Haber: MURAT FIRAT
Yeşilçam’ın bir devri daha kapandı ve bizler, o çok özlediğimiz mertliğin ve samimiyetin sinemasının sarsılmaz bir kalesini daha kaybettik. Türk sinemasının efsane ismi Kadir İnanır, arkasında devasa bir boşluk ve milyonlarca yetim sinemasever bırakarak aramızdan ayrıldı. Bu gidiş sadece bir aktörün vedası değil; sinemamızın direklerinin birer birer kırıldığı, gölgelerinde serinlediğimiz o dev çınarların bizi ardı ardına terk ettiği kapkaranlık bir dönemin acı bir halkası.
Önce kartpostal yakışıklılığının ötesine geçip halkın ve emeğin sesi olan Tarık Akan’ı uğurladık. Ardından sinemamızın o mağrur aksiyon dağını, cihan pehlivanı Cüneyt Arkın’ı sonsuzluğa yolcu ettik. Şimdi ise o keskin bakışlarıyla haksızlığa meydan okuyan, öfkesi de sevdası da dağlar kadar büyük olan Kadir İnanır gitti. Jön kavramının içini sadece yakışıklılıkla değil, sarsılmaz bir karakterle ve halka adanmışlıkla dolduran o muazzam nesil, sinema tarihinin altın sayfalarına çekilirken bizlere de her giden usta ile biraz daha ıssızlaşan, biraz daha öksüz kalan bir Yeşilçam bıraktı.
O, beyaz perdede sadece rollerine hayat vermedi; Anadolu insanının ruhunu, gururunu ve çilesini o meşhur, bakışlarıyla konuşan oyunculuğuyla hafızalarımıza nakşetti. Dönüş’te ağalık düzenine karşı duran heybeti, Dila Hanım’da aşk ile töre arasında sıkışan Karadağlı Rıza’nın mağrurluğu ve Selvi Boylum Al Yazmalım’da sevginin aslında "emek" olduğunu bize öğreten o çaresiz, pişman İlyas’ı... Her biri Türk sinemasının unutulmaz hafızasına kazınan karakterler olarak yaşamaya devam edecek.
Kadir İnanır, sinemayı hiçbir zaman sadece bir eğlence aracı olarak görmedi. Ezilenin, haklının, toprağın ve işçinin derdini dert edindi; toplumsal gerçekçiliğin, kan davalarının ve feodalizmin üzerine cesaretle giderek sinemayı halkı uyandıran bir aynaya dönüştürdü. Sadece setlerde değil, gerçek hayatta da toplumsal barışın, eğitimin ve doğanın savunucusu oldu; bir sanatçı olmanın ötesine geçerek sözünü sakınmayan bir toplum önderi olarak yaşadı.
Büyük ustanın son yolculuğu ise tıpkı hayatı gibi asil, hüzünlü ve Yeşilçam’ın hiç bitmeyen vefasına yakışır cinstendi. Yıllarca aynı idealleri paylaştığı, aynı setlerde kader birliği yaptığı yol arkadaşları, sinemamızın efsane kadınları kendisini bu son menzilinde asla yalnız bırakmadı. Türkan Şoray’ın gözlerindeki o derin, bitmek bilmeyen ve sözcüklerin aciz kaldığı hüzün; Hülya Koçyiğit’in ve tüm sanat camiasının vedadaki o saygı duruşu, aslında bir devrin birbirine olan sarsılmaz bağlılığının en somut resmiydi.
O gözyaşları sadece bir dosta değil; koskoca bir ömre, paylaşılan onurlu bir geçmişe ve eşsiz bir sinema mirasına döküldü. Kadir İnanır, hep hatırlayacağımız dik duruşu, haksızlığa bükülmeyen boynu ve kalbimize kazınan o keskin bakışlarıyla bu dünyadan geçti. Yeşilçam’ın gökyüzünden bir büyük yıldız daha kaydı ama bıraktığı o asil ışık, sinemamızın geleceğini her daim aydınlatmaya devam edecek.
Güle güle Türk sinemasının delikanlı kalbi… Güle güle Kadir Ağa…
Yorumlar
Yorum Gönder