Ana içeriğe atla

Dilara Sökmen “Yiyerek Kilo Verilebilir”

İnsanlığın, gelmiş geçmiş en büyük korkusu “Kilo almak ve Diyet yapmak.”… Samimi bir itirafta bulunmak gerekirse, o sancılı kilo verme sürecini ben de yaşadım! Allah bir daha yaşatmasın diyorum ve kilo verme konusunda uzman olan Diyetisyen Dilara Sökmen’in kapısını çalıyorum.

Mesleğinde henüz yolun başında pırıl pırıl bir isim Dilara Sökmen, diyet konusunda önemli tavsiyelerde bulunuyor. Danışmanlarına, akşam yemeğinden sonra önerdiği ara öğün fazlasıyla dikkatimi çekti ve yiyerek kilo verilebileceği konusundaki açıklamaları beni çok mutlu etti. (Gülüyorum) Sevgili okuyucularımın da düşündüğü gibi başlık olarak bu cümleyi tercih ettim; Yiyerek kilo verilebilir…

Neyse sözü çok uzatmadan mesleğinin gelecek vaat eden ismine bırakıyorum.

Beslenme ve Diyet uzmanlığına nasıl başladınız? Bu süreç nasıl şekillendi?

Küçükken düşündüğüm bir meslekti, hatta ailemizde zayıflamak isteyenlere beni bekleyin diyordum. Onlarda seni bekleyene kadar obez oluruz diyorlardı. (Gülüyor)  Sınav dönemi hedefimi iç mimarlık olarak değiştirmiştim. Nasıl olduysa tercih yaptığım dönem, beslenme ve diyetetik bölümünü yazdım. Şu an “tam benim mesleğimmiş” diyorum. İyi ki başka bölümleri yazmamışım.

Herkesin merak ettiği bir soruyla röportajımıza başlamak istiyorum; Yiyerek nasıl kilo verebiliriz? (Gülüyorum)

Yiyerek gerçekten de kilo verilir, önemli olan ne kadar yediğimiz. Danışanlarıma da söylüyorum. Yemek kaşığı makarnayla, 1 tabak makarna arasında fark var. Diyet sürecinde porsiyonlamayı öğrenmek ve onu uygulamak gerçekten önemli. Eğer buna dikkat edersek istediğimiz her şeyi yiyerek kilo verebiliriz.

Sağlıklı beslenmek sizin için ne ifade ediyor?

Sağlıklı beslenme: yeterli ve dengeli beslenmedir. Tüm besinlerimizi yeterli miktarda almakta bunun içinde yer alıyor.

Beslenme düzenini sağlıklı hale getirecek bir insanın mutfağından eksik olmaması gereken gıdalar hangileri?

Kesinlikle “kefir” derim! Alerjeni olmayan tüm danışanlarıma, diyetlerinde onu düzenli bir şekilde yazıyorum. Tabii bunun yanında zeytinyağı, yeşil çay, zerdeçal gibi birçok besini de sayabilirim.

Doğru diyet nasıl olmalı ve diyette sıklıkla yapılan hatalar hangileri?

Doğru diyet kısıtlamadan yasaklar olmadan uygulananlardır. Sadece kilo vermek için beslenmek doğru değil önemli olan sağlıklı beslenmeyi sürdürülebilir hale getirmek yani diyet süreci bitince de bu şekilde beslenmeye devam edebilmek. Yapılan çok hata var toplumumuz gerçekten bu konuda bilinçsiz. Örnek vermem gerekirse 3 günde 5 kilo verdiren diyet türlerini doğru buluyorlar ama bu sağlıksız ve geçici bir verimdir. Yaptıkları en büyük hata zaten burada başlıyor. Sağlığı geri plana atıyorlar!

Diyet yaparken mutlaka egzersiz yapmalı mıyız? Egzersiz yapmadan da zayıflamak mümkün müdür?

Egzersiz yapmadan kilo verebiliriz ama sürecimiz yavaş ilerler. “Sedanter” bir birey, hareketli bireye göre daha yavaş ilerler ve istediğimiz enerjiyi bulamayabiliriz. Diyet ve spor bana göre süper ikilidir.

Kilo vermek isteyen, sana gelmeden önce defalarca farklı diyetler denemesine rağmen kendine hâkim olamadığı için başarısız olanları nasıl motive ediyorsun, nasıl bir beslenme öneriyorsun?

Böyle kişiler genellikle çok kısıtlandıkları ve yasakların olduğu diyetler i uygulamış oluyorlar. Onlar için diyet inanılmaz korkunç bir hal almış oluyor. Ön görüşmede uzun uzun konuşuyoruz. Rahat olmalarını ve istediğimiz şeyleri yiyebileceğimizi, akıllarında oluşan diyet modelini yıkmalarını istiyorum. Başladığımız zaman ise “korkunç” diye adlandırdıkları diyet kavramı onlar için yeni bir anlam kazanıyor ve onlara her zaman sürdürülebilir beslenmeyi hatırlatıyorum.

Bölgesel kilo verme nasıl olur? Kendimden yola çıkarak bir örnek vermek istiyorum; kilo almaya başladığım zaman, öncelikli olarak bel bölgesi yani halk dilinde simitlerden kilo alıyorum ve en zor simitlerden kilo veriyorum. Size göre nasıl bir diyet yapmam doğru olur?

Oluşturduğumuz diyetler vücudun tamamını etkiler, yani belli bir bölgeye etkisi olmaz. İşte burada diyet ve spor ikilisini görüyoruz. Hangi bölgemizden rahatsızsak, sporda o bölgeye uygun çalışmalıyız.

“Kilo Almak, Vermekten Daha Zor!”

Diyet ya da diyetisyen denilince insanların aklına genellikle kilo vermek geliyor ancak kilo alma konusunda da sıkıntı yaşayan pek çok insan var. Sizce bu kişilerde tıpkı kilo vermek isteyenler gibi özel bir diyete girmeli midir?

Bana göre; kilo almak, vermekten daha zor. Aldıkları kiloyu kolay kaybedebiliyorlar, bu sebeple onlara da uygun bir beslenme programı hazırlıyoruz.

Akşam yemeğinden sonra bir şey yenilebilir mi?

Akşam yemeğinden sonra ara öğün yazıyorum. Ağır şeyler yemesek çok daha iyi olur.

Sağlıklı bir büyüme ve gelişme süreci için çocukların nasıl beslenmesi gerekir?

Çocukluk döneminde beslenme çok önemli, sonraki hayatımızın beslenme şeklini oluşturuyoruz. Çocukların gelişimleri önemli… Genelde çocuk danışanlarımın istediği yiyeceklerle diyeti, sağlıklı bir şekilde oluşturuyorum. Onlar söylüyor, ben porsiyonları ayarlıyorum.

Sizce pandemi süreci beslenme şekillerini nasıl etkiledi? Gelecek süreç içerisinde ne gibi değişiklikler bekliyorsun?

Pandemi sürecinde herkes bol bol yedi. (Gülüyor) Evde kaldıkça duygusal açlığında çok fazla olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden insanların eli can sıkıntısından bile yiyeceğe gitmiştir. Beslenme şekilleri kötü etkilendi. Gelecek süreçte de açıkçası aynı olacağını düşünüyorum. Kişiler sağlıklı beslenmeyi hedef edinmiyor, sadece kilo vermek için besleniyor. Buda belli bir zamanı kapsıyor. Bu zaman bitiminde ise tekrar sağlıksız beslenmeye dönüyorlar.

Amerika’da yaygınlaşmaya başlayan ve birçok dünya ülkesinde de yayılmaya başlanan; diyet ofisleri, diyet Restoranları, diyet kafeleri vb. yeni girişimlerin açılması konusunda düşünceleriniz nelerdir? Türkiye’de bu girişimlerin geleceğini nasıl görüyorsun?

Türkiye’de yeteri kadar diyet kafeleri yok. Bence arttırılmalı! Çünkü insanlar diyete başlayınca, kafeler de diyete uygun yiyecek, içecek bulamıyorlar ve buda bazen diyete uyumu zorlaştırıyor. Küçük bir şehirde yaşıyorum insanlar burada diyetisyen ofislerinin fazla olduğunu düşünüyor ama bana göre az çünkü biz sadece kilo aldırıp verdirmiyoruz. Bir hastalıkları olduğu zaman bile doktorlar bize yönlendiriyor. Beslenmesini düzenleyelim diye. Beslenme çok kapsamlı bir konu ve insanlar bunu ciddiye almıyor. Bence diyetisyenlerin değeri bilinmiyor.

Aralıklı oruç hakkında ne düşünüyorsun?

Doğru bir yöntem olarak buluyorum. Aralıklı oruç yaptığım danışanlarım da var.

Türk insanının beslenme alışkanlıklarını nasıl buluyorsun?

Çok sağlıksız… Bir önceki cevapta da söylediğim gibi insanlar sadece belli bir zaman diliminde beslenmesini sağlıklı yapıyor. Oda kilo verme sürecinde ama o süreçten sonra tekrar eski sağlıksız beslenme rutinine geri dönüyorlar. Hastalıkların çoğu beslenmeden kaynaklı oluşuyor ve biz bunu önemsemiyoruz.

Röportaj: Murat Fırat

Yorumlar

  1. Çok güzel bir röportaj olmuş dyt. hanıma ve murat beye bu yararlı röportaj için teşekkür ederiz:)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar

Müziğin Ritimlerinden Beyaz Perdeye Sektörün Ezberlerini Bozan Bir Yönetmen Portresi

                 Röportaj: MURAT FIRAT  Türkçe rap kültürünün henüz emekleme aşamasında olduğu yıllarda imkânsızlıkların ortasında prodüktörlük ve yapımcılık üstlenerek bir devrin temellerini atan öncü bir vizyoner. Müzik kariyerinde onlarca albüme imza atıp yüzlerce klip çektikten sonra sinemanın görsel dünyasına adım atan ve Şuursuz Aşk gibi projelerle ulusal ve uluslararası arenada ödüllere layık görülen sıra dışı bir yazar ve yönetmen. Sadece kamera arkasındaki ustalığıyla değil popüler kültür standartlarına sektörün yapımcı egolarına ve sahte şöhret algısına karşı sergilediği tavizsiz duruşuyla da fark yaratıyor. Müziğin hikaye anlatıcılığından Alman sinema disiplinine set ortamındaki katı ilkelerinden evlilik ve hayata dair samimi itiraflarına kadar uzanan bu söyleşide popülist ezberleri bozan son derece dobra bir sanat yolculuğuna tanıklık edeceksiniz. Kariyerinize Türkçe rap’in henüz emekleme aşamasında olduğu dönemle...

Zeynep Mansur’dan Popun Tatlı ve Alaycı Yüzüne Güçlü Bir Dönüş: “Di Mi?”

                        Haber: MURAT FIRAT  Türk pop müziğinde bazı şarkılar vardır; ilk dinleyişte büyük iddialar ortaya koymaz, kendisini dinleyiciye zorla kabul ettirmeye çalışmaz ama insanın kulağında güzel bir iz bırakır. Bir süre sonra fark edersiniz ki melodisi aklınızda dolaşıyor, nakaratını istemeden mırıldanıyorsunuz ve yeniden dinlemek istiyorsunuz. Zeynep Mansur’un yeni çalışması “Di Mi?” bende tam olarak böyle bir his uyandırdı. Uzun zamandır Türkçe pop müziğin içerisinde farklı türlerin birbirine fazlasıyla karıştığı bir dönemi yaşıyoruz. Rap müzik, arabesk, elektronik altyapılar ve deneysel sound’lar pop müziğin sınırlarını genişletirken, zaman zaman popun kendi sade ve melodik kimliğini de geride bıraktığını görüyoruz. Elbette müzik değişecek, gelişecek ve yeni türlerle buluşacak. Ancak bazen insan yalnızca iyi yazılmış, iyi düzenlenmiş ve sanatçının kendisini rahatlıkla ifade edebildiği bir pop...

30 Yıl Sonra Yeniden Konuşan Göksel: “İçimdeki Çocuk Hiç Değişmedi”

                  Röportaj: MURAT FIRAT Bir sanatçıyı yalnızca en çok bilinen şarkılarıyla tanımak, bazen onun hayatının en önemli bölümünü kaçırmak demektir. Çünkü sahnede görünen birkaç dakikanın, bir albüm kapağının ya da radyolarda yıllarca çalan bir şarkının arkasında; hayaller, kırgınlıklar, mücadeleler, bekleyişler ve yeniden ayağa kalkma cesareti vardır. Göksel’in hikâyesi de tam olarak böyle bir hikâye. 1996 yılında “Senden Kalan” albümüyle müzik dünyasına adım atan, ardından “Gönüllü Yazıldım” gibi bir eseri 90’lar Türk pop müziğinin hafızasına bırakan Göksel, aradan geçen 30 yıla rağmen geçmişte kalmış bir isim olarak değil, hâlâ üreten, hâlâ düşünen ve hâlâ yeni şarkıların peşinden giden bir müzisyen olarak karşımızda. Bu röportajın çıkış noktası da biraz tesadüf, biraz merak ve biraz da geçmişin bugüne bıraktığı izlerle ilgili. 90’lar şarkıları arasında yeniden karşıma çıkan “Gönüllü Yazıldım”, beni yalnızca bir haber hazırlamaya...

Herkes Kolaya Kaçarken Gülşen Çıtayı Bir Kez Daha Yükseltti

                        Haber: MURAT FIRAT  Müzik endüstrisinin son yılların en büyük kimlik ve finans krizlerinden birini yaşadığı bir dönemdeyiz. Tüketim alışkanlıklarının değişmesi, dijital platformların hız odaklı yapısı ve yapay zekâ destekli üretimlerin giderek yaygınlaşması, müziğin üretim biçimini de kökten değiştirdi. Şarkılar iki dakikanın altına inerken, büyük prodüksiyonlar yerini düşük maliyetli işlere bıraktı. Üstelik sektörün önemli bir bölümü, "Müzikten artık para kazanılmıyor." düşüncesini neredeyse ortak bir kabulleniş hâline getirmiş durumda. Tam da böyle bir atmosferde Gülşen, İtaat Yok ile yalnızca yeni bir single yayımlamadı. Aynı zamanda pop müziğin hâlâ büyük fikirlerle, cesur prodüksiyonlarla ve yüksek standartlarla üretilebileceğini gösteren güçlü bir cevap verdi. Yaklaşık otuz yıldır sahnede, stüdyoda ve ekranlarda istikrarını koruyan sanatçı, kariyerinin bu döneminde bile kendini tek...

Selahattin Erhan: "İnsanların Hayatına Dokunmayan Hiçbir İşin Gerçek Bir Anlamı Yok"

                  Röportaj: MURAT FIRAT  Türk pop müziğinde yıllardır birçok unutulmaz esere imza atan söz yazarı ve besteci Selahattin Erhan, üretim anlayışından müzik sektörüne, hekimlik mesleğinden hayat felsefesine kadar pek çok konuda samimi açıklamalarda bulundu. Zerrin Özer'den Bülent Ersoy'a, Funda Arar'dan Mustafa Sandal'a kadar birçok önemli isme verdiği eserlerle tanınan Erhan, bu röportajda yalnızca kariyer yolculuğunu değil; sanatın topluma katkısını, müziğin değişen yüzünü, telif haklarını, genç müzisyenlere tavsiyelerini ve geleceğe dair hedeflerini de tüm açıklığıyla anlattı. Bugün birçok sanatçı tarafından seslendirilen eserlerin altında imzanız var. Ancak sizi sadece şarkılarınızla tanıyan geniş bir kitle bulunuyor. Selahattin Erhan'ı kendi cümleleriyle nasıl anlatırsınız? Bugüne kadar uzanan yolculuğunuzu nasıl özetlersiniz? Yaptığım ya da yapacağım işler ne olursa olsun, insanların hayatına pozitif katkıla...

“Gelip Geçenlere Karşı Bir Duruş: Zerrin Özer’den Güçlü Bir Müzikal Manifesto ‘Geliyorlar Gidiyorlar’”

Haber: MURAT FIRAT Türk pop müziğinin zamana meydan okuyan sesi  Zerrin Özer , yeni şarkısı  Geliyorlar Gidiyorlar  ile bir kez daha yalnızca müzik yapmadığını, aynı zamanda bir duruş sergilediğini kanıtlıyor. Bu çalışma; hız çağının ilişkilerine, yüzeysel duygularına ve kolay tüketilen aşklarına karşı güçlü bir itiraz niteliği taşıyor. Dinleyiciye sadece melodik bir deneyim sunmakla kalmıyor; aynı zamanda içsel bir yüzleşmeye davet ediyor. Şarkının sözlerinde  Habil Ceyhan  imzası var; sade ama etkili bir dil kullanımıyla günümüz ilişkilerinin kırılganlığını gözler önüne seriyor. Bestede  Bülent Yetiş , duygunun omurgasını kurarken; düzenlemede  Mustafa Arapoğlu  ve  Göksel Kamçı  modern dokunuşlarıyla parçayı bugünün ritmine başarıyla taşıyor. Ortaya çıkan sonuç; geçmişin deneyimi ile bugünün enerjisini buluşturan dengeli ve etkileyici bir yapı. Zerrin Özer, bu şarkıda yalnızca bir yorumcu değil; adeta bir anlatıcı, hatta bir tanık. Sö...

Gökberk Demirci: Kalbimin ve mantığımın el verdiği sürece oyunculukta çok katı kuralım yoktur

Gökberk seni tanıyalım? 1989 yılında İzmit’te dünya'ya geldim. O zamanları fazla hatırlamıyorum, fakat mutlu bir bebekmişim fotoğraflardan anladığım kadarıyla  ;)   Aslen Adanalı’yım. Babamın mesleğinden dolayı birçok yer gezdik, gördük ve yaşadık. Benden 6 yıl sonra kardeşim Berkay dünyaya geldi. Pek uslu sayılmazmışım; öyle diyorlar. Ama o evre çok uzun sürmedi. Sanırım çocukken de büyüktüm hep! Hiç değişmediğimi söylerler.  ;) Sanırım oyunculuk kariyerin çocuk oyunları ve skeçlerle başladı? Kariyerim sayılmaz ama temeli çocukluk yıllarına dayanıyor. Özel günlerde oynanan oyunlar, anlık girilen karakterler ve başka birisi gibi davranmalar vs, vs (gülüyor). Çocukken fazla enerjiktim. Haliyle öğretmenlerim de bunu bir yarara dönüştürdüler. Hem benim için, hem de kendi sinir sistemleri adına  ;) 😉   Birçok konuda en büyük destekçim önce inancım, sonra ailem ve yakın çevrem oldu. Cengiz Küçükavyaz tiyatrosu ve Aktör-ist’lun kariyerin açısından ...

Meltem Leylekoğlu’ndan Doğru Şarkıyla Gelen Güçlü Bir Adım: Sardunyalar

                       HABER: MURAT FIRAT Müzik dünyasında bazı sanatçılar vardır; kendilerini bir anda değil, zaman içinde, sabırla ve üreterek ortaya koyarlar. Meltem Leylekoğlu da bu isimlerden biri. Sahne deneyimi, farklı müzik türlerine olan yatkınlığı ve kendisini geliştirme isteğiyle yoluna devam eden sanatçı, yeni çalışması “Sardunyalar” ile kariyerinde dikkat çekici bir adım atıyor. Meltem’in müzik yolculuğuna baktığımızda, yalnızca bir şarkı söyleyen değil, bu işi hayatının merkezine alan bir sanatçı profili görüyoruz. O Ses Türkiye’de yer alarak geniş bir dinleyici kitlesinin dikkatini çeken Leylekoğlu, sahne çalışmalarını da sürdürerek müziği günlük hayatının geçici bir parçası olmaktan çıkarıp mesleki bir çizgide devam ettiriyor. Benim açımdan bir sanatçıyı değerlendirirken yalnızca sesine ya da sosyal medyada ne kadar görünür olduğuna bakmak yeterli değil. Sahneye çıkmak, üretmek, repertuvar hazırlamak, dinleyiciy...

Bir Şarkının Yeniden Nefes Alışı: Zeynep Casalini ve Gözlerin'in Sessiz Gücü

                      Haber: MURAT FIRAT  Bazı şarkılar vardır. İlk dinleyişte güzel gelir. Bazıları ise yıllar geçtikçe anlamını büyütür, her kuşakta yeniden başka bir kalbe dokunur. Çünkü gerçek eserler zamana direnmez, zamanla birlikte olgunlaşır. Onları yeniden söyleyen her yorumcu da yalnızca bir şarkıyı seslendirmez. O eserin hafızasına kendi ruhunu bırakır. Zeynep Casalini'nin sesinden dinlediğimiz Gözlerin de tam olarak böyle bir yeniden buluşmanın hikâyesini anlatıyor. Bir klasikle yeniden karşılaşmanın en büyük riski, dinleyicinin hafızasında yer etmiş duyguyu bozabilmektir. Çünkü yıllardır bizimle yaşayan eserler yalnızca melodileriyle değil, taşıdıkları anılarla da var olur. Bu yüzden onları yeniden yorumlamak cesaret ister. Zeynep Casalini ise bu cesareti gösterirken şarkıyı değiştirmeye çalışmıyor. Tam tersine onun özüne yaklaşmayı tercih ediyor. Bu yaklaşım, yorumun en güçlü tarafını oluşturuyor. Gözl...

Türkiye'nin ilk egzotik "Karınca Çiftliği"

Uzun zamandır takip ettiğim genç bir Youtuber var. Yeditepe Üniversite'sinde Endüstri Ürünleri ve Tasarımı bölümü mezunu, oyunculuğa merak salıp tiyatro eğitimi aldı, ayrıca "Karınca Çiftliğim" kanalında egzotik hayvanların videolarını paylaşıyor. Tek ve en büyük hedefinin "hayvan sevgisini insanlara aşılamak olduğunu" belirten Tuğkan Gönültaş, evinde hayvan beslemek isteyenlere çok özel tavsiyelerde bulundu. Merak edenler için soruyorum: Tuğkan Gönültaş kendini anlatabilir misin?  Selam, bendeniz Tuğkan GÖNÜLTAŞ. 1987 yılında İstanbul’da doğdum. Yeditepe Üniversite’sinde Endüstri Ürünleri ve Tasarımı Bölümü’nü bitirmemin hemen ardından, kısa süreli bir yurt dışı serüveninden sonra tekstil sektöründe kendi markamı kurdum.   Vatani görevimin ardından oyunculuğa merak sardım ve tiyatro eğitimine başladım. Çocukluğumdan beri iç içe olduğum egzotik hayvanların paylaşımlarını (hobi olarak) Youtube üzerind...