Ana içeriğe atla

Gökberk Demirci: Kalbimin ve mantığımın el verdiği sürece oyunculukta çok katı kuralım yoktur



Gökberk seni tanıyalım?
1989 yılında İzmit’te dünya'ya geldim. O zamanları fazla hatırlamıyorum, fakat mutlu bir bebekmişim fotoğraflardan anladığım kadarıyla ;)
 Aslen Adanalı’yım. Babamın mesleğinden dolayı birçok yer gezdik, gördük ve yaşadık. Benden 6 yıl sonra kardeşim Berkay dünyaya geldi. Pek uslu sayılmazmışım; öyle diyorlar. Ama o evre çok uzun sürmedi. Sanırım çocukken de büyüktüm hep! Hiç değişmediğimi söylerler. ;)

Sanırım oyunculuk kariyerin çocuk oyunları ve skeçlerle başladı?

Kariyerim sayılmaz ama temeli çocukluk yıllarına dayanıyor. Özel günlerde oynanan oyunlar, anlık girilen karakterler ve başka birisi gibi davranmalar vs, vs (gülüyor). Çocukken fazla enerjiktim. Haliyle öğretmenlerim de bunu bir yarara dönüştürdüler. Hem benim için, hem de kendi sinir sistemleri adına ;)
😉 Birçok konuda en büyük destekçim önce inancım, sonra ailem ve yakın çevrem oldu.

Cengiz Küçükavyaz tiyatrosu ve Aktör-ist’lun kariyerin açısından faydası?

 Aslında tiyatro sonradan başladı. Bir gün bir tanıdığımı ziyaret etmek için İzmit'teki platoya gittim ve küçük bir sahne için ricada bulundular, “oynamak ister misin?” diye. Görüşmeye gittiğim kişinin işidir veya şakadır sanıyordum. Nedir, ne değildir anlamadan ve sette buldum kendimi! Kostümler, tekstler, provalar derken kayda geçtik. Öyle insanlarla aynı odada bulundum ki, içlerinden birisi adımı sorsa neydi ya diye düşünebilirdim (Gülüyor). Tam karşımda Türkan Şoray vardı. Heyecanımı tahmin edebiliyorsundur.
🙂 Bu vesile ile birkaç arkadaşım oldu, iyi insanlardı. Bu işi yapabileceğimi ve eğitim almam gerektiğini söylediler. Hiç hesapta yoktu, sürpriz oldu. Bir arkadaşımın arkadaşının vesilesiyle tiyatroya başlamış oldum.


Bir dönem ring sporları, at binme ve kılıç kullanma gibi çalışmalarınız oldu

Sporla bir bütündük veya spor eşittir ben demekti. Birçok şey yaptım: Cross'la başladım spora, sonrasında basketbol geldi. O zamanki beden öğretmenimiz keşfetti. Çok ilgileniyordu sağ olsun. Hep profesyonel bir takımda oynayabileceğimi ve oynamam gerektiğini söylerdi. O sıra Zonguldak Ereğli'de oturuyorduk, öğretmenim Erdemir Spor’a götürdü beni, hemen lisansım çıktı ve antrenmanlar başladı. Derken ait hissedemedim kendimi. Yani ekstra bir mutluluk katmadı bana. Sonrasında izlediğim birkaç film sayesinde, özellikle rock serisi beni çok heyecanlandırıyordu. Boksa başladım, birçok branşı denedim ve "muay thai" kalıcı oldu hayatımda. Sanki onun için doğmuşum gibi, çok benimsedim ve iyiydim (gülüyor). Hayatım spordan ibaret olmuştu. Hobi olarak kalmadı. Çok güzel dereceler elde ettim. Fakat hobi olarak kalmasını istedim veya farkında olmadan yaptığım bir seçimdi. Daha sonrasında asker'e gittim, geldim ve o dizi sayesinde aldığım birkaç tavsiye ile artık bir oyuncuyum, mesleğimi çok seviyorum ve mutluyum.

İtalyan fotoğrafçı ´´Eduardo Delille`` için modellik yaptınız. Modelliğin zorlukları nedir?

Yine aynı platoda, başka bir projede rastlaştık Eduardo'yla. O sıra söz konusu proje için kılıç kullanma ve at binme dersleri alıyordum. Ben ve aynı projeden bir bayan arkadaşımla çalışmak istedi. Sadece birkaç fotoğraf sanıyordum ama İtalya'nın yerel dergilerinde yayınlandı. Modellik süreci bu şekilde meydana geldi. Pek bir zorluğunu görmedim dürüst olmak gerekirse ama diyalogu ve kamerayı çok sevdim; benim işim hareket. (gülüyor).


Oyunculuk kariyerin?
Bulunduğum her proje, oynadığım her rol bana çok şey kazandırdı. Çalıştığım insanların hepsi harikaydı. Yeri geldi bir ders niteliğinde geçti, yeri geldi daha da bilinçlenmemi sağladı; dâhil olduğum her proje! İyi ki sanat var, iyi ki o insanlar var. Her rolde farklı insanlar tanıdım, farklı hisler ve duygular tecrübe ettim.

´´More than just enemies`` adlı filmde rol almanız, yıldızınızı parlattı?
 ´´Prinz Eugen und das Osmanische Reich`` ilk uzun soluklu ve uluslararası işimdi. Hep, bir dönem projesi istiyordum. Çok güzel ve profesyonel bir ekiple çalıştık. Yeniçeri ağasıydım orada. Bana çok şey kazandırmıştı; sağlam bir karakterdi. Gidişatı bu proje belirledi diyebilirim. Sonrasında hep bir adım ileri atmamı sağlayacak işler geldi.

´´Western`` filmi Avrupa’da 3 ödül aldı ama Türkiye'de yayınlanmadı?

Western izlemeyi çok seviyorum. Mekânlar, kostümler ve atlar ilgimi çekerdi. Hep bir western setinde bulunmak isterken oynamak nasip oldu. Eğlenceli ve heyecanlı bir işti, Django'yi oynadım. Hayalini kurduğum rolün daha ötesindeydi. İlk Türk Djangoyum (gülüyor). Amaç Avrupa ülkelerindeki festivallerdi. İspanya'da en iyi kostüm ödülü aldı ve Western film festivalinde 3'cü oldu. O anki mutluluğumu ve gururumu tarif edemem. Fakat ülkemizde vizyona girmedi. Sonrasında olanla mutlu olmayı öğrendim. 

Yarım kalan projeler?
Elbette yarım kalan ve iptal olan projeler oldu. İlk başrol oynadığım dizi mesela. Polisiye bir diziydi. ´´Toprak Sağlam`` adında bir cinayet masası komiserini oynuyordum. Bu projenin bendeki yeri çok büyüktür. İlk başrolüm olması yetiyor, artıyor bile (gülüyor). Maalesef 4. bölüme hazırlanırken iptal oldu. Çok üzüldüm, fakat öğretti de.

Ters köşe yapıp iddialı rollerde oynar mısın?

Her zaman daha ileriye götürecek projeye varım! Oynarım ve zevk alırım diye düşünüyorum. Kalbimin ve mantığımın el verdiği sürece çok katı kuralım yoktur. Tabi iş dahilinde. 

Hobilerin?
Oyunculuk dışında sabit kalan sadece spor oldu. Artık ringe çıkmıyorum, fakat fırsat buldukça kum torbaları ile içli-dışlıyız. At biniyorum, geziyorum, bazen şarkı söylüyorum, tabi en çok dinliyorum. Ve hayvanlar, küçük ama en büyük dostlarımız. Onlarla vakit geçiriyorum bol bol. 

Müziğe ilgin var mı? ´´Yani` şarkısını beğendim.
Müziğe ilgim hep olmuştur. Babam sağ olsun Rock’n roll ve Blues'le tanıştırdı beni. Çok sağlam bir Pink Flody dinleyicisiyimdir. Hep sesimin güzel olduğunu söylediler. Şarkı söylemeyi seviyorum fakat bunu hep tek başıma yaptım (gülüyor). ´´Yani`` şarkısı arkadaş ortamında meydana gelen amatör bir kayıt. Beğenmene çok sevindim, daha nice kayıtlara diyelim.

Yamaha Chopper hastası ve aynı zamanda motorcusun.
Aslında motorcu değilim, olamadım! Kardeşim 18 yaşında motor kazasından dolayı vefat etti. İki kardeştik. Tek kaldım ve kendi adıma kararlar alırken ailemi de düşünmek zorundayım. Yani zorundayım derken, kendi içimden gelen bir şey bu! Chopper aşkı yarım kaldı içimde ama Berkay'dan sonra motor kullanmak istemedim. Ailemde kabul etmezdi. Kimseye ekstra bir tedirginlik yaşatmak doğru olmaz. İki tekerleğe saygı yok günümüzde. Allah hepsinin yanında olsun.

Sosyal medya hesaplarını incelediğimde hayvanlara düşkün olduğunu hissettim.

Hayvanlar. Evet, onları çok seviyorum, ayırt etmeden. Canımız onlar bizim. Bir anda her şeyimiz olabiliyorlar ve bazen de en yakınımız. Charlie adında tosuncuk bir kedim var ama kendisinin kedi olduğundan haberi yok(gülüyor). Değişik bir şey bu, tam anlamıyla tarifsiz bir sevgi bu. Lütfen onlara zarar vermeyelim.

Yeni projeler var mı?
Yeni projeler... Evet, bir takım görüşmelerim var. Beklediğim ve ümit ettiğim bir çalışma söz konusu. Yine bir dönem filmi çekeceğiz. Klişe olacak ama sürpriz olsun (gülüyor). Birkaç gün içerisinde onun hazırlıklarına başlayacağız. İçimde çok güzel bir heyecan ve mutluluk var. Baki kalmasını ümit ediyorum.


Hayranlarına iletmek istediğin?

Arkadaşlarıma, sevenlerime, takip edenlerime ve okuyan herkese merhaba! Gerçekten herkesin mutlu olmasını ve iyi hissetmesini istiyorum. Elbette bir takım zorluklarla karşılaşacağız, karşılaşıyoruz da zaten. Ayakta kalabilmek, bir adım daha atmak ve bunu inanarak yapmak lazım. Herkese Allah’tan sağlık, huzur ve mutluluk diliyorum.


MURAT FIRAT

Yorumlar

  1. Çok iyi röportaj vermiş aynı zamanda ses mükemmel bence şarkıda söylemeli, hatta müziklerde oynamalı

    YanıtlaSil
  2. Ses. Çok iyi. Oyun culuk dışında müzikallerdede oynamalısın

    YanıtlaSil
  3. Gokberk Demirci ben cok ama cok cok seviyorum Gokberk Demirci, nin en buyuk hayraniyim bizim ulkede gelmis gecmis en iyi en muhtesem oyuncumuz MASAALLAH, i var ALLAH, im yolunu acik etsin ben Gokberk Demirci, nin sektorunde olmayi cok istiyorum iNSAALLAH olur Gokberk Demirci kardesimi gormeye gittim Istanbul a gordum cok sevindim cok mutlu oldum oyle mutlu oldumki anlatamam ama fotograf cektirmediler yapimcilar icimde hasret kaldi Gokberk Demirci cok ama cok seviliyorsum kardesim benim 💖❤❤❤❤❤

    YanıtlaSil
  4. Ben Gokberk Demirci,yi cok ama cok cok seviyorum onun oyunculuguna karakterine efendiligine durustlugune sicak kanligina hastayim Gokberk Demirci, ini en buyuk hayraniyim onu istanbula gormeye gittim gorustum cok sevindim cok mutlu oldum oyle mutlu oldumki anlatamam ama fotograf cekemedim birakmadilar yapimcilar icimde oyle hasret kaldiki anlatamam iNSAALLAH bir dahaki sefere cektiririm

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar

Müziğin Ritimlerinden Beyaz Perdeye Sektörün Ezberlerini Bozan Bir Yönetmen Portresi

                 Röportaj: MURAT FIRAT  Türkçe rap kültürünün henüz emekleme aşamasında olduğu yıllarda imkânsızlıkların ortasında prodüktörlük ve yapımcılık üstlenerek bir devrin temellerini atan öncü bir vizyoner. Müzik kariyerinde onlarca albüme imza atıp yüzlerce klip çektikten sonra sinemanın görsel dünyasına adım atan ve Şuursuz Aşk gibi projelerle ulusal ve uluslararası arenada ödüllere layık görülen sıra dışı bir yazar ve yönetmen. Sadece kamera arkasındaki ustalığıyla değil popüler kültür standartlarına sektörün yapımcı egolarına ve sahte şöhret algısına karşı sergilediği tavizsiz duruşuyla da fark yaratıyor. Müziğin hikaye anlatıcılığından Alman sinema disiplinine set ortamındaki katı ilkelerinden evlilik ve hayata dair samimi itiraflarına kadar uzanan bu söyleşide popülist ezberleri bozan son derece dobra bir sanat yolculuğuna tanıklık edeceksiniz. Kariyerinize Türkçe rap’in henüz emekleme aşamasında olduğu dönemle...

Zeynep Mansur’dan Popun Tatlı ve Alaycı Yüzüne Güçlü Bir Dönüş: “Di Mi?”

                        Haber: MURAT FIRAT  Türk pop müziğinde bazı şarkılar vardır; ilk dinleyişte büyük iddialar ortaya koymaz, kendisini dinleyiciye zorla kabul ettirmeye çalışmaz ama insanın kulağında güzel bir iz bırakır. Bir süre sonra fark edersiniz ki melodisi aklınızda dolaşıyor, nakaratını istemeden mırıldanıyorsunuz ve yeniden dinlemek istiyorsunuz. Zeynep Mansur’un yeni çalışması “Di Mi?” bende tam olarak böyle bir his uyandırdı. Uzun zamandır Türkçe pop müziğin içerisinde farklı türlerin birbirine fazlasıyla karıştığı bir dönemi yaşıyoruz. Rap müzik, arabesk, elektronik altyapılar ve deneysel sound’lar pop müziğin sınırlarını genişletirken, zaman zaman popun kendi sade ve melodik kimliğini de geride bıraktığını görüyoruz. Elbette müzik değişecek, gelişecek ve yeni türlerle buluşacak. Ancak bazen insan yalnızca iyi yazılmış, iyi düzenlenmiş ve sanatçının kendisini rahatlıkla ifade edebildiği bir pop...

30 Yıl Sonra Yeniden Konuşan Göksel: “İçimdeki Çocuk Hiç Değişmedi”

                  Röportaj: MURAT FIRAT Bir sanatçıyı yalnızca en çok bilinen şarkılarıyla tanımak, bazen onun hayatının en önemli bölümünü kaçırmak demektir. Çünkü sahnede görünen birkaç dakikanın, bir albüm kapağının ya da radyolarda yıllarca çalan bir şarkının arkasında; hayaller, kırgınlıklar, mücadeleler, bekleyişler ve yeniden ayağa kalkma cesareti vardır. Göksel’in hikâyesi de tam olarak böyle bir hikâye. 1996 yılında “Senden Kalan” albümüyle müzik dünyasına adım atan, ardından “Gönüllü Yazıldım” gibi bir eseri 90’lar Türk pop müziğinin hafızasına bırakan Göksel, aradan geçen 30 yıla rağmen geçmişte kalmış bir isim olarak değil, hâlâ üreten, hâlâ düşünen ve hâlâ yeni şarkıların peşinden giden bir müzisyen olarak karşımızda. Bu röportajın çıkış noktası da biraz tesadüf, biraz merak ve biraz da geçmişin bugüne bıraktığı izlerle ilgili. 90’lar şarkıları arasında yeniden karşıma çıkan “Gönüllü Yazıldım”, beni yalnızca bir haber hazırlamaya...

Herkes Kolaya Kaçarken Gülşen Çıtayı Bir Kez Daha Yükseltti

                        Haber: MURAT FIRAT  Müzik endüstrisinin son yılların en büyük kimlik ve finans krizlerinden birini yaşadığı bir dönemdeyiz. Tüketim alışkanlıklarının değişmesi, dijital platformların hız odaklı yapısı ve yapay zekâ destekli üretimlerin giderek yaygınlaşması, müziğin üretim biçimini de kökten değiştirdi. Şarkılar iki dakikanın altına inerken, büyük prodüksiyonlar yerini düşük maliyetli işlere bıraktı. Üstelik sektörün önemli bir bölümü, "Müzikten artık para kazanılmıyor." düşüncesini neredeyse ortak bir kabulleniş hâline getirmiş durumda. Tam da böyle bir atmosferde Gülşen, İtaat Yok ile yalnızca yeni bir single yayımlamadı. Aynı zamanda pop müziğin hâlâ büyük fikirlerle, cesur prodüksiyonlarla ve yüksek standartlarla üretilebileceğini gösteren güçlü bir cevap verdi. Yaklaşık otuz yıldır sahnede, stüdyoda ve ekranlarda istikrarını koruyan sanatçı, kariyerinin bu döneminde bile kendini tek...

Selahattin Erhan: "İnsanların Hayatına Dokunmayan Hiçbir İşin Gerçek Bir Anlamı Yok"

                  Röportaj: MURAT FIRAT  Türk pop müziğinde yıllardır birçok unutulmaz esere imza atan söz yazarı ve besteci Selahattin Erhan, üretim anlayışından müzik sektörüne, hekimlik mesleğinden hayat felsefesine kadar pek çok konuda samimi açıklamalarda bulundu. Zerrin Özer'den Bülent Ersoy'a, Funda Arar'dan Mustafa Sandal'a kadar birçok önemli isme verdiği eserlerle tanınan Erhan, bu röportajda yalnızca kariyer yolculuğunu değil; sanatın topluma katkısını, müziğin değişen yüzünü, telif haklarını, genç müzisyenlere tavsiyelerini ve geleceğe dair hedeflerini de tüm açıklığıyla anlattı. Bugün birçok sanatçı tarafından seslendirilen eserlerin altında imzanız var. Ancak sizi sadece şarkılarınızla tanıyan geniş bir kitle bulunuyor. Selahattin Erhan'ı kendi cümleleriyle nasıl anlatırsınız? Bugüne kadar uzanan yolculuğunuzu nasıl özetlersiniz? Yaptığım ya da yapacağım işler ne olursa olsun, insanların hayatına pozitif katkıla...

“Gelip Geçenlere Karşı Bir Duruş: Zerrin Özer’den Güçlü Bir Müzikal Manifesto ‘Geliyorlar Gidiyorlar’”

Haber: MURAT FIRAT Türk pop müziğinin zamana meydan okuyan sesi  Zerrin Özer , yeni şarkısı  Geliyorlar Gidiyorlar  ile bir kez daha yalnızca müzik yapmadığını, aynı zamanda bir duruş sergilediğini kanıtlıyor. Bu çalışma; hız çağının ilişkilerine, yüzeysel duygularına ve kolay tüketilen aşklarına karşı güçlü bir itiraz niteliği taşıyor. Dinleyiciye sadece melodik bir deneyim sunmakla kalmıyor; aynı zamanda içsel bir yüzleşmeye davet ediyor. Şarkının sözlerinde  Habil Ceyhan  imzası var; sade ama etkili bir dil kullanımıyla günümüz ilişkilerinin kırılganlığını gözler önüne seriyor. Bestede  Bülent Yetiş , duygunun omurgasını kurarken; düzenlemede  Mustafa Arapoğlu  ve  Göksel Kamçı  modern dokunuşlarıyla parçayı bugünün ritmine başarıyla taşıyor. Ortaya çıkan sonuç; geçmişin deneyimi ile bugünün enerjisini buluşturan dengeli ve etkileyici bir yapı. Zerrin Özer, bu şarkıda yalnızca bir yorumcu değil; adeta bir anlatıcı, hatta bir tanık. Sö...

Meltem Leylekoğlu’ndan Doğru Şarkıyla Gelen Güçlü Bir Adım: Sardunyalar

                       HABER: MURAT FIRAT Müzik dünyasında bazı sanatçılar vardır; kendilerini bir anda değil, zaman içinde, sabırla ve üreterek ortaya koyarlar. Meltem Leylekoğlu da bu isimlerden biri. Sahne deneyimi, farklı müzik türlerine olan yatkınlığı ve kendisini geliştirme isteğiyle yoluna devam eden sanatçı, yeni çalışması “Sardunyalar” ile kariyerinde dikkat çekici bir adım atıyor. Meltem’in müzik yolculuğuna baktığımızda, yalnızca bir şarkı söyleyen değil, bu işi hayatının merkezine alan bir sanatçı profili görüyoruz. O Ses Türkiye’de yer alarak geniş bir dinleyici kitlesinin dikkatini çeken Leylekoğlu, sahne çalışmalarını da sürdürerek müziği günlük hayatının geçici bir parçası olmaktan çıkarıp mesleki bir çizgide devam ettiriyor. Benim açımdan bir sanatçıyı değerlendirirken yalnızca sesine ya da sosyal medyada ne kadar görünür olduğuna bakmak yeterli değil. Sahneye çıkmak, üretmek, repertuvar hazırlamak, dinleyiciy...

Bir Şarkının Yeniden Nefes Alışı: Zeynep Casalini ve Gözlerin'in Sessiz Gücü

                      Haber: MURAT FIRAT  Bazı şarkılar vardır. İlk dinleyişte güzel gelir. Bazıları ise yıllar geçtikçe anlamını büyütür, her kuşakta yeniden başka bir kalbe dokunur. Çünkü gerçek eserler zamana direnmez, zamanla birlikte olgunlaşır. Onları yeniden söyleyen her yorumcu da yalnızca bir şarkıyı seslendirmez. O eserin hafızasına kendi ruhunu bırakır. Zeynep Casalini'nin sesinden dinlediğimiz Gözlerin de tam olarak böyle bir yeniden buluşmanın hikâyesini anlatıyor. Bir klasikle yeniden karşılaşmanın en büyük riski, dinleyicinin hafızasında yer etmiş duyguyu bozabilmektir. Çünkü yıllardır bizimle yaşayan eserler yalnızca melodileriyle değil, taşıdıkları anılarla da var olur. Bu yüzden onları yeniden yorumlamak cesaret ister. Zeynep Casalini ise bu cesareti gösterirken şarkıyı değiştirmeye çalışmıyor. Tam tersine onun özüne yaklaşmayı tercih ediyor. Bu yaklaşım, yorumun en güçlü tarafını oluşturuyor. Gözl...

Türkiye'nin ilk egzotik "Karınca Çiftliği"

Uzun zamandır takip ettiğim genç bir Youtuber var. Yeditepe Üniversite'sinde Endüstri Ürünleri ve Tasarımı bölümü mezunu, oyunculuğa merak salıp tiyatro eğitimi aldı, ayrıca "Karınca Çiftliğim" kanalında egzotik hayvanların videolarını paylaşıyor. Tek ve en büyük hedefinin "hayvan sevgisini insanlara aşılamak olduğunu" belirten Tuğkan Gönültaş, evinde hayvan beslemek isteyenlere çok özel tavsiyelerde bulundu. Merak edenler için soruyorum: Tuğkan Gönültaş kendini anlatabilir misin?  Selam, bendeniz Tuğkan GÖNÜLTAŞ. 1987 yılında İstanbul’da doğdum. Yeditepe Üniversite’sinde Endüstri Ürünleri ve Tasarımı Bölümü’nü bitirmemin hemen ardından, kısa süreli bir yurt dışı serüveninden sonra tekstil sektöründe kendi markamı kurdum.   Vatani görevimin ardından oyunculuğa merak sardım ve tiyatro eğitimine başladım. Çocukluğumdan beri iç içe olduğum egzotik hayvanların paylaşımlarını (hobi olarak) Youtube üzerind...