Ana içeriğe atla

''Ses Eğitimi Uzmanı İlker Gültekin'le Özel Röportaj!''

Ses eğitimi nedir?
Bireylere seslerini doğru, etkili ve güzel kullanmayı öğretmek için yaptığımız periyodik uygulamalar ve çalışmalardır. Egzersizler, temrinler ve piyano eşlikli müzikal çalışmalar bunlara dâhildir. Ses eğitimi iki amaca yönelik olarak uygulanır. Konuşmak ve şarkı söylemek için.
Şarkıcılar için ses eğitimi?
Adından da anlayacağınız gibi şarkı söylemek için alınan bir eğitimdir.
Konuşmacılar için ses eğitimi?
Diksiyon ve hitabet eğitimi alan insanlar için yapılan ses eğitimidir.

Kim yaptırır? 
Bu branşta profesyonel eğitim almış kişiler, ses eğitimi vermektedir. Bunlar; Şan eğitmenleri, şan pedagogları, konuşma ve dil uzmanlarıdır diyebiliriz.
Kimler Bu dersi almalıdır? 
Güzel, etkili ve doğru konuşmak isteyen; güzel etkili ve doğru şarkı söylemek isteyen herkes bu dersi almalıdır.
Derste neler yapılır? 
Ses eğitimi dersinde; Doğru vücut duruşu, jest ve mimik eğitimi, nefes eğitimleri, ses üretimine yönelik çalışmalar ve şarkı söyleme uygulamaları yapılır.
Şan sanatıyla ilgili doğru bilinen yanlışlar?
Acı yemek sesi açar gibi yanlış bir kanaat vardır. Acı, ekşi ve baharatlı yiyecekler boğaz çeperi, farenks bölgesi ve özellikle kılcal damarlarda kanamaya sebep olur. Bu yüzden sesi açmaz onun yerine, acı yeme devam ettiği sürece; seste kısıklık, boğukluk ve kalınlaşma meydana gelir. Acı yediğimiz zaman, burun kanallarımızda mukoza salgılanır ve genize akan salgılarla burnumuzda açılma hissi oluşur. Bu durum çok kısa sürelidir ve acı yiyeceklerin farenkse verdiği tahribat sesi olumsuz etkiler. Yumurta ve süt içmek de sesimizi açmaz ama boğazımızı ıslak tutmamız önemlidir.

Ses eğitimi için yaş sınırı var mıdır?
Her ülkenin iklim kuşağına göre değişir. Bu bizim ülkemizde 16 yaşına kadar ses eğitimi çalışmaları yapılmaz. Sıcak ülkelerde erken ses gelişimi tamamlanır, soğuk ülkelerde ise ergenlik süresi uzar. Ses eğitimi 60 yaşına kadar alınabilir, erkeklerde ilerleyen yaşlara kadar devam ederken kadınlarda menopoz sonrası seste düşme ve bozulma başlar.
Kimler bu eğitimi almalıdır?
Profesyonel ve amatör ses sanatçıları, konuşmacılar, imamlar, müezzinler, öğretmenler, avukatlar, hâkimler yani sesini kullanarak mesleğini sürdüren herkes bu eğitimi almalıdır.
Ses Eğitim alan bireylerin dikkat etmesi gereken noktalar?
Ses eğitimi alan bireylerin, uykularını çok iyi almaları ve bol sıvı tüketmeleri gerekir. Günlük yarım saatlik yürüyüş, yüzme ve bisiklet sürme gibi sporlar ses sağlığımız açısından faydalıdır. Profesyonel şarkıcıların kaslarını çok yoran, kendilerini halsiz düşüren sporları yapmamaları önerilir. Sigara, uyuşturucu maddeler ve aspirin içeren ilaçlar vücut için çok zararlıdır. Alkolden de uzak durulması gerekir, alkol ses sağlığını olumsuz yönde etkiler. Reflüye çok dikkat etmeliyiz, çünkü uyurken mide asidinin boğazımıza çıkmasıyla, özellikle ses tellerimiz tahriş olur. Bireyde reflü varsa mutlaka bir dâhiliyeye başvurulması gerekiyor. Tedavi için gereken ilaçlar kullanılmalı ve reflünün önüne geçilmelidir.

Ses teli üzerinde oluşan hastalıklar?
Ses teli felcinden tutunda, nodüle, kansere kadar bir sürü hastalık söz konusudur. Bu hastalıkların pek çok sebebi olabilir, en çok gördüğümüz; sesi yanlış kullanmaya bağlı olarak meydana gelebilecek rahatsızlıklar polip, nodül ve farenjittir. Ses telinde oluşan nodülün cerrahi müdahaleyle temizlenmesi söz konusu olabileceği gibi, başlangıç seviyesindeyse ses terapisi ile  ve ses eğitimi ile bunu iyileştirmek mümkündür.
Vokal koçu ve Şan eğitmeni arasındaki fark?
Temelde aynı bilgiye sahip olan kişinin yaptığı 2 farklı hizmettir. Şan eğitmeni; bireye sesini doğru kullanmayı, etkili şarkı söylemeyi öğretir. Vokal koçu ise; profesyonel ses sanatçılarına danışmanlık yapar. Albüm kayıtlarında, sahne performanslarında veya seslerini kullandıkları çalışmalarda, seslerini doğru kullanıp, kullanmadıkları ve neler yapacakları hakkında kılavuzluk yapan kişidir. Gerekli midir diye sorarsanız? Kesinlikle gereklidir. Özellikle albüm kaydı sırasında bütün ses sanatçılarının, bir vokal koçu denetiminde kayıt yapması gerekir.
Ses eğitimi alan bireyler günde kaç saat çalışmalıdır?
Başlangıç seviyesindeki bir öğrenci için haftada en az iki gün en fazla üç gün çalışması uygundur. Üç günden fazlası yorucu ve yıpratıcı olabilir, 45'er dakikalık dersler halinde çalışılabilir. Egzersiz kısmında ise, iç ve dış yumuşama çalışmaları, nefes eğitimleri, artikülasyon egzersizleri ve piyano eşlikli ses egzersizleri yer alır. Profesyonel ses sanatçıları ise her gün egzersiz yapabilecekleri bir seviyeye ulaşmış olabiliyorlar. Mesela opera sanatçıları: günde yarım saat egzersiz yaparak seslerini çalıştırırlar.

Eğitimsiz bir ses Şan eğitimi ile düzelir mi?
Bireyin müziğe yeteneği varsa, eğitimsiz bir ses, eğitimle daha güzel hale gelir. Şan eğitiminin amacı zaten budur. Kişinin sesini, doğru, güzel ve etkili hale dönüştürmektir.
İyi bir Ses sanatçısı olmak için ne yapılması gerekir?
Kişinin tecrübeli bir eğitmenden ses eğitimi alması şarttır. Sesini doğru, güzel ve etkili kullanmayı öğrenmenin yanı sıra yapacağı, müzik tarzının da bilgisine sahip olması gerekir. Örneğin: Türk sanat müziği icra edecekse, Türk sanat müziğinin ayrıntılarını bilmesi gerekir. Makam ve usulü öğrenmelidir,bestekârları tanımalıdır, dönemleri bilmelidir, güfteyi tanımalı, Divan edebiyatını öğrenip, Osmanlıca bilmelidir. Halk Müziği seslendirecekse Yörelerin kültürlerini türküleri halk edebiyatını, yörenin müzikal tavrını bilmek zorundadır.
Konservatuarın ses eğitimi bölümünden mezun olanlar hangi alanda çalışabilirler?
Türlerine göre yine devlet kurumlarında istihdam edilebilmeleri gerekir. Örneğin: Türk müziği devlet konservatuvarlarından mezun birisi TRT kurumunda, kültür bakanlıklarına bağlı devlet kadrolarında: Korist, solist sanatçı ve radyolarda istihdam edilmesi gerekir. Fakat bu alanlarda kadro sayısı çok sınırlı ve ne yazık ki yüzlerce konservatuvar mezununun istihdam edileceği kadar çok sanatçı kadrosu bulunmamakta. Ne yazık ki ülkemizdeki konservatuvar ses eğitimi bölümü mezunu gençler bu alanlarda iş bulamayıp, müzik öğretmenliği yapmaya yöneliyor. Derslerinde başarı gösteren öğrenciler, akademik çalışmaya hevesi varsa yüksek lisans yapıp, üniversitelerin konservatuvarlarında akademisyen olmaya çalışıyorlar.

Konservatuarın ses eğitimi bölümüne girmek isteyenlerin yapması gereken çalışmalar?
Üniversitelere bağlı konservatuarların yetenek sınavları vardır. Bu yetenek sınavları yine üniversitelerin internet sitelerinden duyurulur. Sınavda öğrenciden ne istendiği, hangi tarihte yapılacağı, içeride ne sorulacağı gibi bilgileri öğrenmek mümkündür. Bu sınavda genellikle öğrencilerin müzik kulağı, müzik yeteneği, ritim kulağı ve ses yapısı incelenir. En az 1,5 oktavlık ses aralığına ve sağlıklı ses organlarına sahip olması gerekir. Buna göre kontenjan dâhilinde, her yıl öğrenciler ses eğitimi bölümüne kabul edilir.
Sınava giren öğrencilerin ses oktavını nasıl ölçüyorsunuz?
Piyanoyla inebildiği en pest sesle, çıkabildiği en tiz ses arasındaki mesafe, müzikal olarak ölçülür. Biz 8 sese 1 oktav diyoruz. Kaç oktavlık ses genişliğine sahipse, buna göre ölçüp bakılır.
Ses sağlığı için yapılması gerekenler?
Uykumuzu iyi almaya, bol bol su içmeye, zararlı maddelerden uzak durmaya dikkat etmeli düzenli spor yapmalıyız. Genel sağlığın yerinde olması ses sağlığını da olumlu etkiler. Aksi durumda seste de bozulma görülür. Uyuduğumuz odadaki havanın kuru olmamasına dikkat edelim. Sobalı odalarda, özellikle kaloriferli evlerde hava kurumaktadır. Havayı nemlendirmek için, kalorifer peteğinin üzerine ıslak bir havlu koyabiliriz veya oda nemlendirici cihazlardan, buhar makinelerinden faydalanabiliriz. İkincisi toza dikkat etmeliyiz, evlerimizde halı ve halıfleksler de biriken ve yürüdükçe odanın içinde uçuşan göremediğimiz, tozdan boğazımızı ve sesimizi korumalıyız.


MURAT FIRAT

Yorumlar

Popüler Yayınlar

Müziğin Ritimlerinden Beyaz Perdeye Sektörün Ezberlerini Bozan Bir Yönetmen Portresi

                 Röportaj: MURAT FIRAT  Türkçe rap kültürünün henüz emekleme aşamasında olduğu yıllarda imkânsızlıkların ortasında prodüktörlük ve yapımcılık üstlenerek bir devrin temellerini atan öncü bir vizyoner. Müzik kariyerinde onlarca albüme imza atıp yüzlerce klip çektikten sonra sinemanın görsel dünyasına adım atan ve Şuursuz Aşk gibi projelerle ulusal ve uluslararası arenada ödüllere layık görülen sıra dışı bir yazar ve yönetmen. Sadece kamera arkasındaki ustalığıyla değil popüler kültür standartlarına sektörün yapımcı egolarına ve sahte şöhret algısına karşı sergilediği tavizsiz duruşuyla da fark yaratıyor. Müziğin hikaye anlatıcılığından Alman sinema disiplinine set ortamındaki katı ilkelerinden evlilik ve hayata dair samimi itiraflarına kadar uzanan bu söyleşide popülist ezberleri bozan son derece dobra bir sanat yolculuğuna tanıklık edeceksiniz. Kariyerinize Türkçe rap’in henüz emekleme aşamasında olduğu dönemle...

Zeynep Mansur’dan Popun Tatlı ve Alaycı Yüzüne Güçlü Bir Dönüş: “Di Mi?”

                        Haber: MURAT FIRAT  Türk pop müziğinde bazı şarkılar vardır; ilk dinleyişte büyük iddialar ortaya koymaz, kendisini dinleyiciye zorla kabul ettirmeye çalışmaz ama insanın kulağında güzel bir iz bırakır. Bir süre sonra fark edersiniz ki melodisi aklınızda dolaşıyor, nakaratını istemeden mırıldanıyorsunuz ve yeniden dinlemek istiyorsunuz. Zeynep Mansur’un yeni çalışması “Di Mi?” bende tam olarak böyle bir his uyandırdı. Uzun zamandır Türkçe pop müziğin içerisinde farklı türlerin birbirine fazlasıyla karıştığı bir dönemi yaşıyoruz. Rap müzik, arabesk, elektronik altyapılar ve deneysel sound’lar pop müziğin sınırlarını genişletirken, zaman zaman popun kendi sade ve melodik kimliğini de geride bıraktığını görüyoruz. Elbette müzik değişecek, gelişecek ve yeni türlerle buluşacak. Ancak bazen insan yalnızca iyi yazılmış, iyi düzenlenmiş ve sanatçının kendisini rahatlıkla ifade edebildiği bir pop...

30 Yıl Sonra Yeniden Konuşan Göksel: “İçimdeki Çocuk Hiç Değişmedi”

                  Röportaj: MURAT FIRAT Bir sanatçıyı yalnızca en çok bilinen şarkılarıyla tanımak, bazen onun hayatının en önemli bölümünü kaçırmak demektir. Çünkü sahnede görünen birkaç dakikanın, bir albüm kapağının ya da radyolarda yıllarca çalan bir şarkının arkasında; hayaller, kırgınlıklar, mücadeleler, bekleyişler ve yeniden ayağa kalkma cesareti vardır. Göksel’in hikâyesi de tam olarak böyle bir hikâye. 1996 yılında “Senden Kalan” albümüyle müzik dünyasına adım atan, ardından “Gönüllü Yazıldım” gibi bir eseri 90’lar Türk pop müziğinin hafızasına bırakan Göksel, aradan geçen 30 yıla rağmen geçmişte kalmış bir isim olarak değil, hâlâ üreten, hâlâ düşünen ve hâlâ yeni şarkıların peşinden giden bir müzisyen olarak karşımızda. Bu röportajın çıkış noktası da biraz tesadüf, biraz merak ve biraz da geçmişin bugüne bıraktığı izlerle ilgili. 90’lar şarkıları arasında yeniden karşıma çıkan “Gönüllü Yazıldım”, beni yalnızca bir haber hazırlamaya...

Herkes Kolaya Kaçarken Gülşen Çıtayı Bir Kez Daha Yükseltti

                        Haber: MURAT FIRAT  Müzik endüstrisinin son yılların en büyük kimlik ve finans krizlerinden birini yaşadığı bir dönemdeyiz. Tüketim alışkanlıklarının değişmesi, dijital platformların hız odaklı yapısı ve yapay zekâ destekli üretimlerin giderek yaygınlaşması, müziğin üretim biçimini de kökten değiştirdi. Şarkılar iki dakikanın altına inerken, büyük prodüksiyonlar yerini düşük maliyetli işlere bıraktı. Üstelik sektörün önemli bir bölümü, "Müzikten artık para kazanılmıyor." düşüncesini neredeyse ortak bir kabulleniş hâline getirmiş durumda. Tam da böyle bir atmosferde Gülşen, İtaat Yok ile yalnızca yeni bir single yayımlamadı. Aynı zamanda pop müziğin hâlâ büyük fikirlerle, cesur prodüksiyonlarla ve yüksek standartlarla üretilebileceğini gösteren güçlü bir cevap verdi. Yaklaşık otuz yıldır sahnede, stüdyoda ve ekranlarda istikrarını koruyan sanatçı, kariyerinin bu döneminde bile kendini tek...

Selahattin Erhan: "İnsanların Hayatına Dokunmayan Hiçbir İşin Gerçek Bir Anlamı Yok"

                  Röportaj: MURAT FIRAT  Türk pop müziğinde yıllardır birçok unutulmaz esere imza atan söz yazarı ve besteci Selahattin Erhan, üretim anlayışından müzik sektörüne, hekimlik mesleğinden hayat felsefesine kadar pek çok konuda samimi açıklamalarda bulundu. Zerrin Özer'den Bülent Ersoy'a, Funda Arar'dan Mustafa Sandal'a kadar birçok önemli isme verdiği eserlerle tanınan Erhan, bu röportajda yalnızca kariyer yolculuğunu değil; sanatın topluma katkısını, müziğin değişen yüzünü, telif haklarını, genç müzisyenlere tavsiyelerini ve geleceğe dair hedeflerini de tüm açıklığıyla anlattı. Bugün birçok sanatçı tarafından seslendirilen eserlerin altında imzanız var. Ancak sizi sadece şarkılarınızla tanıyan geniş bir kitle bulunuyor. Selahattin Erhan'ı kendi cümleleriyle nasıl anlatırsınız? Bugüne kadar uzanan yolculuğunuzu nasıl özetlersiniz? Yaptığım ya da yapacağım işler ne olursa olsun, insanların hayatına pozitif katkıla...

“Gelip Geçenlere Karşı Bir Duruş: Zerrin Özer’den Güçlü Bir Müzikal Manifesto ‘Geliyorlar Gidiyorlar’”

Haber: MURAT FIRAT Türk pop müziğinin zamana meydan okuyan sesi  Zerrin Özer , yeni şarkısı  Geliyorlar Gidiyorlar  ile bir kez daha yalnızca müzik yapmadığını, aynı zamanda bir duruş sergilediğini kanıtlıyor. Bu çalışma; hız çağının ilişkilerine, yüzeysel duygularına ve kolay tüketilen aşklarına karşı güçlü bir itiraz niteliği taşıyor. Dinleyiciye sadece melodik bir deneyim sunmakla kalmıyor; aynı zamanda içsel bir yüzleşmeye davet ediyor. Şarkının sözlerinde  Habil Ceyhan  imzası var; sade ama etkili bir dil kullanımıyla günümüz ilişkilerinin kırılganlığını gözler önüne seriyor. Bestede  Bülent Yetiş , duygunun omurgasını kurarken; düzenlemede  Mustafa Arapoğlu  ve  Göksel Kamçı  modern dokunuşlarıyla parçayı bugünün ritmine başarıyla taşıyor. Ortaya çıkan sonuç; geçmişin deneyimi ile bugünün enerjisini buluşturan dengeli ve etkileyici bir yapı. Zerrin Özer, bu şarkıda yalnızca bir yorumcu değil; adeta bir anlatıcı, hatta bir tanık. Sö...

Gökberk Demirci: Kalbimin ve mantığımın el verdiği sürece oyunculukta çok katı kuralım yoktur

Gökberk seni tanıyalım? 1989 yılında İzmit’te dünya'ya geldim. O zamanları fazla hatırlamıyorum, fakat mutlu bir bebekmişim fotoğraflardan anladığım kadarıyla  ;)   Aslen Adanalı’yım. Babamın mesleğinden dolayı birçok yer gezdik, gördük ve yaşadık. Benden 6 yıl sonra kardeşim Berkay dünyaya geldi. Pek uslu sayılmazmışım; öyle diyorlar. Ama o evre çok uzun sürmedi. Sanırım çocukken de büyüktüm hep! Hiç değişmediğimi söylerler.  ;) Sanırım oyunculuk kariyerin çocuk oyunları ve skeçlerle başladı? Kariyerim sayılmaz ama temeli çocukluk yıllarına dayanıyor. Özel günlerde oynanan oyunlar, anlık girilen karakterler ve başka birisi gibi davranmalar vs, vs (gülüyor). Çocukken fazla enerjiktim. Haliyle öğretmenlerim de bunu bir yarara dönüştürdüler. Hem benim için, hem de kendi sinir sistemleri adına  ;) 😉   Birçok konuda en büyük destekçim önce inancım, sonra ailem ve yakın çevrem oldu. Cengiz Küçükavyaz tiyatrosu ve Aktör-ist’lun kariyerin açısından ...

Meltem Leylekoğlu’ndan Doğru Şarkıyla Gelen Güçlü Bir Adım: Sardunyalar

                       HABER: MURAT FIRAT Müzik dünyasında bazı sanatçılar vardır; kendilerini bir anda değil, zaman içinde, sabırla ve üreterek ortaya koyarlar. Meltem Leylekoğlu da bu isimlerden biri. Sahne deneyimi, farklı müzik türlerine olan yatkınlığı ve kendisini geliştirme isteğiyle yoluna devam eden sanatçı, yeni çalışması “Sardunyalar” ile kariyerinde dikkat çekici bir adım atıyor. Meltem’in müzik yolculuğuna baktığımızda, yalnızca bir şarkı söyleyen değil, bu işi hayatının merkezine alan bir sanatçı profili görüyoruz. O Ses Türkiye’de yer alarak geniş bir dinleyici kitlesinin dikkatini çeken Leylekoğlu, sahne çalışmalarını da sürdürerek müziği günlük hayatının geçici bir parçası olmaktan çıkarıp mesleki bir çizgide devam ettiriyor. Benim açımdan bir sanatçıyı değerlendirirken yalnızca sesine ya da sosyal medyada ne kadar görünür olduğuna bakmak yeterli değil. Sahneye çıkmak, üretmek, repertuvar hazırlamak, dinleyiciy...

Bir Şarkının Yeniden Nefes Alışı: Zeynep Casalini ve Gözlerin'in Sessiz Gücü

                      Haber: MURAT FIRAT  Bazı şarkılar vardır. İlk dinleyişte güzel gelir. Bazıları ise yıllar geçtikçe anlamını büyütür, her kuşakta yeniden başka bir kalbe dokunur. Çünkü gerçek eserler zamana direnmez, zamanla birlikte olgunlaşır. Onları yeniden söyleyen her yorumcu da yalnızca bir şarkıyı seslendirmez. O eserin hafızasına kendi ruhunu bırakır. Zeynep Casalini'nin sesinden dinlediğimiz Gözlerin de tam olarak böyle bir yeniden buluşmanın hikâyesini anlatıyor. Bir klasikle yeniden karşılaşmanın en büyük riski, dinleyicinin hafızasında yer etmiş duyguyu bozabilmektir. Çünkü yıllardır bizimle yaşayan eserler yalnızca melodileriyle değil, taşıdıkları anılarla da var olur. Bu yüzden onları yeniden yorumlamak cesaret ister. Zeynep Casalini ise bu cesareti gösterirken şarkıyı değiştirmeye çalışmıyor. Tam tersine onun özüne yaklaşmayı tercih ediyor. Bu yaklaşım, yorumun en güçlü tarafını oluşturuyor. Gözl...

Türkiye'nin ilk egzotik "Karınca Çiftliği"

Uzun zamandır takip ettiğim genç bir Youtuber var. Yeditepe Üniversite'sinde Endüstri Ürünleri ve Tasarımı bölümü mezunu, oyunculuğa merak salıp tiyatro eğitimi aldı, ayrıca "Karınca Çiftliğim" kanalında egzotik hayvanların videolarını paylaşıyor. Tek ve en büyük hedefinin "hayvan sevgisini insanlara aşılamak olduğunu" belirten Tuğkan Gönültaş, evinde hayvan beslemek isteyenlere çok özel tavsiyelerde bulundu. Merak edenler için soruyorum: Tuğkan Gönültaş kendini anlatabilir misin?  Selam, bendeniz Tuğkan GÖNÜLTAŞ. 1987 yılında İstanbul’da doğdum. Yeditepe Üniversite’sinde Endüstri Ürünleri ve Tasarımı Bölümü’nü bitirmemin hemen ardından, kısa süreli bir yurt dışı serüveninden sonra tekstil sektöründe kendi markamı kurdum.   Vatani görevimin ardından oyunculuğa merak sardım ve tiyatro eğitimine başladım. Çocukluğumdan beri iç içe olduğum egzotik hayvanların paylaşımlarını (hobi olarak) Youtube üzerind...