Ana içeriğe atla

Mert Davran “Keşke babamda beni izleyip gururlanabilseydi”

Uzun süredir takip ettiğim genç bir sanatçı var. Sahnelerin en sevilen ismi, güzel sahne performanslarına imza atıyor. Rap müziğin popüler olduğu günümüzde, pop müzik şarkısı "Şölen" ile hem kıpır kıpır sözleri hem eğlenceli klibiyle içimizi ısıttı. Henüz yolun çok başında ama basamakları çabuk atlayacağına inanıyorum. Mert'i tanıdım ve ben çok sevdim, sizde tanıyın istedim ve bu kez teybimi mesleğinin ümit vaat eden bir yeteneğine uzattım.

Sevenlerin adına soruyorum: Işıklar sönüp evine gittiğinde nasıl bir Mert Davran var?
İnanılmaz mutlu ve gururlu! Saçma gelecek belki ama ben sahneden indikten sonra heyecanlanıyorum o adrenalinle yatağa yattığımda bile hemen uyuyamıyorum.

“Şölen” şarkısı hangi duygularımıza tercüman?
Ben bundan daha 1 yıl önce şöyle tüm yakın arkadaşlarımı toplayıp çok eğleneceğimiz bir klip çekelim diye düşünürken, karşıma “Şölen” çıktı ve dedim ki evet tam olarak insanların her dinlediğinde, pozitif bir enerji yükleneceği bir şarkı. Kesinlikle hayalimdeki şarkıydı, klipte böyle bir şeydi beni en eğlenceli şekilde yansıttığını düşünüyorum.

“Şölen” şarkısının klibi bize ne anlatıyor?
 Klip yönetmenimiz Ecem Gündoğdu benim çok yakın görüştüğüm bir arkadaşım,  görüntü yönetmenliğini de Veli Kuzlu yaptı. Ben hayalimi anlattım “çok eğlendiğimiz herkesin şıkır şıkır giyindiği tam bir şölen tadında bir klip olsun” dedim Ecem’de bunu gerçekleştirdi.

“Şölen” şarkısının Mert Davran kariyerine katkısı olur mu? 
Ben yaklaşık 10 yıldır gece hayatının içinde sahne alan birisi olsamda sonuçta insanların beni tam olarak tanıma süreci 2016’da “İkimize Benzer” şarkımla oldu. Şölen’de onun üzerine miss gibi oldu  ikisi de ayrı ayrı beni yansıtan ve çok içime sinen şarkılar.

Bu çalışmanın “İkimize Benzer” şarkısından farkı nedir?
İkisi arasında bir kıyaslamaya girmedim hiçbir zaman, o benim ilk göz ağrım, Zeki Güner’e minnet borçluyum bu konuda, ama Şölen’de kıpır kıpır bir yanım ortaya çıktı. Dinamik, enerjik, akılda kalıcı tekerleme sözleriyle sevdirdi kendini.

İtiraf etmeliyim ki; “Şölen” şarkını ilk dinlediğim an “pop müzik piyasasının bu tarz şarkılara ve bu kadar kaliteli kliplere ihtiyacı var” dedim.
Daha ve daha da güzellerine inşallah, bu yol çok uzun ve bizler seçici davranmak zorundayız. Şarkı, aranje, klip ve bir duruş olarak.

Rap müziğin altın çağını yaşadığı bir dönemde, pop müzik şarkısı “Şölen” dinleyiciden ne gibi dönüşler aldı?
Olumsuz neredeyse hiç bir yorum almadım, alsam da ben insanlar ne sever ne ister diye yaşayan birisi değilim. İçime sineni aklıma yatanı yapmayı tercih ederim. Rap müzik yıllardır belki de hak ettiği yerde değildi. Bence her dönemin  insanı olabilmeyi başarabiliyor olmak lazım yaptığınız şarkılarla, evet yeniliğe açık ama bir tarzınızda olmalı rap müzik moda diye rap okuyacağımı düşünmüyorum.

Müzik dünyasında hırslı görmüyorum Mert Davran’ı.
Değilim hiç bir zamanda olmadım! Büyük hırslar bir süre sonra egoyla hatta kibirle sizi yönetmeye başlıyor o en fenası. Her zaman ne istediğimi, kapasitemi ve bunun üstüne neler katabileceğimi bilerek yaşadım.

Bir mesleğiniz daha var. Aynı zamanda Güneş öğretmenisiniz. Devam ediyor musunuz Güneş öğretmenliği yapmaya?
Öncelikle bu bir meslek değil çünkü bunun için para almıyoruz tamamen gönül işi. Evet, bunu beni çok yakın tanıyanlar bilirler, yaklaşık 10 yıldır bir program dâhilinde insanlara kozmik enerjiler ile evrensel bilgileri anlatıp açıyoruz seminerlerimizde.

Kadına, çocuğa ve hayvanlara yönelik şiddette artış, endişelendirmiyor mu?
Bu olanların hepsinin evrensel bir program dâhilinde olduğunu fark edebilecek bir bilinçteyim fakat dünya bilincimizle bakıldığında korkunç ve birçok evrimsiz varlıkla bir arada maalesef yaşamak durumunda kalıyoruz.

Erkeklere neler söylemek istersiniz?
Erkek ya da kadın diye ayırmak istemiyorum “makul bir vicdan bütünlüğünde” buluşmayı temenni ediyorum. Her şeyden önce bütüne ve yaratılmış olan her şeye yaratandan ötürü saygı duyulması gerektiğini düşünüyorum.

Hakkınızda yanlış bilinen şuan fırsat verilse düzeltirim dediğiniz konu var mı?
Yanlışlar ya da doğrular kişilerin kendi düşünceleri ve bilinç düzeyleri sonucunda analiz edip vardığı bir noktadır, eğer birileri beni ya da bir olayı yanlış anlamaya müsaitse benim söylediğim üç cümle onun fikrini değiştirmez, zaten her türlü anlamak istediği şekilde anlayıp kendi yönünden bakacaktır.

Müzik sektörüne girdiğinden beri nelerin farkına vardın?
İnsanların gözü dönmüş! Hırsları uğruna değişebileceklerini, aslında yeni çıkan ve beğendiğin bir şeyi  en azından harcadığı emekten ötürü takdir etmeyi bilmek gerektiğini ve daha nicelerini…

Kariyerinizde pişmanlıklarınız, keşkeleriniz var mı?
Keşkeler ve pişmanlıklar hayatımızın en sağlam dersleridir!.. Aslında yeter ki bunu fark edebilelim, benim henüz keşke diyebilecek kadar uzun bir kariyerim olduğunu düşünmüyorum. Ayrıca her saniye bir şeyler öğreniyorum tabii değişim dönüşüm şart.
Camiada Mert Davran’ı en çok rahatsız eden şey ne diye sorsak?
İnsanların Mert Davran’maması!

Mert Davran olmak için erteledikleriniz veya vazgeçtikleriniz?
Mert Davran olmak için değil tabii ki de ama iş yoğunluğu nedeniyle bir çok özel günlerinde sevdiklerimin yanında olamadım, vazgeçtiğim en büyük şeyde uykum. 

Sırtını güvenle yasladığın hayat arkadaşın var mı?
Annem ve abim.

Sanatçı siyasete mesafeli mi olmalı?
Fanatizm bir biat ölçüsüdür! tabii ki herkesin bir görüşü olmalıdır fakat fanatikliğin doğru olmadığını düşünenlerdenim.

Geçmişe dönüp baktığınızda sizden 2 tane cümle istiyorum: 1. Keşkeyle başlasın 2. İyikiyle…
İyi ki en ama en severek yaptığım şeyi kendime iş olarak seçmişim.
Keşke babamda beni izleyip benle gururlanabilseydi.

Bir milyon tl paranız olsa ne yapmak isterdiniz?
Olmadığını nerden biliyorsun. (Gülüyor) Bankaya faize yatırırdım, mal mülk almak benlik şeyler değil.

Türkiye’de rezil olunmadan şöhret olunmuyor mu? Peki Mert Davran için ''şöhret" ne anlama geliyor? 
Valla doğru bir tespit, tebrik ediyorum. Kendini komik hatta rezil bir duruma düşürdüğünde daha da parlıyorsun bu ülkede net! Ama ben şöhretinde iyisi ile güzeli ile gelmesi taraftarıyım. 

Mert bey, bize bir gününüzü anlatın dersek neler anlatırsınız?
Bir günüm diğerini tutmuyor! Hepsi ayrı yoğunluk içerisinde, gündüzleri uyuyorum genelde normal insanların aksine, çünkü haftada 4 bazen 5 sahne aldığım için dinlenmem ve sesime dikkat etmem gerekiyor.
Ne yaptığımdan ziyade ne yapamadığımı anlatabilirim, spora ve arkadaşlarıma gereken vakti ayıramadığımı düşünüyorum.

Bir sanatçı olarak nasıl hatırlanmak istersiniz?
Her şeyden önce bir insan olarak çizgisini hiç bozmadı. Her daim enerjik ve insanın gördüğünde bile enerjisini yükselten, “iyi ve kötü günde de hep yanımda olan biriydi” demeleri beni mutlu eder.

Bu son sorum. Sevgili okuyucularımıza neler söylemek istersiniz?
Her ne olursa olsun sevdiğiniz işle uğraşın çünkü ancak o zaman; başarıda, mutlulukta, bollukta ve berekette gelir. Dünyasal olayları anlamaya çalışıp çokta kafa yormak yerine  bu koskoca evrende yalnız olmadığınızı bilin ve ne kadar özel bir varlık olduğunuzu hatırlatın kendinize. Son olarak da önce kendinize mert davranın. 

90’lar tadında sorular…

Yaş-Boy-Kilo: 32 - 1.83 - 88
Burcu: Boğa
Ayakkabı numarası: 42
Göz rengi: Kahverengi
Saç rengi: Açık Kahverengi 
Arabası: Ehliyetim bile yok
Kullandığı parfüm: Comme des garçons 2 gri şişe
Sevdiği renk: Kırmızı/Siyah
Sevdiği yemek: Uzak doğu mutfağı
Sevdiği içki: Jager maister
En sevdiği tatil yeri: Alaçatı
En sevdiği sanatçılar: Zeki Müren, Kenan Doğulu, Sezen Aksu, Ajda Pekkan ve Gülşen
İdeal tipi: Güzel gülümsesin 
Tuttuğunuz takım: Beşiktaş
Ne tür müzik dinlersiniz: Müzik evrenseldir, ruh halime göre değişebiliyor
En sevdiğiniz şarkı ve nedeni: Hiç düşünmemiştim 
Yaptığınız en büyük çılgınlık: Çok temkinli ve programlı biriyim, öyle çılgınlıklara pek yer yok hayatımda 
Sevdiğiniz için neleri göze alırsınız: Değer verdiklerim için sonsuz bir hoşgörü ve fedakarlığım vardır 
Sizi sevenin sizin için neler yapması hoşunuza gider: İlgi hoşuma gider
Şu an ruhunun olmak istediği yer: Roma
İzlemekten keyif aldığın TV programları neler: En eğlendiğim dizi “Yasak Elma” onun dışında netflixte takılıyorum
Hayatta en çok kıymet verdiğin insan: Annem ve memo
Hayvan besliyor musunuz: Hayır
Aşk her şeyi affeder mi: Sadece aşk değil insan belli dozda bence affedici olmalıdır 
Benzetildiğiniz biri var mı: Berksan ve Alex’e çok benzeten oluyor 
En büyük hayaliniz: Müzik sektördeki birçok ismin hayalidir, Harbiye açık hava sahnesinde olmak
Sizi en mutlu eden iltifat hangisi: Güneşim

Röportaj: MURAT FIRAT

Yorumlar

Popüler Yayınlar

Müziğin Ritimlerinden Beyaz Perdeye Sektörün Ezberlerini Bozan Bir Yönetmen Portresi

                 Röportaj: MURAT FIRAT  Türkçe rap kültürünün henüz emekleme aşamasında olduğu yıllarda imkânsızlıkların ortasında prodüktörlük ve yapımcılık üstlenerek bir devrin temellerini atan öncü bir vizyoner. Müzik kariyerinde onlarca albüme imza atıp yüzlerce klip çektikten sonra sinemanın görsel dünyasına adım atan ve Şuursuz Aşk gibi projelerle ulusal ve uluslararası arenada ödüllere layık görülen sıra dışı bir yazar ve yönetmen. Sadece kamera arkasındaki ustalığıyla değil popüler kültür standartlarına sektörün yapımcı egolarına ve sahte şöhret algısına karşı sergilediği tavizsiz duruşuyla da fark yaratıyor. Müziğin hikaye anlatıcılığından Alman sinema disiplinine set ortamındaki katı ilkelerinden evlilik ve hayata dair samimi itiraflarına kadar uzanan bu söyleşide popülist ezberleri bozan son derece dobra bir sanat yolculuğuna tanıklık edeceksiniz. Kariyerinize Türkçe rap’in henüz emekleme aşamasında olduğu dönemle...

Zeynep Mansur’dan Popun Tatlı ve Alaycı Yüzüne Güçlü Bir Dönüş: “Di Mi?”

                        Haber: MURAT FIRAT  Türk pop müziğinde bazı şarkılar vardır; ilk dinleyişte büyük iddialar ortaya koymaz, kendisini dinleyiciye zorla kabul ettirmeye çalışmaz ama insanın kulağında güzel bir iz bırakır. Bir süre sonra fark edersiniz ki melodisi aklınızda dolaşıyor, nakaratını istemeden mırıldanıyorsunuz ve yeniden dinlemek istiyorsunuz. Zeynep Mansur’un yeni çalışması “Di Mi?” bende tam olarak böyle bir his uyandırdı. Uzun zamandır Türkçe pop müziğin içerisinde farklı türlerin birbirine fazlasıyla karıştığı bir dönemi yaşıyoruz. Rap müzik, arabesk, elektronik altyapılar ve deneysel sound’lar pop müziğin sınırlarını genişletirken, zaman zaman popun kendi sade ve melodik kimliğini de geride bıraktığını görüyoruz. Elbette müzik değişecek, gelişecek ve yeni türlerle buluşacak. Ancak bazen insan yalnızca iyi yazılmış, iyi düzenlenmiş ve sanatçının kendisini rahatlıkla ifade edebildiği bir pop...

30 Yıl Sonra Yeniden Konuşan Göksel: “İçimdeki Çocuk Hiç Değişmedi”

                  Röportaj: MURAT FIRAT Bir sanatçıyı yalnızca en çok bilinen şarkılarıyla tanımak, bazen onun hayatının en önemli bölümünü kaçırmak demektir. Çünkü sahnede görünen birkaç dakikanın, bir albüm kapağının ya da radyolarda yıllarca çalan bir şarkının arkasında; hayaller, kırgınlıklar, mücadeleler, bekleyişler ve yeniden ayağa kalkma cesareti vardır. Göksel’in hikâyesi de tam olarak böyle bir hikâye. 1996 yılında “Senden Kalan” albümüyle müzik dünyasına adım atan, ardından “Gönüllü Yazıldım” gibi bir eseri 90’lar Türk pop müziğinin hafızasına bırakan Göksel, aradan geçen 30 yıla rağmen geçmişte kalmış bir isim olarak değil, hâlâ üreten, hâlâ düşünen ve hâlâ yeni şarkıların peşinden giden bir müzisyen olarak karşımızda. Bu röportajın çıkış noktası da biraz tesadüf, biraz merak ve biraz da geçmişin bugüne bıraktığı izlerle ilgili. 90’lar şarkıları arasında yeniden karşıma çıkan “Gönüllü Yazıldım”, beni yalnızca bir haber hazırlamaya...

Herkes Kolaya Kaçarken Gülşen Çıtayı Bir Kez Daha Yükseltti

                        Haber: MURAT FIRAT  Müzik endüstrisinin son yılların en büyük kimlik ve finans krizlerinden birini yaşadığı bir dönemdeyiz. Tüketim alışkanlıklarının değişmesi, dijital platformların hız odaklı yapısı ve yapay zekâ destekli üretimlerin giderek yaygınlaşması, müziğin üretim biçimini de kökten değiştirdi. Şarkılar iki dakikanın altına inerken, büyük prodüksiyonlar yerini düşük maliyetli işlere bıraktı. Üstelik sektörün önemli bir bölümü, "Müzikten artık para kazanılmıyor." düşüncesini neredeyse ortak bir kabulleniş hâline getirmiş durumda. Tam da böyle bir atmosferde Gülşen, İtaat Yok ile yalnızca yeni bir single yayımlamadı. Aynı zamanda pop müziğin hâlâ büyük fikirlerle, cesur prodüksiyonlarla ve yüksek standartlarla üretilebileceğini gösteren güçlü bir cevap verdi. Yaklaşık otuz yıldır sahnede, stüdyoda ve ekranlarda istikrarını koruyan sanatçı, kariyerinin bu döneminde bile kendini tek...

Selahattin Erhan: "İnsanların Hayatına Dokunmayan Hiçbir İşin Gerçek Bir Anlamı Yok"

                  Röportaj: MURAT FIRAT  Türk pop müziğinde yıllardır birçok unutulmaz esere imza atan söz yazarı ve besteci Selahattin Erhan, üretim anlayışından müzik sektörüne, hekimlik mesleğinden hayat felsefesine kadar pek çok konuda samimi açıklamalarda bulundu. Zerrin Özer'den Bülent Ersoy'a, Funda Arar'dan Mustafa Sandal'a kadar birçok önemli isme verdiği eserlerle tanınan Erhan, bu röportajda yalnızca kariyer yolculuğunu değil; sanatın topluma katkısını, müziğin değişen yüzünü, telif haklarını, genç müzisyenlere tavsiyelerini ve geleceğe dair hedeflerini de tüm açıklığıyla anlattı. Bugün birçok sanatçı tarafından seslendirilen eserlerin altında imzanız var. Ancak sizi sadece şarkılarınızla tanıyan geniş bir kitle bulunuyor. Selahattin Erhan'ı kendi cümleleriyle nasıl anlatırsınız? Bugüne kadar uzanan yolculuğunuzu nasıl özetlersiniz? Yaptığım ya da yapacağım işler ne olursa olsun, insanların hayatına pozitif katkıla...

“Gelip Geçenlere Karşı Bir Duruş: Zerrin Özer’den Güçlü Bir Müzikal Manifesto ‘Geliyorlar Gidiyorlar’”

Haber: MURAT FIRAT Türk pop müziğinin zamana meydan okuyan sesi  Zerrin Özer , yeni şarkısı  Geliyorlar Gidiyorlar  ile bir kez daha yalnızca müzik yapmadığını, aynı zamanda bir duruş sergilediğini kanıtlıyor. Bu çalışma; hız çağının ilişkilerine, yüzeysel duygularına ve kolay tüketilen aşklarına karşı güçlü bir itiraz niteliği taşıyor. Dinleyiciye sadece melodik bir deneyim sunmakla kalmıyor; aynı zamanda içsel bir yüzleşmeye davet ediyor. Şarkının sözlerinde  Habil Ceyhan  imzası var; sade ama etkili bir dil kullanımıyla günümüz ilişkilerinin kırılganlığını gözler önüne seriyor. Bestede  Bülent Yetiş , duygunun omurgasını kurarken; düzenlemede  Mustafa Arapoğlu  ve  Göksel Kamçı  modern dokunuşlarıyla parçayı bugünün ritmine başarıyla taşıyor. Ortaya çıkan sonuç; geçmişin deneyimi ile bugünün enerjisini buluşturan dengeli ve etkileyici bir yapı. Zerrin Özer, bu şarkıda yalnızca bir yorumcu değil; adeta bir anlatıcı, hatta bir tanık. Sö...

Gökberk Demirci: Kalbimin ve mantığımın el verdiği sürece oyunculukta çok katı kuralım yoktur

Gökberk seni tanıyalım? 1989 yılında İzmit’te dünya'ya geldim. O zamanları fazla hatırlamıyorum, fakat mutlu bir bebekmişim fotoğraflardan anladığım kadarıyla  ;)   Aslen Adanalı’yım. Babamın mesleğinden dolayı birçok yer gezdik, gördük ve yaşadık. Benden 6 yıl sonra kardeşim Berkay dünyaya geldi. Pek uslu sayılmazmışım; öyle diyorlar. Ama o evre çok uzun sürmedi. Sanırım çocukken de büyüktüm hep! Hiç değişmediğimi söylerler.  ;) Sanırım oyunculuk kariyerin çocuk oyunları ve skeçlerle başladı? Kariyerim sayılmaz ama temeli çocukluk yıllarına dayanıyor. Özel günlerde oynanan oyunlar, anlık girilen karakterler ve başka birisi gibi davranmalar vs, vs (gülüyor). Çocukken fazla enerjiktim. Haliyle öğretmenlerim de bunu bir yarara dönüştürdüler. Hem benim için, hem de kendi sinir sistemleri adına  ;) 😉   Birçok konuda en büyük destekçim önce inancım, sonra ailem ve yakın çevrem oldu. Cengiz Küçükavyaz tiyatrosu ve Aktör-ist’lun kariyerin açısından ...

Meltem Leylekoğlu’ndan Doğru Şarkıyla Gelen Güçlü Bir Adım: Sardunyalar

                       HABER: MURAT FIRAT Müzik dünyasında bazı sanatçılar vardır; kendilerini bir anda değil, zaman içinde, sabırla ve üreterek ortaya koyarlar. Meltem Leylekoğlu da bu isimlerden biri. Sahne deneyimi, farklı müzik türlerine olan yatkınlığı ve kendisini geliştirme isteğiyle yoluna devam eden sanatçı, yeni çalışması “Sardunyalar” ile kariyerinde dikkat çekici bir adım atıyor. Meltem’in müzik yolculuğuna baktığımızda, yalnızca bir şarkı söyleyen değil, bu işi hayatının merkezine alan bir sanatçı profili görüyoruz. O Ses Türkiye’de yer alarak geniş bir dinleyici kitlesinin dikkatini çeken Leylekoğlu, sahne çalışmalarını da sürdürerek müziği günlük hayatının geçici bir parçası olmaktan çıkarıp mesleki bir çizgide devam ettiriyor. Benim açımdan bir sanatçıyı değerlendirirken yalnızca sesine ya da sosyal medyada ne kadar görünür olduğuna bakmak yeterli değil. Sahneye çıkmak, üretmek, repertuvar hazırlamak, dinleyiciy...

Bir Şarkının Yeniden Nefes Alışı: Zeynep Casalini ve Gözlerin'in Sessiz Gücü

                      Haber: MURAT FIRAT  Bazı şarkılar vardır. İlk dinleyişte güzel gelir. Bazıları ise yıllar geçtikçe anlamını büyütür, her kuşakta yeniden başka bir kalbe dokunur. Çünkü gerçek eserler zamana direnmez, zamanla birlikte olgunlaşır. Onları yeniden söyleyen her yorumcu da yalnızca bir şarkıyı seslendirmez. O eserin hafızasına kendi ruhunu bırakır. Zeynep Casalini'nin sesinden dinlediğimiz Gözlerin de tam olarak böyle bir yeniden buluşmanın hikâyesini anlatıyor. Bir klasikle yeniden karşılaşmanın en büyük riski, dinleyicinin hafızasında yer etmiş duyguyu bozabilmektir. Çünkü yıllardır bizimle yaşayan eserler yalnızca melodileriyle değil, taşıdıkları anılarla da var olur. Bu yüzden onları yeniden yorumlamak cesaret ister. Zeynep Casalini ise bu cesareti gösterirken şarkıyı değiştirmeye çalışmıyor. Tam tersine onun özüne yaklaşmayı tercih ediyor. Bu yaklaşım, yorumun en güçlü tarafını oluşturuyor. Gözl...

Türkiye'nin ilk egzotik "Karınca Çiftliği"

Uzun zamandır takip ettiğim genç bir Youtuber var. Yeditepe Üniversite'sinde Endüstri Ürünleri ve Tasarımı bölümü mezunu, oyunculuğa merak salıp tiyatro eğitimi aldı, ayrıca "Karınca Çiftliğim" kanalında egzotik hayvanların videolarını paylaşıyor. Tek ve en büyük hedefinin "hayvan sevgisini insanlara aşılamak olduğunu" belirten Tuğkan Gönültaş, evinde hayvan beslemek isteyenlere çok özel tavsiyelerde bulundu. Merak edenler için soruyorum: Tuğkan Gönültaş kendini anlatabilir misin?  Selam, bendeniz Tuğkan GÖNÜLTAŞ. 1987 yılında İstanbul’da doğdum. Yeditepe Üniversite’sinde Endüstri Ürünleri ve Tasarımı Bölümü’nü bitirmemin hemen ardından, kısa süreli bir yurt dışı serüveninden sonra tekstil sektöründe kendi markamı kurdum.   Vatani görevimin ardından oyunculuğa merak sardım ve tiyatro eğitimine başladım. Çocukluğumdan beri iç içe olduğum egzotik hayvanların paylaşımlarını (hobi olarak) Youtube üzerind...