Ana içeriğe atla

Tuna Kiremitçi "İnsanlığın henüz doğmamış olduğunu düşünüyorum."


O Tuna Kiremitçi...
“Sanat dünyasının ahtapot adamı”
İlk albümü Denize Doğru ile müzik dünyasına "Merhaba" dedi. Müziğe mesafeli olduğu dönem yazdığı "Git Kendini Çok Sevdirmeden" romanıyla büyük yankı uyandırdı ve o yılın sürpriz edebiyat olaylarından biri kabul edildi. Edebiyat dünyasına zirveden giriş yapmış genç bir yazar olarak "Bazı şiirler bazı şarkılar - Yolda üç kişi - Selanikte sonbahar - Kendi Seven Ağlamaz" romanlarının dikkat çekmesiyle, başarısının tesadüf olmadığını edebiyat dünyasına kanıtlamış oldu.İlk ve son uzun metrajlı filmi "Adını Sen Koy" ile yönetmen koltuğuna oturan sanatçının yönetmenliğe devam etmemesi, sinema severleri çok üzmüş olacak ki yeni çalışmalarını merakla takip ettiklerini belirtmek isterim...Kariyerinin 20. yılında düet proje albümleriyle kariyerinin hala zirvesinde olduğunu, yıllar için çok iyi şarkılara imza atıp sanat dünyasında kalıcı dostluklarıyla sanatçılara ve dinleyicilere örnek olmuştur.O Tuna Kiremitçi!Başarılı bir şarkıcı, yüreğinden kağıda dökülen sözlerin adamı! Edebiyat dünyasının vazgeçilmez yazarı ayrıca aşk erkeği ve mükemmel bir baba!... "İnsanlığın Öldüğünü Duydum" solo albümü ile müzik listelerinde hızla yükselişe geçen Kiremitçi, hakkında merak edilenleri, kariyeriyle ilgili planları ve hala devam eden projelerini bizlerle paylaşıyor. Sözü uzatmayalım, sözü Tuna Kiremitçi'ye bırakalım.

Sevenleriniz adına soruyorum: Işıklar sönüp evinize gittiğinizde nasıl bir Tuna Kiremitçi var?
Sakin ve kendi halinde… Genellikle Manu Chao ya da Fikret Kızılok dinlemekten, domates çorbasından, sevdikleriyle zaman geçirmekten, şu sıra Buket Uzuner okumaktan ve “Better Call Saul” dizisini izlemekten hoşlanan bir adam. Yeni şarkılar bestelemekten de geri kalmıyor bu arada tabii. Zaten genellikle evden çalışan birisiyim. Gitarım ve piyanom orada sonuçta.

“İnsanlığın Öldüğünü Duydum” adlı albümünün oluşum süreci nasıl oldu, kimlerle çalıştınız?
Şarkılarımı genellikle çok uzun sürelerde yazarım. Birinin tamamlanması ortalama 2-3 yıl sürer. Böyle böyle birikmiş yeterince şarkım olduğunu görünce artık bir solo albüm yapmam gerektiğine karar verdim. Pasaj Müzik’teki arkadaşlarım 3 EP halinde çıkarmamı teklif ettiler, bana uyar dedim. Sonra aranjörüm Efe Demiryoğuran ile beraber oturup kayıtlara başladık. Epey uğraştık ama sonuçtan memnunum.

Albümün adı neden “İnsanlığın Öldüğünü Duydum”? Gizli bir mesaj mı var?
Dünyanın haline baktıkça ben de herkes gibi soruyorum kendime “Acaba insanlık öldü mü?” diye. Aslında Eylül’de çıkacak olan dördüncü şarkımızdan bir dize. Daha iyisini bulamadığımdan albüm adı olarak onu seçtim. Yani diğer şarkılar çıktıkça albümün gizemi de yavaş yavaş çözülecek yani.

“İnsanlığın Öldüğünü Duydum” albümü hangi duygularımıza tercüman?
Umutsuzluk ve umut. Ben gerçek insanlığın henüz doğmamış olduğunu düşünüyorum mesela. Belki de gerçek insanlıkla daha tanışmadık. Gerçek insanlık dediğim şey bilmediğimiz bir gelecekte, henüz tanımadığımız bir anneden doğacak. Bizi tarih kitaplarında “İnsanlık Öncesi Dönem İnsanları” bölümlerine koyacaklar. Karamsar gibi görünmesine rağmen aslında içten içe bir şeyler umut eden bir şarkı diyebiliriz yani.

"18 yaşında seksi bir sarışın değilseniz tavsiye ederim."

“İz Kalmadan” şarkısının klibi bize ne anlatıyor?
Konulu bir klip değil, müzisyen arkadaşlarımla beraber şarkımızı çalıp söylüyoruz ki bence en güzel klipler böyle kliplerdir. Hiçbir şey müziğin önüne geçmiyor. Müzikteki nüanslar görüntülerle destekleniyor. Eğer 18 yaşında seksi bir sarışın değilseniz tavsiye ederim, en iyi yol bu.

Geri dönüşlerden memnun musunuz? 
Oldukça memnunuz, dijital platformlarda en çok dinlenen ikinci şarkım oldu kısa sürede. Birinci sıradaki “Birden Geldin Aklıma” artık klasikleştiği için onu geçebilir mi bilmem ama şu an bulunduğu yer de gayet güzel. Hele şu zor zamanlarda yayınlandığını da düşünecek olursak.

"Tuna Kiremitçi ve Arkadaşları" albümleri nasıl doğdu?
Müzik hayatımın yirminci yılı olan 2016’de eski dostum ve Pasaj Müzik’in sahibi Murat Doğan sağ olsun böyle bir öneride bulundu. Sanırım beni onore etmek için. Eski ve yeni şarkılarımı sevdiğim kadın solistlerle düet olarak seslendirmemi önerdi. 2016 Haziran’ında eski arkadaşım Pamela ile söylediğimiz “Uçmak İstiyorsan” şarkısıyla yolculuk başladı ve tam üç yıl sürdü. Her ay yeni bir şarkı yayınladık. Müzik dünyasında daha önce görülmemiş bir olaydı.

"Kadın sanatçılara teklif götürdük"

İsimlere nasıl karar verdiniz?
Pasaj Müzik ile beraber karar verdik. Kişiliğine, çizgisine ve duruşuna hayran olduğumuz kadın sanatçılara teklif götürdük, onlar da sağ olsunlar kabul ettiler.

Bu isimleri bir araya getirmek için nasıl bir bütçe harcadınız?
Misafir solistlerimiz maddi hiçbir talepte bulunmadılar. Sadece standart stüdyo, kayıt ve prodüksiyon masraflarımız oldu. Hepsi de yapımcım Pasaj Müzik tarafından karşılandılar.

"Tuna Kiremitçi ve Arkadaşları" albümlerinizde popüler şarkıcıları göremedim.
Dikkatli bakarsanız albümde Yıldız Tilbe, Zara, Öykü Gürman, Tuvana Türkay, Gonca Vuslateri, Jehan Barbur gibi isimler gözünüze çarpabilir. Hepsi de pek çok dinleyicisi olan sanatçılardır. Güzel şarkıları var, tavsiye ederim.

Proje düet albümlerinde yer alan şarkıların hepsine klip çekilmiyor, klip çekilmeyen şarkı ve düet yapılan sanatçıya saygısızlık yapıldığını düşünüyorum. Şarkılarınızı kimler okudu?
Benim dışımda Müslüm Gürses, Haluk Levent, Ajda Pekkan, Demet Sağıroğlu gibi sanatçılar tarafından okunmuş bestelerim de var. Bazılarına klip çekildi, bazılarına çekilmedi. Her şarkıya klip çekilecek diye bir şart yok, iyi bir şarkı er ya da geç dinleyicisiyle buluşmayı başarır. 15-20 yıl sonra da dinlenebilecek şarkılar yazmaya çalışırım hep. Sabun köpüğü müziklerle pek işim yok. Ama iyi çekilmiş kliplerden de hoşlanıyorum. Gaye Su Akyol’un “İstikrarlı Hayal Hakikattir” klibi gibi mesela.

Ahtapot gibi adamsın! Sanatın her alanında bir kolun var ve başarılısın… Tuna Kiremitçi’nin başarısının sırrı nedir?
18 yaşındayken gitar çalan şair çocuktum. Aslında bakarsan bugün de gitar çalan şair çocuğum. Sadece aradan geçen yıllarda meraktan ya da mecburiyetten başka boyalara da girip çıktığım oldu. Sanatı karşılıklı ilişkiler içinde bir bütün olarak düşünmeyi seviyorum. Yazar, sinemacı, çizer arkadaşlarım da bana çok ilham veriyor. Ama kendimi ifade ettiğim asıl mecra müzik. Beyoğlu’nda büyüdüğüm yıllardan beri böyle. O zamanlar Beyoğlu böyleydi. Taksim’den Tünel’e bir kez yürüsen sanat eğitimi almış gibi olurdun.

"Torunumun, torunu kansere çare bulacaktır."

Baba olmak nasıl bir duygu?
Harika bir duygu. İnsan bu sayede dünyayı ve kendisini yeniden keşfediyor.

Dünya bu kadar kötüyken, çocuk sahibi olmaktan korkmadın mı?
Ebeveyn olmak yeni yeni endişeler edinmek demek haklısın. Ama dediğim gibi, umutsuz da yaşanmıyor. Belki torunumun torunu kansere çare bulacaktır ya da dünyaya barış getirecektir kim bilir? Dünyanın geçmişi de şimdikinden daha iyi değildi ona bakarsan. Yani kaybettiğimiz bir cennet yok ortada. Biz başarabildiğimize göre onlar da başarabilirler.

"Tuna Kiremitçi'nin eşcinsellere mesajı var."

Sizce ülkemizde evlilik eşitliği "eşcinsel evlilik" hakkı verilmeli mi?
Eğer evliliğin illa iyi bir şey olduğuna eminsek verilmeli tabii. Şaka bir yana evet, bunun kanuni bir hak olması gerektiğini düşünüyorum. 

LGBTİ+ bireylere bir mesajınız var mı?  
Türkiye cinsellik ve cinsel yönelimler konusunda genellikle ikiyüzlü bir ülke. “Osmanlı torunu” olmak süper maço bir şey sayılır mesela ama baksan Divan şiirleri genellikle erkek sevgililere, erkek şairler tarafından yazılmıştır. Nedense hiç sözü edilmez. Böyle bir coğrafyada cinsel yönelimini özgürce ve gururla yaşamayı seçenlere saygılarımı sunarım. 

Çocuğunuzun eşcinsel olduğunu öğrenseniz tepkiniz nasıl olurdu?
Şaşırmazdım desem yalan olur; ama sonuçta vereceğim tavsiye sanırım şu an verdiklerimle yine aynı olurdu: “Hayatına alacağın insanları dikkatli seç, hiçbir şeyin özsaygını zedelemesine izin verme ve İsveç’te falan yaşamadığını unutma.”

Gelecek ile ilgili projelerin neler?
Sağlığım ve ömrüm elverdiğince yeni şarkılar yaparak insanların hayatlarına dokunabilmek. Onlara duygu ve düşüncelerinde yalnız olmadıklarını hissettirmek. Hayatlarını güzelleştirecek bir fark yaratmak. Planım bundan ibaret. Sanat da zaten bunun için var.

Bu son sorum. Sevgili okuyucularımıza neler söylemek istersiniz?
Son sözüm her zaman aynıdır benim: En sağlam direniş, kalbi temiz tutmaktır.

90’lar tadında sorular…

Yaş-Boy-Kilo: 47-1.85-90
Burcu: Balık
Ayakkabı numarası: 44
Göz rengi: Yeşil
Saç rengi: Kumral
Arabası: WV Golf
Kullandığı parfüm: Mood Black
Sevdiği renk: Koyu mor
Sevdiği yemek: Rakı-balık
En sevdiği tatil yeri: Barcelona ve Foça
En sevdiği sanatçılar: ManuChao, Bob Marley, Bülent Ortaçgil, Fikret Kızılok, Suzanne Vega
İlk ve son hit parçası: Yine Sevebilirim – Birden Geldin Aklıma
İdeal tipi: İnce yapılı kişiler
Tuttuğunuz takım: Eskişehirspor
Ne tür müzik dinlersiniz: Her türün iyilerini dinlerim, işim bu sonuçta
En sevdiğiniz şarkı ve nedeni: “California Dreaming” bana müziği sevdiren şarkıdır
Yaptığınız en büyük çılgınlık: Evlenmek
Sevdiğiniz için neleri göze alırsınız: Akşam trafiğinde arabayla Mecidiyeköy’e girmeyi
Sizi sevenin sizin için neler yapması hoşunuza gider: Sakin bir yere birkaç günlük de olsa baş başa yolculuk ayarlaması
Şu an ruhunun olmak istediği yer: Barcelona
İzlemekten keyif aldığın TV programları neler: Polisiye dizi ve filmler genellikle
Hayatta en çok kıymet verdiğin insan: Çocuklarım
Hayvan besliyor musunuz: Çocuklarımın besledikleri hayvanlara bazen ben de bakıyorum
Aşk her şeyi affeder mi: Affederse herkesin hayrına olur
Benzetildiğiniz biri var mı: Ergenliğimde Michael J. Fox’a benzetenler çıkardı
Fobilerin – Hobilerin: Yükseklikten korkarım. Arada roman ve hikâye yazmak gibi de bir hobim var
En büyük hayaliniz: Çocuklarımla beraber bir gün dünyayı dolaşmak
Beğendiğiniz ve Beğenmediğiniz huyunuz: Sabırsızlığım bazen canımı sıkıyor. Kriz anlarında sakin kalabilmemse hoşuma gidiyor
Sizi en mutlu eden iltifat hangisi: Birisi yanımda kendisini iyi hissettiğini söylerse bu en büyük iltifattır

Röportaj: MURAT FIRAT

Yorumlar

Popüler Yayınlar

Müziğin Ritimlerinden Beyaz Perdeye Sektörün Ezberlerini Bozan Bir Yönetmen Portresi

                 Röportaj: MURAT FIRAT  Türkçe rap kültürünün henüz emekleme aşamasında olduğu yıllarda imkânsızlıkların ortasında prodüktörlük ve yapımcılık üstlenerek bir devrin temellerini atan öncü bir vizyoner. Müzik kariyerinde onlarca albüme imza atıp yüzlerce klip çektikten sonra sinemanın görsel dünyasına adım atan ve Şuursuz Aşk gibi projelerle ulusal ve uluslararası arenada ödüllere layık görülen sıra dışı bir yazar ve yönetmen. Sadece kamera arkasındaki ustalığıyla değil popüler kültür standartlarına sektörün yapımcı egolarına ve sahte şöhret algısına karşı sergilediği tavizsiz duruşuyla da fark yaratıyor. Müziğin hikaye anlatıcılığından Alman sinema disiplinine set ortamındaki katı ilkelerinden evlilik ve hayata dair samimi itiraflarına kadar uzanan bu söyleşide popülist ezberleri bozan son derece dobra bir sanat yolculuğuna tanıklık edeceksiniz. Kariyerinize Türkçe rap’in henüz emekleme aşamasında olduğu dönemle...

Zeynep Mansur’dan Popun Tatlı ve Alaycı Yüzüne Güçlü Bir Dönüş: “Di Mi?”

                        Haber: MURAT FIRAT  Türk pop müziğinde bazı şarkılar vardır; ilk dinleyişte büyük iddialar ortaya koymaz, kendisini dinleyiciye zorla kabul ettirmeye çalışmaz ama insanın kulağında güzel bir iz bırakır. Bir süre sonra fark edersiniz ki melodisi aklınızda dolaşıyor, nakaratını istemeden mırıldanıyorsunuz ve yeniden dinlemek istiyorsunuz. Zeynep Mansur’un yeni çalışması “Di Mi?” bende tam olarak böyle bir his uyandırdı. Uzun zamandır Türkçe pop müziğin içerisinde farklı türlerin birbirine fazlasıyla karıştığı bir dönemi yaşıyoruz. Rap müzik, arabesk, elektronik altyapılar ve deneysel sound’lar pop müziğin sınırlarını genişletirken, zaman zaman popun kendi sade ve melodik kimliğini de geride bıraktığını görüyoruz. Elbette müzik değişecek, gelişecek ve yeni türlerle buluşacak. Ancak bazen insan yalnızca iyi yazılmış, iyi düzenlenmiş ve sanatçının kendisini rahatlıkla ifade edebildiği bir pop...

30 Yıl Sonra Yeniden Konuşan Göksel: “İçimdeki Çocuk Hiç Değişmedi”

                  Röportaj: MURAT FIRAT Bir sanatçıyı yalnızca en çok bilinen şarkılarıyla tanımak, bazen onun hayatının en önemli bölümünü kaçırmak demektir. Çünkü sahnede görünen birkaç dakikanın, bir albüm kapağının ya da radyolarda yıllarca çalan bir şarkının arkasında; hayaller, kırgınlıklar, mücadeleler, bekleyişler ve yeniden ayağa kalkma cesareti vardır. Göksel’in hikâyesi de tam olarak böyle bir hikâye. 1996 yılında “Senden Kalan” albümüyle müzik dünyasına adım atan, ardından “Gönüllü Yazıldım” gibi bir eseri 90’lar Türk pop müziğinin hafızasına bırakan Göksel, aradan geçen 30 yıla rağmen geçmişte kalmış bir isim olarak değil, hâlâ üreten, hâlâ düşünen ve hâlâ yeni şarkıların peşinden giden bir müzisyen olarak karşımızda. Bu röportajın çıkış noktası da biraz tesadüf, biraz merak ve biraz da geçmişin bugüne bıraktığı izlerle ilgili. 90’lar şarkıları arasında yeniden karşıma çıkan “Gönüllü Yazıldım”, beni yalnızca bir haber hazırlamaya...

Herkes Kolaya Kaçarken Gülşen Çıtayı Bir Kez Daha Yükseltti

                        Haber: MURAT FIRAT  Müzik endüstrisinin son yılların en büyük kimlik ve finans krizlerinden birini yaşadığı bir dönemdeyiz. Tüketim alışkanlıklarının değişmesi, dijital platformların hız odaklı yapısı ve yapay zekâ destekli üretimlerin giderek yaygınlaşması, müziğin üretim biçimini de kökten değiştirdi. Şarkılar iki dakikanın altına inerken, büyük prodüksiyonlar yerini düşük maliyetli işlere bıraktı. Üstelik sektörün önemli bir bölümü, "Müzikten artık para kazanılmıyor." düşüncesini neredeyse ortak bir kabulleniş hâline getirmiş durumda. Tam da böyle bir atmosferde Gülşen, İtaat Yok ile yalnızca yeni bir single yayımlamadı. Aynı zamanda pop müziğin hâlâ büyük fikirlerle, cesur prodüksiyonlarla ve yüksek standartlarla üretilebileceğini gösteren güçlü bir cevap verdi. Yaklaşık otuz yıldır sahnede, stüdyoda ve ekranlarda istikrarını koruyan sanatçı, kariyerinin bu döneminde bile kendini tek...

Selahattin Erhan: "İnsanların Hayatına Dokunmayan Hiçbir İşin Gerçek Bir Anlamı Yok"

                  Röportaj: MURAT FIRAT  Türk pop müziğinde yıllardır birçok unutulmaz esere imza atan söz yazarı ve besteci Selahattin Erhan, üretim anlayışından müzik sektörüne, hekimlik mesleğinden hayat felsefesine kadar pek çok konuda samimi açıklamalarda bulundu. Zerrin Özer'den Bülent Ersoy'a, Funda Arar'dan Mustafa Sandal'a kadar birçok önemli isme verdiği eserlerle tanınan Erhan, bu röportajda yalnızca kariyer yolculuğunu değil; sanatın topluma katkısını, müziğin değişen yüzünü, telif haklarını, genç müzisyenlere tavsiyelerini ve geleceğe dair hedeflerini de tüm açıklığıyla anlattı. Bugün birçok sanatçı tarafından seslendirilen eserlerin altında imzanız var. Ancak sizi sadece şarkılarınızla tanıyan geniş bir kitle bulunuyor. Selahattin Erhan'ı kendi cümleleriyle nasıl anlatırsınız? Bugüne kadar uzanan yolculuğunuzu nasıl özetlersiniz? Yaptığım ya da yapacağım işler ne olursa olsun, insanların hayatına pozitif katkıla...

“Gelip Geçenlere Karşı Bir Duruş: Zerrin Özer’den Güçlü Bir Müzikal Manifesto ‘Geliyorlar Gidiyorlar’”

Haber: MURAT FIRAT Türk pop müziğinin zamana meydan okuyan sesi  Zerrin Özer , yeni şarkısı  Geliyorlar Gidiyorlar  ile bir kez daha yalnızca müzik yapmadığını, aynı zamanda bir duruş sergilediğini kanıtlıyor. Bu çalışma; hız çağının ilişkilerine, yüzeysel duygularına ve kolay tüketilen aşklarına karşı güçlü bir itiraz niteliği taşıyor. Dinleyiciye sadece melodik bir deneyim sunmakla kalmıyor; aynı zamanda içsel bir yüzleşmeye davet ediyor. Şarkının sözlerinde  Habil Ceyhan  imzası var; sade ama etkili bir dil kullanımıyla günümüz ilişkilerinin kırılganlığını gözler önüne seriyor. Bestede  Bülent Yetiş , duygunun omurgasını kurarken; düzenlemede  Mustafa Arapoğlu  ve  Göksel Kamçı  modern dokunuşlarıyla parçayı bugünün ritmine başarıyla taşıyor. Ortaya çıkan sonuç; geçmişin deneyimi ile bugünün enerjisini buluşturan dengeli ve etkileyici bir yapı. Zerrin Özer, bu şarkıda yalnızca bir yorumcu değil; adeta bir anlatıcı, hatta bir tanık. Sö...

Gökberk Demirci: Kalbimin ve mantığımın el verdiği sürece oyunculukta çok katı kuralım yoktur

Gökberk seni tanıyalım? 1989 yılında İzmit’te dünya'ya geldim. O zamanları fazla hatırlamıyorum, fakat mutlu bir bebekmişim fotoğraflardan anladığım kadarıyla  ;)   Aslen Adanalı’yım. Babamın mesleğinden dolayı birçok yer gezdik, gördük ve yaşadık. Benden 6 yıl sonra kardeşim Berkay dünyaya geldi. Pek uslu sayılmazmışım; öyle diyorlar. Ama o evre çok uzun sürmedi. Sanırım çocukken de büyüktüm hep! Hiç değişmediğimi söylerler.  ;) Sanırım oyunculuk kariyerin çocuk oyunları ve skeçlerle başladı? Kariyerim sayılmaz ama temeli çocukluk yıllarına dayanıyor. Özel günlerde oynanan oyunlar, anlık girilen karakterler ve başka birisi gibi davranmalar vs, vs (gülüyor). Çocukken fazla enerjiktim. Haliyle öğretmenlerim de bunu bir yarara dönüştürdüler. Hem benim için, hem de kendi sinir sistemleri adına  ;) 😉   Birçok konuda en büyük destekçim önce inancım, sonra ailem ve yakın çevrem oldu. Cengiz Küçükavyaz tiyatrosu ve Aktör-ist’lun kariyerin açısından ...

Meltem Leylekoğlu’ndan Doğru Şarkıyla Gelen Güçlü Bir Adım: Sardunyalar

                       HABER: MURAT FIRAT Müzik dünyasında bazı sanatçılar vardır; kendilerini bir anda değil, zaman içinde, sabırla ve üreterek ortaya koyarlar. Meltem Leylekoğlu da bu isimlerden biri. Sahne deneyimi, farklı müzik türlerine olan yatkınlığı ve kendisini geliştirme isteğiyle yoluna devam eden sanatçı, yeni çalışması “Sardunyalar” ile kariyerinde dikkat çekici bir adım atıyor. Meltem’in müzik yolculuğuna baktığımızda, yalnızca bir şarkı söyleyen değil, bu işi hayatının merkezine alan bir sanatçı profili görüyoruz. O Ses Türkiye’de yer alarak geniş bir dinleyici kitlesinin dikkatini çeken Leylekoğlu, sahne çalışmalarını da sürdürerek müziği günlük hayatının geçici bir parçası olmaktan çıkarıp mesleki bir çizgide devam ettiriyor. Benim açımdan bir sanatçıyı değerlendirirken yalnızca sesine ya da sosyal medyada ne kadar görünür olduğuna bakmak yeterli değil. Sahneye çıkmak, üretmek, repertuvar hazırlamak, dinleyiciy...

Bir Şarkının Yeniden Nefes Alışı: Zeynep Casalini ve Gözlerin'in Sessiz Gücü

                      Haber: MURAT FIRAT  Bazı şarkılar vardır. İlk dinleyişte güzel gelir. Bazıları ise yıllar geçtikçe anlamını büyütür, her kuşakta yeniden başka bir kalbe dokunur. Çünkü gerçek eserler zamana direnmez, zamanla birlikte olgunlaşır. Onları yeniden söyleyen her yorumcu da yalnızca bir şarkıyı seslendirmez. O eserin hafızasına kendi ruhunu bırakır. Zeynep Casalini'nin sesinden dinlediğimiz Gözlerin de tam olarak böyle bir yeniden buluşmanın hikâyesini anlatıyor. Bir klasikle yeniden karşılaşmanın en büyük riski, dinleyicinin hafızasında yer etmiş duyguyu bozabilmektir. Çünkü yıllardır bizimle yaşayan eserler yalnızca melodileriyle değil, taşıdıkları anılarla da var olur. Bu yüzden onları yeniden yorumlamak cesaret ister. Zeynep Casalini ise bu cesareti gösterirken şarkıyı değiştirmeye çalışmıyor. Tam tersine onun özüne yaklaşmayı tercih ediyor. Bu yaklaşım, yorumun en güçlü tarafını oluşturuyor. Gözl...

Türkiye'nin ilk egzotik "Karınca Çiftliği"

Uzun zamandır takip ettiğim genç bir Youtuber var. Yeditepe Üniversite'sinde Endüstri Ürünleri ve Tasarımı bölümü mezunu, oyunculuğa merak salıp tiyatro eğitimi aldı, ayrıca "Karınca Çiftliğim" kanalında egzotik hayvanların videolarını paylaşıyor. Tek ve en büyük hedefinin "hayvan sevgisini insanlara aşılamak olduğunu" belirten Tuğkan Gönültaş, evinde hayvan beslemek isteyenlere çok özel tavsiyelerde bulundu. Merak edenler için soruyorum: Tuğkan Gönültaş kendini anlatabilir misin?  Selam, bendeniz Tuğkan GÖNÜLTAŞ. 1987 yılında İstanbul’da doğdum. Yeditepe Üniversite’sinde Endüstri Ürünleri ve Tasarımı Bölümü’nü bitirmemin hemen ardından, kısa süreli bir yurt dışı serüveninden sonra tekstil sektöründe kendi markamı kurdum.   Vatani görevimin ardından oyunculuğa merak sardım ve tiyatro eğitimine başladım. Çocukluğumdan beri iç içe olduğum egzotik hayvanların paylaşımlarını (hobi olarak) Youtube üzerind...