Ana içeriğe atla

Şehir Bu Samimiyeti Çok Özlemişti: Funda Arar’ın Yeni Yolculuğu

                        Haber: MURAT FIRAT 

Müzik piyasasının dijital parıltılara boğulduğu, birbirinin kopyası ritimlerin ve yapay sound’ların havada uçuştuğu şu günlerde, kulaklarımızın pasını silecek o asil dokunuş nihayet geldi. Türk pop müziğinin en karakteristik, en bükülmez seslerinden Funda Arar, 12 Haziran’da Bomonti Müzik etiketiyle yayınladığı “Bana Bir Gülümseme Ismarla” teklisiyle adeta müzikal bir vaha sundu bize. Bir köşe yazarı ve bu sektörün yakın bir takipçisi olarak net bir şekilde söyleyebilirim ki bu şarkı, sadece Temmuz ayında kavuşacağımız “Tüm Şehir Duydu” albümünün ilk habercisi değil, aynı zamanda Funda Arar’ın sanatçılık kariyerinde açtığı o çok rafine, çok içten yeni bir dönemin de manifestosu.

Levent Gürsel’in o naif sözleri, Yusuf Gürsel’in ruhu dinlendiren bestesi ve elbette aranjör koltuğunda yine bir Febyo Taşel dokunuşunun bulunması, projeyi daha ilk saniyeden zamansız bir başucu eseri hâline getirmiş. Şarkıyı kulaklığıma takıp sokaklara çıktığımda, hayatın o gri ve yorucu koşturmacasının aniden yavaşladığını hissettim. “Hadi bugün bana bir gülümseme ısmarla, yanında gamzen tatlımız olsun.” derken, hırslı ve zorlama bir hit arayışından ziyade, hepimizin çok özlediği o saf, deli dolu aşkı yeniden çağıran bir dost sesinin sıcaklığı var.

Bu samimiyet hissi, Kemal Başbuğ yönetmenliğinde çekilen klipte ise doruk noktasına ulaşıyor. Funda Arar, ezberlenmiş lüks stüdyo setlerini, yapay ışıkları bir kenara bırakıp bizleri doğrudan kendi evinde, kendi yaşam alanında ağırlıyor. Üstelik bununla da yetinmeyip klibin içine hayranlarından gelen sevgi dolu videoları yerleştirerek dinleyicisiyle yıllardır kurduğu o yıkılmaz köprüyü taçlandırıyor. İşte bu, bir starın sadece mesafeli bir ikon olmadığını, tam aksine kalbimize ne kadar yakın durabildiğini gösteren enfes bir zarafet hamlesidir. Şarkının ruhundaki o ev sıcaklığını ve dinginliği ekrana kusursuz taşımış.

Gelelim benim, bir gazeteci ve yorumcu gözüyle, en çok dikkatimi çeken ve beni en çok heyecanlandıran kısma: Funda Arar’ın o göz alıcı imaj ve tarz değişikliğine. Gerek klipteki duruşunda gerekse basına yansıyan yeni fotoğraf çekimlerinde, karşımızda tepeden tırnağa yenilenmiş, görsel kimliğini bambaşka bir boyuta taşımış bir kadın var. Ağır, abartılı ve yorucu sahne kostümlerinin yerini; son derece modern, çabasız, akışkan ve aristokrat bir şıklık almış. Renk seçimlerinden kumaşların naifliğine kadar her detay, onun o asil ve karizmatik duruşunu daha da parlatıyor. Trendleri körü körüne takip eden değil, trendlerin ötesine geçip kendi zamansız modasını yaratan, güçlü ve ne istediğini bilen bir kadın portresi çiziyor bize. Bu karizmatik ve duru görsellik, şarkının naifliğiyle birleşince ortaya muazzam bir estetik denge çıkmış.

Sosyal medyada ve müzik platformlarında henüz ilk saatlerden itibaren başlayan o yoğun etkileşimi, dinleyicilerin heyecan dolu yorumlarını yakından inceliyorum. Tabii ki her yenilikte olduğu gibi, ilk dinleyişte daha agresif, daha ters köşe ya da hareketli bir pop hiti bekleyen küçük bir kitle oldu; fakat onlar bile Funda Arar’ın o kadife sesinin bıraktığı huzur verici etkiye teslim olmaktan kendilerini alamadılar. Çünkü bu şarkı, büyük iddiaların arkasına saklanmadan, en sade sözlerle en derin hissi yaratabilmenin ne demek olduğunu kanıtlıyor.

Şarkının yarattığı bu muazzam pozitif enerji ve estetik dönüşüm, Temmuz’da yayınlanacak olan “Tüm Şehir Duydu” albümüne dair beklentilerimizi ve iştahımızı zirveye çıkarmış durumda. Belli ki Funda Arar, o bildiğimiz güçlü duygusal derinliğini bu kez çok daha geniş, modern ve rafine bir paletle kulaklarımıza üfleyecek. Şehir bu sesi dinlemeye, bu yeni tarzın asaletini izlemeye ve en önemlisi onunla birlikte yeniden gülümsemeye fazlasıyla hazır. Yolun açık, alkışın bol olsun, Funda Arar; bizler Temmuz ayını büyük bir heyecanla bekliyor olacağız.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sözlerin Ön Planda Olduğu Bir Nilüfer Şarkısı

Murat Fırat - Uzman Gazeteci / Köşe Yazısı  Bazı şarkılar vardır; bağırmaz, kendini ispat etmeye çalışmaz. Dinleyicinin yakasına yapışmak yerine, yanına oturur. “Gökyüzü” tam olarak böyle bir şarkı. Ve belki de bu yüzden etkisi yüksek. Nilüfer’in yeni çalışması, ilk andan itibaren bir şeyi net biçimde söylüyor: Burada gösteriş değil, duygu var. Klip son derece sade ama bir o kadar da kaliteli. Abartılı mekânlar, kalabalık kadrajlar, dikkat dağıtan detaylar yok. Çünkü amaç belli: Şarkının sözleri ön planda olsun. Bu sade tercih, aynı zamanda büyük bir özgüvenin göstergesi. Kamera Nilüfer’e yaklaştıkça, mimikleri, bakışları, küçük jestleri konuşuyor. Yıllar içinde kaybolması beklenen o ilk gün enerjisi, şaşırtıcı biçimde hâlâ orada. Zorlama bir gençlik değil bu; doğal, sakin, kendinden emin bir duruş. Saç, makyaj ve kıyafet tasarımı klibin en güçlü unsurlarından biri. Şık ama iddiasız, zamansız ama bugüne ait. Özellikle genç izleyiciye hitap eden bir estetik anlayışı var....

Ebru'yla Evliyken Emre'ye Aşıktım

Teoman'ın "Yavaş Yavaş" albümünde İrem Candar'la düet yaptığı "Bana Öyle Bakma" şarkısının sözlerinde "Bana öyle bakma anlayacaklar, ikimize karşı bu dünya bizi anlamayacaklar" dediğinde Ahmet ve Emre gibi birçok Lgbti bireyinin hayatını özetlemişti. İlk görüşte aşka inanır mısınız bilmem ama Ahmet ve Emre ilk görüşte birbirlerine âşık olanlardan, sosyal medya üzerinden tanıştılar ve Ahmet askere gidene kadar hiç ayrılmadılar. Eğer aşk asker de başkaysa bunun asıl sebebi Emre'nin kuşkuya yer vermeyecek derecede Ahmet'te sadık olmasıydı! Sonrasın da ne mi oldu? Askerliği bitirip işe başlayınca Ahmet evlendi hayır yanlış okumadınız! "Toplum Baskısı" yüzünden Ahmet'de evlendi. Tanışma hikayenizi dinlemek isterim? Emre ile sosyal medya üzerinden tanıştık sohbeti çok hoşuma gitmişti belli bir süre sonra yüz yüze görüşmeye karar verdik. Bundan 7 yıl önce bir Ağustos akşamı parka görüşmeye gittim ve nasıl birisiyle karşıla...

“Krizden Kaçınmak Değil, Onu Yönetmek: Burcu Güneş Örneği”

                                            Haber: MURAT FIRAT  Bazı anlar vardır; ilk bakışta yalnızca bir sosyal medya paylaşımı gibi görünür, fakat biraz yakından bakıldığında bir sanatçının yıllara yayılan duruşunu, disiplinini ve estetik anlayışını ele verir. Burcu Güneş’in geçtiğimiz günlerde paylaştığı o ayna selfiesi de tam olarak böyle bir an. Siyah, parlak bir sahne kostümü içinde, kırmızı sivri burunlu stilettolarıyla verdiği pozun altına düştüğü not; ilk etapta eğlenceli, hatta hafif bir serzeniş gibi okunuyor: “Anıları Yak klibinde… ayakkabımı çalmışlar. Bu son karemizmiş.” Ardından gelen “Ayakkabıyı seç” ifadesi ise bu hikâyeyi neredeyse bir oyuna çeviriyor. Fakat bu küçük detayın ardında, aslında büyük bir profesyonellik hikâyesi yatıyor. 2022 yılında yayımlanan Benim Yolum, Burcu Güneş’in kariyerinde yalnızca bir albüm değil; adeta bir manifesto ...