazırlanmasını sağlıyor.

Serhat Hayri imzalı fotoğraflar da bu görsel dünyanın önemli bir parçası. Styling’in Zeynep Mansur’a ait olması ise sanatçının kendi imajına doğrudan dahil olduğunu gösteriyor. Kıyafetlerden saç ve makyaj tercihlerine kadar hazırlanan bütünlük, modern pop kimliğini destekliyor.

Açıkçası klipteki tarzı, kıyafetleri ve genel görsel atmosferi oldukça başarılı buldum. Zeynep Mansur burada kendisini yenilemeye çalışırken geçmişteki kimliğini tamamen kaybetmemiş. Bu da uzun yıllardır müzik yapan sanatçılar açısından önemli bir denge.
Çünkü yenilenmek başka bir sanatçıya dönüşmek anlamına gelmemeli.

Sanatçının geçmiş deneyimi, kendi karakteri ve müzikal kimliği korunarak günümüzün estetik anlayışına uyum sağlanması daha değerli. “Di Mi?”de bu dengeyi görmek mümkün.

Şarkının bana düşündürdüğü bir başka konu da pop müziğin sadeleşmeye duyduğu ihtiyaç.

Son yıllarda türlerin birbirine karışması müzik dünyasını zenginleştirdi. Ancak pop müziğin kendi melodik kimliğini kaybetmesi, dinleyici açısından zaman zaman bir boşluk yaratıyor. İnsan her zaman ağır sözler, karanlık hikâyeler ya da yoğun prodüksiyonlar dinlemek istemiyor.

Bazen yalnızca iyi hissettiren bir şarkıya ihtiyaç duyuyor.

“Di Mi?” tam olarak böyle bir çalışma. Dinleyiciyi yormuyor, kendisini ağır bir müzikal iddia ile sunmuyor ama kaliteli bir pop şarkısının taşıması gereken temel özellikleri yerine getiriyor.

Ben uzun zamandır Türkçe pop müzik içerisinde bu kadar sade, temiz ve keyifli bir çalışma dinlediğimi söyleyebilirim. Şarkının özellikle rap ve arabesk etkilerinin yoğunlaştığı bir dönemde, kendi pop kimliğini koruması bana oldukça değerli geliyor.

Elbette bir şarkının kaliteli olması, onun kendiliğinden geniş kitlelere ulaşacağı anlamına gelmiyor. Günümüz müzik sektöründe PR ve reklam çalışmaları da en az şarkının kendisi kadar önemli.

“Di Mi?” gibi bir çalışmanın doğru tanıtım stratejisiyle desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü artık iyi bir şarkı yapmak kadar, o şarkının dinleyiciye ulaşmasını sağlamak da önemli bir emek istiyor. Radyo çalışmaları, sosyal medya içerikleri, röportajlar, dijital platformlardaki görünürlük ve doğru iletişim planlaması, bir single’ın ömrünü doğrudan etkileyebiliyor.

Bazen gerçekten kaliteli işler yeterince duyurulmadığı için kısa sürede gündemden düşebiliyor. Buna karşılık güçlü bir tanıtım çalışmasıyla öne çıkan bazı şarkılar, müzikal açıdan hak ettiğinden daha fazla ilgi görebiliyor.

İdeal olan, kaliteli müzik ile doğru PR çalışmasının birlikte ilerlemesi.

Zeynep Mansur’un “Di Mi?” projesinde müzikal ve görsel açıdan güçlü bir temel var. Şimdi önemli olan, bu çalışmanın hak ettiği dinleyici kitlesine ulaşabilmesi.

Çünkü iyi şarkıların yalnızca yayımlandıkları gün konuşulması değil, zaman içerisinde yaşamaya devam etmesi gerekiyor.

Sonuç olarak “Di Mi?”, Zeynep Mansur’un modern pop müzik anlayışını başarılı biçimde yansıtan bir çalışma. Altuğ Bilsev’in söz ve müziği, Levent Lodos’un düzenlemesi, Ercüment Vural’ın vokal katkısı, Işıl Kardeşler’in görsel dünyası ve Serhat Hayri’nin fotoğraflarıyla ortaya çıkan ekip çalışması, projenin bütünlüğünü güçlendiriyor.

Ancak tüm teknik detayların ötesinde, bu şarkının dinleyicide bıraktığı his daha önemli.

Zeynep Mansur’un o tatlı, hafif alaycı ve sempatik vokal yorumu; şarkının modern ritmiyle birleştiğinde ortaya dinlemesi keyifli bir pop çalışması çıkıyor. “Di Mi?” derken kullanılan o küçük ifade, aslında şarkının bütün karakterini taşıyor.

Biraz sitem, biraz mizah, biraz özgüven ve bolca pop enerjisi...

Belki de Türk pop müziğinin bugün ihtiyaç duyduğu şeylerden biri tam olarak bu.

Kendini fazla ciddiye almadan kaliteli olabilmek.

Modernleşirken melodisini kaybetmemek.

Ve en önemlisi, dinleyiciye yeniden iyi bir pop şarkısı dinlemenin keyfini hatırlatmak.

“Di Mi?” bana göre tam da bunu başarıyor.

Yorumlar

Popüler Yayınlar

Müziğin Ritimlerinden Beyaz Perdeye Sektörün Ezberlerini Bozan Bir Yönetmen Portresi

                 Röportaj: MURAT FIRAT  Türkçe rap kültürünün henüz emekleme aşamasında olduğu yıllarda imkânsızlıkların ortasında prodüktörlük ve yapımcılık üstlenerek bir devrin temellerini atan öncü bir vizyoner. Müzik kariyerinde onlarca albüme imza atıp yüzlerce klip çektikten sonra sinemanın görsel dünyasına adım atan ve Şuursuz Aşk gibi projelerle ulusal ve uluslararası arenada ödüllere layık görülen sıra dışı bir yazar ve yönetmen. Sadece kamera arkasındaki ustalığıyla değil popüler kültür standartlarına sektörün yapımcı egolarına ve sahte şöhret algısına karşı sergilediği tavizsiz duruşuyla da fark yaratıyor. Müziğin hikaye anlatıcılığından Alman sinema disiplinine set ortamındaki katı ilkelerinden evlilik ve hayata dair samimi itiraflarına kadar uzanan bu söyleşide popülist ezberleri bozan son derece dobra bir sanat yolculuğuna tanıklık edeceksiniz. Kariyerinize Türkçe rap’in henüz emekleme aşamasında olduğu dönemle...

30 Yıl Sonra Yeniden Konuşan Göksel: “İçimdeki Çocuk Hiç Değişmedi”

                  Röportaj: MURAT FIRAT Bir sanatçıyı yalnızca en çok bilinen şarkılarıyla tanımak, bazen onun hayatının en önemli bölümünü kaçırmak demektir. Çünkü sahnede görünen birkaç dakikanın, bir albüm kapağının ya da radyolarda yıllarca çalan bir şarkının arkasında; hayaller, kırgınlıklar, mücadeleler, bekleyişler ve yeniden ayağa kalkma cesareti vardır. Göksel’in hikâyesi de tam olarak böyle bir hikâye. 1996 yılında “Senden Kalan” albümüyle müzik dünyasına adım atan, ardından “Gönüllü Yazıldım” gibi bir eseri 90’lar Türk pop müziğinin hafızasına bırakan Göksel, aradan geçen 30 yıla rağmen geçmişte kalmış bir isim olarak değil, hâlâ üreten, hâlâ düşünen ve hâlâ yeni şarkıların peşinden giden bir müzisyen olarak karşımızda. Bu röportajın çıkış noktası da biraz tesadüf, biraz merak ve biraz da geçmişin bugüne bıraktığı izlerle ilgili. 90’lar şarkıları arasında yeniden karşıma çıkan “Gönüllü Yazıldım”, beni yalnızca bir haber hazırlamaya...

Herkes Kolaya Kaçarken Gülşen Çıtayı Bir Kez Daha Yükseltti

                        Haber: MURAT FIRAT  Müzik endüstrisinin son yılların en büyük kimlik ve finans krizlerinden birini yaşadığı bir dönemdeyiz. Tüketim alışkanlıklarının değişmesi, dijital platformların hız odaklı yapısı ve yapay zekâ destekli üretimlerin giderek yaygınlaşması, müziğin üretim biçimini de kökten değiştirdi. Şarkılar iki dakikanın altına inerken, büyük prodüksiyonlar yerini düşük maliyetli işlere bıraktı. Üstelik sektörün önemli bir bölümü, "Müzikten artık para kazanılmıyor." düşüncesini neredeyse ortak bir kabulleniş hâline getirmiş durumda. Tam da böyle bir atmosferde Gülşen, İtaat Yok ile yalnızca yeni bir single yayımlamadı. Aynı zamanda pop müziğin hâlâ büyük fikirlerle, cesur prodüksiyonlarla ve yüksek standartlarla üretilebileceğini gösteren güçlü bir cevap verdi. Yaklaşık otuz yıldır sahnede, stüdyoda ve ekranlarda istikrarını koruyan sanatçı, kariyerinin bu döneminde bile kendini tek...

Selahattin Erhan: "İnsanların Hayatına Dokunmayan Hiçbir İşin Gerçek Bir Anlamı Yok"

                  Röportaj: MURAT FIRAT  Türk pop müziğinde yıllardır birçok unutulmaz esere imza atan söz yazarı ve besteci Selahattin Erhan, üretim anlayışından müzik sektörüne, hekimlik mesleğinden hayat felsefesine kadar pek çok konuda samimi açıklamalarda bulundu. Zerrin Özer'den Bülent Ersoy'a, Funda Arar'dan Mustafa Sandal'a kadar birçok önemli isme verdiği eserlerle tanınan Erhan, bu röportajda yalnızca kariyer yolculuğunu değil; sanatın topluma katkısını, müziğin değişen yüzünü, telif haklarını, genç müzisyenlere tavsiyelerini ve geleceğe dair hedeflerini de tüm açıklığıyla anlattı. Bugün birçok sanatçı tarafından seslendirilen eserlerin altında imzanız var. Ancak sizi sadece şarkılarınızla tanıyan geniş bir kitle bulunuyor. Selahattin Erhan'ı kendi cümleleriyle nasıl anlatırsınız? Bugüne kadar uzanan yolculuğunuzu nasıl özetlersiniz? Yaptığım ya da yapacağım işler ne olursa olsun, insanların hayatına pozitif katkıla...

“Gelip Geçenlere Karşı Bir Duruş: Zerrin Özer’den Güçlü Bir Müzikal Manifesto ‘Geliyorlar Gidiyorlar’”

Haber: MURAT FIRAT Türk pop müziğinin zamana meydan okuyan sesi  Zerrin Özer , yeni şarkısı  Geliyorlar Gidiyorlar  ile bir kez daha yalnızca müzik yapmadığını, aynı zamanda bir duruş sergilediğini kanıtlıyor. Bu çalışma; hız çağının ilişkilerine, yüzeysel duygularına ve kolay tüketilen aşklarına karşı güçlü bir itiraz niteliği taşıyor. Dinleyiciye sadece melodik bir deneyim sunmakla kalmıyor; aynı zamanda içsel bir yüzleşmeye davet ediyor. Şarkının sözlerinde  Habil Ceyhan  imzası var; sade ama etkili bir dil kullanımıyla günümüz ilişkilerinin kırılganlığını gözler önüne seriyor. Bestede  Bülent Yetiş , duygunun omurgasını kurarken; düzenlemede  Mustafa Arapoğlu  ve  Göksel Kamçı  modern dokunuşlarıyla parçayı bugünün ritmine başarıyla taşıyor. Ortaya çıkan sonuç; geçmişin deneyimi ile bugünün enerjisini buluşturan dengeli ve etkileyici bir yapı. Zerrin Özer, bu şarkıda yalnızca bir yorumcu değil; adeta bir anlatıcı, hatta bir tanık. Sö...

Gökberk Demirci: Kalbimin ve mantığımın el verdiği sürece oyunculukta çok katı kuralım yoktur

Gökberk seni tanıyalım? 1989 yılında İzmit’te dünya'ya geldim. O zamanları fazla hatırlamıyorum, fakat mutlu bir bebekmişim fotoğraflardan anladığım kadarıyla  ;)   Aslen Adanalı’yım. Babamın mesleğinden dolayı birçok yer gezdik, gördük ve yaşadık. Benden 6 yıl sonra kardeşim Berkay dünyaya geldi. Pek uslu sayılmazmışım; öyle diyorlar. Ama o evre çok uzun sürmedi. Sanırım çocukken de büyüktüm hep! Hiç değişmediğimi söylerler.  ;) Sanırım oyunculuk kariyerin çocuk oyunları ve skeçlerle başladı? Kariyerim sayılmaz ama temeli çocukluk yıllarına dayanıyor. Özel günlerde oynanan oyunlar, anlık girilen karakterler ve başka birisi gibi davranmalar vs, vs (gülüyor). Çocukken fazla enerjiktim. Haliyle öğretmenlerim de bunu bir yarara dönüştürdüler. Hem benim için, hem de kendi sinir sistemleri adına  ;) 😉   Birçok konuda en büyük destekçim önce inancım, sonra ailem ve yakın çevrem oldu. Cengiz Küçükavyaz tiyatrosu ve Aktör-ist’lun kariyerin açısından ...

Meltem Leylekoğlu’ndan Doğru Şarkıyla Gelen Güçlü Bir Adım: Sardunyalar

                       HABER: MURAT FIRAT Müzik dünyasında bazı sanatçılar vardır; kendilerini bir anda değil, zaman içinde, sabırla ve üreterek ortaya koyarlar. Meltem Leylekoğlu da bu isimlerden biri. Sahne deneyimi, farklı müzik türlerine olan yatkınlığı ve kendisini geliştirme isteğiyle yoluna devam eden sanatçı, yeni çalışması “Sardunyalar” ile kariyerinde dikkat çekici bir adım atıyor. Meltem’in müzik yolculuğuna baktığımızda, yalnızca bir şarkı söyleyen değil, bu işi hayatının merkezine alan bir sanatçı profili görüyoruz. O Ses Türkiye’de yer alarak geniş bir dinleyici kitlesinin dikkatini çeken Leylekoğlu, sahne çalışmalarını da sürdürerek müziği günlük hayatının geçici bir parçası olmaktan çıkarıp mesleki bir çizgide devam ettiriyor. Benim açımdan bir sanatçıyı değerlendirirken yalnızca sesine ya da sosyal medyada ne kadar görünür olduğuna bakmak yeterli değil. Sahneye çıkmak, üretmek, repertuvar hazırlamak, dinleyiciy...

Bir Şarkının Yeniden Nefes Alışı: Zeynep Casalini ve Gözlerin'in Sessiz Gücü

                      Haber: MURAT FIRAT  Bazı şarkılar vardır. İlk dinleyişte güzel gelir. Bazıları ise yıllar geçtikçe anlamını büyütür, her kuşakta yeniden başka bir kalbe dokunur. Çünkü gerçek eserler zamana direnmez, zamanla birlikte olgunlaşır. Onları yeniden söyleyen her yorumcu da yalnızca bir şarkıyı seslendirmez. O eserin hafızasına kendi ruhunu bırakır. Zeynep Casalini'nin sesinden dinlediğimiz Gözlerin de tam olarak böyle bir yeniden buluşmanın hikâyesini anlatıyor. Bir klasikle yeniden karşılaşmanın en büyük riski, dinleyicinin hafızasında yer etmiş duyguyu bozabilmektir. Çünkü yıllardır bizimle yaşayan eserler yalnızca melodileriyle değil, taşıdıkları anılarla da var olur. Bu yüzden onları yeniden yorumlamak cesaret ister. Zeynep Casalini ise bu cesareti gösterirken şarkıyı değiştirmeye çalışmıyor. Tam tersine onun özüne yaklaşmayı tercih ediyor. Bu yaklaşım, yorumun en güçlü tarafını oluşturuyor. Gözl...

Türkiye'nin ilk egzotik "Karınca Çiftliği"

Uzun zamandır takip ettiğim genç bir Youtuber var. Yeditepe Üniversite'sinde Endüstri Ürünleri ve Tasarımı bölümü mezunu, oyunculuğa merak salıp tiyatro eğitimi aldı, ayrıca "Karınca Çiftliğim" kanalında egzotik hayvanların videolarını paylaşıyor. Tek ve en büyük hedefinin "hayvan sevgisini insanlara aşılamak olduğunu" belirten Tuğkan Gönültaş, evinde hayvan beslemek isteyenlere çok özel tavsiyelerde bulundu. Merak edenler için soruyorum: Tuğkan Gönültaş kendini anlatabilir misin?  Selam, bendeniz Tuğkan GÖNÜLTAŞ. 1987 yılında İstanbul’da doğdum. Yeditepe Üniversite’sinde Endüstri Ürünleri ve Tasarımı Bölümü’nü bitirmemin hemen ardından, kısa süreli bir yurt dışı serüveninden sonra tekstil sektöründe kendi markamı kurdum.   Vatani görevimin ardından oyunculuğa merak sardım ve tiyatro eğitimine başladım. Çocukluğumdan beri iç içe olduğum egzotik hayvanların paylaşımlarını (hobi olarak) Youtube üzerind...