Ana içeriğe atla

Nur Ertürk “Seni De Sosyal Medyada “Öldürmüşler” Dedi!”

Nur!

O Nur Ertürk’ten daha öte birisim…

90’lı yıllara adını altın harflerle yazdırmış bir sanatçı.

Türk halk müziğinde devrim yaratmış, ilklerin öncüsü olmuş!

Şöhret’in zirvesindeyken, Bülent Ersoy’a bile kulağını tıkayıp aşkının peşinden gitmiş, “şimdi olsa yine aynı kararı verirdim.” diyecek kadar yaptıklarının arkasında bir “anne” Nur Ertürk!

Kadın kuşakları programları içerisinde ilklere imza atan, Türkiye’de ilk Cuma sohbetlerini başlatıp, günümüzün popüler olmuş birçok ismini programında konuk etmiş ve 9 yıl boyunca kaliteden ödün vermeden “Nur Ertürk ile her sabah” programını sunmuştur.

Türk halk müziğine yeni eserler kazandırmaya devam eden sanatçı: yorum farklı diyeceğimiz, özel aranjeler ile Türkü severlerin kalbine taht kurmuş çalışmaları müzik severlere sunmaya devam ediyor.

Son röportajımızın üzerinden 7 yıl geçmiş! Dile kolay 7 yıl… Dünya için kısa ama insan ömrü için uzun olan bu sürede hayatında neler değişti?

Sevgili Murat, şimdi sen bunu hatırlattın ya bana. Vallahi ömürden yedi yıl gitmiş. Neler yapmadım ki o yedi yıl içerisinde. Bir kere bir inziva hayatım oldu. Bunun dışında kendi iş hayatımız da var biliyorsun. Onunla çok ilgilendik. Ve araya pandemi girdi. Tüm dünyayı kasıp kavuran bir felaket! Kısacası demoralize oldum, son 2-3 yıl içerisinde herkes gibi.

90’lı yıllarda başlayan sanat kariyerinde istikrarlı ve azim bir Nur Ertürk görüyorum! 10 yıl’da 7 albüm… Türk halk müziği alanında tartışmasız 90’lı yılların kraliçesi olmalısın!

10 yılda 12 albüm. 7 değil, 12 albüm! Ve ben albümlerimle, işimle ilgili hep ekranlarda oldum. Magazinsel bir figür değilim yani. İşimle alakalı eğer bana soru soran olursa ya da röportaj teklifi gelirse kabul ediyordum. O yüzden, çok magazinin figürü olmayınca, her zaman her yerde görülme imkanız yok, maalesef… böyle bir gerçek var. Hem ülkemizde hem dünyada. Yani dünyada biraz daha az ama bizim ülkemizde öyle.

Sansasyonel ya da başka türlü magazinsel figür olmak isterseniz, size kapılarını sonuna kadar açıyorlar. Ama düzgün işinizi yapıyorsanız, işinizle var olmak istiyorsanız: ancak arkadaş hatırına sizi haber yapıyorlar ya da davet ediyorlar. Popülerlik anlamında, eğer şarkınız da hit olmuşsa o zaman gene magazinsel figür olma şansınız bir tık artıyor. Ama onun dışında maalesef ortalarda görünemiyorsunuz. Yani o alanda, o platformlarda olamıyorsunuz. Olamayınca da sizi yok sayıyorlar, yani işi bırakmış ya da köşesine çekilmiş gibi davranıyorlar.

Peki, “Ben Sana Yandım” albümünden sonra ne oldu? Resmen sırra kadem bastın! Tamam, 8 yıl boyunca “Nur Ertürk’le Her Sabah” programıyla ekranlarda oldun, hatta “Cuma Sohbetlerinin” öncüsü de oldun ama müzik alanında yıllarca seni göremedik.

“Nur Ertük ile her sabah” gerçekten televizyon camiasında ve sabah kadın kuşak programları içerisinde bir sürü ilkleri başlatan bir program. Bunun için de ayrıca mutluyum. Evet, cuma Sohbetleri'ni de Türkiye'de ben başlattım. Ve birçok ünlüyü çıkardım… Sonra da sıra kadem basmadım aslında. Televizyona ara verdim, anlaşamadık! Bir şeyler oldu ve biraz dinlenmek istedim. Çünkü, hafta içi her sabah aynı saatte program yapmak, canlı yayın yapmak, özellikle çok zor ve meşakkatli bir iş. Gerçi çok severek ve sevilerek yaptım. Dokuz yıl boyunca, Nur Ertük ile her sabahı sundum.

Gerçekten dediğim gibi bir sürü ilklerin programıdır. Nur Ertük ile her sabah… Cuma sohbetlerinde onlardan bir tanesi. Ondan sonra bir müddet dinlenmek istedim. O ara herhalde biraz uzun oldu. Dolayısıyla, sıra kadem basmışım izlenimi yarattı. E biraz kendi hatalarım da var tabii. Hani tavşan daha küsmüş, dağın haberi yok. Tipik bir yengeç burcuyum ben. Böyle bazı şeylere kırılırım alınırım. Hemen kendi içime ve kabuğuma çekilirim.

“Canlı Yayın Yapmak, Ateş Hattında Yürümektir.”

Soruları hazırlamadan önce biraz arşivi kurcaladım ve şunu fark ettim: Yıllarca sabah programı sunacaksın ve “insanın bir tane bile gafı olmaz mı, reytingler için gündem yaratmaz mı” hiçbir şey yok! 8 yıl boyunca program sunacaksın, kaliteden ödün vermeyeceksin. Başarının sırrı nedir?

Canlı yayın yapmak, ateş hattında yürümeye benziyor. Çünkü her an ağzınızdan çıkacak bir söz sizin mahvolmanıza sebep olabilir. Bir gaf ve bunun örnekleri var, biliyorsun. İşte bunun sebebi ne biliyor musun? “Allah'a inanmak” tabii, önce “Allah'ın izniyle”. Kendinden emin olmak, kendin olmak. Ben ekrana çıkıyorum diye, hiçbir zaman farklı bir karaktere bürünmedim. Hiçbir zaman kendi karakterimden taviz vermedim. Kendi inandığım değerlerden taviz vermedim.

Ve hep dersimi çalışarak çıktım. Gelen konuğumu, arayacağım konuğu, konuyu önceden analiz ettim. Çalıştım dersime yani. Ve üreten bir beyine sahibim, Allah'a çok şükür. Kimseyi taklit etmediğim için, kendim olduğum için, samimi bir insan olduğum için… Başarımın sebebi olarak, bunu görüyorum ve bunu hemen sana sıralayabilirim. Allah'ın izniyle, yüzümüzün akıyla, 9 yıl boyunca yaptım.

Hayırlı olsun, yeni türkün “Oynama Yorulursun” ile dinleyiciye sürpriz yaptın. Şarkı, klip ve fotoğraf çekimleri harika olmuş… emeği geçen herkesi tebrik ederim. “Oynama Yorulursun” türküsünün çıkış hikayesi nedir? Kimler teşekkürü hak etti?

Ay canım, “oynamaya yorulursun” şarkımı beğenmen beni çok mutlu etti. Gerçekten çok severek okuduğum bir türkü. Sahnede de zaten çok keyifle seslendirdiğim bir türkü. Çok lezzetli bir türkü. Yeni soundla da çok güzel oldu. Bunun için tabii emeği geçen tüm müzisyen arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum. Celal Ulus'a teşekkür ediyorum yapımcımız. Celal Ulus'dan geldi bu teklif. Celal Ulus gerçekten bu işe emek veren. Öngörüsü yüksek olan bir abimiz.

Böyle bir teklife gelince de kabul ettim. İnşallah devamı gelir. Arzu ediyorum tabii. Ama artık bir eser yapmak, üretmek ya da bir albümü hazırlamak, onu dinleyicilerle buluşturmak her zaman çok zordu. Şimdi çok daha zor! Çünkü çok çeşitli platformlar var, çok abuk sabuk müzikler artık tüketiciyle buluşuyor. Yani yaptığın işin güzelliği sizi bir yere taşımıyor, maalesef.

Birçok şeyin beraberinde: ekibin, tanıtımın, reklamın hepsinin bir arada olması gerekiyor. O yüzden eserlerimizi geç duyuruyoruz. Ama vazgeçmek yok, Allah'ın izniyle. Allah bana bu canı, bu sesi verdiği sürece, ben müzik yapmaya devam edeceğim. Devamı gelecek inşallah.

“Oynama Yorulursun” türküsü için “Öncü” diyebilir miyiz? Dinleyiciyi, önümüzdeki süreçte hangi projeler bekliyor?

Evet, öncü. Çünkü, ben çok okunan türküleri yeniden seslendiren bir sanatçı değilim. Hep yeni eserlere öncelik veren bir sanatçıyım.

“Hit Olmuş Türkülerimden Albüm Yapmak İstiyorum.”

Sosyal medyayı inceleyince fark ettim: Sevenlerin seni çok özlemiş, uzun aralar vermeni istemiyor ve best of albüm yapman konusunda çok istekli. Hala “İlvanlım, Yaban eller, Mihriban, Meryemmi, Sivaslı” gibi türküleriniz gündemde… proje bir albümle tekrar dinleyicinin beğenisine sunmak ister misin? Eğer, best of bir albüm yaparsan hangi türkülerinin olmasını istersin?

Evet, bu anlamda Rabbime çok şükürler olsun. Gerçekten sonsuz şükürlerimi sunuyorum: Hem dinleyicilerime hem Rabbime sonsuz şükürler olsun. Bu kadar çabuk tüketen bir toplum ve 90'lı yıllara imzasını atmış bir sanatçı olarak hala unutulmamış olmanın sevincini, gururunu yaşıyorum. Ve magazinsel boyutu olmayan, gözlerden uzak yaşayan bir sanatçı olarak, unutulmamak çok mutluluk verici. Şimdi hayatta seçimleriniz sizi bir yerlere taşır ya da bir yerlerden geri koyar.

Ben tabii evliliğimle birlikte müziğe ve sahneye ara verdim. Akabinde çocuğum oldu, onu büyütmek istedim. Ama bu arada hep müzik yaptım, albümler yaptım, televizyon programları yaptım. Aslında hiç işimden kopmadım, çok uzun süreler ama işte dediğim gibi tanıtım boyutunda eksiklik olunca “yok olmuş gibi” görünüyorsunuz. Hit olmuş türkülerimden bir albüm yapmayı çok istiyorum. Bu anlamda gelecek tekliflere hazırım, açığım.

Yeni türkün ve röportaj için telefonda konuşurken, kırgın bir Nur Ertürk olduğunu hissettim telefonun diğer ucunda! Müzik dünyasına tekrar dönüş yaptın ama sanat dünyasından beklediğin vefayı göremedin mi?

Aslında kırgınlık değil de nankörlüğe benim hiç tahammülüm yok. Nankör insanı sevmiyorum, Rabbim de sevmez. Rabbimin sevmediği hiçbir şeyi, ben de sevmiyorum. Nankörlükle karşılaşınca: belki biraz kırılıyorum, üzülüyorum. Onun dışında kimseden bir beklentim olmadığı için, ben vefayı kendi camiamdan beklemedim hiçbir zaman zaten. Kim görmüş ki ben de göreyim o vefayı. (Gülüyor) Ha, bazı ilişkileriniz eğer yalakalık boyutunda devam ederse, o vefa değil zaten de birilerinin yalakalığını yaparsınız. Birilerine aman sensin, aman sensin, hep sen doğruları yaparsın, sen bilirsin, en büyük sensin, işte ellerini uyuştura uyuştura onların yanında olursan zaten işin tıkır tıkır yürüyor. Fakat benim öyle bir karakterim yok! Maalesef… Çok şükür, “maalesef” demiyorum çok şükür.

Ben Allah'ın karşısında eğilirim sadece, Rabbimin. O da secdeye vardığımda. Onun dışında da Allah beni kimselere boyun eğdirmesin. Ne mesleğim için ne ekmeğim için ne de başka herhangi bir şey için. Dostlarımız var tabii ama ona rağmen: birçok vefasızlıklar, kırgınlıklar, nankörlükler gördüğüm insanlar da var bunların içerisinde. Kimseden bir beklentiye giremediğim için kırılmıyorum. Çünkü beklenti içinde değilim. Yani insanlar beklentili yaklaştıkları için birbirlerine, onlar birbirlerini tolere ediyorlar. Al gülüm, ver günüm ilişkileri yaşanıyor. Herkesin bildiği gibi, görüyoruz. Bunu ne ben durdurabilirim ne ben düzeltebilirim. Eskiden çok takıyordum…

Dikkat çekici, başarılı bir sanatçısın! Hiç kıskanıp yolunu kesenler oldu mu?

Bugün olmuş hala kıskanılanların başında gelmek beni bazen çok mutlu ediyor, bazen de yoruyor. Ya bir eser yapıyorum. Düşünsene bir eser yapıyorsun ve bunu sunman lazım. Ya ne kulisler ne laflar, “aman onun klibini paylaşma, aman onun şarkısını çalma, aman onun şarkısını paylaşma…” Ya hala ucuzluklar devam ediyor. Herkesin rızkını veren Allah. Kimse kimsenin rızkının önüne geçemez.

“Pardon, Ben Ölmedim.”

Çok şaşırdım! Haberi yapılsaydı, başlık şu olurdu: “Ünlü sanatçı Nur Ertürk isyan etti.” Sosyal medyada sonunda seni de öldürdüler… yorumları okuyunca içim dondu. Sen neler hissettin diye sormaya korkuyorum çünkü verdiğin cevapta kapak olmuştu. (Gülüyorum)

Evet, onu bana bir arkadaşım gönderdi. Kızım, seni de sosyal medyada “Öldürmüşler” dedi! Zaman zaman böyle olaylar ünlülerin başına geliyor, sonunda o kervana ben de katıldım… Gönderiyi incelediğimde: üzülen insanların olduğunu gördüm, tabii hitap şekli bozuk olanlarda var! Maalesef, biz de üslupsuzluk çok yaygın… Gönderiye, “Pardon, ben ölmedim” yazınca binlerce mesaj geldi.

Evet, haber yapılması gereken bir durum. Ama ne kadar çok sevildiğimi, özlendiğimi gördüm o paylaşımdan sonra. Ve yorum yapıp, mesaj yazanlarla çok güzel bir iletişim kurdum. İlk defa böyle bir şeye cevap veriyordum… ölüm hepimizin başına gelecek bir gerçek. Nerede, ne zaman olacağını bilemediğimiz! Bunun bilincinde olarak yaşayan bir kulum, Allah’a çok şükür. Ben, ölümü yok oluş olarak kabul etmiyorum. Rabbime kavuşmak olarak kabul ediyorum. Allah hayırlısını, ölümünde geçinden versin. Ben de isterim torunlarımın, başını okşayıp sevmeyi… Allah sıralısını ve hayırlısını versin ölümünde!

YouTube’de sunmuş olduğun “Nur Ertürk ile Konuktan Konuya” programı büyük ilgi görmüştü ve önemli konuklarla hem özel hayatta merak edilen konular hem de halkın merak ettiği olaylarda bir yol haritası olmuştu. Programın devamı neden gelmedi?

YouTube'daki programım gerçekten çok ilgi gördü. Devamı gelecek. Bir pandemi dönemine denk geldi. Yine oranın da algoritması farklı. Biraz daha fazla emek sarf etmek lazım.

“Bana Bir Akıl Verin!”

Televizyon veya sosyal medyada tekrar program sunma teklifi gelse sıcak bakar mısın?

Televizyona sıcak bakıyorum. Çünkü, televizyon programı sunmayı, o ortamı, ekip ruhunu ve disiplini seviyorum. Sunuculuğun yakıştığını düşünüyorum. İnşallah bir teklif gelir, bekliyorum… Biraz kapıları aşındırmam mı lazım acaba, bilmiyorum ki… bana bir akıl verin! (Gülüyor)

Meşhur olduğunuz yıllarda mı şöhret olmak kolaydı, yoksa şimdi mi?

“Şöhret” olmak şu an çok kolay. Çünkü, kendinizi mesleğinizle ilgili tanıtabileceğiniz mecra çok fazla var. Arkanızda gücünüz varsa, cebiniz doluysa, her platformda projelerinizden söz ettirme imkânınız vardır. Bu devirde her şey parayla dönüyor. Ne kadar paran varsa, o kadar şöhretsin demektir.

“Bülent Ersoy’un Sözünü Dinlemedim!”

Çok popüler olduğun bir dönemde evlendin. Pişmanlık duydun mu? Yıllardır hiç bitmeyen bir aşk. Bunun sırrı nedir?

Çok popüler bir dönemimde evlendim, gerçekten. Hatta birçok büyüğüm... Bülent Ersoy hanımefendi de dahil; ya sen delirdin mi? Bu kadar şöhrete kim sahipken evlenir? Deli misin? diyen solistler çıktı. Gerçekten, çok büyük bir popülerlik dönemi yaşadım. Ama hiç pişman değilim. Bugün olsa yine aynı kararı veririm. Çünkü, çok dünya iyisi bir eşim var. Allah başımdan eksik etmesin. Nazarlardan saklasın. Dünyanın hiçbir servetini değiştiremeyeceğim bir evladım var. Hiçbir şeyle kıyaslayamayacağım.

Bülent Ersoy mu? Hiç şaşırmadım! Gerçek bir sanatçının, sende ki yeteneği görmesi çok doğal ve takdir edip mesleğine devam etmeni istemesi ne yüce bir davranış…

Bülent Ersoy, benim gerçekten çok sevdiğim, saygı duyduğum bir insan. Çok da güzel çalışmalar yaptı. Eğer onun sözünü dinleseydim… Evlilik kararımı almamla birlikte bana şöyle bir şey söylemişti: “ Ya hani çok erken, deli misin? Niye bu kadar şöhretin varken ve gerçekten branşında çok iyiyken, sahneye çok yakışıyorken neden evlilik? Neden böyle bir aciliyet falan” diye beni de uyarmıştır. Sağ olsun ama gönül ferman dinlemiyor.

Evlilik çok güzel bir şey zaten. İyi ki evlenmişim, hiç pişman değilim ama mesleğimi ara vermemiş olabilirdim.

Mesleğime ara vermeseydim, bugün birçok meslektaşım yani halk müziği sanatçısının esamesi okunmazdı. Bu konuda hiç taviz veremeyeceğim, eminim Allah’ın izniyle…sahneye çok yakışan ve devleşen bir sanatçıyım! Sahneyi de çok seviyorum ama evliliğimle birlikte sahnelere ara vermiştim. Bakıyorum yerimi alan biri var mı? Maalesef ya ben hala çok iyiyim…

Geçmişle kıyasladığın zaman günümüz anne ve babaları hakkında bir değerlendirme yapar mısın?

Her anne baba evladı için hep güzel şeyler ister. Ben hiçbir anne babayı yargılama hakkına sahip değilim. Ama sosyal platformda enjekte edilen ahlaksızlık ve bunu artık ulu orta, hiç ayıp saymadan sergileyen, o kutsal unvanları hak etmeyen ve benimde layık görmediğim insanlar da var! Rabbim onların evlatlarına yardım etsin.

Onları obje olarak kullananlar var ve bunu artık görüyoruz. Bırakın okumayı duyuyoruz, görüyoruz ve seyirci kalıyoruz… Yapılan ahlaksızlığa sessiz kalmak, en büyük ahlaksızlıktır.

“Evladı İçin Canını Verecek Bir Anneyim.”

Peki, sen nasıl bir annesin?

Dominant bir anneyim. Çok sevecen, çok içten, evladı için canını verecek bir anneyim. Ama hala kontrol mekanizmasını, oğlumun üzerinden kaldırmış değilim… o durumdan biraz sıkılmış gibi ama Allah iyi insanlarla karşılaştırsın. Dünya çok kötüye gidiyor!

Türk halk müziğinde bütün algıları değiştirdin! İlk defa bir kadın türkücü hem sesiyle hem de güzelliğiyle dikkatleri üzerine çekmiş durumdaydı ve bu hala devam ediyor…

Şunu biliyorum: elinde bir fotoğrafımla, estetik doktorlarının kapısına ışınlanan çok meslektaşım var! Buradan söyleyeyim: Efendim yüzümün beğenilmesi beni çok mutlu ediyor. Tabii Allah'a hamdolsun. Fakat estetik yok yüzümde. Yani doktor aramayın benimle alakalı, doktoru kim diye sormayın. Çünkü estetik yok. Estetik olsa bunu saklamam söylerim. Bugün mide botoksu diye bir gerçek var Türkiye'de. O gerçeği de ben lanse ettim. Biliyorsunuz, saklayan bir insan değilim. Yani faydalı bir şey olduğu zaman söylüyorum zaten.

Sosyal medya ile aran nasıl? Orada sunulan hayatlar samimi geliyor mu?

Sosyal medyayla aram mecburen iyi. Şöyle iyi, yani çok takipçi kasmıyorum. Takipçim olsun diye abuk sabuk şeyler yapmıyorum. Yapanlardan da nefret edip, iğreniyorum. Çoğu şeyi samimi bulmuyorum. Bazılarının yaptığı paylaşımlara, “yalancıyı nokta nokta yapsınlar mı” demek istiyorum.

Bazen zor tutuyorum kendimi! Çünkü, o kadar iç süslerini biliyorum ki… ahlaksızca ve kendilerini inandırmış bir durumda paylaşımlar yapıyorlar ki sanırsın dünyanın en pırıl insanı! sütte leke var, onda yok. Ailesine düşkün, en karakterli, en mütevazi bir şekilde kendilerini paylaşıyorlar ki iğreniyorum, midem bulanıyor.

Bu son sorum: Nasıl bir sanatçı olarak anılmak istersin?

Karakterli, onurlu, güzel işler yapmış ve Allah’ın izniyle yapacak olan omurgalı bir sanatçı olarak anılmak istiyorum.

90’lar tadında sorular…

Yaş:50 plus Boy:1.65 Kilo:70’lerdeyim

Ayakkabı numarası:38-38,5

Göz rengi: Siyaha yakın kahve

Saç rengi: Siyah

Sesin kaç oktav: 1,5-2

En büyük müsrifliğiniz nedir: Ayakkabı, çanta ve temizlik ürünleri

Murat’ça sorular…

-Nur Ertürk şarkıcı olmasaydı … Olurdu?

Doktor olmak isterdim.

-Anlatırsam ağlarım dediğin … konu nedir?

Anam anam ahh anam. Anamın kaybı…

-… hatayı yapmasaydım şu an sanat dünyasında şu noktada olurdum.

Uzun süre ara vermeseydim, şu an sanat dünyasında çok popüler ve tanınırlığı devam eden bir noktada olurdum.

- Tam o anda ... çok mutlu olmuştum ve heyecanımı tutamamıştım.

Bebeğimin doğduğu anda çok mutlu oldum.

- Beni sevmeyen insanların … özellikleri.

Yalakalıktan hoşlanmaları en tipik özellikleri. Yalakalık yapmayınca, beni sevmiyorlar.

Söyleşi: Murat Fırat

Yorumlar

Popüler Yayınlar

Müziğin Ritimlerinden Beyaz Perdeye Sektörün Ezberlerini Bozan Bir Yönetmen Portresi

                 Röportaj: MURAT FIRAT  Türkçe rap kültürünün henüz emekleme aşamasında olduğu yıllarda imkânsızlıkların ortasında prodüktörlük ve yapımcılık üstlenerek bir devrin temellerini atan öncü bir vizyoner. Müzik kariyerinde onlarca albüme imza atıp yüzlerce klip çektikten sonra sinemanın görsel dünyasına adım atan ve Şuursuz Aşk gibi projelerle ulusal ve uluslararası arenada ödüllere layık görülen sıra dışı bir yazar ve yönetmen. Sadece kamera arkasındaki ustalığıyla değil popüler kültür standartlarına sektörün yapımcı egolarına ve sahte şöhret algısına karşı sergilediği tavizsiz duruşuyla da fark yaratıyor. Müziğin hikaye anlatıcılığından Alman sinema disiplinine set ortamındaki katı ilkelerinden evlilik ve hayata dair samimi itiraflarına kadar uzanan bu söyleşide popülist ezberleri bozan son derece dobra bir sanat yolculuğuna tanıklık edeceksiniz. Kariyerinize Türkçe rap’in henüz emekleme aşamasında olduğu dönemle...

Zeynep Mansur’dan Popun Tatlı ve Alaycı Yüzüne Güçlü Bir Dönüş: “Di Mi?”

                        Haber: MURAT FIRAT  Türk pop müziğinde bazı şarkılar vardır; ilk dinleyişte büyük iddialar ortaya koymaz, kendisini dinleyiciye zorla kabul ettirmeye çalışmaz ama insanın kulağında güzel bir iz bırakır. Bir süre sonra fark edersiniz ki melodisi aklınızda dolaşıyor, nakaratını istemeden mırıldanıyorsunuz ve yeniden dinlemek istiyorsunuz. Zeynep Mansur’un yeni çalışması “Di Mi?” bende tam olarak böyle bir his uyandırdı. Uzun zamandır Türkçe pop müziğin içerisinde farklı türlerin birbirine fazlasıyla karıştığı bir dönemi yaşıyoruz. Rap müzik, arabesk, elektronik altyapılar ve deneysel sound’lar pop müziğin sınırlarını genişletirken, zaman zaman popun kendi sade ve melodik kimliğini de geride bıraktığını görüyoruz. Elbette müzik değişecek, gelişecek ve yeni türlerle buluşacak. Ancak bazen insan yalnızca iyi yazılmış, iyi düzenlenmiş ve sanatçının kendisini rahatlıkla ifade edebildiği bir pop...

30 Yıl Sonra Yeniden Konuşan Göksel: “İçimdeki Çocuk Hiç Değişmedi”

                  Röportaj: MURAT FIRAT Bir sanatçıyı yalnızca en çok bilinen şarkılarıyla tanımak, bazen onun hayatının en önemli bölümünü kaçırmak demektir. Çünkü sahnede görünen birkaç dakikanın, bir albüm kapağının ya da radyolarda yıllarca çalan bir şarkının arkasında; hayaller, kırgınlıklar, mücadeleler, bekleyişler ve yeniden ayağa kalkma cesareti vardır. Göksel’in hikâyesi de tam olarak böyle bir hikâye. 1996 yılında “Senden Kalan” albümüyle müzik dünyasına adım atan, ardından “Gönüllü Yazıldım” gibi bir eseri 90’lar Türk pop müziğinin hafızasına bırakan Göksel, aradan geçen 30 yıla rağmen geçmişte kalmış bir isim olarak değil, hâlâ üreten, hâlâ düşünen ve hâlâ yeni şarkıların peşinden giden bir müzisyen olarak karşımızda. Bu röportajın çıkış noktası da biraz tesadüf, biraz merak ve biraz da geçmişin bugüne bıraktığı izlerle ilgili. 90’lar şarkıları arasında yeniden karşıma çıkan “Gönüllü Yazıldım”, beni yalnızca bir haber hazırlamaya...

Herkes Kolaya Kaçarken Gülşen Çıtayı Bir Kez Daha Yükseltti

                        Haber: MURAT FIRAT  Müzik endüstrisinin son yılların en büyük kimlik ve finans krizlerinden birini yaşadığı bir dönemdeyiz. Tüketim alışkanlıklarının değişmesi, dijital platformların hız odaklı yapısı ve yapay zekâ destekli üretimlerin giderek yaygınlaşması, müziğin üretim biçimini de kökten değiştirdi. Şarkılar iki dakikanın altına inerken, büyük prodüksiyonlar yerini düşük maliyetli işlere bıraktı. Üstelik sektörün önemli bir bölümü, "Müzikten artık para kazanılmıyor." düşüncesini neredeyse ortak bir kabulleniş hâline getirmiş durumda. Tam da böyle bir atmosferde Gülşen, İtaat Yok ile yalnızca yeni bir single yayımlamadı. Aynı zamanda pop müziğin hâlâ büyük fikirlerle, cesur prodüksiyonlarla ve yüksek standartlarla üretilebileceğini gösteren güçlü bir cevap verdi. Yaklaşık otuz yıldır sahnede, stüdyoda ve ekranlarda istikrarını koruyan sanatçı, kariyerinin bu döneminde bile kendini tek...

Selahattin Erhan: "İnsanların Hayatına Dokunmayan Hiçbir İşin Gerçek Bir Anlamı Yok"

                  Röportaj: MURAT FIRAT  Türk pop müziğinde yıllardır birçok unutulmaz esere imza atan söz yazarı ve besteci Selahattin Erhan, üretim anlayışından müzik sektörüne, hekimlik mesleğinden hayat felsefesine kadar pek çok konuda samimi açıklamalarda bulundu. Zerrin Özer'den Bülent Ersoy'a, Funda Arar'dan Mustafa Sandal'a kadar birçok önemli isme verdiği eserlerle tanınan Erhan, bu röportajda yalnızca kariyer yolculuğunu değil; sanatın topluma katkısını, müziğin değişen yüzünü, telif haklarını, genç müzisyenlere tavsiyelerini ve geleceğe dair hedeflerini de tüm açıklığıyla anlattı. Bugün birçok sanatçı tarafından seslendirilen eserlerin altında imzanız var. Ancak sizi sadece şarkılarınızla tanıyan geniş bir kitle bulunuyor. Selahattin Erhan'ı kendi cümleleriyle nasıl anlatırsınız? Bugüne kadar uzanan yolculuğunuzu nasıl özetlersiniz? Yaptığım ya da yapacağım işler ne olursa olsun, insanların hayatına pozitif katkıla...

“Gelip Geçenlere Karşı Bir Duruş: Zerrin Özer’den Güçlü Bir Müzikal Manifesto ‘Geliyorlar Gidiyorlar’”

Haber: MURAT FIRAT Türk pop müziğinin zamana meydan okuyan sesi  Zerrin Özer , yeni şarkısı  Geliyorlar Gidiyorlar  ile bir kez daha yalnızca müzik yapmadığını, aynı zamanda bir duruş sergilediğini kanıtlıyor. Bu çalışma; hız çağının ilişkilerine, yüzeysel duygularına ve kolay tüketilen aşklarına karşı güçlü bir itiraz niteliği taşıyor. Dinleyiciye sadece melodik bir deneyim sunmakla kalmıyor; aynı zamanda içsel bir yüzleşmeye davet ediyor. Şarkının sözlerinde  Habil Ceyhan  imzası var; sade ama etkili bir dil kullanımıyla günümüz ilişkilerinin kırılganlığını gözler önüne seriyor. Bestede  Bülent Yetiş , duygunun omurgasını kurarken; düzenlemede  Mustafa Arapoğlu  ve  Göksel Kamçı  modern dokunuşlarıyla parçayı bugünün ritmine başarıyla taşıyor. Ortaya çıkan sonuç; geçmişin deneyimi ile bugünün enerjisini buluşturan dengeli ve etkileyici bir yapı. Zerrin Özer, bu şarkıda yalnızca bir yorumcu değil; adeta bir anlatıcı, hatta bir tanık. Sö...

Gökberk Demirci: Kalbimin ve mantığımın el verdiği sürece oyunculukta çok katı kuralım yoktur

Gökberk seni tanıyalım? 1989 yılında İzmit’te dünya'ya geldim. O zamanları fazla hatırlamıyorum, fakat mutlu bir bebekmişim fotoğraflardan anladığım kadarıyla  ;)   Aslen Adanalı’yım. Babamın mesleğinden dolayı birçok yer gezdik, gördük ve yaşadık. Benden 6 yıl sonra kardeşim Berkay dünyaya geldi. Pek uslu sayılmazmışım; öyle diyorlar. Ama o evre çok uzun sürmedi. Sanırım çocukken de büyüktüm hep! Hiç değişmediğimi söylerler.  ;) Sanırım oyunculuk kariyerin çocuk oyunları ve skeçlerle başladı? Kariyerim sayılmaz ama temeli çocukluk yıllarına dayanıyor. Özel günlerde oynanan oyunlar, anlık girilen karakterler ve başka birisi gibi davranmalar vs, vs (gülüyor). Çocukken fazla enerjiktim. Haliyle öğretmenlerim de bunu bir yarara dönüştürdüler. Hem benim için, hem de kendi sinir sistemleri adına  ;) 😉   Birçok konuda en büyük destekçim önce inancım, sonra ailem ve yakın çevrem oldu. Cengiz Küçükavyaz tiyatrosu ve Aktör-ist’lun kariyerin açısından ...

Meltem Leylekoğlu’ndan Doğru Şarkıyla Gelen Güçlü Bir Adım: Sardunyalar

                       HABER: MURAT FIRAT Müzik dünyasında bazı sanatçılar vardır; kendilerini bir anda değil, zaman içinde, sabırla ve üreterek ortaya koyarlar. Meltem Leylekoğlu da bu isimlerden biri. Sahne deneyimi, farklı müzik türlerine olan yatkınlığı ve kendisini geliştirme isteğiyle yoluna devam eden sanatçı, yeni çalışması “Sardunyalar” ile kariyerinde dikkat çekici bir adım atıyor. Meltem’in müzik yolculuğuna baktığımızda, yalnızca bir şarkı söyleyen değil, bu işi hayatının merkezine alan bir sanatçı profili görüyoruz. O Ses Türkiye’de yer alarak geniş bir dinleyici kitlesinin dikkatini çeken Leylekoğlu, sahne çalışmalarını da sürdürerek müziği günlük hayatının geçici bir parçası olmaktan çıkarıp mesleki bir çizgide devam ettiriyor. Benim açımdan bir sanatçıyı değerlendirirken yalnızca sesine ya da sosyal medyada ne kadar görünür olduğuna bakmak yeterli değil. Sahneye çıkmak, üretmek, repertuvar hazırlamak, dinleyiciy...

Bir Şarkının Yeniden Nefes Alışı: Zeynep Casalini ve Gözlerin'in Sessiz Gücü

                      Haber: MURAT FIRAT  Bazı şarkılar vardır. İlk dinleyişte güzel gelir. Bazıları ise yıllar geçtikçe anlamını büyütür, her kuşakta yeniden başka bir kalbe dokunur. Çünkü gerçek eserler zamana direnmez, zamanla birlikte olgunlaşır. Onları yeniden söyleyen her yorumcu da yalnızca bir şarkıyı seslendirmez. O eserin hafızasına kendi ruhunu bırakır. Zeynep Casalini'nin sesinden dinlediğimiz Gözlerin de tam olarak böyle bir yeniden buluşmanın hikâyesini anlatıyor. Bir klasikle yeniden karşılaşmanın en büyük riski, dinleyicinin hafızasında yer etmiş duyguyu bozabilmektir. Çünkü yıllardır bizimle yaşayan eserler yalnızca melodileriyle değil, taşıdıkları anılarla da var olur. Bu yüzden onları yeniden yorumlamak cesaret ister. Zeynep Casalini ise bu cesareti gösterirken şarkıyı değiştirmeye çalışmıyor. Tam tersine onun özüne yaklaşmayı tercih ediyor. Bu yaklaşım, yorumun en güçlü tarafını oluşturuyor. Gözl...

Türkiye'nin ilk egzotik "Karınca Çiftliği"

Uzun zamandır takip ettiğim genç bir Youtuber var. Yeditepe Üniversite'sinde Endüstri Ürünleri ve Tasarımı bölümü mezunu, oyunculuğa merak salıp tiyatro eğitimi aldı, ayrıca "Karınca Çiftliğim" kanalında egzotik hayvanların videolarını paylaşıyor. Tek ve en büyük hedefinin "hayvan sevgisini insanlara aşılamak olduğunu" belirten Tuğkan Gönültaş, evinde hayvan beslemek isteyenlere çok özel tavsiyelerde bulundu. Merak edenler için soruyorum: Tuğkan Gönültaş kendini anlatabilir misin?  Selam, bendeniz Tuğkan GÖNÜLTAŞ. 1987 yılında İstanbul’da doğdum. Yeditepe Üniversite’sinde Endüstri Ürünleri ve Tasarımı Bölümü’nü bitirmemin hemen ardından, kısa süreli bir yurt dışı serüveninden sonra tekstil sektöründe kendi markamı kurdum.   Vatani görevimin ardından oyunculuğa merak sardım ve tiyatro eğitimine başladım. Çocukluğumdan beri iç içe olduğum egzotik hayvanların paylaşımlarını (hobi olarak) Youtube üzerind...