Ana içeriğe atla

Elif Turan Geçmişle Yüzleşiyor! “İyi Değilim, Olmayabilirim”

Elif Turan röportajını okumadan önce biraz nostalji yapıp sizleri 2007 yılına götürmek istiyorum! Kral tv ekranlarında Serdar Ortaç imzalı “Büyüt İstersen” adlı şarkısıyla adeta devleşiyordu. Şarkı, ses, klip ve unutulmaz bir dans… Türkiye’nin yepyeni genç ve güzel bir solist star kazandığı iddia ediliyor, hatta müzik şirketi tarafından “dünyaya açılırsa destek verileceği” söyleniyordu! Küçük yaşlarından beri müzik eğitimi almış, jazz alanında Türkiye’nin, belki dünyanın açığını kapatacak, dans konusunda en az Hadise kadar yetenekli, güzel ve harika bir sese sahip! Böyle muhteşem bir sanatçı için ne yapılsa eksik kalırdı ve kısa sürede hak ettiği noktaya ulaşacağına müzik yorumcuları gibi halkta emindi ama olmadı..! neden?

“Çık Aradan” albümü sonrası müziğe 7 yıl gibi uzun bir ara veren sanatçı, ikinci hali “Can Kenarı” ile ilk albümünü aratmayacak bir çalışmayla müzik dünyasına “Hey, ben buradayım hiç bir yere gitmedim” dese de öyle olmadı! Ve tam 9 yıllık kayıptan sonra “İyi Değilim” diyerek biraz kırgın, müzik piyasasının ne olduğunu bilen ve en önemlisi ayakları yere sağlam basan, geçmişi unutmamış ama yoluna taş koyanları affetmiş bir Elif Turan karşımızda!

Ve bu Elif kendisinden emin! “Sıkı çalışma, sürekli üretme ve müzik yapma zamanım” diyor, sözlerine “Esas şimdi başlıyorum” diye devam ediyor. Genç meslektaşlarına “küsmesinler, umutlarını kaybetmesinler” gibi tavsiyeler verirken, “Benim gibi içlerine kapanıp uzaklaşmasınlar” demeyi eksik etmiyor ve ekliyor: Müzisyenliği, mütevaziliği, üretkenliği konusunda Kenan Doğulu’ya hayran olduğunu, düet yapmak istediğini itiraf ediyor…

Anlatırsam ağlarım dediğin konu nedir diye soruyorum: İsteği dışında müziğe uzun aralar vermesine isyan ediyor ve bazı sorularımı cevapsız bırakıyor! Karşımızda yeni bir Elif Turan var, gelin bu Elif’i yeniden ama doğru tanıyalım…

Şarkında “İyi Değilim” diyorsun! Peki, özel hayatında “iyi misin?” yoksa iç dünyanı şarkına mı döktün?

Gerek ülke gündemi, gerekse dünya gündemi, dört bir yanda yaşanan savaşlar, felaketler, aslında genel olarak iyi değiliz. Etrafta çok fazla acı var ve insani duygusu olan herkes bundan fazlasıyla etkileniyor, iç dünyamız da haliyle karmakarışık hissiyatlarla dolu. Ben de bu acılardan etkilenerek iyi olmama hakkımı, acımı yaşama hakkımı kullanarak, bunu sıkılmadan korkmadan ‘iyi değilim, olmayabilirim’ şeklinde dile getirmeye çalıştım.

“Müzik piyasası iyi bir yöne evrildi”

Elif, neden hep uzun aralar veriyorsun? Güçlü bir sese sahipsin ve şarkı seçimlerinle geniş kitlelere hitap etmeyi başarıyorsun ama istikrarsız gidişin başarısız sanatçı algısı yaratıyor…

Ne yazık ki elimde olmayan sebeplerle çok uzun aralar vermek zorunda kaldım, sektör zorlu bir yer, bazen haksızlıklara uğrayabiliyorsunuz ve yıllarca bunun sıkıntısını çekiyorsunuz. Ancak uzak kaldığım yıllarda çok daha iyi bir yöne evrildi müzik piyasası, artık herkes kendi kendinin prodüktörlüğünü yapıyor, hepsinin de alıcısı olan değişik janrlarda çok genç işler var. Olması gereken de bu. Eskiden müzikten hiç anlamayan bir takım insanların tekelindeydi her şey, onlar yüzünden bir çok kişi mağdur oldu ve dediğiniz gibi başarısız olarak lanse edildiler.

“İyi Değilim” şarkısından sonra bir 10 yıl ara vermeyi düşünüyor musun yoksa dört kolla müzik çalışmalarına devam mı edeceksin?

Doğru zaman şimdiymiş diyelim, bundan sonra sıkı çalışma, sürekli üretme ve müzik yapma zamanı benim için. Esas şimdi başlıyorum...

“İyi Değilim” şarkısının çıkış hikayesi nedir? Hangi isimler teşekkürü hak etti?

Bir gün evde piyanoda otururken bir anda nakarat melodisini çalmaya başladım, ardından sözler çıktı arka arkaya, hemen kaydettim ve İskender Paydaş’a gönderdim, hadi yapalım dedik. İkinci albümüm Can Kenarı’nda da beraber çalışmıştık. Düzenlemesi yine İskender Paydaş’ a ait şarkının klibi genç yönetmenimiz Mert Erçin tarafından çekildi, kreatif direktörlüğünü de Volkan Akdamar üstlendi. Styling Derya Şahin ve kostümüm Sema Yıldırım’a ait. Kapak fotoğrafım ve diğer fotoğraflar da Mehmet Çelebi tarafından çekildi. Samsun Demir’e ve DMC müziğe de buradan ayrıca teşekkür etmiş olayım.

“Tek şarkı 9 yılın telafisi olmayacak”

Geri dönüşlerden memnun musun? Şarkının 9 yıllık arayı kapatacağını düşünüyor musun?

Geri dönüşler beklediğimden de iyi oldu ve hala devam ediyor. Tabii ki tek şarkının 9 yılın telafisi olmayacağını biliyorum, bu yüzden de en kısa sürede ikinci şarkımı yayınlayacağım. Beni sık sık görmeye devam edeceksiniz.

Hep müzik konuştuk, hadi birazda olsa seni konuşalım! Sahnede ki Elif Turan’ı herkes tanıyor ama ışıklar sönüp evinin kapısından içeri girdiğin zaman ki Elif’i pek tanımıyoruz… Bize kendini anlatmanı istiyorum?

Ben Bodrum’a yerleştim, uzun zamandır burada yaşıyorum. Buradaki rahatlık ve özgürlük duygusu paha biçilemez, şehir hayatıyla kıyasladığınız zaman. Her mevsim ama özellikle kışları deniz kenarında, sahilde arkadaşlarımla vakit geçirmeyi çok seviyorum. Uzun masalar, hoş sohbetler, güzelliklere kaldırılan kadehler... Genelde durumumuz bu. Beni Bodrum’da sokak çocuğu gibi çoğunlukla dışarda görürsünüz. Orkestra arkadaşlarım da burada yaşıyorlar, sık sık provalar, kayıtlar yapıyoruz. Bir de tüylü evladım var, Kırçıl, onsuz hiçbir yere gitmem.

Çocukluğun nasıl bir mahallede geçti, çocukluğuna dair unutamadığın en özel anını bizlerle paylaşır mısın ve çocukluk arkadaşlarınla hala görüşüyor musun?

O zaman da sokak çocuğuydum, futbol oynardım, dergiler çıkarırdım, dans koreografileri uydurur arkadaşlarıma öğretirdim ardından konserler verirdik mahalleye :) İzmir Karşıyaka’da büyüdüm ben. Neyse ki ucundan da olsa yakaladım mahalle kültürünü. Üniversite için İzmir’den ayrılınca ister istemez koptuk arkadaşlarımla.

“Müziğe yeteneğimi ilkokul öğretmenim fark etti”

Yeteneğin nasıl fark edildi ve ailen müzisyen olma kararını nasıl karşıladı?

İlkokuldaki müzik öğretmenim Emel Günüşen derslerde yeteneğimi fark etti, ailemi çağırdı ve bir an önce piyano derslerine başlamam gerektiğinden bahsetti. Ondan sonra da ailemin full desteğiyle çalışmalara başladım, babam hemen piyano aldı derken müzik yolculuğum da hızlı adımlarla başlamış oldu.

9 yıl gibi uzun bir aranın ardından müzik piyasasına dönüş yaptın. Müzik camiasında "olumlu - olumsuz" ne gibi değişimler gözlemledin?

Artık herkes kendi işinin patronu haline geldi. Şarkısını seçiyor, istediği aranjmanı yapıyor ya da yaptırıyor, klibini çekiyor, ya kendi firmasından ya da herhangi bir dijital dağıtımcı üzerinden yayınlıyor ve daha da önemlisi her mecrada kendi işini takip edebiliyor. Esaret sözleşmeleri de yok artık. Bence her anlamda olumlu yönde değişimler var.

Yeni nesil Türk müziğini değerlendirmeni istiyorum; rap müziğin zirveye oturduğu günümüzde, teklif gelse farklı tarzlara yönelir misin?

Ben de hep farklı tarzlarda işler çıkardım aslında. Başlarda klasik müzik daha sonrasında caz eğitimi almış biriyim. İki tane pop albümü çıkardım, şimdiki teklim de öyle. Fakat albümlerimdeki şarkıları dinlediğiniz zaman bir sürü farklı tatta şarkılar dinleyebilirsiniz. Çünkü ben de öyleyim, iyi olan her şeyi dinlerim. Louis Armstrong’un da söylediği gibi, iki tür müzik vardır; iyi müzik, kötü müzik... Farklı işler denemeye devam edeceğim, teklif gelse de gelmese de.

“Dinleyici, hızlı bir tüketim içinde!”

Eğitimli bir sanatçısın, müzikte eğitim önemi nedir? Müzik eğitimi almış ve almamış sanatçıları karşılaştırdığın zaman ne gibi eksikler veya artılar karşımıza çıkıyor?

Günümüz Türkçe sözlü müzikler için eğitimli olmak gerekmiyor, bu sizi başka yere koymuyor. Zaten çok hızlı bir tüketim içinde dinleyici. Kaliteli, olan bir işi değil, kendine hangisi yakın geliyorsa, o anki ruh haline hangisi hitap ediyorsa onu tercih ediyor.

Genç meslektaşlarına en çok hangi konuda tavsiye verirsin? Başarılı bulduğun isimler?

Birçoğu durmadan üretiyor ve müzikle dopdolu yaşıyorlar, bu önemli. Müzisyen gibi yaşamadan üretim çok zor. Herhangi bir talihsizlikle karşılaştıklarında küsmesinler, umutlarını kaybetmesinler. Sektör buna çok müsait, benim gibi içlerine kapanıp uzaklaşmasınlar... Emir Taha’yı çok beğeniyorum, çok farklı ve özgün biri, yaptığı işler de öyle. Can Kazaz, Sena Şener ve Elif Sanchez aklıma gelen isimler arasında.

Müzik sektöründe ön plana çıkmak için ses dışında görüntünün de önemli olduğunu düşünüyor musun?

Eskide kaldı bence artık bu “güzellik” anlayışı, sektörel bir pazarlama yöntemiydi. Yeni nesil sadece şarkının güzelliğine bakıyor, klibe bile gerek yok çoğu zaman, zaten tüketim çok hızlı.

“Geçmişi ve yarını düşünmüyorum! Botoks ve dolguları reddediyorum”

Yıllar seni teğet geçmiş, sanki “Büyüt İstersen” klibini dün çekmişsin gibi… bu ne güzellik!  Fit ve genç kalmanın sırrını merak ediyorum?

Teveccühünüz, teşekkür ederim... Yaşadığınız kötü deneyimlerin sizi yıpratmasına izin vermemek olabilir. (Gülüyor) Geçmişi ve yarını düşünmüyorum, anda kalmaya çalışıyorum. Botoks ve dolguları reddediyorum. (Gülüyor) Bir de gülümsemeyi eksik etmiyorum.

Elif’in idolü var mıdır? En çok kimleri dinlersin ve düet yapmak istediğin bir sanatçı var mı?

Ülkemizden sorduysanız Kenan Doğulu derim. Müzisyenliği, üretkenliği ve mütevaziliğine hayranım. Daha çok yabancı, jazzy ve alternatif işler dinliyorum. Avishai Cohen Trio, Esbjörn Svensson Trio ve tabii piyanist besteci Aydın Esen olmazsa olmazlarım.

Bize bir gününü anlatır mısın desem neler söylersin?

Bodrum’da hayat çok kolay ve rahat. Ben çok evde oturmayı sevmiyorum, dışarda dostlarla yemek yemeyi, uzun sohbetleri severim. Evde ekipmanlarım var, arada üretmek için kapanıyorum. Yazları tahmin edersiniz ki sürekli bir deniz etkinliği oluyor. Sık sık tekne gezileri yapıyoruz. Ve haftada bir her Cumartesi sahne aldığım bir yer var burada, bu bana çok iyi geliyor, motivasyon kaynağım adeta. Ara sıra da arkadaşlarımın sahnesine gidiyorum.

“Çoğu kişi popçu biliyor ama doğrusu…”

Kadına, çocuğa ve hayvanlara yönelik şiddette artış, endişelendirmiyor mu?

Şiddet meselesi çok hassas bir konu. Toplumca gerek ekonomik, gerekse kültürel yozlaşma içerisindeyiz maalesef ve bu zararın telafisi çok uzun zamanlar alacak gibi. İnsanların psikolojisi yerinde olmadığı sürece bu şiddet olaylarını daha çok yaşayabileceğimizden korkuyorum. Şiddet meselesinin daha sert yaptırımlarla cezalandırılmadan çözüleceğini zannetmiyorum.

Bu son sorum; Sanatçı olarak nasıl anılmak istiyorsun?

Ardımda kalıcı ve anlamlı işler bırakabiliyorsam bu bana yeter.

90’lar tadında sorular…

Yaş: Boy: Kilo: 39/1.65/52

Burcu: Başağa akrep

Ayakkabı numarası: 38

Göz rengi: Bal rengi

Saç rengi: Açık kumral

Sesin kaç oktav: 3 oktav

Mükemmel mutluluk: Sahnede olmak

En büyük korkunuz nedir: Sevdiklerimin başına bir şey gelecek endişesi

En beğenmediğiniz özelliğiniz hangisi: Biraz fazla şikayet ederim

Başka insanlarda en beğenmediğiniz özellik hangisi: Samimiyetsizlik

Şu an hayatta olan ve en çok hayranlık duyduğunuz kişi kim: Aydın Esen

En büyük müsrifliğiniz nedir: Tembellik

Murat’ça sorular…

-Elif şarkıcı olmasaydı …müzik öğretmeni… Olurdu?

-Anlatırsam ağlarım dediğiniz … konu nedir? Kendi istemim dışında sektörde uzun aralar vermek zorunda kalmak

-Çoğu kişi …popçu …biliyor ama aslında doğrusu … jazz müzisyeniyim

- Tam o anda ... çok mutlu olmuştum ve heyecanımı tutamamıştım… İyi değilim’in Bodrum’daki lansman konserinde sahneye klip ekibimle çıktığımız an... Çok heyecanlanıp mutluluktan duygulanıp göz yaşlarımı tutamamıştım.

Söyleşi: Murat Fırat

Yorumlar

Popüler Yayınlar

Müziğin Ritimlerinden Beyaz Perdeye Sektörün Ezberlerini Bozan Bir Yönetmen Portresi

                 Röportaj: MURAT FIRAT  Türkçe rap kültürünün henüz emekleme aşamasında olduğu yıllarda imkânsızlıkların ortasında prodüktörlük ve yapımcılık üstlenerek bir devrin temellerini atan öncü bir vizyoner. Müzik kariyerinde onlarca albüme imza atıp yüzlerce klip çektikten sonra sinemanın görsel dünyasına adım atan ve Şuursuz Aşk gibi projelerle ulusal ve uluslararası arenada ödüllere layık görülen sıra dışı bir yazar ve yönetmen. Sadece kamera arkasındaki ustalığıyla değil popüler kültür standartlarına sektörün yapımcı egolarına ve sahte şöhret algısına karşı sergilediği tavizsiz duruşuyla da fark yaratıyor. Müziğin hikaye anlatıcılığından Alman sinema disiplinine set ortamındaki katı ilkelerinden evlilik ve hayata dair samimi itiraflarına kadar uzanan bu söyleşide popülist ezberleri bozan son derece dobra bir sanat yolculuğuna tanıklık edeceksiniz. Kariyerinize Türkçe rap’in henüz emekleme aşamasında olduğu dönemle...

Zeynep Mansur’dan Popun Tatlı ve Alaycı Yüzüne Güçlü Bir Dönüş: “Di Mi?”

                        Haber: MURAT FIRAT  Türk pop müziğinde bazı şarkılar vardır; ilk dinleyişte büyük iddialar ortaya koymaz, kendisini dinleyiciye zorla kabul ettirmeye çalışmaz ama insanın kulağında güzel bir iz bırakır. Bir süre sonra fark edersiniz ki melodisi aklınızda dolaşıyor, nakaratını istemeden mırıldanıyorsunuz ve yeniden dinlemek istiyorsunuz. Zeynep Mansur’un yeni çalışması “Di Mi?” bende tam olarak böyle bir his uyandırdı. Uzun zamandır Türkçe pop müziğin içerisinde farklı türlerin birbirine fazlasıyla karıştığı bir dönemi yaşıyoruz. Rap müzik, arabesk, elektronik altyapılar ve deneysel sound’lar pop müziğin sınırlarını genişletirken, zaman zaman popun kendi sade ve melodik kimliğini de geride bıraktığını görüyoruz. Elbette müzik değişecek, gelişecek ve yeni türlerle buluşacak. Ancak bazen insan yalnızca iyi yazılmış, iyi düzenlenmiş ve sanatçının kendisini rahatlıkla ifade edebildiği bir pop...

30 Yıl Sonra Yeniden Konuşan Göksel: “İçimdeki Çocuk Hiç Değişmedi”

                  Röportaj: MURAT FIRAT Bir sanatçıyı yalnızca en çok bilinen şarkılarıyla tanımak, bazen onun hayatının en önemli bölümünü kaçırmak demektir. Çünkü sahnede görünen birkaç dakikanın, bir albüm kapağının ya da radyolarda yıllarca çalan bir şarkının arkasında; hayaller, kırgınlıklar, mücadeleler, bekleyişler ve yeniden ayağa kalkma cesareti vardır. Göksel’in hikâyesi de tam olarak böyle bir hikâye. 1996 yılında “Senden Kalan” albümüyle müzik dünyasına adım atan, ardından “Gönüllü Yazıldım” gibi bir eseri 90’lar Türk pop müziğinin hafızasına bırakan Göksel, aradan geçen 30 yıla rağmen geçmişte kalmış bir isim olarak değil, hâlâ üreten, hâlâ düşünen ve hâlâ yeni şarkıların peşinden giden bir müzisyen olarak karşımızda. Bu röportajın çıkış noktası da biraz tesadüf, biraz merak ve biraz da geçmişin bugüne bıraktığı izlerle ilgili. 90’lar şarkıları arasında yeniden karşıma çıkan “Gönüllü Yazıldım”, beni yalnızca bir haber hazırlamaya...

Herkes Kolaya Kaçarken Gülşen Çıtayı Bir Kez Daha Yükseltti

                        Haber: MURAT FIRAT  Müzik endüstrisinin son yılların en büyük kimlik ve finans krizlerinden birini yaşadığı bir dönemdeyiz. Tüketim alışkanlıklarının değişmesi, dijital platformların hız odaklı yapısı ve yapay zekâ destekli üretimlerin giderek yaygınlaşması, müziğin üretim biçimini de kökten değiştirdi. Şarkılar iki dakikanın altına inerken, büyük prodüksiyonlar yerini düşük maliyetli işlere bıraktı. Üstelik sektörün önemli bir bölümü, "Müzikten artık para kazanılmıyor." düşüncesini neredeyse ortak bir kabulleniş hâline getirmiş durumda. Tam da böyle bir atmosferde Gülşen, İtaat Yok ile yalnızca yeni bir single yayımlamadı. Aynı zamanda pop müziğin hâlâ büyük fikirlerle, cesur prodüksiyonlarla ve yüksek standartlarla üretilebileceğini gösteren güçlü bir cevap verdi. Yaklaşık otuz yıldır sahnede, stüdyoda ve ekranlarda istikrarını koruyan sanatçı, kariyerinin bu döneminde bile kendini tek...

Selahattin Erhan: "İnsanların Hayatına Dokunmayan Hiçbir İşin Gerçek Bir Anlamı Yok"

                  Röportaj: MURAT FIRAT  Türk pop müziğinde yıllardır birçok unutulmaz esere imza atan söz yazarı ve besteci Selahattin Erhan, üretim anlayışından müzik sektörüne, hekimlik mesleğinden hayat felsefesine kadar pek çok konuda samimi açıklamalarda bulundu. Zerrin Özer'den Bülent Ersoy'a, Funda Arar'dan Mustafa Sandal'a kadar birçok önemli isme verdiği eserlerle tanınan Erhan, bu röportajda yalnızca kariyer yolculuğunu değil; sanatın topluma katkısını, müziğin değişen yüzünü, telif haklarını, genç müzisyenlere tavsiyelerini ve geleceğe dair hedeflerini de tüm açıklığıyla anlattı. Bugün birçok sanatçı tarafından seslendirilen eserlerin altında imzanız var. Ancak sizi sadece şarkılarınızla tanıyan geniş bir kitle bulunuyor. Selahattin Erhan'ı kendi cümleleriyle nasıl anlatırsınız? Bugüne kadar uzanan yolculuğunuzu nasıl özetlersiniz? Yaptığım ya da yapacağım işler ne olursa olsun, insanların hayatına pozitif katkıla...

“Gelip Geçenlere Karşı Bir Duruş: Zerrin Özer’den Güçlü Bir Müzikal Manifesto ‘Geliyorlar Gidiyorlar’”

Haber: MURAT FIRAT Türk pop müziğinin zamana meydan okuyan sesi  Zerrin Özer , yeni şarkısı  Geliyorlar Gidiyorlar  ile bir kez daha yalnızca müzik yapmadığını, aynı zamanda bir duruş sergilediğini kanıtlıyor. Bu çalışma; hız çağının ilişkilerine, yüzeysel duygularına ve kolay tüketilen aşklarına karşı güçlü bir itiraz niteliği taşıyor. Dinleyiciye sadece melodik bir deneyim sunmakla kalmıyor; aynı zamanda içsel bir yüzleşmeye davet ediyor. Şarkının sözlerinde  Habil Ceyhan  imzası var; sade ama etkili bir dil kullanımıyla günümüz ilişkilerinin kırılganlığını gözler önüne seriyor. Bestede  Bülent Yetiş , duygunun omurgasını kurarken; düzenlemede  Mustafa Arapoğlu  ve  Göksel Kamçı  modern dokunuşlarıyla parçayı bugünün ritmine başarıyla taşıyor. Ortaya çıkan sonuç; geçmişin deneyimi ile bugünün enerjisini buluşturan dengeli ve etkileyici bir yapı. Zerrin Özer, bu şarkıda yalnızca bir yorumcu değil; adeta bir anlatıcı, hatta bir tanık. Sö...

Gökberk Demirci: Kalbimin ve mantığımın el verdiği sürece oyunculukta çok katı kuralım yoktur

Gökberk seni tanıyalım? 1989 yılında İzmit’te dünya'ya geldim. O zamanları fazla hatırlamıyorum, fakat mutlu bir bebekmişim fotoğraflardan anladığım kadarıyla  ;)   Aslen Adanalı’yım. Babamın mesleğinden dolayı birçok yer gezdik, gördük ve yaşadık. Benden 6 yıl sonra kardeşim Berkay dünyaya geldi. Pek uslu sayılmazmışım; öyle diyorlar. Ama o evre çok uzun sürmedi. Sanırım çocukken de büyüktüm hep! Hiç değişmediğimi söylerler.  ;) Sanırım oyunculuk kariyerin çocuk oyunları ve skeçlerle başladı? Kariyerim sayılmaz ama temeli çocukluk yıllarına dayanıyor. Özel günlerde oynanan oyunlar, anlık girilen karakterler ve başka birisi gibi davranmalar vs, vs (gülüyor). Çocukken fazla enerjiktim. Haliyle öğretmenlerim de bunu bir yarara dönüştürdüler. Hem benim için, hem de kendi sinir sistemleri adına  ;) 😉   Birçok konuda en büyük destekçim önce inancım, sonra ailem ve yakın çevrem oldu. Cengiz Küçükavyaz tiyatrosu ve Aktör-ist’lun kariyerin açısından ...

Meltem Leylekoğlu’ndan Doğru Şarkıyla Gelen Güçlü Bir Adım: Sardunyalar

                       HABER: MURAT FIRAT Müzik dünyasında bazı sanatçılar vardır; kendilerini bir anda değil, zaman içinde, sabırla ve üreterek ortaya koyarlar. Meltem Leylekoğlu da bu isimlerden biri. Sahne deneyimi, farklı müzik türlerine olan yatkınlığı ve kendisini geliştirme isteğiyle yoluna devam eden sanatçı, yeni çalışması “Sardunyalar” ile kariyerinde dikkat çekici bir adım atıyor. Meltem’in müzik yolculuğuna baktığımızda, yalnızca bir şarkı söyleyen değil, bu işi hayatının merkezine alan bir sanatçı profili görüyoruz. O Ses Türkiye’de yer alarak geniş bir dinleyici kitlesinin dikkatini çeken Leylekoğlu, sahne çalışmalarını da sürdürerek müziği günlük hayatının geçici bir parçası olmaktan çıkarıp mesleki bir çizgide devam ettiriyor. Benim açımdan bir sanatçıyı değerlendirirken yalnızca sesine ya da sosyal medyada ne kadar görünür olduğuna bakmak yeterli değil. Sahneye çıkmak, üretmek, repertuvar hazırlamak, dinleyiciy...

Bir Şarkının Yeniden Nefes Alışı: Zeynep Casalini ve Gözlerin'in Sessiz Gücü

                      Haber: MURAT FIRAT  Bazı şarkılar vardır. İlk dinleyişte güzel gelir. Bazıları ise yıllar geçtikçe anlamını büyütür, her kuşakta yeniden başka bir kalbe dokunur. Çünkü gerçek eserler zamana direnmez, zamanla birlikte olgunlaşır. Onları yeniden söyleyen her yorumcu da yalnızca bir şarkıyı seslendirmez. O eserin hafızasına kendi ruhunu bırakır. Zeynep Casalini'nin sesinden dinlediğimiz Gözlerin de tam olarak böyle bir yeniden buluşmanın hikâyesini anlatıyor. Bir klasikle yeniden karşılaşmanın en büyük riski, dinleyicinin hafızasında yer etmiş duyguyu bozabilmektir. Çünkü yıllardır bizimle yaşayan eserler yalnızca melodileriyle değil, taşıdıkları anılarla da var olur. Bu yüzden onları yeniden yorumlamak cesaret ister. Zeynep Casalini ise bu cesareti gösterirken şarkıyı değiştirmeye çalışmıyor. Tam tersine onun özüne yaklaşmayı tercih ediyor. Bu yaklaşım, yorumun en güçlü tarafını oluşturuyor. Gözl...

Türkiye'nin ilk egzotik "Karınca Çiftliği"

Uzun zamandır takip ettiğim genç bir Youtuber var. Yeditepe Üniversite'sinde Endüstri Ürünleri ve Tasarımı bölümü mezunu, oyunculuğa merak salıp tiyatro eğitimi aldı, ayrıca "Karınca Çiftliğim" kanalında egzotik hayvanların videolarını paylaşıyor. Tek ve en büyük hedefinin "hayvan sevgisini insanlara aşılamak olduğunu" belirten Tuğkan Gönültaş, evinde hayvan beslemek isteyenlere çok özel tavsiyelerde bulundu. Merak edenler için soruyorum: Tuğkan Gönültaş kendini anlatabilir misin?  Selam, bendeniz Tuğkan GÖNÜLTAŞ. 1987 yılında İstanbul’da doğdum. Yeditepe Üniversite’sinde Endüstri Ürünleri ve Tasarımı Bölümü’nü bitirmemin hemen ardından, kısa süreli bir yurt dışı serüveninden sonra tekstil sektöründe kendi markamı kurdum.   Vatani görevimin ardından oyunculuğa merak sardım ve tiyatro eğitimine başladım. Çocukluğumdan beri iç içe olduğum egzotik hayvanların paylaşımlarını (hobi olarak) Youtube üzerind...