Ana içeriğe atla

Çisil Egeli: Radyocular şarkıya değil isme önem veriyor

Türk pop müziği pırıl pırıl bir yeteneği kazandı! Müzik eğitimi almış, tiyatroyla ilgileniyor. Sezen aksu'yla düet yapmak en büyük hayali, 2 single albümü yayınlandı. Mesleğindeki en yakın arkadaşı Emir Tuzlu ile müzikal yolculuğunda emin adımlarla ilerliyor.
           
Merhaba Çisil öncelikle nasılsınız, bize biraz kendinden bahseder misin?
Merhaba, teşekkür ederim çok iyiyim. Sizler de iyisinizdir umarım.
17 Nisan 1989 tarihinde İzmir’de doğdum. Müzik eğitimime Maria Rita Epik Müzik Okulu’nda klasik gitar ile başladım. Lise sona kadar İzmir’de kaldım. Sonrasında üniversite eğitimim için İstanbul’a geldim. Tüm bu süreçler boyunca müzik ve tiyatro ile her zaman iç içe oldum. Üniversiteden sonra bir de yükseğini yapayım dedim ve Almanya’ya gidip biraz siyasete yönelerek Avrupa Çalışmaları okudum. Eğitimimi tamamladıktan sonra müzik çalışmalarıma devam etmek için tekrar İstanbul’a döndüm. Bu arada tam bir Koç burcu olduğumu da belirtmeden geçmeyeyim.

Müzik yolculuğundaki serüvenin nasıl başladı?
Müzik serüvenim doğduğum andan itibaren başladı desem abartmış olmam. Ben çok küçükken evimizde bir klavye vardı. Daha doğru düzgün yürümeye başlamamışken hep klavyeye doğru gitmek istermişim. Annem de beni sürekli başına oturturmuş. Bana hep saatlerce başında oturup bir şeyler çalmaya çalıştığımı söyler. Hatta resimlerim bile var. Bir de oyuncak mikrofonumla sürekli şarkı söylermişim. Ben tabi bu kadar eskiyi hatırlamıyorum. Biraz daha büyüdüğümde televizyonda duyduğum melodileri tek elimle çalmaya, çıkarmaya çalışırdım. Yapıyordum da. Hatta bir dönem Titanik filmi yeni çıkmıştı ve ben de hemen melodisini çıkartmıştım. 
İlkokul çağıma geldiğimde Maria Rita Epik Müzik Okulu’nda klasik gitar eğitimi almaya başladım. Lise ve üniversite zamanlarımda da aktif olarak müzik ve tiyatro ile hep iç içe oldum. Üniversitedeyken bir rock grubumuz vardı. Ritm gitar çalarak solistlik yaptım. Üniversite şenliklerinde, İstanbul’da ve İstanbul harici şehirlerde de çeşitli konserlerimiz oldu. Sonrasında müzik sektörüne profesyonel olarak adımımı atarak 2 profesyonel çalışmamı dinleyenlerin beğenisine sundum.

''Bırak Acıları Ardında" ve ''Bilmezsin" singlenizin çalışmaları nasıl geçti? Kimlerle çalıştınız? Hangi isimler teşekkürü hak etti?
“Bırak Acıları Ardında” şarkısının söz ve müziği Pinhani grubunun solisti Sinan Kaynakçı’ya ait. “Bilmezsin” şarkısının ise sözleri bana müziği de Yunan bir müzisyene ait. Her iki çalışmanın aranjesini Eray Polat üstlendi. Onlara ne kadar teşekkür etsem az.

''Bilmezsin" singleniz dinleyiciden nasıl tepkiler alıyor? Geri dönüşlerden memnun musunuz?
Şimdiye kadar çok kötü bir yorumla karşılaşmadım. Geri dönüşlerden gayet memnunum.

Bir şarkının hit olacağını anlamak mümkün mü?
Bu işin bir kesin bir matematiği olduğunu zannetmiyorum. Ne kadar güzel ve emek kokan şarkılar var. Fakat olmadığı zaman olmuyor işte. Bazen de beklemediğiniz bir şarkı insanların diline pelesenk olabiliyor. Doğru zamanda doğru projeyi doğru kişi ile yapmak gerekiyor sanırım. Önemli olan o zamanı yakabilmek.

Müzik adına neler yapmak istiyorsun? Şu an yapmak istediklerinizin neresindesiniz?
Müzik adına olabildiğince üretmek de üretmek ve her yaptığım şarkıda daha iyi olmak istiyorum. Yıllar sonra da müzik piyasası içerisinde sağlam bir yer edinmek istiyorum. Bunun olması için de canla başla çalışmaya devam edeceğim.

Piyasada kalıcı olacağına inanıyor musun?
Piyasa içerisinde daha çok yeniyim. Şu an emekleme döneminde olduğumu varsayıyorum. Bunun yürüme ve koşma dönemleri de gelecek. Çünkü üretmeyi ve çalışmayı seven, gözlem yapan, öğrenmeye aç bir insanım.

Yerli yabancı olarak kimleri dinliyorsunuz?
Dinlediğim birçok isim var aslında. Her ne kadar yaptığım tarz ile paralel olmasa da deep house tarzını çok seviyor ve dinliyorum. Oscar and the Wolf, Odesza, David August, Solomon dinlediğim isimlerden bir kaçı. Onun haricinde Sia, Coldplay, Lady Gaga çok dinlerim. Yerli olarak son zamanlarda Kalben’i çok başarılı buluyorum. Sezen Aksu, Sıla, Mabel Matiz, Ceylan Ertem, Pinhani gibi isimler de gerçekten büyük bir zevkle dinlediklerimden bir kaçı.

Cover yapmak istediğiniz şarkı var mı?
Aklımda bir kaç tane var. Ama şimdiden paylaşmasam daha iyi galiba.

Türk pop müziğini nasıl görüyorsunuz? Şarkılar çabuk eskiyor, çok çalışmak sürekli üretmek mi gerekiyor? Ne yapılmalı ayakta kalabilmek için?
Türk Pop müziğinin gün geçtikçe basitleştirildiğini düşünüyorum. Daha basit ezgiler, daha basit sözler yazılıyor git gide. Sanırım daha kolay akılda kaldığı ve dile dolandığı için. Bir de bunun yanında inanılmaz bir tüketim çılgınlığı var. Bu tüketime ister istemez ayak uydurmak lazım. Dolayısıyla üretmek ve ürettiğini söyleyebilmek de yararlı bir özellik. Ayakta kalabilmek için gerekli tabi.

Müzik dünyasında radyocuların ne gibi bir etkisi olduğunu düşünüyorsunuz? Radyocular şarkıcılara mı şarkıya mı öncelikle önem veriyor?
Radyocuların kesinlikle büyük bir önemi var. Çünkü hepimiz sürekli işimizde gücümüzde ve yollardayız. Dolayısıyla ya kendi şarkı listemizi açıyor ya da radyo dinlemeyi tercih ediyoruz. Fakat maalesef radyocularımız daha çok belirli isimlere önem veriyor ve sürekli o isimlerin şarkılarını çalıyorlar. Yeni çıkan isimlere şans verilmez ise biz nasıl bir yer edinecek ve ürettiklerimizi halka ulaştırabileceğiz? Yeni çıkan isimlerin de ileride önemli olabilecekleri ihtimali neden düşünülmüyor bilmiyorum. Biz insanlara ulaşabilmek adına müzik yapıyoruz. Aksi halde evde kendimiz çalar kendimiz söylerdik.

Düet yapmak istediğiniz bir isim var mı? Kimle bir düet yapmak istersiniz ve neden o kişi?
Sezen Aksu ile düet yapmayı gerçekten çok arzu ederim. Kendisi bir efsane olduğu için gerçekleştirmek istediğim hayallerimden bir tanesi.

Birçok ses yarışmaları oldu, yarışmalar hakkındaki düşünceleriniz nedir?
Güzel fırsatlar sunan platformlar tabii ki. Kendinizi gösterme şansını sunuyor size. Ama yarışma sonrasında ne kadar kalıcı olabiliyorsunuz orası muamma.

Piyasada birçok yeni şarkıcı var sizi diğerlerinden ayıran özellik nedir?
Benim özelliklerim şunlar, bunlar demek doğru olmaz. Zaman geçtikçe dinleyiciler bunları görmeye başlayacak ve karar vereceklerdir. Ben şu an Çisil Egeli diye birisinin varlığını ortaya koymaya çalışıyorum. Gerisi dinleyicilerimize kalmış (Gülüyor).

Topluma mal olmuş bir sanatçı nasıl olmalıdır?
Topluma mal olmak çok büyük emek ve zaman gerektiren bir şey. Bunu kendi karakteriniz ile de göstermek gerekir. Sanatında farklı farklı konulara ışık tutan ve halkla iç içe olabilmeyi başaran insanların halka mal olduğunu düşünüyorum.

İsminiz orjinal mi? Birde anlamını merak ediyorum…
Evet, ismim orjinal. Hep sağanak başlamadan önce yağmur çiseliyor veya çisil çisil yağmur yağıyor derler. Muhtemelen duymuşsunuz. İşte o benim (Gülüyor).

Müzik piyasasındaki cinsel ayrımcılık hakkında ne düşünüyorsunuz?
Bu sadece müzik piyasası için değil, her şey için geçerli maalesef. Günlük yaşantımızda bile sık sık karşılaştığımız acı bir durum. Dolayısıyla müzik piyasası içerisinde de var. Keşke olmasa tabi, ama yapacak bir şey yok.

Sevgilinizi kıskanır mısınız?
Öyle durduk yere krizlere giren biri değilim ama bir durum olur ise tabi ki kıskanırım.

Bize bir gününüzü anlatın dersek neler anlatırsınız?
Aslında günüme göre değişkenlik gösteriyor. Ama mesela sabah kalktığımda mutlaka güzel bir kahvaltı yapar ve kahvemi içerim. Sonrasında artık ne yapacaksam koşuşturma başlar. Mutlaka gün içinde yürüyüşümü de yaparım bu arada.

Son olarak okuyucularımıza neler söylemek istersiniz?
Bizi dinlemeye devam edin


MURAT FIRAT

Yorumlar

Popüler Yayınlar

Müziğin Ritimlerinden Beyaz Perdeye Sektörün Ezberlerini Bozan Bir Yönetmen Portresi

                 Röportaj: MURAT FIRAT  Türkçe rap kültürünün henüz emekleme aşamasında olduğu yıllarda imkânsızlıkların ortasında prodüktörlük ve yapımcılık üstlenerek bir devrin temellerini atan öncü bir vizyoner. Müzik kariyerinde onlarca albüme imza atıp yüzlerce klip çektikten sonra sinemanın görsel dünyasına adım atan ve Şuursuz Aşk gibi projelerle ulusal ve uluslararası arenada ödüllere layık görülen sıra dışı bir yazar ve yönetmen. Sadece kamera arkasındaki ustalığıyla değil popüler kültür standartlarına sektörün yapımcı egolarına ve sahte şöhret algısına karşı sergilediği tavizsiz duruşuyla da fark yaratıyor. Müziğin hikaye anlatıcılığından Alman sinema disiplinine set ortamındaki katı ilkelerinden evlilik ve hayata dair samimi itiraflarına kadar uzanan bu söyleşide popülist ezberleri bozan son derece dobra bir sanat yolculuğuna tanıklık edeceksiniz. Kariyerinize Türkçe rap’in henüz emekleme aşamasında olduğu dönemle...

Zeynep Mansur’dan Popun Tatlı ve Alaycı Yüzüne Güçlü Bir Dönüş: “Di Mi?”

                        Haber: MURAT FIRAT  Türk pop müziğinde bazı şarkılar vardır; ilk dinleyişte büyük iddialar ortaya koymaz, kendisini dinleyiciye zorla kabul ettirmeye çalışmaz ama insanın kulağında güzel bir iz bırakır. Bir süre sonra fark edersiniz ki melodisi aklınızda dolaşıyor, nakaratını istemeden mırıldanıyorsunuz ve yeniden dinlemek istiyorsunuz. Zeynep Mansur’un yeni çalışması “Di Mi?” bende tam olarak böyle bir his uyandırdı. Uzun zamandır Türkçe pop müziğin içerisinde farklı türlerin birbirine fazlasıyla karıştığı bir dönemi yaşıyoruz. Rap müzik, arabesk, elektronik altyapılar ve deneysel sound’lar pop müziğin sınırlarını genişletirken, zaman zaman popun kendi sade ve melodik kimliğini de geride bıraktığını görüyoruz. Elbette müzik değişecek, gelişecek ve yeni türlerle buluşacak. Ancak bazen insan yalnızca iyi yazılmış, iyi düzenlenmiş ve sanatçının kendisini rahatlıkla ifade edebildiği bir pop...

30 Yıl Sonra Yeniden Konuşan Göksel: “İçimdeki Çocuk Hiç Değişmedi”

                  Röportaj: MURAT FIRAT Bir sanatçıyı yalnızca en çok bilinen şarkılarıyla tanımak, bazen onun hayatının en önemli bölümünü kaçırmak demektir. Çünkü sahnede görünen birkaç dakikanın, bir albüm kapağının ya da radyolarda yıllarca çalan bir şarkının arkasında; hayaller, kırgınlıklar, mücadeleler, bekleyişler ve yeniden ayağa kalkma cesareti vardır. Göksel’in hikâyesi de tam olarak böyle bir hikâye. 1996 yılında “Senden Kalan” albümüyle müzik dünyasına adım atan, ardından “Gönüllü Yazıldım” gibi bir eseri 90’lar Türk pop müziğinin hafızasına bırakan Göksel, aradan geçen 30 yıla rağmen geçmişte kalmış bir isim olarak değil, hâlâ üreten, hâlâ düşünen ve hâlâ yeni şarkıların peşinden giden bir müzisyen olarak karşımızda. Bu röportajın çıkış noktası da biraz tesadüf, biraz merak ve biraz da geçmişin bugüne bıraktığı izlerle ilgili. 90’lar şarkıları arasında yeniden karşıma çıkan “Gönüllü Yazıldım”, beni yalnızca bir haber hazırlamaya...

Herkes Kolaya Kaçarken Gülşen Çıtayı Bir Kez Daha Yükseltti

                        Haber: MURAT FIRAT  Müzik endüstrisinin son yılların en büyük kimlik ve finans krizlerinden birini yaşadığı bir dönemdeyiz. Tüketim alışkanlıklarının değişmesi, dijital platformların hız odaklı yapısı ve yapay zekâ destekli üretimlerin giderek yaygınlaşması, müziğin üretim biçimini de kökten değiştirdi. Şarkılar iki dakikanın altına inerken, büyük prodüksiyonlar yerini düşük maliyetli işlere bıraktı. Üstelik sektörün önemli bir bölümü, "Müzikten artık para kazanılmıyor." düşüncesini neredeyse ortak bir kabulleniş hâline getirmiş durumda. Tam da böyle bir atmosferde Gülşen, İtaat Yok ile yalnızca yeni bir single yayımlamadı. Aynı zamanda pop müziğin hâlâ büyük fikirlerle, cesur prodüksiyonlarla ve yüksek standartlarla üretilebileceğini gösteren güçlü bir cevap verdi. Yaklaşık otuz yıldır sahnede, stüdyoda ve ekranlarda istikrarını koruyan sanatçı, kariyerinin bu döneminde bile kendini tek...

Selahattin Erhan: "İnsanların Hayatına Dokunmayan Hiçbir İşin Gerçek Bir Anlamı Yok"

                  Röportaj: MURAT FIRAT  Türk pop müziğinde yıllardır birçok unutulmaz esere imza atan söz yazarı ve besteci Selahattin Erhan, üretim anlayışından müzik sektörüne, hekimlik mesleğinden hayat felsefesine kadar pek çok konuda samimi açıklamalarda bulundu. Zerrin Özer'den Bülent Ersoy'a, Funda Arar'dan Mustafa Sandal'a kadar birçok önemli isme verdiği eserlerle tanınan Erhan, bu röportajda yalnızca kariyer yolculuğunu değil; sanatın topluma katkısını, müziğin değişen yüzünü, telif haklarını, genç müzisyenlere tavsiyelerini ve geleceğe dair hedeflerini de tüm açıklığıyla anlattı. Bugün birçok sanatçı tarafından seslendirilen eserlerin altında imzanız var. Ancak sizi sadece şarkılarınızla tanıyan geniş bir kitle bulunuyor. Selahattin Erhan'ı kendi cümleleriyle nasıl anlatırsınız? Bugüne kadar uzanan yolculuğunuzu nasıl özetlersiniz? Yaptığım ya da yapacağım işler ne olursa olsun, insanların hayatına pozitif katkıla...

“Gelip Geçenlere Karşı Bir Duruş: Zerrin Özer’den Güçlü Bir Müzikal Manifesto ‘Geliyorlar Gidiyorlar’”

Haber: MURAT FIRAT Türk pop müziğinin zamana meydan okuyan sesi  Zerrin Özer , yeni şarkısı  Geliyorlar Gidiyorlar  ile bir kez daha yalnızca müzik yapmadığını, aynı zamanda bir duruş sergilediğini kanıtlıyor. Bu çalışma; hız çağının ilişkilerine, yüzeysel duygularına ve kolay tüketilen aşklarına karşı güçlü bir itiraz niteliği taşıyor. Dinleyiciye sadece melodik bir deneyim sunmakla kalmıyor; aynı zamanda içsel bir yüzleşmeye davet ediyor. Şarkının sözlerinde  Habil Ceyhan  imzası var; sade ama etkili bir dil kullanımıyla günümüz ilişkilerinin kırılganlığını gözler önüne seriyor. Bestede  Bülent Yetiş , duygunun omurgasını kurarken; düzenlemede  Mustafa Arapoğlu  ve  Göksel Kamçı  modern dokunuşlarıyla parçayı bugünün ritmine başarıyla taşıyor. Ortaya çıkan sonuç; geçmişin deneyimi ile bugünün enerjisini buluşturan dengeli ve etkileyici bir yapı. Zerrin Özer, bu şarkıda yalnızca bir yorumcu değil; adeta bir anlatıcı, hatta bir tanık. Sö...

Gökberk Demirci: Kalbimin ve mantığımın el verdiği sürece oyunculukta çok katı kuralım yoktur

Gökberk seni tanıyalım? 1989 yılında İzmit’te dünya'ya geldim. O zamanları fazla hatırlamıyorum, fakat mutlu bir bebekmişim fotoğraflardan anladığım kadarıyla  ;)   Aslen Adanalı’yım. Babamın mesleğinden dolayı birçok yer gezdik, gördük ve yaşadık. Benden 6 yıl sonra kardeşim Berkay dünyaya geldi. Pek uslu sayılmazmışım; öyle diyorlar. Ama o evre çok uzun sürmedi. Sanırım çocukken de büyüktüm hep! Hiç değişmediğimi söylerler.  ;) Sanırım oyunculuk kariyerin çocuk oyunları ve skeçlerle başladı? Kariyerim sayılmaz ama temeli çocukluk yıllarına dayanıyor. Özel günlerde oynanan oyunlar, anlık girilen karakterler ve başka birisi gibi davranmalar vs, vs (gülüyor). Çocukken fazla enerjiktim. Haliyle öğretmenlerim de bunu bir yarara dönüştürdüler. Hem benim için, hem de kendi sinir sistemleri adına  ;) 😉   Birçok konuda en büyük destekçim önce inancım, sonra ailem ve yakın çevrem oldu. Cengiz Küçükavyaz tiyatrosu ve Aktör-ist’lun kariyerin açısından ...

Meltem Leylekoğlu’ndan Doğru Şarkıyla Gelen Güçlü Bir Adım: Sardunyalar

                       HABER: MURAT FIRAT Müzik dünyasında bazı sanatçılar vardır; kendilerini bir anda değil, zaman içinde, sabırla ve üreterek ortaya koyarlar. Meltem Leylekoğlu da bu isimlerden biri. Sahne deneyimi, farklı müzik türlerine olan yatkınlığı ve kendisini geliştirme isteğiyle yoluna devam eden sanatçı, yeni çalışması “Sardunyalar” ile kariyerinde dikkat çekici bir adım atıyor. Meltem’in müzik yolculuğuna baktığımızda, yalnızca bir şarkı söyleyen değil, bu işi hayatının merkezine alan bir sanatçı profili görüyoruz. O Ses Türkiye’de yer alarak geniş bir dinleyici kitlesinin dikkatini çeken Leylekoğlu, sahne çalışmalarını da sürdürerek müziği günlük hayatının geçici bir parçası olmaktan çıkarıp mesleki bir çizgide devam ettiriyor. Benim açımdan bir sanatçıyı değerlendirirken yalnızca sesine ya da sosyal medyada ne kadar görünür olduğuna bakmak yeterli değil. Sahneye çıkmak, üretmek, repertuvar hazırlamak, dinleyiciy...

Bir Şarkının Yeniden Nefes Alışı: Zeynep Casalini ve Gözlerin'in Sessiz Gücü

                      Haber: MURAT FIRAT  Bazı şarkılar vardır. İlk dinleyişte güzel gelir. Bazıları ise yıllar geçtikçe anlamını büyütür, her kuşakta yeniden başka bir kalbe dokunur. Çünkü gerçek eserler zamana direnmez, zamanla birlikte olgunlaşır. Onları yeniden söyleyen her yorumcu da yalnızca bir şarkıyı seslendirmez. O eserin hafızasına kendi ruhunu bırakır. Zeynep Casalini'nin sesinden dinlediğimiz Gözlerin de tam olarak böyle bir yeniden buluşmanın hikâyesini anlatıyor. Bir klasikle yeniden karşılaşmanın en büyük riski, dinleyicinin hafızasında yer etmiş duyguyu bozabilmektir. Çünkü yıllardır bizimle yaşayan eserler yalnızca melodileriyle değil, taşıdıkları anılarla da var olur. Bu yüzden onları yeniden yorumlamak cesaret ister. Zeynep Casalini ise bu cesareti gösterirken şarkıyı değiştirmeye çalışmıyor. Tam tersine onun özüne yaklaşmayı tercih ediyor. Bu yaklaşım, yorumun en güçlü tarafını oluşturuyor. Gözl...

Türkiye'nin ilk egzotik "Karınca Çiftliği"

Uzun zamandır takip ettiğim genç bir Youtuber var. Yeditepe Üniversite'sinde Endüstri Ürünleri ve Tasarımı bölümü mezunu, oyunculuğa merak salıp tiyatro eğitimi aldı, ayrıca "Karınca Çiftliğim" kanalında egzotik hayvanların videolarını paylaşıyor. Tek ve en büyük hedefinin "hayvan sevgisini insanlara aşılamak olduğunu" belirten Tuğkan Gönültaş, evinde hayvan beslemek isteyenlere çok özel tavsiyelerde bulundu. Merak edenler için soruyorum: Tuğkan Gönültaş kendini anlatabilir misin?  Selam, bendeniz Tuğkan GÖNÜLTAŞ. 1987 yılında İstanbul’da doğdum. Yeditepe Üniversite’sinde Endüstri Ürünleri ve Tasarımı Bölümü’nü bitirmemin hemen ardından, kısa süreli bir yurt dışı serüveninden sonra tekstil sektöründe kendi markamı kurdum.   Vatani görevimin ardından oyunculuğa merak sardım ve tiyatro eğitimine başladım. Çocukluğumdan beri iç içe olduğum egzotik hayvanların paylaşımlarını (hobi olarak) Youtube üzerind...