Ana içeriğe atla

"Ertan ve İsrafil'e göre müzik gruplarının dağılma nedeni..."


Yolları turizm sektöründe kesişti… İkisi de müzik aşığı adamlardı… İsrafil müzisyen bir ailede büyüdü! Ertan ise önce hayatını kazandı, sonra hayalini gerçekleştirdi… Özgün besteler ve kalıcı sözlerle müzik piyasasının kaliteli müzik grubu “Ertan V İsrafil” sizlerle.

Merak edenler için soruyorum: Ertan ve İsrafil kimdir? 
İhsan Ertan Kaya
Sultanahmet teknik endüstri ve meslek lisesini bitirdikten sonra dünyaya açılan bir kapı olan Sultanahmet’ten kopamadım ve kendimi turizm sektörünün içine atarak bir turizm seyahat acentası açtım. Turizm alanında İstanbul’u tanıtan turlar düzenleyerek turistlere hizmet sunmaktayım. Her zaman spora ve özellikle müziğe olan merakım beni turistik boğaz turlarında canlı müzik yapmaya itti. Bugün hala profesyonel müzik çalışmalarımın yanı sıra İsrafil Üstündağ ile canlı performanslara devam etmekteyim. Turistik ortam olması nedeniyle birçok yabancı dilde şarkılardan geniş bir repertuvara sahibim.

İsrafil Üstündağ
İstanbul doğumluyum müzisyen bir ailenin çocuğuyum çeşitli iş dallarında çalıştıktan sonra turizm işiyle birlikte Ertan ağabey ile tanıştım. 13 senedir müzikle uğraşıyorum bir süre klasik müzik yaptıktan sonra pop müziğe geçiş yaptım aktif olarak Ertan ağabey ile boğazda hala canlı müzik yapmaya devam ediyorum.

Çoğu dinleyici biliyordur ama klasik başlayalım, nasıl bir araya geldiniz?  “Ertan V İsrafil” her ikisi de turizm sektöründe bulunan ve bu sektördeki tesadüflerle tanışıp bir araya gelmiş iki sanatçıdır.

Ertan V İsrafil olarak müzik yapmaya nasıl başladınız?  
Yaklaşık 6 sene evvel boğazda geceleri turistik showlar yapan turizm teknesinde, birlikte canlı müzik yapmaya başladık. Almış olduğumuz olumlu tepkilerle bu işte başarılı olduğumuz kanaatine ulaşınca kendi bestelerimizi yapıp sözler yazmaya başladık.

Bugüne kadar yaptığınız albüm ve singlerı kronolojik sırayla anlatır mısınız? 
Kapıkulu Albüm 2017
Deneyelim Single 2018
Biz kaybettik Single 2019

“Biz Kaybettik”in kayıt süreci nasıl geçti? 
Klip olarak Çok keyifli ve güzel geçti. Tarihi balat bölgesindeki zengin ve renkli tarihi doku bizim işimizi hem keyifli hale getirdi hem de oldukça kolaylaştırdı. Stüdyo kayıtları ise çalışmış olduğumuz çok usta müzisyenlerle hem kaliteli hem de keyifli oldu. İstanbul Strings ve Göksel Kamçı gibi tanınmış müzisyenler ve gruplarla çalıştık.

“Biz Kaybettik” şarkısı dinleyicilerden ne gibi dönüşler alıyor? 
Şarkı tahminimizden fazla olumlu dönüşler aldı. Gerek yerli gerekse yabancı dinleyicilerden ve takipçilerimizden aldığımız tepkiler bu yönde.

“Deneyelim” şarkısının klibinde “Hababam Sınıfı” oyuncuları yer aldı. Eğlenceli ve dikkat çekici bir klip olmuş fikir kime ait? 
“Hababam Sınıfı” oyuncuları ile aynı teknede program yaptık ve dostluğumuz oldu. Onlara teklifte bulunduk onlarda bizi kırmadılar. Hala sık sık aynı teknede beraber program yapıyoruz.
Grubunuzun üretkenliğini etkileyen etkenler nelerdir?
Hemen hemen her gün birlikte canlı müzik yapmamız ve değerli müzisyenlerle birlikte çalışmamız, dinleyicilerden aldığımız beğeni ve olumlu tepkiler bizi kendi söz ve müziklerimizi yapmamız konusunda motive etti. Bazı denemeler yaptık ve beğenildiğini fark ettik. O gün bugün onlarca şarkı yaptık. Zamanla bunları yayınlamayı planlıyoruz.

Etkilendiğiniz grup/müzisyen vardır mutlaka diye düşünüyorum. 
Elbette var. Yabancılardan Freddy Mercury, Arijit sigh. Yerli Müzisyenlerden Fettah Can, Buray ve Harun Kolçak.

”Deneyelim Sil Baştan” şarkısının sözlerinde “Kimse Kimsenin Kıymetini Bilmiyor” derken vefasızlıktan mı yakındınız? 
Eskiden yüksek binalar çok yoktu. Semtler, Küçük mahalleler, komşuluklar, dostluklar vardı. Şimdi binalara girerken komşu görsek göz göze gelmemek için türlü numaralar yapan toplum olmaya başladık. Kısacası kadir, kıymet, dostluk, sevgi, aşk gibi önemli değerler yıprandılar, yoruldular. Birde şehirler büyüdü ve bizlere zaman yetmez oldu. Cep telefonları en kıymetlimiz haline geldi. Yan yana otururken konuşmak yerine yazışmaya başladık neredeyse. O yüzden zaman çok acımasız akıyor vaktimiz varken sevdiklerimizi adam gibi sevelim çok geç olduğunda üzülmeyelim.

Yeni solo albüm çalışmalarınız var mı? Varsa hakkında bilgilendirebilir misiniz? Öncelikle yayınlamak istediğimiz bir kaç single var daha sonrasında mini bir albüm daha yapmak istiyoruz.

Ülkemizdeki müzik gruplarının ömrü uzun süreli olmuyor! Ertan ve İsrafil’e göre bu dağılmanın sebebi nedir?  Ülkemizde müthiş gruplar, kaliteli sesler, kabiliyetler var. Üretiyorlar ve bunları kitlelerle paylaşmak, değer bulmak, beğenilmek istiyorlar ama bu hedefe ulaşmak çok zor ve her şeyden önce ekonomik güce dayanıyor. Bu işi yapacaksanız ya paranız ya da sponsorunuz olacak! Eğer bu iki kriter de yoksa müthiş başarılı işlere imza atmalısınız, en kötü ihtimalle yarışmalardan çıkış yapmalısınız. Sanatçı bazen kendi istediği müziği değil toplumun istediği müziği yapmak için taviz vermelidir. Kaldı ki bunların hepsini başardınız ama unutmamamız gereken bir şey var ki: müzik piyasasında gündem de kalmakta kolay değil! Bütün bunları düşününce uzun süreli ayakta kalabilmek veya çıkış yapabilmek kolay olmadığı gibi bir süre sonra sizi pes ettirebiliyor. Birçok müzisyende yavaş yavaş kenara çekiliyor.

Aldığınız tepkiler merak konusu, biraz bahseder misiniz? 
Elbette bizimde alıcılarımız var. Her müzisyenin olduğu gibi bizimde beğenenlerimiz ve takip edenlerimiz oluyor. Biz yabancılarla da iç içe olduğumuzdan yerli yabancı bayağı destekleyenimiz var. Yalnız amacımız kalıcı şarkılar üretip kalıcı bir tat bırakmak ve daha geniş kitlelere ulaşmak.

Müzik kariyerinizdeki hedefiniz nelerdir? 10 sene sonra kendinizi nerede görüyorsunuz? 
Nerede görüyorsunuz yerine, nerede görmek istersiniz sorusuna cevap vermek gerekirse: 10 sene sonra dinleyicilere duruşumuzla ve eserlerimizle akıllarda kalan bir izlenim bırakmak isteriz.

Düzenli olarak sahne aldığınız bir yer var mı? Gemi’de konser vermeyi düşünür müsünüz? 
Evet, düzenli olarak 42 metre 200 kişi kapasiteli turistik yüzer restoranda sahne alıyoruz. Çok keyifli bir yer. Dünyanın her ülkesinden misafirlerin ağırlandığı, İstanbul boğazının serin sularında nefis manzara eşliğinde hareket eden bir tekne.
Aslında her akşam küçük bir gemi konseri veriyoruz ama daha büyük bir gemide örneğin: “Arabalı Vapur”da konser vermeyi isterdik.

Son olarak Murat Fırat okuyucularına neler söylemek istersiniz? 
Murat Fırat’ın çok değerli okuyucularından Ertan V İsrafil’in çalışmalarını takip etmelerini ve bizden desteklerini esirgememelerini söylemek isteriz.

Radyo Danışmanı: Mert Ulus
Röportaj: MURAT FIRAT

Yorumlar

Popüler Yayınlar

Müziğin Ritimlerinden Beyaz Perdeye Sektörün Ezberlerini Bozan Bir Yönetmen Portresi

                 Röportaj: MURAT FIRAT  Türkçe rap kültürünün henüz emekleme aşamasında olduğu yıllarda imkânsızlıkların ortasında prodüktörlük ve yapımcılık üstlenerek bir devrin temellerini atan öncü bir vizyoner. Müzik kariyerinde onlarca albüme imza atıp yüzlerce klip çektikten sonra sinemanın görsel dünyasına adım atan ve Şuursuz Aşk gibi projelerle ulusal ve uluslararası arenada ödüllere layık görülen sıra dışı bir yazar ve yönetmen. Sadece kamera arkasındaki ustalığıyla değil popüler kültür standartlarına sektörün yapımcı egolarına ve sahte şöhret algısına karşı sergilediği tavizsiz duruşuyla da fark yaratıyor. Müziğin hikaye anlatıcılığından Alman sinema disiplinine set ortamındaki katı ilkelerinden evlilik ve hayata dair samimi itiraflarına kadar uzanan bu söyleşide popülist ezberleri bozan son derece dobra bir sanat yolculuğuna tanıklık edeceksiniz. Kariyerinize Türkçe rap’in henüz emekleme aşamasında olduğu dönemle...

Zeynep Mansur’dan Popun Tatlı ve Alaycı Yüzüne Güçlü Bir Dönüş: “Di Mi?”

                        Haber: MURAT FIRAT  Türk pop müziğinde bazı şarkılar vardır; ilk dinleyişte büyük iddialar ortaya koymaz, kendisini dinleyiciye zorla kabul ettirmeye çalışmaz ama insanın kulağında güzel bir iz bırakır. Bir süre sonra fark edersiniz ki melodisi aklınızda dolaşıyor, nakaratını istemeden mırıldanıyorsunuz ve yeniden dinlemek istiyorsunuz. Zeynep Mansur’un yeni çalışması “Di Mi?” bende tam olarak böyle bir his uyandırdı. Uzun zamandır Türkçe pop müziğin içerisinde farklı türlerin birbirine fazlasıyla karıştığı bir dönemi yaşıyoruz. Rap müzik, arabesk, elektronik altyapılar ve deneysel sound’lar pop müziğin sınırlarını genişletirken, zaman zaman popun kendi sade ve melodik kimliğini de geride bıraktığını görüyoruz. Elbette müzik değişecek, gelişecek ve yeni türlerle buluşacak. Ancak bazen insan yalnızca iyi yazılmış, iyi düzenlenmiş ve sanatçının kendisini rahatlıkla ifade edebildiği bir pop...

30 Yıl Sonra Yeniden Konuşan Göksel: “İçimdeki Çocuk Hiç Değişmedi”

                  Röportaj: MURAT FIRAT Bir sanatçıyı yalnızca en çok bilinen şarkılarıyla tanımak, bazen onun hayatının en önemli bölümünü kaçırmak demektir. Çünkü sahnede görünen birkaç dakikanın, bir albüm kapağının ya da radyolarda yıllarca çalan bir şarkının arkasında; hayaller, kırgınlıklar, mücadeleler, bekleyişler ve yeniden ayağa kalkma cesareti vardır. Göksel’in hikâyesi de tam olarak böyle bir hikâye. 1996 yılında “Senden Kalan” albümüyle müzik dünyasına adım atan, ardından “Gönüllü Yazıldım” gibi bir eseri 90’lar Türk pop müziğinin hafızasına bırakan Göksel, aradan geçen 30 yıla rağmen geçmişte kalmış bir isim olarak değil, hâlâ üreten, hâlâ düşünen ve hâlâ yeni şarkıların peşinden giden bir müzisyen olarak karşımızda. Bu röportajın çıkış noktası da biraz tesadüf, biraz merak ve biraz da geçmişin bugüne bıraktığı izlerle ilgili. 90’lar şarkıları arasında yeniden karşıma çıkan “Gönüllü Yazıldım”, beni yalnızca bir haber hazırlamaya...

Herkes Kolaya Kaçarken Gülşen Çıtayı Bir Kez Daha Yükseltti

                        Haber: MURAT FIRAT  Müzik endüstrisinin son yılların en büyük kimlik ve finans krizlerinden birini yaşadığı bir dönemdeyiz. Tüketim alışkanlıklarının değişmesi, dijital platformların hız odaklı yapısı ve yapay zekâ destekli üretimlerin giderek yaygınlaşması, müziğin üretim biçimini de kökten değiştirdi. Şarkılar iki dakikanın altına inerken, büyük prodüksiyonlar yerini düşük maliyetli işlere bıraktı. Üstelik sektörün önemli bir bölümü, "Müzikten artık para kazanılmıyor." düşüncesini neredeyse ortak bir kabulleniş hâline getirmiş durumda. Tam da böyle bir atmosferde Gülşen, İtaat Yok ile yalnızca yeni bir single yayımlamadı. Aynı zamanda pop müziğin hâlâ büyük fikirlerle, cesur prodüksiyonlarla ve yüksek standartlarla üretilebileceğini gösteren güçlü bir cevap verdi. Yaklaşık otuz yıldır sahnede, stüdyoda ve ekranlarda istikrarını koruyan sanatçı, kariyerinin bu döneminde bile kendini tek...

Selahattin Erhan: "İnsanların Hayatına Dokunmayan Hiçbir İşin Gerçek Bir Anlamı Yok"

                  Röportaj: MURAT FIRAT  Türk pop müziğinde yıllardır birçok unutulmaz esere imza atan söz yazarı ve besteci Selahattin Erhan, üretim anlayışından müzik sektörüne, hekimlik mesleğinden hayat felsefesine kadar pek çok konuda samimi açıklamalarda bulundu. Zerrin Özer'den Bülent Ersoy'a, Funda Arar'dan Mustafa Sandal'a kadar birçok önemli isme verdiği eserlerle tanınan Erhan, bu röportajda yalnızca kariyer yolculuğunu değil; sanatın topluma katkısını, müziğin değişen yüzünü, telif haklarını, genç müzisyenlere tavsiyelerini ve geleceğe dair hedeflerini de tüm açıklığıyla anlattı. Bugün birçok sanatçı tarafından seslendirilen eserlerin altında imzanız var. Ancak sizi sadece şarkılarınızla tanıyan geniş bir kitle bulunuyor. Selahattin Erhan'ı kendi cümleleriyle nasıl anlatırsınız? Bugüne kadar uzanan yolculuğunuzu nasıl özetlersiniz? Yaptığım ya da yapacağım işler ne olursa olsun, insanların hayatına pozitif katkıla...

“Gelip Geçenlere Karşı Bir Duruş: Zerrin Özer’den Güçlü Bir Müzikal Manifesto ‘Geliyorlar Gidiyorlar’”

Haber: MURAT FIRAT Türk pop müziğinin zamana meydan okuyan sesi  Zerrin Özer , yeni şarkısı  Geliyorlar Gidiyorlar  ile bir kez daha yalnızca müzik yapmadığını, aynı zamanda bir duruş sergilediğini kanıtlıyor. Bu çalışma; hız çağının ilişkilerine, yüzeysel duygularına ve kolay tüketilen aşklarına karşı güçlü bir itiraz niteliği taşıyor. Dinleyiciye sadece melodik bir deneyim sunmakla kalmıyor; aynı zamanda içsel bir yüzleşmeye davet ediyor. Şarkının sözlerinde  Habil Ceyhan  imzası var; sade ama etkili bir dil kullanımıyla günümüz ilişkilerinin kırılganlığını gözler önüne seriyor. Bestede  Bülent Yetiş , duygunun omurgasını kurarken; düzenlemede  Mustafa Arapoğlu  ve  Göksel Kamçı  modern dokunuşlarıyla parçayı bugünün ritmine başarıyla taşıyor. Ortaya çıkan sonuç; geçmişin deneyimi ile bugünün enerjisini buluşturan dengeli ve etkileyici bir yapı. Zerrin Özer, bu şarkıda yalnızca bir yorumcu değil; adeta bir anlatıcı, hatta bir tanık. Sö...

Gökberk Demirci: Kalbimin ve mantığımın el verdiği sürece oyunculukta çok katı kuralım yoktur

Gökberk seni tanıyalım? 1989 yılında İzmit’te dünya'ya geldim. O zamanları fazla hatırlamıyorum, fakat mutlu bir bebekmişim fotoğraflardan anladığım kadarıyla  ;)   Aslen Adanalı’yım. Babamın mesleğinden dolayı birçok yer gezdik, gördük ve yaşadık. Benden 6 yıl sonra kardeşim Berkay dünyaya geldi. Pek uslu sayılmazmışım; öyle diyorlar. Ama o evre çok uzun sürmedi. Sanırım çocukken de büyüktüm hep! Hiç değişmediğimi söylerler.  ;) Sanırım oyunculuk kariyerin çocuk oyunları ve skeçlerle başladı? Kariyerim sayılmaz ama temeli çocukluk yıllarına dayanıyor. Özel günlerde oynanan oyunlar, anlık girilen karakterler ve başka birisi gibi davranmalar vs, vs (gülüyor). Çocukken fazla enerjiktim. Haliyle öğretmenlerim de bunu bir yarara dönüştürdüler. Hem benim için, hem de kendi sinir sistemleri adına  ;) 😉   Birçok konuda en büyük destekçim önce inancım, sonra ailem ve yakın çevrem oldu. Cengiz Küçükavyaz tiyatrosu ve Aktör-ist’lun kariyerin açısından ...

Meltem Leylekoğlu’ndan Doğru Şarkıyla Gelen Güçlü Bir Adım: Sardunyalar

                       HABER: MURAT FIRAT Müzik dünyasında bazı sanatçılar vardır; kendilerini bir anda değil, zaman içinde, sabırla ve üreterek ortaya koyarlar. Meltem Leylekoğlu da bu isimlerden biri. Sahne deneyimi, farklı müzik türlerine olan yatkınlığı ve kendisini geliştirme isteğiyle yoluna devam eden sanatçı, yeni çalışması “Sardunyalar” ile kariyerinde dikkat çekici bir adım atıyor. Meltem’in müzik yolculuğuna baktığımızda, yalnızca bir şarkı söyleyen değil, bu işi hayatının merkezine alan bir sanatçı profili görüyoruz. O Ses Türkiye’de yer alarak geniş bir dinleyici kitlesinin dikkatini çeken Leylekoğlu, sahne çalışmalarını da sürdürerek müziği günlük hayatının geçici bir parçası olmaktan çıkarıp mesleki bir çizgide devam ettiriyor. Benim açımdan bir sanatçıyı değerlendirirken yalnızca sesine ya da sosyal medyada ne kadar görünür olduğuna bakmak yeterli değil. Sahneye çıkmak, üretmek, repertuvar hazırlamak, dinleyiciy...

Bir Şarkının Yeniden Nefes Alışı: Zeynep Casalini ve Gözlerin'in Sessiz Gücü

                      Haber: MURAT FIRAT  Bazı şarkılar vardır. İlk dinleyişte güzel gelir. Bazıları ise yıllar geçtikçe anlamını büyütür, her kuşakta yeniden başka bir kalbe dokunur. Çünkü gerçek eserler zamana direnmez, zamanla birlikte olgunlaşır. Onları yeniden söyleyen her yorumcu da yalnızca bir şarkıyı seslendirmez. O eserin hafızasına kendi ruhunu bırakır. Zeynep Casalini'nin sesinden dinlediğimiz Gözlerin de tam olarak böyle bir yeniden buluşmanın hikâyesini anlatıyor. Bir klasikle yeniden karşılaşmanın en büyük riski, dinleyicinin hafızasında yer etmiş duyguyu bozabilmektir. Çünkü yıllardır bizimle yaşayan eserler yalnızca melodileriyle değil, taşıdıkları anılarla da var olur. Bu yüzden onları yeniden yorumlamak cesaret ister. Zeynep Casalini ise bu cesareti gösterirken şarkıyı değiştirmeye çalışmıyor. Tam tersine onun özüne yaklaşmayı tercih ediyor. Bu yaklaşım, yorumun en güçlü tarafını oluşturuyor. Gözl...

Türkiye'nin ilk egzotik "Karınca Çiftliği"

Uzun zamandır takip ettiğim genç bir Youtuber var. Yeditepe Üniversite'sinde Endüstri Ürünleri ve Tasarımı bölümü mezunu, oyunculuğa merak salıp tiyatro eğitimi aldı, ayrıca "Karınca Çiftliğim" kanalında egzotik hayvanların videolarını paylaşıyor. Tek ve en büyük hedefinin "hayvan sevgisini insanlara aşılamak olduğunu" belirten Tuğkan Gönültaş, evinde hayvan beslemek isteyenlere çok özel tavsiyelerde bulundu. Merak edenler için soruyorum: Tuğkan Gönültaş kendini anlatabilir misin?  Selam, bendeniz Tuğkan GÖNÜLTAŞ. 1987 yılında İstanbul’da doğdum. Yeditepe Üniversite’sinde Endüstri Ürünleri ve Tasarımı Bölümü’nü bitirmemin hemen ardından, kısa süreli bir yurt dışı serüveninden sonra tekstil sektöründe kendi markamı kurdum.   Vatani görevimin ardından oyunculuğa merak sardım ve tiyatro eğitimine başladım. Çocukluğumdan beri iç içe olduğum egzotik hayvanların paylaşımlarını (hobi olarak) Youtube üzerind...