Ana içeriğe atla

Reyhan Karaca "Hande Yener At Gözlüğüyle Bakmış"


O, Reyhan Karaca...
Her daim genç, her daim çok güzel.

Hislerinin notalara dökülmüş hali “Umarsız” dinleyiciden tam not aldı. 
“Roma” şarkısıyla eleştirilere maruz kalan sanatçı “Sesinde problem olmadığını” belirtti! 
Sosyal medya ve halkın eleştirisini sorduğumda ise çarpıcı bir cevap verdi “Sektörde, bakımlı ve genç göründüğü için sözel saldırıya uğrayan az insan vardır, bunlardan biri de benim!” dedi.
Hedefinin Reyhan’ı zirveye taşıyacak bir şarkıyla piyasa da yer almak olduğunu ve hala Avrupa Yakası dizisini izlediğini itiraf etti. Aşk dedikodularına ise iddialı ve net bir cevap verdi ayrıca kendisini en mutlu eden iltifatın “Müzisyen” olduğunu açıkladı.

Şanslı 20 soru, kuralsız Reyhan Karaca ve cesur yanıtlar! Tavsiye ediyorum Hande Yener’de best of albüm çıkarsın…

Merhaba Reyhan hanım nasılsınız, sanat camiasında sadece sanatıyla yer edinen bir sanatçı olarak özel hayatı en çok merak edilen isimlerden birisiniz. Sevenleriniz adına soruyorum: Işıklar sönüp evinize gittiğinizde nasıl bir Reyhan Karaca var?
Beni yakından takip eden herkes tenis oynadığımı bilir, diz kapağım kırılmadan önce boks yapıyordum şimdi tekrar ona başlayacağım. Zaten çok fazla zamanım kalmıyor ama bunları yapmaya özen gösteriyorum. Sevdiklerimle yeni yerler keşfetmeyi ve kendimi huzurlu hissedeceğim ortamlarda bulunmayı tercih ediyorum. Film izliyorum ve kitap okuyorum sakin bir yaşamım var. Gece kulüpleri gibi yerlerde olmayı çok sevmiyorum bana zaman kaybı gibi geliyor.

Herkesin Mesleği Şarkıcılık Olmamalı
“İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuarı” mezunusunuz, mesleğinizde eğitiminin ne gibi etkisi oldu? “Yetenek varsa eğitimin ne önemi var” diyen şarkıcılara ne söylemek istersiniz?
Şarkı söylemeyi seven herkes gelişen teknoloji ile birlikte şarkı söyleyebiliyor bunun aslında iyi tarafları olduğu kadar kötü tarafları da var tabii ki. Yıllarca bu mesleğin eğitimini almış, bu işle yoğrulmuş ve bu meslekle hayatını devam ettiren bizlere haksızlık oluyor.
Herkes şarkı söylemeli ama herkesin mesleği şarkıcılık olmamalı! Şarkıcılık bambaşka bir iş, sadece görsellik ve teknoloji ile sesini geliştirmiş insanları bir de sahneye atmak lazım, sahnedeki performanslarını görmemiz gerekiyor. Şarkıcılık eğitim, tecrübe ve yetenek işidir tabii yeteneksizseniz müzik eğitimi de alamazsınız ama eğitimin şart olduğunu düşünenlerdenim.

“Umarsız” şarkısı hangi duygularımıza tercüman?
Şarkıyı yazarken kendi yaşanmışlıklarımdan ziyade, etrafımdaki süregelen git/gel’li ilişkilerden de etkilenmiştim. Sanatla ilişkide olan insanlar, duyguyu dibine kadar tüm gerçekliğiyle içselleştirip, sıradan insanlara göre daha fazla etki altında kalırlar. Sonuçta da mutlaka bir eser doğar… Etrafımda sıkıntıyla süren, hasretle devam eden ve birbirini anlayıp tolere edemeyen birçok aşk hikâyesinin özeti aslında “Umarsız”. Tek bir hikâyeye sığdırmak doğru değil. Herkes hayal kırıklığına uğrayabilir ama kendinize kıymet verdiğiniz sürece her şeyin tamiri mümkün.

“Umarsız” şarkısının klibi bize ne anlatıyor?
Son klip yönetmenim İsaac Angel klibi bir hikaye üzerine değil tamamen görsellik  üzerine çekti.
“Umarsız” şarkısının devamının geleceğini belirttiniz! Reyhan Karaca sevenlerini ne gibi sürprizler bekliyor?
Planladığımız ve hayata geçirmeye çalıştığımız bir proje var, tabii ki açıkça söyleyebileceğim bir şey değil ekip olarak kendi aramızda sıraya sokmaya çalışıyoruz “hangi şarkıyı ne zaman yayınlamalıyız” diye. Bir proje albüm hazırlığı var ve o albümde bir şarkım yer alıyor ama bilgi veremiyorum albümün yapımcıları açıklama yaptıkları zaman duyacaksınız.
Sözü Sadettin Dayıoğluna, bestesi bana, aranjesi Emre Gören’e ait bir şarkı var şuan da hazır bekleyen. Ayrıca, orta ritimli sürpriz bir şarkı daha var elimizde, sözü müziği Sadettin Dayıoğlu’na aranjesi Emre Gören’e ait... “Hangi şarkıyı önce hangisini sonra piyasaya çıkaralım” diye planlar yapıyoruz. Belli olunca sizlere açıklayacağım. Sanat yönetmenim Isaac Angel, Amerika’da imaj üzerine bazı çalışmalar yaptı sürpriz bir iş daha geliyor, hem imajıyla hem de şarkısıyla.

Klibi ve bestesiyle dikkatleri üstüne çeken iddialı şarkınız“Roma” eleştiriyi beraberinde getirdi! Gerçekten ses tellerinizde sorun var mı?
Sesimde herhangi bir problem yok! Beni ilk tanıdığınızda sesim ne ise şimdi de o. Tabii şan tekniğiyle anlatmak lazım bunları. Herkesin sesi 20’li 30’lu ve daha sonraki yaşlarında farklı olur. Benim sesim lirik soprano olmadığı ve “Sulkus Vokalis” diye adlandırılan bir özelliğe sahip olduğu için kirli ve çatallı bir sestir her zaman. O yüzden sesimde herhangi bir problem ve hastalık yok doktorum İsmail Koçak’ta bunu açıklamıştı.  
“Roma” şarkısında da sesimde herhangi bir sorun yok, diğer şarkılarımdan farklı olduğu için dinleyici farklı şekilde yorumladı ama gördüğünüz gibi “Umarsız” şarkısında ses rengi aynı sadece kayıt ve aranje farkı var.

Türk Mahallesinde Salyangoz Satamıyoruz
“Sobe” single ile birlikte Amerikalı prodüktörlerle çalışmaya başladınız. Yalnız hayal kırıklığı yaşadığımı itiraf etmem gerekir! Çünkü dünyaca ünlü olmasa bile güçlü bir besteyle dünyaya açılacağınızı düşünmüştüm.
Sobe şarkısı ilk başta İngilizce hazırlandı, önce Amerika’da tanıtacaktık fakat İngilizce bir şarkının Türkiye’de olamayacağını ve çok eleştiriye tabii tutulacağını düşündüğümüz için çıkarmadık. Hande Yener’in çalışmasında gördük ki maalesef Türk Mahallesi’nde hala salyangoz satamıyoruz! O yüzden şarkının sözlerini Murat Güneş’e Türkçe olarak yazdırıp Türkiye’de çıkarmayı planladık ama şarkının İngilizce hali hala Amerika’da listelerde yer alıyor.
Amerika’da şarkı çıkarmak zor değil çünkü her şeyi kendiniz hazırlayıp internetten yayınlıyorsunuz. Orada benimle çalışan bir şirket var o yüzden Türkiye’deki planları bitirdikten sonra Amerika’da bir şeyler yapabilme imkânım var.

Sizinle aynı dönemde çıkış yapıp, aynı tarzda şarkı söyleyen sanatçılardan farkınız nedir?
90’lı yıllarda müziğe başlayıp hala gündemde olan birçok arkadaşım var. Ben biraz daha genç, dinamik ve kendini yenileyen birisiyim, hem fiziğim hem de yaptığım işlerle gündemi yakalamayı biliyorum. Yeni insanlarla çalışmak ve yeni projeler hazırlamak bana heyecan veriyor, zaten yaptığımız iş bir heyecan işi! Heyecan olmazsa yaptığım işte başarıya ulaşacağımı düşünmüyorum ve zamanında yaptığım işler bugüne kadar gelebiliyorsa doğru yolda olduğuma inanıyorum.

Artık solo albüm hazırlamayacak mısınız?
Belki bir gün single yaptığım şarkıları bir albümde toplayıp yanına bir şeyler ekleyerek çıkarabilirim ama artık albüm çıkarmak kolay bir iş değil. Albüm hazırlamak hem maliyetli, hem de albüm içerisine koyduğunuz şarkılar birbirini yiyebiliyor. Maalesef ki 1-2 şarkı dışında hepsi çöp olabiliyor. O yüzden single yapmak çok daha avantajlı ve akıllıca.

Şarkıcıların şarkı bulamama ve solo albüm çıkarmama nedenlerinden birisi de söz yazarı ve bestecilerin yüksek bütçelerle kapılarını açmaları olabilir mi?
Şarkı bestelemeyen şarkıcılar için başkalarının şarkılarıyla albüm yapmak çok pahalı bir iş çünkü söz ve müzik satın alıyorsunuz. İyi şarkılar da uygun fiyatlara satın alınmıyor, ayrıca bunlara aranje, klip, imaj çalışmaları ekleniyor. Şarkınıza sosyal medya da herhangi bir yatırım yapmazsanız sadece kendiniz dinliyorsunuz... Bu süreç ne zaman Youtube ile alakalı bir manipülasyon yapılmadan, herkes kendi bileğinin gücüyle bir yerlere gelmeye çalışırsa, işte o zaman albümler yapılabilir.

Dünyaya tekrar gelseniz şarkıcı olur musunuz? Bu mesleği tercih ettiğiniz için pişmanlık duydunuz mu?
Evet şarkıcı olurdum çünkü 8 yaşından beri şarkı söylüyorum ama ek bir meslek yapmak isterdim. Sanat meşakkatli bir iş, eğitimini de aldığınız için bu meslek artık sizin hayat ve yaşam tarzınız haline geliyor. Sadece sanat dünyasında kalmak bazen yıpratıcı olabiliyor. Şuna eminim ki masa başı bir iş yapamazdım, yine heyecanı yüksek alanda çalışırdım.
Hande Yener “Best Of yapmak bittim demek” açıklamasını yaptı… Sizde “Best Of” albüm çıkarmadınız! Hande’yle aynı görüşte misiniz?
Best Of albüm yapmak “bu güne kadar yaptığım işlerin altına imza atıyorum” demektir. Hande Yener tamamen kısır düşünmüş, at gözlüğüyle bakmış projeye! Yeni işler yaparken geçmişteki işleri unutmamak lazım. Bence marka olmuş herkes, günün birinde Best of albüm yapacak. Benim fikrim, Hande’nin de Best of albüm yapması gerekiyor çünkü bu güne kadar yaptığı çok güzel şarkılar var. Yeni nesle o şarkıları dinletmesi gerektiğini düşünüyorum.
Peki ben Best of albüm yapar mıyım? Evet ben de yapacağım ama bir süre yeni işler yapmadığım için o arayı doldurmam gerekiyor. Geçmişte yaptığım işler hala listelerde yer alıyor ama bir gün sürpriz bir çalışma gelebilir... Neden olmasın.

Müslüm Gürses’in “Müslüm” filminden sonra birçok isme hayatını film yapma teklifi gitti, aynı teklif size gelse kabul eder misiniz? Ayrıca özel hayatı en çok merak edilen sanatçılardan birisi de Reyhan Karaca’dır, yaşamınızı bütün doğruluğuyla kitaba aktarmayı düşündünüz mü?
Evet isterim ama hayatımın film olacağı yaşta değilim. Allah ömür verirse daha ileri ki yaşlarda çok isterim. Bir süredir kitapla alakalı “ne yapabilirim” diye düşünüyorum. Hayat hikâyemi yazmazdım diye düşünüyorum. Açıklama yaparsam ipucu vermiş olacağım o yüzden bu sorunun cevabı bana kalsın.

Profesyonel bir ekiple çalışıyorsunuz… Rica etsem o başarılı ekipte kimler yer alıyor?
Sobe şarkısından beri beni baştan yaratan bir ekip var. Bunların başında tabii ki sevgili dostum, arkadaşım ve kardeşim diyebileceğim kadar yakın, projelerimin başındaki başarılı adam İsaac Angel geliyor. Bütün prodüksiyonlarım da benimle birlikte olup, son videom hariç kliplerimi çeken Gökhan Özdemir, sevgili Emre Gören aranjörüm. Amerika'da bilinmeyen ama bu işin perde arkasında çalışan birçok arkadaşım var: Kimisi doktor, kimisi avukat yalnız müzik kulağına güvendiğim insanlar bunlar.
Ülkemizde müzik kulağına güvenip şarkılarımı dinlettiğim dostlarım, hepsi mükemmeller...

Nilüfer no name isimlerin söz ve bestelerini “Kendi Cennetim” albümünde değerlendirmişti, müziğin bu kısır döneminde Reyhan Karaca’da genç yeteneklere şans kapılarını açar mı?
Müzik piyasasında ilk çıkış yaptığım günden beri yol arkadaşlarıma hep el uzattım. Bana vokal yapan arkadaşlarımı öne çıkarıp onları herkese tanıtma amacında oldum hala da bunu yapıyorum. Müzik piyasasında herkesin çok sevdiği sanatçılar var bunlardan bir tanesi de sevgili Orhan Ölmez. Benim enstrümantistim ve vokal arkadaşımdı hiçbir zaman bunu inkâr etmez, onunla çok uzun süre çalıştık ve şu anda onu gördüğüm yerde gözlerim doluyor ve çok mutlu oluyorum.

Yağız İzgül Tarzım Değil…
Yağız İzgül ile sevgili olduğunuz iddia edildi! Aşk dedikodularının aslı nedir?
İlk çıkış yaptığım günden beri özel hayatımı hiçbir zaman hiçbir yerde anlatmadım ne yazılı organlarda, ne de bir televizyon programında. Mümkün olduğu kadar sorulduğu zamanda, hep geri durmaya ve cevap vermemeye çalıştım. Ama bu son çıkan haberlerden sonra, asılsız iddialara cevap vermem gerekiyor çünkü çok fazla spekülasyon oldu. Yağız, çok tatlı çok şeker bir insan. Aramızda arkadaşlık dışında herhangi bir şey olması mümkün değil… Çünkü Yağız tarzım değil...
İçinizdeki çığlıkları nasıl atıyorsunuz?
İçimdeki çığlıkları küçük küçük biriktirip büyüdükten sonra atıyorum. O da her zaman farklı oluyor kimi zaman birine, bazen şarkılarda veya sahnelerde patlıyorum. Belli olmuyor neyi ne zaman yapacağım. Aslına bakacak olursanız, bizler için o çığlıkların birikmesi ve büyümesi gerçekten riskli!

Toplum baskısından kurtulmak için eşcinseller “Sahte evlilik, İntihar ve is bulamadıkları için fuhuşa sürükleniyorlar!” Eşcinsellere ve toplumumuza bu konularda neler söylemek istersiniz? Eşcinsellere ne gibi önerileriniz olacak?
Cinsiyetin, insan karakterinin önüne geçmediğini düşünüyorum. Nice eşcinsel arkadaşım var heteroseksüel arkadaşlarımdan daha karakterli! Ben insanları cinsiyetlerine göre ayırmam, ben insanları seksüel yaşamlarına göre de ayırmam, ben insanları karakterlerine göre ayırırım. Eşcinsel arkadaşlarımın hepsi sanat açısından %99.9 çok ciddi isimler, sanata çok hizmet etmiş ve yetenekli insanlar. Hiçbir eşcinsel göremezsiniz yeteneği olmayan. Eşcinsel arkadaşlarımı çok seviyorum ve onların ayrıcalıklı olduklarını düşünüyorum.
Altını çiziyorum evlerinin kapısını kapatıp, kapının arkasında ne yaptıkları beni ilgilendirmiyor. Benim için önemli olan toplum içinde ne kadar iyi ve faydalı oldukları, karakterlerinin ve yaşantılarının ne kadar düzgün olduğu. Zaten önemli olan da bu. Bir birey olarak ne yaptığınız ve cinsel hayatınız bizi ilgilendirmiyor. İnsanları lütfen seksüel hayatlarına ve cinsel tercihlerine göre ayırmayalım...

Sosyal medya’nın gereksiz eleştiri ve hakaretine maruz kalmayan ünlü yok! Bu olumsuz yorumlar Reyhan Karaca’yı nasıl etkiliyor? Sosyal medya varoşların egolarını tatmin ettiği bir ortama mı dönüştü?
Bunca yıl müzik piyasası içerisinde olup, hep kendisini daha güzel, daha bakımlı olmaya yönelten az insanlardan bir tanesiyim. Sektörde, bakımlı ve genç göründüğü için sözel saldırıya uğrayan insanlar nadirdir. Bunlardan biri de benim! Allah’ın bana verdiği bedeni en iyi şekilde kullanmak ve ona iyi bakmak benim bu dünyaya geliş amaçlarımdan bir tanesi ama en çok bununla ilgili eleştiri alıyorum.
Kardeşimin Emanetine Gözüm Gibi Bakıyorum
Dünyada ünlü ünsüz birçok kadın “Şiddet ve taciz-tecavüze” maruz kalıyor! Peki Reyhan Karaca şiddet veya tacize maruz kaldı mı?
Asla ve kata! Ne çocukluk dönemimde ne okul çağlarımda ne de şimdi herhangi bir şiddete maruz kalmadım çok şükür... Konserlerde bazen ufak tefek sorunlar yaşıyorum onlara taciz diyebilirsek! Fiziki şiddet değilse bile, sözlü şiddete maruz kaldığım oldu, o yüzden elimden geldiğince kendimi izole ediyorum.

Son olarak Murat Fırat okuyucularına neler söylemek istersiniz?
Beni dinleyen, seven, hayatıma merak eden, şarkılarım dinleyen herkese sevgilerimi ve saygılarımı gönderiyorum. Sevgili Murat Fırat çok teşekkür ederim.

Burcunuz: Akrep
Tuttuğunuz takım: Galatasaray
En sevdiğiniz renk: Siyah-Beyaz
Ne tür müzik dinlersiniz: Duygularımı ifade eden
En sevdiğiniz şarkı: George Michael’ın bütün şarkıları
Yaptığınız en büyük çılgınlık: Aşık olmak
Sevdiğiniz için neleri göze alırsınız: Her şeyi göze alırım
Sizi sevenin sizin için neler yapması hoşunuza gider: Dürüst olması ve bana değer verdiğini belli etmesi...
Şu an ruhunun olmak istediği yer: Mahcu Picchu, Peru, Arjantin, Positano, Amalfi
İzlemekten keyif aldığın TV programları neler: Gülse Birsel’in çalışmalarını takip ediyorum. İtiraf etmem gerekirse Avrupa Yakası’nı hala izliyorum
Hayatta en çok kıymet verdiğin insan: Annem
Hayvan besliyor musunuz: 2 kedim 1 köpeğim vardı. 1 kedim ve köpeğim öldü diğer kedim ise rahmetli kardeşimden emanet gözüm gibi bakıyorum.
Aşk her şeyi affeder mi: Yeter ki kişiliğiniz ve ruhunuzda zedelenme olmasın! Aşk her şeyi affeder
Benzetildiğiniz biri var mı: Dinleyicilerime sormak lazım. Kime benziyorum?
Fobilerin: Ölüm
Hobilerin: Gezmek, Gülmek
En büyük hayaliniz: Hayalimi başardım. George Micheal’le tanıştım. Şuan ki hedefim beni zirveye taşıyacak bir şarkıyla tekrar piyasada yer almak
Beğendiğiniz huyunuz: Merhametli olmam
Beğenmediğiniz huyunuz: Çabuk sinirlenmem
Sizi en mutlu eden iltifat hangisi: “Müzisyen” lakabımı

Röportaj: MURAT FIRAT

Yorumlar

Popüler Yayınlar

Müziğin Ritimlerinden Beyaz Perdeye Sektörün Ezberlerini Bozan Bir Yönetmen Portresi

                 Röportaj: MURAT FIRAT  Türkçe rap kültürünün henüz emekleme aşamasında olduğu yıllarda imkânsızlıkların ortasında prodüktörlük ve yapımcılık üstlenerek bir devrin temellerini atan öncü bir vizyoner. Müzik kariyerinde onlarca albüme imza atıp yüzlerce klip çektikten sonra sinemanın görsel dünyasına adım atan ve Şuursuz Aşk gibi projelerle ulusal ve uluslararası arenada ödüllere layık görülen sıra dışı bir yazar ve yönetmen. Sadece kamera arkasındaki ustalığıyla değil popüler kültür standartlarına sektörün yapımcı egolarına ve sahte şöhret algısına karşı sergilediği tavizsiz duruşuyla da fark yaratıyor. Müziğin hikaye anlatıcılığından Alman sinema disiplinine set ortamındaki katı ilkelerinden evlilik ve hayata dair samimi itiraflarına kadar uzanan bu söyleşide popülist ezberleri bozan son derece dobra bir sanat yolculuğuna tanıklık edeceksiniz. Kariyerinize Türkçe rap’in henüz emekleme aşamasında olduğu dönemle...

Zeynep Mansur’dan Popun Tatlı ve Alaycı Yüzüne Güçlü Bir Dönüş: “Di Mi?”

                        Haber: MURAT FIRAT  Türk pop müziğinde bazı şarkılar vardır; ilk dinleyişte büyük iddialar ortaya koymaz, kendisini dinleyiciye zorla kabul ettirmeye çalışmaz ama insanın kulağında güzel bir iz bırakır. Bir süre sonra fark edersiniz ki melodisi aklınızda dolaşıyor, nakaratını istemeden mırıldanıyorsunuz ve yeniden dinlemek istiyorsunuz. Zeynep Mansur’un yeni çalışması “Di Mi?” bende tam olarak böyle bir his uyandırdı. Uzun zamandır Türkçe pop müziğin içerisinde farklı türlerin birbirine fazlasıyla karıştığı bir dönemi yaşıyoruz. Rap müzik, arabesk, elektronik altyapılar ve deneysel sound’lar pop müziğin sınırlarını genişletirken, zaman zaman popun kendi sade ve melodik kimliğini de geride bıraktığını görüyoruz. Elbette müzik değişecek, gelişecek ve yeni türlerle buluşacak. Ancak bazen insan yalnızca iyi yazılmış, iyi düzenlenmiş ve sanatçının kendisini rahatlıkla ifade edebildiği bir pop...

30 Yıl Sonra Yeniden Konuşan Göksel: “İçimdeki Çocuk Hiç Değişmedi”

                  Röportaj: MURAT FIRAT Bir sanatçıyı yalnızca en çok bilinen şarkılarıyla tanımak, bazen onun hayatının en önemli bölümünü kaçırmak demektir. Çünkü sahnede görünen birkaç dakikanın, bir albüm kapağının ya da radyolarda yıllarca çalan bir şarkının arkasında; hayaller, kırgınlıklar, mücadeleler, bekleyişler ve yeniden ayağa kalkma cesareti vardır. Göksel’in hikâyesi de tam olarak böyle bir hikâye. 1996 yılında “Senden Kalan” albümüyle müzik dünyasına adım atan, ardından “Gönüllü Yazıldım” gibi bir eseri 90’lar Türk pop müziğinin hafızasına bırakan Göksel, aradan geçen 30 yıla rağmen geçmişte kalmış bir isim olarak değil, hâlâ üreten, hâlâ düşünen ve hâlâ yeni şarkıların peşinden giden bir müzisyen olarak karşımızda. Bu röportajın çıkış noktası da biraz tesadüf, biraz merak ve biraz da geçmişin bugüne bıraktığı izlerle ilgili. 90’lar şarkıları arasında yeniden karşıma çıkan “Gönüllü Yazıldım”, beni yalnızca bir haber hazırlamaya...

Herkes Kolaya Kaçarken Gülşen Çıtayı Bir Kez Daha Yükseltti

                        Haber: MURAT FIRAT  Müzik endüstrisinin son yılların en büyük kimlik ve finans krizlerinden birini yaşadığı bir dönemdeyiz. Tüketim alışkanlıklarının değişmesi, dijital platformların hız odaklı yapısı ve yapay zekâ destekli üretimlerin giderek yaygınlaşması, müziğin üretim biçimini de kökten değiştirdi. Şarkılar iki dakikanın altına inerken, büyük prodüksiyonlar yerini düşük maliyetli işlere bıraktı. Üstelik sektörün önemli bir bölümü, "Müzikten artık para kazanılmıyor." düşüncesini neredeyse ortak bir kabulleniş hâline getirmiş durumda. Tam da böyle bir atmosferde Gülşen, İtaat Yok ile yalnızca yeni bir single yayımlamadı. Aynı zamanda pop müziğin hâlâ büyük fikirlerle, cesur prodüksiyonlarla ve yüksek standartlarla üretilebileceğini gösteren güçlü bir cevap verdi. Yaklaşık otuz yıldır sahnede, stüdyoda ve ekranlarda istikrarını koruyan sanatçı, kariyerinin bu döneminde bile kendini tek...

Selahattin Erhan: "İnsanların Hayatına Dokunmayan Hiçbir İşin Gerçek Bir Anlamı Yok"

                  Röportaj: MURAT FIRAT  Türk pop müziğinde yıllardır birçok unutulmaz esere imza atan söz yazarı ve besteci Selahattin Erhan, üretim anlayışından müzik sektörüne, hekimlik mesleğinden hayat felsefesine kadar pek çok konuda samimi açıklamalarda bulundu. Zerrin Özer'den Bülent Ersoy'a, Funda Arar'dan Mustafa Sandal'a kadar birçok önemli isme verdiği eserlerle tanınan Erhan, bu röportajda yalnızca kariyer yolculuğunu değil; sanatın topluma katkısını, müziğin değişen yüzünü, telif haklarını, genç müzisyenlere tavsiyelerini ve geleceğe dair hedeflerini de tüm açıklığıyla anlattı. Bugün birçok sanatçı tarafından seslendirilen eserlerin altında imzanız var. Ancak sizi sadece şarkılarınızla tanıyan geniş bir kitle bulunuyor. Selahattin Erhan'ı kendi cümleleriyle nasıl anlatırsınız? Bugüne kadar uzanan yolculuğunuzu nasıl özetlersiniz? Yaptığım ya da yapacağım işler ne olursa olsun, insanların hayatına pozitif katkıla...

“Gelip Geçenlere Karşı Bir Duruş: Zerrin Özer’den Güçlü Bir Müzikal Manifesto ‘Geliyorlar Gidiyorlar’”

Haber: MURAT FIRAT Türk pop müziğinin zamana meydan okuyan sesi  Zerrin Özer , yeni şarkısı  Geliyorlar Gidiyorlar  ile bir kez daha yalnızca müzik yapmadığını, aynı zamanda bir duruş sergilediğini kanıtlıyor. Bu çalışma; hız çağının ilişkilerine, yüzeysel duygularına ve kolay tüketilen aşklarına karşı güçlü bir itiraz niteliği taşıyor. Dinleyiciye sadece melodik bir deneyim sunmakla kalmıyor; aynı zamanda içsel bir yüzleşmeye davet ediyor. Şarkının sözlerinde  Habil Ceyhan  imzası var; sade ama etkili bir dil kullanımıyla günümüz ilişkilerinin kırılganlığını gözler önüne seriyor. Bestede  Bülent Yetiş , duygunun omurgasını kurarken; düzenlemede  Mustafa Arapoğlu  ve  Göksel Kamçı  modern dokunuşlarıyla parçayı bugünün ritmine başarıyla taşıyor. Ortaya çıkan sonuç; geçmişin deneyimi ile bugünün enerjisini buluşturan dengeli ve etkileyici bir yapı. Zerrin Özer, bu şarkıda yalnızca bir yorumcu değil; adeta bir anlatıcı, hatta bir tanık. Sö...

Gökberk Demirci: Kalbimin ve mantığımın el verdiği sürece oyunculukta çok katı kuralım yoktur

Gökberk seni tanıyalım? 1989 yılında İzmit’te dünya'ya geldim. O zamanları fazla hatırlamıyorum, fakat mutlu bir bebekmişim fotoğraflardan anladığım kadarıyla  ;)   Aslen Adanalı’yım. Babamın mesleğinden dolayı birçok yer gezdik, gördük ve yaşadık. Benden 6 yıl sonra kardeşim Berkay dünyaya geldi. Pek uslu sayılmazmışım; öyle diyorlar. Ama o evre çok uzun sürmedi. Sanırım çocukken de büyüktüm hep! Hiç değişmediğimi söylerler.  ;) Sanırım oyunculuk kariyerin çocuk oyunları ve skeçlerle başladı? Kariyerim sayılmaz ama temeli çocukluk yıllarına dayanıyor. Özel günlerde oynanan oyunlar, anlık girilen karakterler ve başka birisi gibi davranmalar vs, vs (gülüyor). Çocukken fazla enerjiktim. Haliyle öğretmenlerim de bunu bir yarara dönüştürdüler. Hem benim için, hem de kendi sinir sistemleri adına  ;) 😉   Birçok konuda en büyük destekçim önce inancım, sonra ailem ve yakın çevrem oldu. Cengiz Küçükavyaz tiyatrosu ve Aktör-ist’lun kariyerin açısından ...

Meltem Leylekoğlu’ndan Doğru Şarkıyla Gelen Güçlü Bir Adım: Sardunyalar

                       HABER: MURAT FIRAT Müzik dünyasında bazı sanatçılar vardır; kendilerini bir anda değil, zaman içinde, sabırla ve üreterek ortaya koyarlar. Meltem Leylekoğlu da bu isimlerden biri. Sahne deneyimi, farklı müzik türlerine olan yatkınlığı ve kendisini geliştirme isteğiyle yoluna devam eden sanatçı, yeni çalışması “Sardunyalar” ile kariyerinde dikkat çekici bir adım atıyor. Meltem’in müzik yolculuğuna baktığımızda, yalnızca bir şarkı söyleyen değil, bu işi hayatının merkezine alan bir sanatçı profili görüyoruz. O Ses Türkiye’de yer alarak geniş bir dinleyici kitlesinin dikkatini çeken Leylekoğlu, sahne çalışmalarını da sürdürerek müziği günlük hayatının geçici bir parçası olmaktan çıkarıp mesleki bir çizgide devam ettiriyor. Benim açımdan bir sanatçıyı değerlendirirken yalnızca sesine ya da sosyal medyada ne kadar görünür olduğuna bakmak yeterli değil. Sahneye çıkmak, üretmek, repertuvar hazırlamak, dinleyiciy...

Bir Şarkının Yeniden Nefes Alışı: Zeynep Casalini ve Gözlerin'in Sessiz Gücü

                      Haber: MURAT FIRAT  Bazı şarkılar vardır. İlk dinleyişte güzel gelir. Bazıları ise yıllar geçtikçe anlamını büyütür, her kuşakta yeniden başka bir kalbe dokunur. Çünkü gerçek eserler zamana direnmez, zamanla birlikte olgunlaşır. Onları yeniden söyleyen her yorumcu da yalnızca bir şarkıyı seslendirmez. O eserin hafızasına kendi ruhunu bırakır. Zeynep Casalini'nin sesinden dinlediğimiz Gözlerin de tam olarak böyle bir yeniden buluşmanın hikâyesini anlatıyor. Bir klasikle yeniden karşılaşmanın en büyük riski, dinleyicinin hafızasında yer etmiş duyguyu bozabilmektir. Çünkü yıllardır bizimle yaşayan eserler yalnızca melodileriyle değil, taşıdıkları anılarla da var olur. Bu yüzden onları yeniden yorumlamak cesaret ister. Zeynep Casalini ise bu cesareti gösterirken şarkıyı değiştirmeye çalışmıyor. Tam tersine onun özüne yaklaşmayı tercih ediyor. Bu yaklaşım, yorumun en güçlü tarafını oluşturuyor. Gözl...

Türkiye'nin ilk egzotik "Karınca Çiftliği"

Uzun zamandır takip ettiğim genç bir Youtuber var. Yeditepe Üniversite'sinde Endüstri Ürünleri ve Tasarımı bölümü mezunu, oyunculuğa merak salıp tiyatro eğitimi aldı, ayrıca "Karınca Çiftliğim" kanalında egzotik hayvanların videolarını paylaşıyor. Tek ve en büyük hedefinin "hayvan sevgisini insanlara aşılamak olduğunu" belirten Tuğkan Gönültaş, evinde hayvan beslemek isteyenlere çok özel tavsiyelerde bulundu. Merak edenler için soruyorum: Tuğkan Gönültaş kendini anlatabilir misin?  Selam, bendeniz Tuğkan GÖNÜLTAŞ. 1987 yılında İstanbul’da doğdum. Yeditepe Üniversite’sinde Endüstri Ürünleri ve Tasarımı Bölümü’nü bitirmemin hemen ardından, kısa süreli bir yurt dışı serüveninden sonra tekstil sektöründe kendi markamı kurdum.   Vatani görevimin ardından oyunculuğa merak sardım ve tiyatro eğitimine başladım. Çocukluğumdan beri iç içe olduğum egzotik hayvanların paylaşımlarını (hobi olarak) Youtube üzerind...