Haber: MURAT FIRAT
Türk müzik tarihinin en köklü, en ödünsüz damarlarından biri olan arabesk-fantezi geleneği ne zaman modern dünyanın o hırslı, gürültülü ve yapay çarkları arasında sıkışsa, ruhumuzu sağaltacak o bilgece feryadı bir köşede hep bekleriz. Arabesk müziğin kendi tahtında oturan, sesinin her kıvrımında yaşanmışlığın, acının ve vakur bir duruşun izini taşıyan devasa bir çınarı vardır: Mine Koşan. Sanatçının tüm dijital platformlarda dinleyiciyle buluşan çift şarkılık geri dönüş projesinin amiral gemisi "Toprak Olacak", sıradan bir single çalışması olmanın çok ötesinde, adeta bu yalan dünyanın yüzüne çarpılmış müzikal ve felsefi bir tokat niteliği taşıyor.
Şarkının arkasındaki mutfak, tam anlamıyla adanmış bir saf sanat iş birliği. Sözü ve müziği Sedat Kunduracı’nın imzasını taşıyan bu gizli mücevher, Sedat Sakarya’nın modern ile klasiği kusursuzca harmanlayan dahi aranjör dokunuşuyla birleştiğinde ortaya melankolik, içsel ve zamansız bir başyapıt çıkmış. "Toprak Olacak"ı dinlediğiniz ilk andan itibaren o tanıdık ve özlenen omuz başı sıcaklığı göğsünüze oturuyor. Mine Koşan, derdini hiçbir zaman süslü cümlelerin arkasına saklamayan, hayatın en çıplak gerçeklerini yüzümüze vurmayı en iyi bilen o eski toprak ekolün son büyük temsilcilerinden biri. Şarkı da tam olarak günümüz insanının, modern dünyanın o bitmek bilmeyen zihinsel hapishanesini ve varoluşsal sancısını özetliyor.
Eserin felsefi derinliği, günümüz dünyasının trajikomik döngüsüne muazzam bir şerh düşüyor. Şarkının temelini oluşturan sanal gerçeklik ve dünya sınavı vurguları; hayatın bize sunduğu illüzyonların, sosyal medya çağının getirdiği o sahte parıltıların ve hırsların kusursuz bir eleştirisi. Günümüz dünyasında her şeyi o kadar çok büyütüyoruz, sanki bu toprağın altına hiç girmeyecekmişiz gibi kibirle, maskelerle ve bitmek bilmeyen kavgalarla yaşıyoruz ki Mine Koşan tam bu noktada bilgece bir serzenişle karşımıza dikiliyor. Sabaha kadar düşün, akşama kadar hırslan; sonunda her beden, her hırs, her unvan o kaçınılmaz sona teslim olacak, toprak olacak. Bu feryat, nihilist bir vurdumduymazlık çağrısı değil; aksine insanı, her şeyin geçici olduğu bilinciyle özgürleştiren derin bir iç hesaplaşmanın dışa vurumudur. Mine Koşan da bu teslimiyeti, sesinin o olgun, yaralı, adeta yılların imbiğinden süzülmüş vakur tonuyla o kadar muazzam işlemiş ki dinlerken insanın içini hem acıtıyor hem de garip bir ferahlık veriyor.
Sedat Sakarya yönetmenliğinde çekilen klipte ise Oktay Seven’in kostümleri, Yavuz Genç’in saç tasarımları ve Ebru Didem Bayrak’ın makyajıyla görselleştirilen o asil Mine Koşan imajı, şarkının genel felsefesiyle trajik bir uyum yakalıyor. Karşımızda zamana meydan okuyan ama zamanın ötesindeki gerçeği de gözlerinden okuduğumuz bir sanatçı var. Mine Koşan’ın basın lansmanındaki o samimi, hem buruk hem vakur itirafı ise projenin taşıdığı manevi yükün en net kanıtı: "Mesleğimi çok severek yaptığım için benim üzüntüm olabilir ama pişmanlığım olamaz. Sadece daha iyi yerlerde dinleniyor olabilmeyi isterdim." Bu cümle, aslında popüler kültürün niteliksiz gürültüsünde hak ettiği değeri her zaman bulamayan gerçek sanata dair asil bir sitemdir.
Mine Koşan, müzik kariyeri boyunca sesinin o devasa bükülmezliğiyle hep zirvedeydi. Ancak "Toprak Olacak" ile bir kez daha anlıyoruz ki onun sesindeki o bilge arabesk tınısı, ruhumuzun en çıplak, en maskesiz anlarına dokunmayı çok iyi biliyor. Sedat Kunduracı’nın yapımcılığında SEMP Müzik etiketiyle yayınlanan bu çalışma, sadece bir şarkı üretmekle kalmamış; müzik tarihimizin en kıymetli vokal miraslarından birini el üstünde taşıyarak geleceğe aktarmış. Geçici heveslerin, tüketim çılgınlığının ve sahte gerçekliklerin hüküm sürdüğü bu modern çağda, iki şarkılık bu asil geri dönüş kulaklarımıza ve ruhumuza bırakılmış en hakiki teselli olarak arşivlerdeki yerini alıyor.
Yorumlar
Yorum Gönder