Ana içeriğe atla

Eflatun'dan Burcu Güneş açıklaması

"İnsanlar şarkılarımda Ahmet Kaya samimiyeti, Kayahan yalınlığı, İlhan İrem dokusu buluyor" dedi. "Zamanın en kıymetli ve yerine konamayacak tek şey olduğunun bilincindeyim" dedi.
Eflatun kadifemsi ses tonuyla, duygusal şarkılarıyla dinleyicinin beğenisini kazanmış magazinden uzak bir sanatçı!..


Sevenleriniz adına soruyorum: Işıklar sönüp evinize gittiğinizde nasıl bir Eflatun var?
Kafamın içinde 24 saat üreten bir ihtiyar var. Onu susturmam dur artık yoruldum demem bile mümkün değil. Onun fısıldadıklarına bak bunu yaz bundan bir şarkı yap deyişlerine alıştım. Işıklar sönüp eve gittiğimde beni bekleyen 4 yaşında bir kızım ve 11 aylık bir oğlum var ve de tabii ki eşim. Aileme mümkün olduğunca vakit ayırıyorum zamanın en kıymetli ve yerine konamayacak tek şey olduğunun bilincinde olan bir Eflatun olarak yaşıyorum ev hayatımı.

Eflatun’un müzik aşkı nasıl başladı?
Çok küçüktüm ve müziğin beni çok heyecanlandırdığını fark ettim. Bu ne ise ben bunu yapmak istiyorum dedim. Oturduğum mahallede bir abim bana, bir gün bir şarkı dinletti. Ruhum ayağa kalktı dünya o an çok küçük gökyüzü çok yakında. O şarkı Beatles’ın Yesterday şarkısıydı. O gün dedim ki ben müziğe aittim. Bende bıraktıkları hissettirdikleri sanki bu dünyaya ait değildi. Hala böyle hissediyor olmak bu aşkı gerçek ve sonsuz kılıyor.

 “En güzel ben sevdim” şarkısı hangi duygularımıza tercüman?
‘’Sıktığın yumruk kadar derlerdi kalbin hayır vurduğun yumruk kadardır yüreğin’’ diyen bir şarkı. Aşık oldum diyorsan o aşka sahip çıkacaksın gerekirse masaya yumruğunu vuracaksın alt metinli bir girizgahı var. Bir uçurumu sevmişim düşmüşüm de düşmüşüm diye bağıran kapılar kanatlar takmışlar bizi yırtmışlar bizi gökyüzüm diye içine ağlayan da bir sevdanın öyküsü.

“En güzel ben sevdim” şarkısının klibi bize ne anlatıyor?
Klip ayrı dünyaların insanı olan biri hurdacı diğeri viyolonsel çalan çok güzel bir kızın hikayesi. Hurdacı “Armağan Aşçıeli” platonik olarak sevdiği kıza ilanı aşk etmek için cesaret topluyor. Kız “Gözde Lora” viyolonsel çaldığı için hurdacı çöpten bulduğu gitarı öğrenmeye bu ayrı dünyaları yakınlaştırmaya karar veriyor. Hurdaların arasında bulduğu bir gömleği ve yeleği görüyoruz. Ben, yani Eflatun’u klibin sadece bir yerinde onun bu çabasını görüp bir iki gitar akor gösteriyorum. Bütün bu hazırlığın sonunda hurdacı çocuk çöpten bulduğu gömleğini ve  yeleğini giyip gitarını da alarak kızın karşısına çıkacakken kızın sevgilisi olduğu gerçeğiyle yıkılıyor. Ayrı dünyaları olmasına rağmen bunca çabaya girmesi belki de onu en güzel seven yapıyor. Klibin sonunda gömleği yeleği ve gitarı hurdacının kapısına bırakıp hayatına gerçekliğine kaldığı yerden devam ediyor. Unutuyor mu bence hiç unutmuyor. 

“En güzel ben sevdim”  şarkısının Eflatun kariyerine katkısı olur mu? Bu çalışmanın öncekilerden farkı nedir?
En güzel ben sevdim benim en samimi ve halka yakın duran eserlerimden biri olarak görüyorum. Bir Ahmet Kaya samimiyeti Kayahan yalınlığı İlhan İrem dokusu buluyor insanlar. Ayaklarına bir taş bağlayıp aklımı denize atmışım mısralarında bana takmış oldukları 21.yy pop şairini de görüyorlar sanırım. Sanatsal kariyerimde hiçbir albümde bu kadar çok ve bu kadar samimi mesajlar almamıştım işin açığı. 

Geri dönüşlerden memnun musunuz?
Dediğim gibi hiçbir albümde şarkıda bu denli içten mesajlar almamıştım. Hayatlara o kadar hızlı ve derinden girdi ki şarkı teşekkür edenler, iyi ki bu şarkıyı çıkarttığımı söyleyenler, işe giderken işten dönerken yani hayatlarının yokuşlarında bu şarkıyla nefes aldığını söyleyenler kısacası harika geri dönüşler var. Youtube’daki mesajları okursanız ne demek istediğimi anlarsınız.

“En güzel ben sevdim” adlı şarkının oluşum süreci nasıl oldu, kimlerle çalıştınız ve tek şarkı çıkarmanın sebebi albüm satışlarının düşük olması mı, yoksa maddi sıkıntılar mı?
“En güzel ben sevdim” şarkısı kalemle notalarla tek tek yontulmuş koca bir dünyadır salında. Söz müzik aranje mix mastering klip yönetmenliğini yaptığım bu işte özelikle müzik alnında çalımlar da dahil ikinci bir kişi yok. Kendi stüdyomda geceler gündüzler boyu çalışmışlığın bir meyvesi. Bu tek şarkılık bir albüm değil onu düzelteyim. 3 şarkılık bir maxi single En güzel ben sevdim, Uçsuz Bucaksız ve Yağdır Mevlam su isimli cover şarkıdan oluşuyor.

Bugüne kadar yaptığınız albüm ve single’ları kronolojik sırayla sıralar mısınız?
 Cennette Bir Akşamüstü.
Çıkmaz Sokaklar.
Aşklambaç.
Güneşin Doğudan Battığı gün.
Yolcu Yolunda Gerek (Nalân Tokyürek ile düet)
Seni Sevmek Var Ya (Ayşegül Aldinç düet)
Uçsuz Bucaksız albümünün içinde En güzel ben sevdim.

Müzik dünyasında hırslı görmüyorum Eflatun’u.
Kendimle yarışırım sadece. Bir öncekinden daha iyi yazmak daha iyi söylemek daha iyi bir sound üretmektir bütün kan ter kalışım. Popüler kültürün sahte ve tuzaklarla dolu sığ dünyası bana göre değil. Şöhret olmak çok para kazanmak için içimi titreten şu canım müziği satacak ya da zedeleyecek değilim elbette. Bütün hırsları bütün tıklanmaları ve maddi ne varsa onların olsun ben böyle iyiyim müziği sanırım en güzel ben sevdim. (Gülüyor)

Burcu Güneş’in kariyerinize olan etkisinden ve birlikte yaptığınız çalışmalardan biraz bahsedebilir misiniz?
Burcu Güneş ilklerimin olduğu bir sanatçı büyük bir ses, şarkılarımı okuduğu için minnettarım. “Oflaya oflaya, Çıkmaz sokaklar, Sen kaybı, Bir lokma sevda, Aşkın beni baştan yazar, Darma duman” okuduğu şarkılarımdan bazıları.

Burcu Güneş’le bir dönem küs olduğunuz yazılıp çizildi. Doğru mu?
Küslük bize göre bir şey değil zaman zaman sanatçıların inzivaya çekildiği anlar vardır. Biriyle artık çalışmadığınız zaman küs sanıyorlar. Benim kapım böyle büyük seslere her zaman açıktır ancak şarkılarımı hiçbir zaman pazarlamam! Dileyen gelir beraber prodüksüyon oluştururuz.

“Hit şarkı yazmak için hiçbir uğraşım olmadı.”

Kimlerle düet yaptın ve bu düet projeleri nasıl gerçekleşti?
Burcu Güneş’le 2 düetim var.
Of Aman Nalan “Yolcu Yolunda Gerek”,
 Röya  “Gemiciler”
Ayşegül Aldinç “Seni Sevmek Var Ya”

Hit’ler arka arkaya gelince ve popüler bir besteci olunca üretme sıkıntısı yaşamaya başlamadın mı?
Hit şarkı yazmak için hiçbir uğraşım olmadı. Bütün derdim manalar ve hayata herkesin baktığı değil de başka pencerelerden bakmaktır.

Pek çok ünlü isme çok güzel sözler yazmış biri olarak bu yolculukta kalbinizi kıran hayal kırıklığına uğratan biri oldu mu?
Beni hayal kırıklığına uğratanların ismini zikrederek onların  kalbini kırmak istemem herkes yerinde sağ olsun. Eflatun olmak biraz da bunu gerektirir.

Başka bir sanatçıya verdiğiniz şarkı patlayınca hiç pişmanlık yaşadınız mı? 
Hiçbir zaman o onun kısmetidir. Her zaman çok büyük mutluluk duyarım.

İlham hangi zamanlarda geliyor?
Okurken, yürürken, duşta ve film seyrederken bazen de olur olmadık zamanlarda mesela su içerken.
Duygusal biri misiniz?
Yerine göre evet yoksa bir başak burcu nasıl olunur.

Şarklarınızı kimler okudu?
Burcu Güneş, Mustafa Ceceli, Gülben Ergen, Mustafa Sandal, Fatih Erkoç, Funda Arar, Zeynep Mansur, Röya, Gönen, Türkü Akbayram. Yakında Ziynet Sali albümünde şarkım yer alacak.

Kişiye özel şarkı yazar mısın?
Hayır, yazdığım şarkı onun rengine yakın olabilir.

Sizden şarkı almak zor mu?
Doğru elektrik ve ne istediğini bilen herkesle çalışıyorum. İşin maddi kısmı editörüm Erdem Uyanık bakıyor orasını bilemem.

Günümüz şarkılarında ruh yok! Dinleyici kadar sanatçılarında yeni şarkılardan memnun olmadığını düşünüyorum?
Seni seviyorum derken dilin söylüyor da aklın nefrete öykünüyorsa bu çelişkiyi dinleyen anlar hisseder. “Arkasında duramıyordun madem keşke hiç sevmeseydin” derler adama/kadına.

Popüler müzik yapmanın avantajları ve dezavantajları nelerdir, müzikten para kazandınız mı?
Hayatımı tamamen müzikten kazanıyorum başka bir gelirim yok. Arada sevdiğim işlere de klip çekiyorum. Popüler müzik diye bir müzik türü yok, yaptığımız işler milyonlara vardığı zaman popüler müzik adını alıyor. Halbuki müzikte öyle bir tür yok.

Müzik piyasasının çöküşünü, sanatçının başarısını magazinle eş değerde tutanlar mı tetikledi?
Çalışmak üretmek bir sanat yapıtı ortaya koymak işlerine gelmiyor. Onla bunlar görünüp sanatçıymış gibi bir kıyafet giymeyi daha kolay ve basit buluyorlar. Bu yolu tutanlar gelip geçicidirler. 

Ve gerçekten de Türk pop müziği bitti mi?
Ezberleri bozuldu. Pop müziğini yapımcılar, sanatçılar yanlış insanlara kötü albümler yapan prodüktörler haczetti ve öldürdüler. Şimdi hiç üstlerine alınmıyorlar ama ellerinde pop müziğin kanı bulaşmış.

Hip-hop ve rap tarzının yükselişini nasıl değerlendiriyorsun? 
Pop müziği dediğimiz şeyin giderek artan samimiyetsizliği rap’in yükselişini tetikledi.

Eşinle tanışma hikâyeni bizlerle paylaşır mısın?
Eşimle okuldan arkadaşız benden iki sınıf aşağıda viyolonsel bölümünde okuyordu. Çok daha sonraları sevgili olduk tabiî ki. Bu yüzden birbirimizi öyle bir anda görmüşlük hikayelerimiz yok aslında hep hayatımdaydı sonra canımda oldu.

Baba olmak nasıl bir his? Herkese tavsiye eder misin?
Baba olmak şahane bir şey. O sevgiyi hayatta kıyaslayacak bir şey tanımıyorum. Baba olacak yürekleri zamanları kalpleri varsa olsunlar. Çocuk yapmak biyolojik bir şey ama baba olmak bundan çok daha fazlasıdır. Onlarla ilgilenemeyecek insanlar baba anne olmasınlar lütfen.

Bu son sorum. Sevgili okuyucularımıza neler söylemek istersiniz?
Sevdikleri müziklere sevdikleri sanatçılara sahip çıksınlar. Konserlere gelerek ve dijital sahada albümleri indirip dinleyerek yeni şarkıların oluşmasına destek olsunlar. Medyanın sunduğu sanatçı zengindir illüzyonuna aldanmasınlar. Dik duran, emir almayan sanatını icra ve ifa eden her sanatçı gücünü sadece hakltan alır.

90’lar tadında sorular…

Yaş-Boy-Kilo: 40-1.83_79
Burcu: Balık      
Ayakkabı numarası: 43
Göz rengi: Açık kahverengi
Saç rengi: Açık kestane
Arabası: Subaru  XV
Kullandığı parfüm: Sürekli değişiyor
Sevdiği renk: Lila ve Mavi
Sevdiği yemek: Balık
Sevdiği içki: Rakı, viski, ev yapımı limonata ve taze sıkılmış elma suyu
En sevdiği tatil yeri: Çeşme
En sevdiği sanatçılar: Fatih Erkoç, Cem Kısmet, Neşet Ertaş, Zeki Müren, Michael Bubble, Picasso, Orhan Kemal, Nazım Hikmet
Tuttuğunuz takım: Beşiktaş
Yaptığınız en büyük çılgınlık: 12 yılımı verdiğim senfoni ve opera camiasını bırakıp İstanbul’a geldim
Hayatta en çok kıymet verdiğin insan: Ailem dışında diyorsanız editörüm Erdem Uyanık
Hayvan besliyor musunuz:  Kedim var
Aşk her şeyi affeder mi: Kesinlikle affeder
Benzetildiğiniz biri var mı: Richard Gere, Fettah Can, Feridun Düzağaç
En büyük hayaliniz: Yazdığım şarkılarla çok büyük konserler verip, onlara çektiğim kısa filmleri seyircilerle buluşturmak
Beğendiğiniz ve Beğenmediğiniz huyunuz: Çok affediciyim hataların insanlar için olduğuna inanırım. Sabrımı taşıranı ki çok zor taşar fena paralarım
Sizi en mutlu eden iltifat hangisi:iltifatlara çok acemi biriyim. Çok sevmiyorum açıkçası. Şarkılarımı beğenmeleri güzel ama bunu söylemek yerine konsere gelip alkışlamaları beni daha çok mutlu ediyor. Eyleme dökülmemiş iltifatı eksik veya kısıtlı buluyorum. 

Röportaj: MURAT FIRAT

Yorumlar

Popüler Yayınlar

Müziğin Ritimlerinden Beyaz Perdeye Sektörün Ezberlerini Bozan Bir Yönetmen Portresi

                 Röportaj: MURAT FIRAT  Türkçe rap kültürünün henüz emekleme aşamasında olduğu yıllarda imkânsızlıkların ortasında prodüktörlük ve yapımcılık üstlenerek bir devrin temellerini atan öncü bir vizyoner. Müzik kariyerinde onlarca albüme imza atıp yüzlerce klip çektikten sonra sinemanın görsel dünyasına adım atan ve Şuursuz Aşk gibi projelerle ulusal ve uluslararası arenada ödüllere layık görülen sıra dışı bir yazar ve yönetmen. Sadece kamera arkasındaki ustalığıyla değil popüler kültür standartlarına sektörün yapımcı egolarına ve sahte şöhret algısına karşı sergilediği tavizsiz duruşuyla da fark yaratıyor. Müziğin hikaye anlatıcılığından Alman sinema disiplinine set ortamındaki katı ilkelerinden evlilik ve hayata dair samimi itiraflarına kadar uzanan bu söyleşide popülist ezberleri bozan son derece dobra bir sanat yolculuğuna tanıklık edeceksiniz. Kariyerinize Türkçe rap’in henüz emekleme aşamasında olduğu dönemle...

Zeynep Mansur’dan Popun Tatlı ve Alaycı Yüzüne Güçlü Bir Dönüş: “Di Mi?”

                        Haber: MURAT FIRAT  Türk pop müziğinde bazı şarkılar vardır; ilk dinleyişte büyük iddialar ortaya koymaz, kendisini dinleyiciye zorla kabul ettirmeye çalışmaz ama insanın kulağında güzel bir iz bırakır. Bir süre sonra fark edersiniz ki melodisi aklınızda dolaşıyor, nakaratını istemeden mırıldanıyorsunuz ve yeniden dinlemek istiyorsunuz. Zeynep Mansur’un yeni çalışması “Di Mi?” bende tam olarak böyle bir his uyandırdı. Uzun zamandır Türkçe pop müziğin içerisinde farklı türlerin birbirine fazlasıyla karıştığı bir dönemi yaşıyoruz. Rap müzik, arabesk, elektronik altyapılar ve deneysel sound’lar pop müziğin sınırlarını genişletirken, zaman zaman popun kendi sade ve melodik kimliğini de geride bıraktığını görüyoruz. Elbette müzik değişecek, gelişecek ve yeni türlerle buluşacak. Ancak bazen insan yalnızca iyi yazılmış, iyi düzenlenmiş ve sanatçının kendisini rahatlıkla ifade edebildiği bir pop...

30 Yıl Sonra Yeniden Konuşan Göksel: “İçimdeki Çocuk Hiç Değişmedi”

                  Röportaj: MURAT FIRAT Bir sanatçıyı yalnızca en çok bilinen şarkılarıyla tanımak, bazen onun hayatının en önemli bölümünü kaçırmak demektir. Çünkü sahnede görünen birkaç dakikanın, bir albüm kapağının ya da radyolarda yıllarca çalan bir şarkının arkasında; hayaller, kırgınlıklar, mücadeleler, bekleyişler ve yeniden ayağa kalkma cesareti vardır. Göksel’in hikâyesi de tam olarak böyle bir hikâye. 1996 yılında “Senden Kalan” albümüyle müzik dünyasına adım atan, ardından “Gönüllü Yazıldım” gibi bir eseri 90’lar Türk pop müziğinin hafızasına bırakan Göksel, aradan geçen 30 yıla rağmen geçmişte kalmış bir isim olarak değil, hâlâ üreten, hâlâ düşünen ve hâlâ yeni şarkıların peşinden giden bir müzisyen olarak karşımızda. Bu röportajın çıkış noktası da biraz tesadüf, biraz merak ve biraz da geçmişin bugüne bıraktığı izlerle ilgili. 90’lar şarkıları arasında yeniden karşıma çıkan “Gönüllü Yazıldım”, beni yalnızca bir haber hazırlamaya...

“Gelip Geçenlere Karşı Bir Duruş: Zerrin Özer’den Güçlü Bir Müzikal Manifesto ‘Geliyorlar Gidiyorlar’”

Haber: MURAT FIRAT Türk pop müziğinin zamana meydan okuyan sesi  Zerrin Özer , yeni şarkısı  Geliyorlar Gidiyorlar  ile bir kez daha yalnızca müzik yapmadığını, aynı zamanda bir duruş sergilediğini kanıtlıyor. Bu çalışma; hız çağının ilişkilerine, yüzeysel duygularına ve kolay tüketilen aşklarına karşı güçlü bir itiraz niteliği taşıyor. Dinleyiciye sadece melodik bir deneyim sunmakla kalmıyor; aynı zamanda içsel bir yüzleşmeye davet ediyor. Şarkının sözlerinde  Habil Ceyhan  imzası var; sade ama etkili bir dil kullanımıyla günümüz ilişkilerinin kırılganlığını gözler önüne seriyor. Bestede  Bülent Yetiş , duygunun omurgasını kurarken; düzenlemede  Mustafa Arapoğlu  ve  Göksel Kamçı  modern dokunuşlarıyla parçayı bugünün ritmine başarıyla taşıyor. Ortaya çıkan sonuç; geçmişin deneyimi ile bugünün enerjisini buluşturan dengeli ve etkileyici bir yapı. Zerrin Özer, bu şarkıda yalnızca bir yorumcu değil; adeta bir anlatıcı, hatta bir tanık. Sö...

Herkes Kolaya Kaçarken Gülşen Çıtayı Bir Kez Daha Yükseltti

                        Haber: MURAT FIRAT  Müzik endüstrisinin son yılların en büyük kimlik ve finans krizlerinden birini yaşadığı bir dönemdeyiz. Tüketim alışkanlıklarının değişmesi, dijital platformların hız odaklı yapısı ve yapay zekâ destekli üretimlerin giderek yaygınlaşması, müziğin üretim biçimini de kökten değiştirdi. Şarkılar iki dakikanın altına inerken, büyük prodüksiyonlar yerini düşük maliyetli işlere bıraktı. Üstelik sektörün önemli bir bölümü, "Müzikten artık para kazanılmıyor." düşüncesini neredeyse ortak bir kabulleniş hâline getirmiş durumda. Tam da böyle bir atmosferde Gülşen, İtaat Yok ile yalnızca yeni bir single yayımlamadı. Aynı zamanda pop müziğin hâlâ büyük fikirlerle, cesur prodüksiyonlarla ve yüksek standartlarla üretilebileceğini gösteren güçlü bir cevap verdi. Yaklaşık otuz yıldır sahnede, stüdyoda ve ekranlarda istikrarını koruyan sanatçı, kariyerinin bu döneminde bile kendini tek...

Selahattin Erhan: "İnsanların Hayatına Dokunmayan Hiçbir İşin Gerçek Bir Anlamı Yok"

                  Röportaj: MURAT FIRAT  Türk pop müziğinde yıllardır birçok unutulmaz esere imza atan söz yazarı ve besteci Selahattin Erhan, üretim anlayışından müzik sektörüne, hekimlik mesleğinden hayat felsefesine kadar pek çok konuda samimi açıklamalarda bulundu. Zerrin Özer'den Bülent Ersoy'a, Funda Arar'dan Mustafa Sandal'a kadar birçok önemli isme verdiği eserlerle tanınan Erhan, bu röportajda yalnızca kariyer yolculuğunu değil; sanatın topluma katkısını, müziğin değişen yüzünü, telif haklarını, genç müzisyenlere tavsiyelerini ve geleceğe dair hedeflerini de tüm açıklığıyla anlattı. Bugün birçok sanatçı tarafından seslendirilen eserlerin altında imzanız var. Ancak sizi sadece şarkılarınızla tanıyan geniş bir kitle bulunuyor. Selahattin Erhan'ı kendi cümleleriyle nasıl anlatırsınız? Bugüne kadar uzanan yolculuğunuzu nasıl özetlersiniz? Yaptığım ya da yapacağım işler ne olursa olsun, insanların hayatına pozitif katkıla...

Gökberk Demirci: Kalbimin ve mantığımın el verdiği sürece oyunculukta çok katı kuralım yoktur

Gökberk seni tanıyalım? 1989 yılında İzmit’te dünya'ya geldim. O zamanları fazla hatırlamıyorum, fakat mutlu bir bebekmişim fotoğraflardan anladığım kadarıyla  ;)   Aslen Adanalı’yım. Babamın mesleğinden dolayı birçok yer gezdik, gördük ve yaşadık. Benden 6 yıl sonra kardeşim Berkay dünyaya geldi. Pek uslu sayılmazmışım; öyle diyorlar. Ama o evre çok uzun sürmedi. Sanırım çocukken de büyüktüm hep! Hiç değişmediğimi söylerler.  ;) Sanırım oyunculuk kariyerin çocuk oyunları ve skeçlerle başladı? Kariyerim sayılmaz ama temeli çocukluk yıllarına dayanıyor. Özel günlerde oynanan oyunlar, anlık girilen karakterler ve başka birisi gibi davranmalar vs, vs (gülüyor). Çocukken fazla enerjiktim. Haliyle öğretmenlerim de bunu bir yarara dönüştürdüler. Hem benim için, hem de kendi sinir sistemleri adına  ;) 😉   Birçok konuda en büyük destekçim önce inancım, sonra ailem ve yakın çevrem oldu. Cengiz Küçükavyaz tiyatrosu ve Aktör-ist’lun kariyerin açısından ...

Meltem Leylekoğlu’ndan Doğru Şarkıyla Gelen Güçlü Bir Adım: Sardunyalar

                       HABER: MURAT FIRAT Müzik dünyasında bazı sanatçılar vardır; kendilerini bir anda değil, zaman içinde, sabırla ve üreterek ortaya koyarlar. Meltem Leylekoğlu da bu isimlerden biri. Sahne deneyimi, farklı müzik türlerine olan yatkınlığı ve kendisini geliştirme isteğiyle yoluna devam eden sanatçı, yeni çalışması “Sardunyalar” ile kariyerinde dikkat çekici bir adım atıyor. Meltem’in müzik yolculuğuna baktığımızda, yalnızca bir şarkı söyleyen değil, bu işi hayatının merkezine alan bir sanatçı profili görüyoruz. O Ses Türkiye’de yer alarak geniş bir dinleyici kitlesinin dikkatini çeken Leylekoğlu, sahne çalışmalarını da sürdürerek müziği günlük hayatının geçici bir parçası olmaktan çıkarıp mesleki bir çizgide devam ettiriyor. Benim açımdan bir sanatçıyı değerlendirirken yalnızca sesine ya da sosyal medyada ne kadar görünür olduğuna bakmak yeterli değil. Sahneye çıkmak, üretmek, repertuvar hazırlamak, dinleyiciy...

Bahadır Sağlam’dan Duygusal Bir Anlatı: “Sahte Gül Pazarı” ile Modern Aşkın Yalnızlığı

Murat Fırat - Uzman Gazeteci / Köşe Yazısı  Türk alternatif sahnesinin duygusal anlatımı güçlü isimlerinden Bahadır Sağlam, yeni single’ı “Sahte Gül Pazarı” ile dinleyiciyi doğrudan iç dünyasının en kırılgan noktalarına davet ediyor. Söz ve müziği tamamen sanatçının kendisine ait olan parça; düzenleme, mix ve mastering tarafında Mert Ağırlar’ın dokunuşunu taşıyor. Görsel dünyası da en az müziği kadar özenli kurulan şarkının klip yönetmenliği ve kurgusu Stephen’a, görüntü yönetmenliği Ömer Kaya’ya ait. Ghetto Production Turkey etiketiyle dijital platformlarda yayımlanan eser, Datça’nın doğal ve sade atmosferinde çekilen klibiyle şarkının yalnızlık hissini görsel bir şiire dönüştürüyor. Kargilos Hotel & Beach ve Green Horse Ranch ekiplerinin katkılarıyla hazırlanan sahnelerde, gün batımı ve deniz manzarası eşliğinde yürüyen yalnız bir figür; modern insanın kalabalık içindeki yalnızlığını güçlü bir sembole dönüştürüyor. “Sahte Gül Pazarı”, yalnızca bir ayrılık hikâyesi...

Güllü’nün Hayaliydi, Kibariye’ye Kısmet Oldu: “Ah Çocuk”

Haber: MURAT FIRAT   Arabesk müziğin en içten yorumcularından Kibariye, dinleyicinin kalbine dokunan yeni çalışması “Ah Çocuk” ile yalnızca bir şarkı seslendirmedi, yarım kalan bir duyguyu tamamladı. Bu eserin en güçlü tarafı, arkasındaki hikâyede saklı. Çünkü şarkı ilk olarak Güllü’nün hayaliydi. Bir acının ardından kaleme alınan ve tamamlanamayan bir eser, başka bir sesle yeniden hayat buldu. Bu nedenle ortaya çıkan çalışma yalnızca bir yorum değil, bir vefa zinciri gibi ilerliyor. Kibariye’nin müzikal yolculuğu boyunca öne çıkan en belirgin özellik, duyguyu saklamayan yorumu oldu. Sahneye çıktığında teknikten çok kalp konuştu. Uzun yıllar boyunca arabesk ile halkın ortak duygularını taşıyan sanatçı, güçlü vibratosu ve içten anlatımıyla tanındı. “Ah Çocuk”ta da bu birikim açıkça hissediliyor. Vokalin kırıldığı anlar, nefes aralarındaki titreme ve nakarata yaklaşırken kurulan gerilim, yılların getirdiği bir yorum gücünü gösteriyor. Bu noktada eserin söz ve müzi...