Ana içeriğe atla

"Demir’in Hayatı İzlediği Filmle Değişti"

"Razıyım Gel" albümü ile müzik camiasına sessiz sedasız giriş yapan Demir, hakkında merak edilenleri, kariyeriyle ilgili planları ve hala devam eden projelerini bizlerle paylaşıyor.


Merhaba Demir Bey nasılsınız, okuyucularımıza biraz kendinizden, hobi ve fobilerinizden bahseder misiniz? Hayatınızda olmazsa olmazlarınız nelerdir?
İlk, orta ve lise eğitimi İstanbul’da tamamladım. Endüstri mühendisliği mezunuyum, kurumsal firmalarda yönetici olarak çalıştım. Şarkı yazarı ve hayal kurucuyum. Müziğe aşık olmam ise bir film ile başladı. 1984 yapımı Amedus benim için mihenk taşıdır. Mozart’ın hayat hikâyesi ve çılgınlığı beni çok etkiledi. Lise yıllarımda iyi bir klasik müzik dinleyicisi oldum. İlk bestelerim blok flüt ile melodiler bulmak ile başladı.  Gitar ile tanıştım, yirmi yıldır da çalarım fakat hiçbir zaman iyi bir gitarist olamadım. Çünkü gitar benim için melodi bulma aracıydı. Şarkı yazmak, yemek yemek gibi acıkıyorsun ve tekrar yazıyorsun. Bunun sonu yok, ömrüm yettiği sürece şarkı yazacağım.
En büyük korkum sevdiğim insanların ölümü. Bundan çok korkuyorum. Aile bağları ise olmazsa olmazım. Bir yerde sevgi var ise o zaman yenilmez oluyorsunuz.

Demir albüm çıkarmak için biraz geç kalmadın mı? Genç jenerasyon seni neden dinlesin? Şarkıcı olarak kimlere hitap ediyorsun?
Geç kaldığım doğru evet. Ama şartların oluşması bende zaman aldı. Birçok parametre var; hepsinin uyum içerisinde olmasını bekledim. Neler bunlar? En başında para geliyor, belli bir maddi seviyeye ulaşmadan bu işi yapmak zor. Elbette yapabilirsiniz ama bu defa size bu imkânı sağlayanların boyunduruğu altına girersiniz. İstediklerini yapmak zorunda kalırsınız! Ben özgür olmak istedim ve kendimin prodüktörü oldum. Diğer önemli unsur ise aile yaşamı, sorumlu olduğunuz kişilerin hazır olması, psikolojik unsurlar. Genç veya yaşlıdan ziyade ben ruhu olan veya olmayan diye ayırmak istiyorum. Benim şarkılarım ruhu olan, hissedebilen kişilere hitap ediyor.

Neden bir mühendis şarkıcı olmak istesin?
Önce neden bir insan mühendis olmak istesin? Bunu sorgulamak gerek. Bu arada ben mühendis olmadan önce şarkı yazarıydım. Aslında sonradan mühendis oldum diyebiliriz. Türkiye ekonomik şartları, aile baskısı gibi unsurlarla yapmak istediğiniz işten ziyade yapılmasını istediğiniz işi yapıyorsunuz. Sonra bunların boş olduğunu görüp özünüze dönüyorsunuz. Olay bundan ibaret...

''Razıyım Gel'' albümü çalışmanız nasıl başladı? Kimlerle çalıştınız? Hangi isimler teşekkürü hak etti?
Albüm yapmaya karar verdiğimde hiç müzisyen tanıdığım yoktu. Her şey niyet ile başlıyor, sonra yavaş yavaş etrafımda müzisyen dostlar birikmeye başladı. İyi aranjörler ile tanıştım, sonra dost olduk. Bundan sonra da hayatımda hep olacak kişiler ruhu güzel adam Kemal Eren, yerli Paco Doruk Okuyucu. Besteci aranjör ilişkisinden çok abi kardeş ilişkisine döndü. Bana inanmış grup arkadaşlarım, davul’da Ümit, bass’da Deniz, gitarlarda Fırat ve Gökşah, klavye’de Yağız, keman’da ise Rahime. Bu arkadaşlarım çok nazımı çektiler ve hep yanımda oldular.

''Razıyım Gel'' albümünüz dinleyiciden nasıl tepkiler alıyor? Geri dönüşlerden memnun musunuz?
Hani bazı kişiler vardır tanıdıkça seversiniz, Razıyım Gel şarkımda böyle işte. Dinlendikçe seviliyor biraz nazlı bir şarkı. Hemen içindeki büyüyü göstermiyor. Eğer birkaç kere dinlemişseniz sonra vazgeçilmeziniz olur. Şarkımın dinleyenler tarafından beğenilmesi beni çok mutlu ediyor.

''Razıyım Gel'' şarkısının klip hikayesini anlatır mısınız?
Bu şarkının bende bir havası vardı, klip hikayesini buna göre tasarlamıştım. Lirik dans çok önemliydi, sevgili Tuğçe Çelebi tam istediğim havayı yansıttı. Deniz kenarında dalgalar eşliğinde keman çalan kız ve hüzünlü bir adam... Klip böyle harmanlandı. Rahime Akça’nın soğuğa rağmen keman çalması sadece sanat aşkıyla tanımlanabilir.

Popüler bir söz yazarının besteleriyle albüm çıkarmak varken söz ve müziği size ait bir şarkılarla çıkış yaptınız. Risk almak gözünüzü korkutmadı mı?
Ben şarkı yazarıyım, güçlü yanım bu. Eğer muhteşem bir sese sahip olsaydım amacım sesimi duyurmak olsaydı doğru olabilirdi. Ben şarkılarımı duyurmak istiyorum. İnsan en güzel yanını göstermek ister, bende en güzel yanımı göstermek istedim...

Müzikteki hedeflerin nedir?
Şarkılarımı canlı dinlemek isteyen dostlarla birlikte konserlerde buluşmak, o zaman hedefime ulaşmış olurum.

Klip çalışmaların devam edecek mi? Sıradaki şarkıyı hangi parçaya çekmeyi düşünüyorsun?
Albümde üç şarkıya daha klip çekeceğim. Bu yazının yayınlandığı zamanlarda Çarem şarkımın klibi montaj ve color gradingte olacak. Ocak ayı içerisinde klibi izleyebileceğiz. Mart gibi ise albümün en etkili şarkısı Renkli Pervane’ye klip çekeceğim. Kapanış ise haziran ayı gibi Günlerim Soldu şarkısı ile olacak. Sonra ikinci albüm.

Kızınla aran nasıl?
Benim küçük matmazelim. Benim ilk hayranım. Muhteşem bir ilişkimiz var. Allah herkesin evladını iyi insanlarla karşılaştırsın.

Sosyal sorumluluk projelerinde seni görebilecek miyiz?
Bu benim çok önemsediğim bir konu. İmkân verdiği sürece bu tür projelerde gönüllü olarak bulunmak istiyorum. Bu konuda talepleri olan kuruluşlar benim ile irtibata geçebilirler. Öncelik çocuklar ile ilgili projelerde.

Okuyucularımıza neler söylemek istersiniz?
Hayal kursunlar ve bu hayali gerçekleştirmeye çalışsınlar. Söz büyüdür. Evrene bu büyüyü haykırsınlar.  Ne olursa olsun üretsinler, bu dünyaya bir kez geliyoruz ve izimiz kalsın. Sanat ile mutlaka uğraşsınlar. Uğraşırken de bir şey beklemeden bir annenin çocuğu ile ilgilendiği gibi ilgilensinler. Karşılıksız sevsinler. Benim inandığım bir sözüm var: Zamanı gelenin önünde hiçbir şey duramaz. Başımda özgürlük güvercinleri dolaşıyor ve ruhum parmaklıklar arasından ışığı gördü. Herkesin bir gün kendi ışığını görmesi ümidiyle.

Yaş-Boy-Kilo: 40 / 178 / 80
Burcunuz: Akrep
Tuttuğunuz takım: Fenerbahçe
Ne tür müzik dinlersiniz: Flâmenko, Alternatif rock, Türkçe hafif müzik
Yaptığınız en büyük çılgınlık: Tecrübe olmadan yelkenli ile Marmara denizini geçmek
Şu an ruhunun olmak istediği yer: Konser
En büyük hayaliniz: Avrupa’da büyük konser vermek
Beğendiğiniz ve Beğenmediğiniz huyunuz: Fedakar olmam, dürüst olmam. Çabuk karar vermemi sevmiyorum.
Sizi en mutlu eden iltifat hangisi: Sen şimdiye kadar görülmüş en iyi babasın.

Röportaj: MURAT FIRAT




Yorumlar

Popüler Yayınlar

Müziğin Ritimlerinden Beyaz Perdeye Sektörün Ezberlerini Bozan Bir Yönetmen Portresi

                 Röportaj: MURAT FIRAT  Türkçe rap kültürünün henüz emekleme aşamasında olduğu yıllarda imkânsızlıkların ortasında prodüktörlük ve yapımcılık üstlenerek bir devrin temellerini atan öncü bir vizyoner. Müzik kariyerinde onlarca albüme imza atıp yüzlerce klip çektikten sonra sinemanın görsel dünyasına adım atan ve Şuursuz Aşk gibi projelerle ulusal ve uluslararası arenada ödüllere layık görülen sıra dışı bir yazar ve yönetmen. Sadece kamera arkasındaki ustalığıyla değil popüler kültür standartlarına sektörün yapımcı egolarına ve sahte şöhret algısına karşı sergilediği tavizsiz duruşuyla da fark yaratıyor. Müziğin hikaye anlatıcılığından Alman sinema disiplinine set ortamındaki katı ilkelerinden evlilik ve hayata dair samimi itiraflarına kadar uzanan bu söyleşide popülist ezberleri bozan son derece dobra bir sanat yolculuğuna tanıklık edeceksiniz. Kariyerinize Türkçe rap’in henüz emekleme aşamasında olduğu dönemle...

Zeynep Mansur’dan Popun Tatlı ve Alaycı Yüzüne Güçlü Bir Dönüş: “Di Mi?”

                        Haber: MURAT FIRAT  Türk pop müziğinde bazı şarkılar vardır; ilk dinleyişte büyük iddialar ortaya koymaz, kendisini dinleyiciye zorla kabul ettirmeye çalışmaz ama insanın kulağında güzel bir iz bırakır. Bir süre sonra fark edersiniz ki melodisi aklınızda dolaşıyor, nakaratını istemeden mırıldanıyorsunuz ve yeniden dinlemek istiyorsunuz. Zeynep Mansur’un yeni çalışması “Di Mi?” bende tam olarak böyle bir his uyandırdı. Uzun zamandır Türkçe pop müziğin içerisinde farklı türlerin birbirine fazlasıyla karıştığı bir dönemi yaşıyoruz. Rap müzik, arabesk, elektronik altyapılar ve deneysel sound’lar pop müziğin sınırlarını genişletirken, zaman zaman popun kendi sade ve melodik kimliğini de geride bıraktığını görüyoruz. Elbette müzik değişecek, gelişecek ve yeni türlerle buluşacak. Ancak bazen insan yalnızca iyi yazılmış, iyi düzenlenmiş ve sanatçının kendisini rahatlıkla ifade edebildiği bir pop...

30 Yıl Sonra Yeniden Konuşan Göksel: “İçimdeki Çocuk Hiç Değişmedi”

                  Röportaj: MURAT FIRAT Bir sanatçıyı yalnızca en çok bilinen şarkılarıyla tanımak, bazen onun hayatının en önemli bölümünü kaçırmak demektir. Çünkü sahnede görünen birkaç dakikanın, bir albüm kapağının ya da radyolarda yıllarca çalan bir şarkının arkasında; hayaller, kırgınlıklar, mücadeleler, bekleyişler ve yeniden ayağa kalkma cesareti vardır. Göksel’in hikâyesi de tam olarak böyle bir hikâye. 1996 yılında “Senden Kalan” albümüyle müzik dünyasına adım atan, ardından “Gönüllü Yazıldım” gibi bir eseri 90’lar Türk pop müziğinin hafızasına bırakan Göksel, aradan geçen 30 yıla rağmen geçmişte kalmış bir isim olarak değil, hâlâ üreten, hâlâ düşünen ve hâlâ yeni şarkıların peşinden giden bir müzisyen olarak karşımızda. Bu röportajın çıkış noktası da biraz tesadüf, biraz merak ve biraz da geçmişin bugüne bıraktığı izlerle ilgili. 90’lar şarkıları arasında yeniden karşıma çıkan “Gönüllü Yazıldım”, beni yalnızca bir haber hazırlamaya...

Herkes Kolaya Kaçarken Gülşen Çıtayı Bir Kez Daha Yükseltti

                        Haber: MURAT FIRAT  Müzik endüstrisinin son yılların en büyük kimlik ve finans krizlerinden birini yaşadığı bir dönemdeyiz. Tüketim alışkanlıklarının değişmesi, dijital platformların hız odaklı yapısı ve yapay zekâ destekli üretimlerin giderek yaygınlaşması, müziğin üretim biçimini de kökten değiştirdi. Şarkılar iki dakikanın altına inerken, büyük prodüksiyonlar yerini düşük maliyetli işlere bıraktı. Üstelik sektörün önemli bir bölümü, "Müzikten artık para kazanılmıyor." düşüncesini neredeyse ortak bir kabulleniş hâline getirmiş durumda. Tam da böyle bir atmosferde Gülşen, İtaat Yok ile yalnızca yeni bir single yayımlamadı. Aynı zamanda pop müziğin hâlâ büyük fikirlerle, cesur prodüksiyonlarla ve yüksek standartlarla üretilebileceğini gösteren güçlü bir cevap verdi. Yaklaşık otuz yıldır sahnede, stüdyoda ve ekranlarda istikrarını koruyan sanatçı, kariyerinin bu döneminde bile kendini tek...

Selahattin Erhan: "İnsanların Hayatına Dokunmayan Hiçbir İşin Gerçek Bir Anlamı Yok"

                  Röportaj: MURAT FIRAT  Türk pop müziğinde yıllardır birçok unutulmaz esere imza atan söz yazarı ve besteci Selahattin Erhan, üretim anlayışından müzik sektörüne, hekimlik mesleğinden hayat felsefesine kadar pek çok konuda samimi açıklamalarda bulundu. Zerrin Özer'den Bülent Ersoy'a, Funda Arar'dan Mustafa Sandal'a kadar birçok önemli isme verdiği eserlerle tanınan Erhan, bu röportajda yalnızca kariyer yolculuğunu değil; sanatın topluma katkısını, müziğin değişen yüzünü, telif haklarını, genç müzisyenlere tavsiyelerini ve geleceğe dair hedeflerini de tüm açıklığıyla anlattı. Bugün birçok sanatçı tarafından seslendirilen eserlerin altında imzanız var. Ancak sizi sadece şarkılarınızla tanıyan geniş bir kitle bulunuyor. Selahattin Erhan'ı kendi cümleleriyle nasıl anlatırsınız? Bugüne kadar uzanan yolculuğunuzu nasıl özetlersiniz? Yaptığım ya da yapacağım işler ne olursa olsun, insanların hayatına pozitif katkıla...

“Gelip Geçenlere Karşı Bir Duruş: Zerrin Özer’den Güçlü Bir Müzikal Manifesto ‘Geliyorlar Gidiyorlar’”

Haber: MURAT FIRAT Türk pop müziğinin zamana meydan okuyan sesi  Zerrin Özer , yeni şarkısı  Geliyorlar Gidiyorlar  ile bir kez daha yalnızca müzik yapmadığını, aynı zamanda bir duruş sergilediğini kanıtlıyor. Bu çalışma; hız çağının ilişkilerine, yüzeysel duygularına ve kolay tüketilen aşklarına karşı güçlü bir itiraz niteliği taşıyor. Dinleyiciye sadece melodik bir deneyim sunmakla kalmıyor; aynı zamanda içsel bir yüzleşmeye davet ediyor. Şarkının sözlerinde  Habil Ceyhan  imzası var; sade ama etkili bir dil kullanımıyla günümüz ilişkilerinin kırılganlığını gözler önüne seriyor. Bestede  Bülent Yetiş , duygunun omurgasını kurarken; düzenlemede  Mustafa Arapoğlu  ve  Göksel Kamçı  modern dokunuşlarıyla parçayı bugünün ritmine başarıyla taşıyor. Ortaya çıkan sonuç; geçmişin deneyimi ile bugünün enerjisini buluşturan dengeli ve etkileyici bir yapı. Zerrin Özer, bu şarkıda yalnızca bir yorumcu değil; adeta bir anlatıcı, hatta bir tanık. Sö...

Gökberk Demirci: Kalbimin ve mantığımın el verdiği sürece oyunculukta çok katı kuralım yoktur

Gökberk seni tanıyalım? 1989 yılında İzmit’te dünya'ya geldim. O zamanları fazla hatırlamıyorum, fakat mutlu bir bebekmişim fotoğraflardan anladığım kadarıyla  ;)   Aslen Adanalı’yım. Babamın mesleğinden dolayı birçok yer gezdik, gördük ve yaşadık. Benden 6 yıl sonra kardeşim Berkay dünyaya geldi. Pek uslu sayılmazmışım; öyle diyorlar. Ama o evre çok uzun sürmedi. Sanırım çocukken de büyüktüm hep! Hiç değişmediğimi söylerler.  ;) Sanırım oyunculuk kariyerin çocuk oyunları ve skeçlerle başladı? Kariyerim sayılmaz ama temeli çocukluk yıllarına dayanıyor. Özel günlerde oynanan oyunlar, anlık girilen karakterler ve başka birisi gibi davranmalar vs, vs (gülüyor). Çocukken fazla enerjiktim. Haliyle öğretmenlerim de bunu bir yarara dönüştürdüler. Hem benim için, hem de kendi sinir sistemleri adına  ;) 😉   Birçok konuda en büyük destekçim önce inancım, sonra ailem ve yakın çevrem oldu. Cengiz Küçükavyaz tiyatrosu ve Aktör-ist’lun kariyerin açısından ...

Meltem Leylekoğlu’ndan Doğru Şarkıyla Gelen Güçlü Bir Adım: Sardunyalar

                       HABER: MURAT FIRAT Müzik dünyasında bazı sanatçılar vardır; kendilerini bir anda değil, zaman içinde, sabırla ve üreterek ortaya koyarlar. Meltem Leylekoğlu da bu isimlerden biri. Sahne deneyimi, farklı müzik türlerine olan yatkınlığı ve kendisini geliştirme isteğiyle yoluna devam eden sanatçı, yeni çalışması “Sardunyalar” ile kariyerinde dikkat çekici bir adım atıyor. Meltem’in müzik yolculuğuna baktığımızda, yalnızca bir şarkı söyleyen değil, bu işi hayatının merkezine alan bir sanatçı profili görüyoruz. O Ses Türkiye’de yer alarak geniş bir dinleyici kitlesinin dikkatini çeken Leylekoğlu, sahne çalışmalarını da sürdürerek müziği günlük hayatının geçici bir parçası olmaktan çıkarıp mesleki bir çizgide devam ettiriyor. Benim açımdan bir sanatçıyı değerlendirirken yalnızca sesine ya da sosyal medyada ne kadar görünür olduğuna bakmak yeterli değil. Sahneye çıkmak, üretmek, repertuvar hazırlamak, dinleyiciy...

Bir Şarkının Yeniden Nefes Alışı: Zeynep Casalini ve Gözlerin'in Sessiz Gücü

                      Haber: MURAT FIRAT  Bazı şarkılar vardır. İlk dinleyişte güzel gelir. Bazıları ise yıllar geçtikçe anlamını büyütür, her kuşakta yeniden başka bir kalbe dokunur. Çünkü gerçek eserler zamana direnmez, zamanla birlikte olgunlaşır. Onları yeniden söyleyen her yorumcu da yalnızca bir şarkıyı seslendirmez. O eserin hafızasına kendi ruhunu bırakır. Zeynep Casalini'nin sesinden dinlediğimiz Gözlerin de tam olarak böyle bir yeniden buluşmanın hikâyesini anlatıyor. Bir klasikle yeniden karşılaşmanın en büyük riski, dinleyicinin hafızasında yer etmiş duyguyu bozabilmektir. Çünkü yıllardır bizimle yaşayan eserler yalnızca melodileriyle değil, taşıdıkları anılarla da var olur. Bu yüzden onları yeniden yorumlamak cesaret ister. Zeynep Casalini ise bu cesareti gösterirken şarkıyı değiştirmeye çalışmıyor. Tam tersine onun özüne yaklaşmayı tercih ediyor. Bu yaklaşım, yorumun en güçlü tarafını oluşturuyor. Gözl...

Türkiye'nin ilk egzotik "Karınca Çiftliği"

Uzun zamandır takip ettiğim genç bir Youtuber var. Yeditepe Üniversite'sinde Endüstri Ürünleri ve Tasarımı bölümü mezunu, oyunculuğa merak salıp tiyatro eğitimi aldı, ayrıca "Karınca Çiftliğim" kanalında egzotik hayvanların videolarını paylaşıyor. Tek ve en büyük hedefinin "hayvan sevgisini insanlara aşılamak olduğunu" belirten Tuğkan Gönültaş, evinde hayvan beslemek isteyenlere çok özel tavsiyelerde bulundu. Merak edenler için soruyorum: Tuğkan Gönültaş kendini anlatabilir misin?  Selam, bendeniz Tuğkan GÖNÜLTAŞ. 1987 yılında İstanbul’da doğdum. Yeditepe Üniversite’sinde Endüstri Ürünleri ve Tasarımı Bölümü’nü bitirmemin hemen ardından, kısa süreli bir yurt dışı serüveninden sonra tekstil sektöründe kendi markamı kurdum.   Vatani görevimin ardından oyunculuğa merak sardım ve tiyatro eğitimine başladım. Çocukluğumdan beri iç içe olduğum egzotik hayvanların paylaşımlarını (hobi olarak) Youtube üzerind...