Ana içeriğe atla

“DJ’lik Meslek Olarak Görülmüyor”

O Mahmut Görgen…
Yolun daha çok başında!
Hayali DJ olmaktı. Hep emek verdi, uğraştı, didindi!
Ve ne yaptı ettiyse kendisini en sonunda sahne de buldu!..
Unutulmaz türkülere kendi tarzıyla yeni boyut kazandırdı.
Bu yolda ilerlemek isteyen her kimse, elinden tuttu destek oldu.
Gece oldu uyumadı, yaz geldi tatile gitmedi, bayram oldu ailesini ziyaret bile edemedi…
Aklında kalbinde tek aşkı olan müzik ve sahnedeydi.

Merak edenler için soruyorum: Mahmut Görgen kendini anlatabilir misin?
İstanbul’da doğup büyüdüm. Öğrenim hayatım da dahil hayatımın tamamı İstanbul’da geçti diyebilirim. Yaz sezonu konser ve partiler amacıyla yaptığım şehir dışı seyahatleri saymazsak tabii. Kafama koyduğum her şeyi yapma gibi bir özelliğim var. Eğer bir şeyi kafama koymuşsam o şey gerçekleşene kadar çok yoğun bir mücadele vermeye başlarım.  Çok çalışkan, iradeli ve disiplinliyimdir.  Çoğu insan beni dışarıdan gördüğü zaman yani tanımadığında kırılgan bir yapıda, çok mutlu veya çekingen olarak görebilirler ancak benim içimde bir savaşçı var.  Oldukça güçlüyümdür. Nerede ne yapmam gerektiğini de az çok biliyor ve buna göre hareket ediyorum.  Ben bu zamana kadar ne yaptıysam hep başarılı oldum. Başarısız olmayı hiç bir şekilde sevmiyorum ve bundan dolayı başarıya ulaşana kadar çok yoğun bir şekilde gayret ederek istediğimi elde etmiş oluyorum. Bu arada istikrarın önemi çok büyük…
Yaz sezonlarında ise genel olarak uzun bir süre Ege veya Akdeniz bölgesinde kalıyorum. Bu arada stüdyo çalışmalarıma da oralardan devam ediyorum. Bunların yanı sıra normal yaşantıma da gezmeyi ve yüzmeyi çok severim ancak bu aralar yoğunluktan dolayı hiç birisine vakit ayıramıyorum.

DJ’lik mesleğine nasıl başladın?
Benim müziğe karşı çok küçük yaşlarda bile hep büyük bir ilgim vardı. Eskiden kasetlere tekrar tekrar kayıtlar yapardım.  Lise çağlarında video platformlarında takılırken dj’lerin büyük kalabalıklara sadece müzik yaparak hâkim olabildiklerini gördüm ve sonrasında bu mesleğe karşı ilgi duymaya başladım. Şu anda ünlü bazı Dj abilerimden aldığım destekler ve eğitimler sayesinde sektöre adım attım ve hala aktif bir şekilde sahne almaya devam ediyorum.

Dj’lik nedir? Dj olmak isteyenler ne gibi eğitimler alması gerekiyor?
DJ’lik aslında dışarıdan bakıldığı zaman herkese çok kolay gibi gözüküyor. Yaptığımız iş sadece iki tane şarkıyı üst üste oturtup geçiş yaparken tek şarkı gibi yutturmak gibi lanse ediliyor. Ama DJ olmak için çok iyi bir müzik kulağı ve müzikal bir yeteneğin yanı sıra çok ciddi bir yatırım ve zaman gereklidir. Ama sizleri heveslendirmemek için DJ’lerin nasıl popüler olduklarından söz etmeyeceğim. Kısaca açıklamak gerekirse DJ’lerin asıl işi müzik yapmaktır. Ortamın nabzını tutarak insanları eğlendirmek ve düzgün bir şekilde mix atmak DJ’liğin ana kuralları arasındadır.
Şu anda bizim ülkemizde bir meslek dalı olarak görülmüyor olsa bile fazlasıyla artan yüksek gelirlerinden dolayı popülaritesinde de artış olmuştur. Bu işte pratik yapmakta çok önemlidir. Pek çok önemli DJ  canlı performanslarındaki başarılarını yaptığı pratiklere borçludur.  DJ olma konusunda isteği olanların müzikal açıdan çok iyi olması gerekiyor. Bu işle ilgili kurslarda var ama her kursa gidilmemesini tavsiye ediyorum. Bilinen uzun zamandır faaliyet gösteren kursları seçerlerse az da olsa bir bilgi sahibi olabilirler. Veya evlerine birer DJ Seti alarak pratik yapıp araştırmaya devam ederek kendileri de öğrenebilirler. Tabii ki de bunun bir yetenek işi olduğunu da tekrar hatırlatmak isterim.

Dj ve Mc arasında ne gibi farklılıklar var?
DJ müzik çalmaktadır. MC’nin kelime anlamına bakacak olursak Seromoni Ustası şeklinde çevrildiğini görürüz. Özellikle RAP müzikte şarkı söyleyen ve çeşitli ayarlamalar yapan kişilerin yanı sıra özel organizasyonlarda ve partilerde DJ’le beraber sahneye çıkan, DJ performansını gerçekleştirirken mikrofon yaparak ortamı gaza getiren kişi de diyebiliriz

Hangi dj’leri takip ediyorsun?
Takip ettiğim yerli DJ’ler arasında Yasin Keleş, Burak Yeter, Murat Uyar var. Yabancı DJ’lerden de Martin Garrix, David Guetta ve Harwell gibi isimleri takip ediyorum.

Sahne de en çok hangi sanatçılar şarkısını çalıyorsun?
Sahneye çıktığım zaman genel olarak ortama göre değişiyor ama değişmeyen bazı sanatçılar var tabii. Yeşim Salkım, Serdar Ortaç, Demet Akalın, Hande Yener gibi sanatçıların şarkılarına yer veriyorum. Bunlar sahnede şarkılarını çaldığım sanatçıların olmazsa olmazları arasında yer alıyor.

Neden Dünya’da ünlü bir Türk DJ yok?
Bu konuda yanıldığınızı söylemeliyim. Ümmet Özcan, Burak Yeter  ve Mahmut Orhan gibi dünyaca ünlü  DJ’lerimiz var.

Hadi birazda DJ’liği eleştirelim! DJ’liğin eksik, demode ve beğenmediğin yönleri nelerdir?
DJ’liğin beğenmediğim yönleri arasında bizlere gereken değer hala tam olarak gösterilmiyor. Bir de bazı DJ arkadaşlarımız DJ olmayı sadece kabine geçip kızlarla fotoğraf çektirmek olarak algıladıklarından dolayı bizim mesleğimizin de adı lekelenmiş oluyor. Bu olay artık oldukça demode ve kaliteyi yakalamamız gerekiyor.

Ünlüler ve fenomenler kolay yoldan para kazanmayı DJ’lik yapmak sanıyorlar… bu mesleğin sancılı dönemlerini iyi bilen bir DJ’sin!.. dJ’lik demek halka lanse edildiği gibi 3-5 eğlenceli şarkı ve avuç dolu para kazanmaktan ibaret mi?
Biz profesyoneller olarak onlara DJ denmesinden dolayı ciddi anlamda rahatsız oluyoruz. Zaten canlı performans yapmıyorlar, set çalıyorlar bir de üzerine yüklü miktarlarda ödeme alıyorlar. Mekanlar bu kişilere sahne vermek istiyorlarsa yine çıkarsınlar ama DJ olarak değil. Gelsinler mekanda ufak Talk Show’lar yapsınlar, isteyen kişiler onlarla yine fotoğraf çekilsin ancak kabinde sahibi olan DJ’ler yer alsın. DJ’lik tabii ki de 3–5 şarkı çalmak değildir. Sahneye çıktığınızda pisti doldurabiliyorsanız iyi bir DJ’sinizdir. İnsanlar size sosyal medyadan küfürler etmiyorsa, geleceğiniz günü bekliyorsa ve ne zaman burada parti yapacaksınız diye soruyorsa iyi bir DJ’sinizdir. DJ’lik müzik kulağı gerektirir, nerede ne çalmanız gerektiğini bilmezseniz bu işi yapamazsınız. Başlasanız bile çok uzun bir süre tutunamazsınız.

Kerimcan Durmaz’ın konser başı 40 bin tl kazandığını duyunca bu sektörde para var dedim. Peki, sen emeğinin karşılığını alabiliyor musun?
Kerimcan gibi fenomenlerin devri bittiğinde mekanların adam gibi çalacak, canlı performans yapacak DJ’ler bulabileceklerinden çok emin değilim. (Gülüyor) Müzik bilgisi olmayan, herhangi bir şey üretmeyen sadece dansıyla popüler olan kişilere bu denli yüksek tutarlar ödenmesi tabii ki de bizleri çok fazla rahatsız ediyor. Bizler şu anda hak ettiğimiz ücretleri alamıyoruz.

Sanat dünyasından hangi isimlerle çalışma şansı yakaladın?
Albüm olarak ünlü isimlerle bu zamana kadar bir projemiz olmadı. Ancak geçmiş dönemde İbrahim Karabulut ile single çıkarttık. Sahne olarak pek çok ünlü isimden sonra  geceye devam etmek amacıyla sahne aldım. Yakında yeni projelerimde var.

Dj’lik yapmak isteyenlere ne gibi önerilerin var?
Müziği öğrenmekten ve bu işi yapmaktan korkmamalarını tavsiye ediyorum. Müziği öğrenmek inanın en az çalmak kadar keyiflidir. Bu işi öğrenmek ve bilerek yapmak size dünyanın en güzel, en kazançlı ve en popüler sektöründe çok ciddi bir yer kazandırır. Sosyal medya hesaplarımdan bana yazanlara da eğer görürsem bilgiler vermeye çalışıyorum. Ama üzülerek söylemeliyim ki yazanlardan bir çoğunu da göremiyorum.

Peki, Mahmut Görgen ünlü sanatçılar şarkılarına remix yaptırmak isterlerse neden senin kapını çalsınlar senin diğer Dj ve Aranjörlerden ne farkın var?
Benim farklı bir Sound’um var ve tamamen çözüm odaklıyım. Genel olarak çalışma yapacağımız sanatçılarla uzun uzun oturur konuşur ve neler yapacağımıza karar veririz sonrasında ise proje ortaya çıkar. “Yenilik her zaman iyidir” diye ekleyeyim.

Ege bölgesinin popüler solisti Mustafa Kandak’la sürpriz bir çalışmaya imza atacağınızı duydum. Bu özel çalışmayla ilgili okuyucularımıza bilgi verir misin?
Kurban bayramına yetiştirmek için çok yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Projenin %70’lik bir kısmı tamamlandı diye bilirim. Sadece canlı enstrümanlar ve ana vocal okumalarımız kaldı. Güzel bir pop şarkısıyla müzik severlerin karşısında olacağımız için ciddi anlamda heyecanlıyız. Projeyle ilgili fazla bir bilgi verip sürprizi bozmak istemiyorum ama hareketli Türkçe bir şarkıyla bomba gibi geliyoruz diye bilirim.

Yakında iddialı bir proje albümün çalışmalarına başlayacaksın? Kimlerle çalışacaksın ve albümde hangi şarkılar yer alacak?
Bu albümle ilgili olarak pek çok ünlü isimle görüşmeler yapıyorum ama isimler daha kesinleşmediği için şu anda bu konuyla ilgili isim vermenin çok mantıklı olmadığını düşünüyorum. Bu projede Türkülerimizi günümüze uyarlayarak yeniden düzenleyerek müzik severlere emanet edeceğiz.

Anonim türk halk müziğine modern bir soluk getireceksin. Hangi anonim türküler senin aranjenden geçecek?
Hey Onbeşli ve Eledim Eledim türküleri şu anda kesinleşenler arasında yer alıyor. Ama en iyilerini sunabilmek için hala araştırmaya devam ediyorum. Mahmut Görgen Sound’u ile Türküler dinlenmesine çok az bir zaman kaldı.

Mahmut insanlar senin hakkında neyi bilsin isterdin?
Projelerime çok bağlı olduğumu ve müzikseverler için sürekli olarak çalıştığımı bilmeleri benim için yeterli olacaktır.

Yakın gelecekte ki projeleriniz neler?
Yakın bir gelecekte bir TV kanalında program yapmaya başlayacağım. Programımda ünlü isimleri ağırlayarak sohbet edeceğimiz güzel bir format hazırladık. Ayrıca Youtube ile ilgili projelerimiz var ama tabii ki de bunlar için biraz daha zaman gerekiyor.

Konser takvimin?
Kesinleşen konserlerimizi genelde sosyal medya hesaplarımız ve resmi web sayfamızdan duyuruyoruz. Bu ay sonunda gerçekleşecek etkinliklerimizin iptal olduğunu da bu soru aracılığıyla buradan açıklamış olalım.

Yaş-Boy-Kilo: 28–1.70-73
Burcu: İkizler
Ayakkabı numarası: 41
Göz rengi: Kahverengi
Saç rengi: Kumral
Kullandığı parfüm: Hugo Boss Man Extreme
İdeal Tipi: Müziğe ilgilisi olan kızlar
Sevdiği renk: Siyah
Sevdiği yemek: Kalamar
Sevdiği içki: Viski
En sevdiği tatil yeri: Bodrum
En sevdiği sanatçılar: Yeşim Salkım, Sibel Tüzün, Yalın, Serdar Ortaç
İlk ve son hit parçası: Kalbimin Sahibine – ColdWinter
Tuttuğunuz takım: Galatasaray
Ne tür müzik dinlersiniz: Pop, Slow
En sevdiğiniz şarkı ve nedeni:  "Olmasa da olur" benim hayatıma en uygun şarkı
Yaptığınız en büyük çılgınlık: Rayların üzerinde çekim yapmak
Sevdiğiniz için neleri göze alırsınız: Gerçekten seviyorsam neler yapacağımı ben bile tahmin edemiyorum
Sizi sevenin sizin için neler yapması hoşunuza gider: Biraz ilgi, birazda bana iyi gelmesi hoşuma gider
Şu an ruhunun olmak istediği yer:  Bodrum
Hayatta en çok kıymet verdiğin insan: Ailem
Hayvan besliyor musunuz:  Hayvanları seviyor ve besliyorum
Aşk her şeyi affeder mi: Affetmeyeceği şeyler de olur
Benzetildiğiniz biri var mı: Şu ana kadar olmadı
Fobilerin – Hobilerin:  Sürüngenler – seyahat etmek, yüzmek, kitap okumak
En büyük hayaliniz: Her gün konser vermek
Beğendiğiniz ve Beğenmediğiniz huyunuz:  Hoşgörülü ve sabırlı olma huyumu çok beğeniyorum. Beğenmediğim huyum da kimseyi kıramamak
Sizi en mutlu eden iltifat hangisi: Herkes tarafından çok sevildiğimin ve başarılı olduğumun söylenmesi        
   
Röportaj: MURAT FIRAT

Yorumlar

Popüler Yayınlar

Müziğin Ritimlerinden Beyaz Perdeye Sektörün Ezberlerini Bozan Bir Yönetmen Portresi

                 Röportaj: MURAT FIRAT  Türkçe rap kültürünün henüz emekleme aşamasında olduğu yıllarda imkânsızlıkların ortasında prodüktörlük ve yapımcılık üstlenerek bir devrin temellerini atan öncü bir vizyoner. Müzik kariyerinde onlarca albüme imza atıp yüzlerce klip çektikten sonra sinemanın görsel dünyasına adım atan ve Şuursuz Aşk gibi projelerle ulusal ve uluslararası arenada ödüllere layık görülen sıra dışı bir yazar ve yönetmen. Sadece kamera arkasındaki ustalığıyla değil popüler kültür standartlarına sektörün yapımcı egolarına ve sahte şöhret algısına karşı sergilediği tavizsiz duruşuyla da fark yaratıyor. Müziğin hikaye anlatıcılığından Alman sinema disiplinine set ortamındaki katı ilkelerinden evlilik ve hayata dair samimi itiraflarına kadar uzanan bu söyleşide popülist ezberleri bozan son derece dobra bir sanat yolculuğuna tanıklık edeceksiniz. Kariyerinize Türkçe rap’in henüz emekleme aşamasında olduğu dönemle...

Zeynep Mansur’dan Popun Tatlı ve Alaycı Yüzüne Güçlü Bir Dönüş: “Di Mi?”

                        Haber: MURAT FIRAT  Türk pop müziğinde bazı şarkılar vardır; ilk dinleyişte büyük iddialar ortaya koymaz, kendisini dinleyiciye zorla kabul ettirmeye çalışmaz ama insanın kulağında güzel bir iz bırakır. Bir süre sonra fark edersiniz ki melodisi aklınızda dolaşıyor, nakaratını istemeden mırıldanıyorsunuz ve yeniden dinlemek istiyorsunuz. Zeynep Mansur’un yeni çalışması “Di Mi?” bende tam olarak böyle bir his uyandırdı. Uzun zamandır Türkçe pop müziğin içerisinde farklı türlerin birbirine fazlasıyla karıştığı bir dönemi yaşıyoruz. Rap müzik, arabesk, elektronik altyapılar ve deneysel sound’lar pop müziğin sınırlarını genişletirken, zaman zaman popun kendi sade ve melodik kimliğini de geride bıraktığını görüyoruz. Elbette müzik değişecek, gelişecek ve yeni türlerle buluşacak. Ancak bazen insan yalnızca iyi yazılmış, iyi düzenlenmiş ve sanatçının kendisini rahatlıkla ifade edebildiği bir pop...

30 Yıl Sonra Yeniden Konuşan Göksel: “İçimdeki Çocuk Hiç Değişmedi”

                  Röportaj: MURAT FIRAT Bir sanatçıyı yalnızca en çok bilinen şarkılarıyla tanımak, bazen onun hayatının en önemli bölümünü kaçırmak demektir. Çünkü sahnede görünen birkaç dakikanın, bir albüm kapağının ya da radyolarda yıllarca çalan bir şarkının arkasında; hayaller, kırgınlıklar, mücadeleler, bekleyişler ve yeniden ayağa kalkma cesareti vardır. Göksel’in hikâyesi de tam olarak böyle bir hikâye. 1996 yılında “Senden Kalan” albümüyle müzik dünyasına adım atan, ardından “Gönüllü Yazıldım” gibi bir eseri 90’lar Türk pop müziğinin hafızasına bırakan Göksel, aradan geçen 30 yıla rağmen geçmişte kalmış bir isim olarak değil, hâlâ üreten, hâlâ düşünen ve hâlâ yeni şarkıların peşinden giden bir müzisyen olarak karşımızda. Bu röportajın çıkış noktası da biraz tesadüf, biraz merak ve biraz da geçmişin bugüne bıraktığı izlerle ilgili. 90’lar şarkıları arasında yeniden karşıma çıkan “Gönüllü Yazıldım”, beni yalnızca bir haber hazırlamaya...

Herkes Kolaya Kaçarken Gülşen Çıtayı Bir Kez Daha Yükseltti

                        Haber: MURAT FIRAT  Müzik endüstrisinin son yılların en büyük kimlik ve finans krizlerinden birini yaşadığı bir dönemdeyiz. Tüketim alışkanlıklarının değişmesi, dijital platformların hız odaklı yapısı ve yapay zekâ destekli üretimlerin giderek yaygınlaşması, müziğin üretim biçimini de kökten değiştirdi. Şarkılar iki dakikanın altına inerken, büyük prodüksiyonlar yerini düşük maliyetli işlere bıraktı. Üstelik sektörün önemli bir bölümü, "Müzikten artık para kazanılmıyor." düşüncesini neredeyse ortak bir kabulleniş hâline getirmiş durumda. Tam da böyle bir atmosferde Gülşen, İtaat Yok ile yalnızca yeni bir single yayımlamadı. Aynı zamanda pop müziğin hâlâ büyük fikirlerle, cesur prodüksiyonlarla ve yüksek standartlarla üretilebileceğini gösteren güçlü bir cevap verdi. Yaklaşık otuz yıldır sahnede, stüdyoda ve ekranlarda istikrarını koruyan sanatçı, kariyerinin bu döneminde bile kendini tek...

Selahattin Erhan: "İnsanların Hayatına Dokunmayan Hiçbir İşin Gerçek Bir Anlamı Yok"

                  Röportaj: MURAT FIRAT  Türk pop müziğinde yıllardır birçok unutulmaz esere imza atan söz yazarı ve besteci Selahattin Erhan, üretim anlayışından müzik sektörüne, hekimlik mesleğinden hayat felsefesine kadar pek çok konuda samimi açıklamalarda bulundu. Zerrin Özer'den Bülent Ersoy'a, Funda Arar'dan Mustafa Sandal'a kadar birçok önemli isme verdiği eserlerle tanınan Erhan, bu röportajda yalnızca kariyer yolculuğunu değil; sanatın topluma katkısını, müziğin değişen yüzünü, telif haklarını, genç müzisyenlere tavsiyelerini ve geleceğe dair hedeflerini de tüm açıklığıyla anlattı. Bugün birçok sanatçı tarafından seslendirilen eserlerin altında imzanız var. Ancak sizi sadece şarkılarınızla tanıyan geniş bir kitle bulunuyor. Selahattin Erhan'ı kendi cümleleriyle nasıl anlatırsınız? Bugüne kadar uzanan yolculuğunuzu nasıl özetlersiniz? Yaptığım ya da yapacağım işler ne olursa olsun, insanların hayatına pozitif katkıla...

“Gelip Geçenlere Karşı Bir Duruş: Zerrin Özer’den Güçlü Bir Müzikal Manifesto ‘Geliyorlar Gidiyorlar’”

Haber: MURAT FIRAT Türk pop müziğinin zamana meydan okuyan sesi  Zerrin Özer , yeni şarkısı  Geliyorlar Gidiyorlar  ile bir kez daha yalnızca müzik yapmadığını, aynı zamanda bir duruş sergilediğini kanıtlıyor. Bu çalışma; hız çağının ilişkilerine, yüzeysel duygularına ve kolay tüketilen aşklarına karşı güçlü bir itiraz niteliği taşıyor. Dinleyiciye sadece melodik bir deneyim sunmakla kalmıyor; aynı zamanda içsel bir yüzleşmeye davet ediyor. Şarkının sözlerinde  Habil Ceyhan  imzası var; sade ama etkili bir dil kullanımıyla günümüz ilişkilerinin kırılganlığını gözler önüne seriyor. Bestede  Bülent Yetiş , duygunun omurgasını kurarken; düzenlemede  Mustafa Arapoğlu  ve  Göksel Kamçı  modern dokunuşlarıyla parçayı bugünün ritmine başarıyla taşıyor. Ortaya çıkan sonuç; geçmişin deneyimi ile bugünün enerjisini buluşturan dengeli ve etkileyici bir yapı. Zerrin Özer, bu şarkıda yalnızca bir yorumcu değil; adeta bir anlatıcı, hatta bir tanık. Sö...

Gökberk Demirci: Kalbimin ve mantığımın el verdiği sürece oyunculukta çok katı kuralım yoktur

Gökberk seni tanıyalım? 1989 yılında İzmit’te dünya'ya geldim. O zamanları fazla hatırlamıyorum, fakat mutlu bir bebekmişim fotoğraflardan anladığım kadarıyla  ;)   Aslen Adanalı’yım. Babamın mesleğinden dolayı birçok yer gezdik, gördük ve yaşadık. Benden 6 yıl sonra kardeşim Berkay dünyaya geldi. Pek uslu sayılmazmışım; öyle diyorlar. Ama o evre çok uzun sürmedi. Sanırım çocukken de büyüktüm hep! Hiç değişmediğimi söylerler.  ;) Sanırım oyunculuk kariyerin çocuk oyunları ve skeçlerle başladı? Kariyerim sayılmaz ama temeli çocukluk yıllarına dayanıyor. Özel günlerde oynanan oyunlar, anlık girilen karakterler ve başka birisi gibi davranmalar vs, vs (gülüyor). Çocukken fazla enerjiktim. Haliyle öğretmenlerim de bunu bir yarara dönüştürdüler. Hem benim için, hem de kendi sinir sistemleri adına  ;) 😉   Birçok konuda en büyük destekçim önce inancım, sonra ailem ve yakın çevrem oldu. Cengiz Küçükavyaz tiyatrosu ve Aktör-ist’lun kariyerin açısından ...

Meltem Leylekoğlu’ndan Doğru Şarkıyla Gelen Güçlü Bir Adım: Sardunyalar

                       HABER: MURAT FIRAT Müzik dünyasında bazı sanatçılar vardır; kendilerini bir anda değil, zaman içinde, sabırla ve üreterek ortaya koyarlar. Meltem Leylekoğlu da bu isimlerden biri. Sahne deneyimi, farklı müzik türlerine olan yatkınlığı ve kendisini geliştirme isteğiyle yoluna devam eden sanatçı, yeni çalışması “Sardunyalar” ile kariyerinde dikkat çekici bir adım atıyor. Meltem’in müzik yolculuğuna baktığımızda, yalnızca bir şarkı söyleyen değil, bu işi hayatının merkezine alan bir sanatçı profili görüyoruz. O Ses Türkiye’de yer alarak geniş bir dinleyici kitlesinin dikkatini çeken Leylekoğlu, sahne çalışmalarını da sürdürerek müziği günlük hayatının geçici bir parçası olmaktan çıkarıp mesleki bir çizgide devam ettiriyor. Benim açımdan bir sanatçıyı değerlendirirken yalnızca sesine ya da sosyal medyada ne kadar görünür olduğuna bakmak yeterli değil. Sahneye çıkmak, üretmek, repertuvar hazırlamak, dinleyiciy...

Bir Şarkının Yeniden Nefes Alışı: Zeynep Casalini ve Gözlerin'in Sessiz Gücü

                      Haber: MURAT FIRAT  Bazı şarkılar vardır. İlk dinleyişte güzel gelir. Bazıları ise yıllar geçtikçe anlamını büyütür, her kuşakta yeniden başka bir kalbe dokunur. Çünkü gerçek eserler zamana direnmez, zamanla birlikte olgunlaşır. Onları yeniden söyleyen her yorumcu da yalnızca bir şarkıyı seslendirmez. O eserin hafızasına kendi ruhunu bırakır. Zeynep Casalini'nin sesinden dinlediğimiz Gözlerin de tam olarak böyle bir yeniden buluşmanın hikâyesini anlatıyor. Bir klasikle yeniden karşılaşmanın en büyük riski, dinleyicinin hafızasında yer etmiş duyguyu bozabilmektir. Çünkü yıllardır bizimle yaşayan eserler yalnızca melodileriyle değil, taşıdıkları anılarla da var olur. Bu yüzden onları yeniden yorumlamak cesaret ister. Zeynep Casalini ise bu cesareti gösterirken şarkıyı değiştirmeye çalışmıyor. Tam tersine onun özüne yaklaşmayı tercih ediyor. Bu yaklaşım, yorumun en güçlü tarafını oluşturuyor. Gözl...

Türkiye'nin ilk egzotik "Karınca Çiftliği"

Uzun zamandır takip ettiğim genç bir Youtuber var. Yeditepe Üniversite'sinde Endüstri Ürünleri ve Tasarımı bölümü mezunu, oyunculuğa merak salıp tiyatro eğitimi aldı, ayrıca "Karınca Çiftliğim" kanalında egzotik hayvanların videolarını paylaşıyor. Tek ve en büyük hedefinin "hayvan sevgisini insanlara aşılamak olduğunu" belirten Tuğkan Gönültaş, evinde hayvan beslemek isteyenlere çok özel tavsiyelerde bulundu. Merak edenler için soruyorum: Tuğkan Gönültaş kendini anlatabilir misin?  Selam, bendeniz Tuğkan GÖNÜLTAŞ. 1987 yılında İstanbul’da doğdum. Yeditepe Üniversite’sinde Endüstri Ürünleri ve Tasarımı Bölümü’nü bitirmemin hemen ardından, kısa süreli bir yurt dışı serüveninden sonra tekstil sektöründe kendi markamı kurdum.   Vatani görevimin ardından oyunculuğa merak sardım ve tiyatro eğitimine başladım. Çocukluğumdan beri iç içe olduğum egzotik hayvanların paylaşımlarını (hobi olarak) Youtube üzerind...