Ana içeriğe atla

Kıvanç Terzioğlu: "Yeşilçam sanatçılarının en büyük sitemi"

Kıvanç Terzioğlu, 8.700 üyesi bulunan "Film-San Vakfı'nın genel müdürlük koltuğuna 2010 yılında oturdu! İleri Türk müziği konservatuar bölümü mezunu, ayrıca başarılı bir tiyatrocudur. Kamuran Akkor ve rahmetli eşi Vasfi Uçaroğlu'nun vesilesiyle menajerlik mesleğine başladı. Duygularının kâğıda döküldüğü "Hiçbir Şey Yapmak İstiyorum" şiir kitabının yazarıdır. Bir dönem "Papatya Dergisi"nin magazin müdürlüğünü yaptı. Kendi gazete köşesinde, has yorumlarıyla güçlü bir okuyucu kitlesine sahip olan Kıvanç Terzioğlu ile samimi ve içten bir röportaja imza attık…

Merhaba Kıvanç Bey nasılsınız, okuyucularımıza biraz kendinizden, hobi ve fobilerinizden bahseder misiniz? Hayatınızda olmazsa olmazlarınız nelerdir?
Çok teşekkür ederim çok iyiyim hamd olsun ki. 25 Mayıs’ta Fatih İstanbul doğdum. Anne tarafım İzmir Karşıyaka, baba tarafımda Antalya fakat her ikisininde kökeni Selanik’e Atamızın memleketine dayanıyor. Ama ben doğma büyüme İstanbul insanıyım. İlk orta lise tahsilimi İstanbul’da tamamladım. Üniversiteyi de 19 Mayıs Üniversitesi Sinop Su Ürünleri Fakültesinde, Sinop’ta 4 yıl da tamamladım. O yıllarda Türkeli Tv’de Öğle Güneşi adında müzik eğlence programının sunuculuğunu ve Sinop Belediye Konservatuarında da müzik çalışmaları yaptım. Hobilerim aslında güzel olan her şeyi severim ama en büyük tutkum hiç keşfedilmemiş görülmemiş yerleri gezip görmek seyahati çok seviyorum. Güzel işlere imza atmak ve başarı en büyük hobim arasında diyebilirim. Fobilerime gelince Allahtan başka kimseden korkmam sadece yanlış anlaşılmaktan çok korkarım, yalandan nefret ederim. 

Film-San Vakfı’nın müdürlüğüne giden yolculuğunuzu anlatır mısınız? Film-San Vakfı'nın kurulma amacı nedir? Yeşilçam oyuncuları ençok neye sitem ediyor ve bu vakıf aracılığıyla yapmak istedikleri nedir? Üyeleriniz arasında kimler var? Genç oyuncuların dikkat etmesi gereken noktalar? Şu ana kadar Film-San Vakfı olarak neleri başardınız?  
Film-San Vakfı resmî anlamda 2010 yılında başladı müdürlük görevine gelmemle birlikte. Ünlü yapımcı Rahmetli Nevin Dal sayesinde. Nurlarda yatsın inşallah. Zaten film-san vakfına menajerlik basın Danışmanlığı yaptığım yıllarda kayıtlı üyeydim. İşte yaptığımız güzel işlerin bileşkesi burada buluşturdu bizi. 

1975’de Hülya Koçyiğit, Murat Soydan, Muazzez Arçay, Sırrı Gültekin, Mengü Yeğin, Enver Burçkin, Faruk Kenç, Ümit Utku, Emel Sayın, Ayla Algan, Şükran Özer Doruk, Nuri Sesigüzel, Erkan Özerman ve Faruk Ilgaz gibi sinema, tiyatro ve müzik dünyasının seçkin isimleri tarafından kurulan FİLM-SAN VAKFI, yaklaşık 8700' e yakın Sanatçı Meslek Kartı üyesi ve 42 yıllık geçmişiyle halen hizmet veren en eski kuruluş olma özelliğini sürdürmektedir. FİLM-SAN VAKFI, kurulduğu 1975 yılından bu yana amaçları doğrultusunda başarılı çalışmalara imza atmış, sanat emekçileri için 1978, 1983, 1987, 1995 yıllarında çıkarılan sosyal güvence yasalarıyla 4500 kişiden fazla vakıf üyesi emeklilik hakkına kavuşturulmuştur. Ve halende yeniden bu yasanın çıkabilmesi için çalışmalarını sürdürmektedir.

Yeşilçam sanatçılarının en büyük sitemi
1-) Aranmamak
2-) Film festivallerine davet edilmemek
3-) Telif hakkı
4-) Sinema, dizi ve tv’lerde yer almamak
5-) Emeklilik vb...

Üyelerimiz arasında Türkiye’ye isimlerini başarıyla perçinlemiş birçok isim var. Saymaya kalksam birini unuturum çok ayıp olur zaten sayamam 8700 ve üstü kişiyi röportaj uzar gider (Gülüyor).
Genç oyuncuların dikkat etmesi gerektiği durumlar çok fazla açıkçası, hangi birisini sayayım ki (Gülüyor).

1-) Sosyal ağlardaki paylaşımlarına dikkat etsinler
2-) Özel hayatları çok önemli
3-) Disiplinli olsunlar
4-) Burunları büyük olmasınlar, unutmasınlar ki “Gururlanma padişahım senden büyük Allah var” diye bir sözü burada hatırlatmak isterim. 

Şuan, Film-San Vakfı olarak çok şey başardığımızı düşünüyorum lütfen megalomanlık olarak algılanmasın. 2010 yılından bu yana 5 yönetim kuruluyla çalıştım ve çalışmaya devam ediyorum. Hepsinden çok şey öğrendim öğrenmeye de devam ediyorum. Üyelerimiz için yaklaşık 15-20 Arası hastane ve sağlık grubuyla anlaştık bu kurumlar sanatçılarımıza çok büyük destek oldular o yüzden her birine teşekkürlerimi borç biliyorum.  

Neden tiyatroyu seçtiniz? Nasıl oyunlarda, rollerde oynadınız? Keyif aldığınız bir tür var mı? Tiyatro ve dizi oyunculuğu arasında bir fark var mı? Tiyatro mesaj vermeli mi, nedir tiyatronun rolü günümüzde?
Tiyatroyu seçmeme fırsat kalmadan zaten çocukluğumdan beri içinde oldum hep. Çok seviyorum gerçekten. Tiyatro ayrı bir adap ve görgü bence. Bugüne kadar hep komedi oynadım. Öyle roller sunuldu genelde. Komiğim herhalde (Gülüyor).
Tiyatro ve dizi oyunculuğu arasında tabii ki de çok farklılıklar var. O hissiyat ve ruhu sahnede canlı canlı bir keresinde veriyorsun seyirciye ama dizide defalarca çekimler yapılıyor o istenilen sahnenin çıkıp ekrana yansıması için. 
Tiyatroda oyunlarda Mesajlar veriliyor zaten, yaşanmışlıklar zaten senaryolaştırılıyor. Eskiden günümüze bu böyle gelmiş zaten. Tiyatroda oyun sergilemek daha zor ve önemli bence herkesin harcı değildir.

Menajer olmaya nasıl karar verdiniz? Menajerlerin görevi nedir, menajerler ünlülerin asistanı mıdır? Kimlerle çalıştınız? Türkiye'de menajerlik ne durumda, bu işin duayenleri kimler?
Menajer olmaya karar veremeden bir baktım ki menajer olmuşum. Türk Sanat Müziğinin Buğulu Sesi sevgili manevi annem Kamuran Akkor ve eşi milli baterist rahmetli Vasfi Uçaroğlu sayesinde menajer oldum. Hayatımdaki ilklerden oldular. Haklarını ödeyemem. Nurlarda yat vasfi ağabeycim. Benim menajerlik anlayışım Türkiye’de çok az işliyor. Menajerlik bir bütün bence basın danışmanlığıyla. Hayır, menajerler ünlülerin Asistanı değil olamazlarda. Asistanlık başka bir şey. Menajerler bir sanatçının beyni kalbi gözü eli kulağıdır, kısacası sanatçının aynasıdır benim tabirimde. Bugüne kadar 150’ye yakın isimle çalıştım. Benden sonra yükselen çok nadir az kişi oldu nedense (Gülüyor). Kimse üstüne alınmasın ama böyle, sözüm Meclis dışı! Kamuran Akkor, Ayşe Mine, Meral Konrat, Pınar Altınok, Meral Mansuroğlu, Yakup Ekin, Arda, Deniz Derin, Deniz Gençay, Nesli Özsoy, Bora Öztoprak, Armağan Uzun, Uhde Seçil, Emirkan, Amir, Mirozan, Hakkı Bulut, Ömer Danış, Hakan Taşıyan, Tuğba Hatun, Serpil Benay ilk aklıma gelenler arasında.

Şimdilerde sadece 2-3 isim var menajerliği çok iyi yapan ama adlarını bende saklı kalsın diğerlerine ayıp olmasın.
Son zamanlarda Yeğenime yani İbrahim Muratoğlu'na sanat koçluğu yapıyorum. Sanat camiasında onu yetiştiriyorum. Hedefimiz sadece Türkiye değil uluslararası açıda ilerlemek ve dünya çapında bir star olmasını sağlamak, Hollywood’a adını duyurmak için çok çalışıyoruz. Yakında sürprizleri sizlerle paylaşacağım. 

Şiir kitabı yazma fikri nasıl ortaya çıktı? ''Hiçbir Şey Yapmak İstiyorum'' kitabını alan okuyucu ne tür duyguları hissedecek? Kitabınızda anlatmak istedikleriniz nedir? ''Hiçbir Şey Yapmak İstiyorum'' kitabının devamı gelecek mi?
Şiir çocukluğumdan beri yazıyordum açıkçası bir şiir kitabım çıksın diye bir şey düşünmemiştim ama ilgi kültür sanatın sahibi sevgili Ahmet Bey bana böyle bir teklifte bulundu bende elimde olan şiirlerimden derleyerek topladım ve “Hiçbir şey yapmak istiyorum” kitabım çıktı. Bu kitap tamamen yaşanmışlıklarla alakalı gerek kendimin gerekse çevremdekileri gözlemleyerek yazdığım şiirler (Gülüyor). Evet, bu şiir kitabının devamı gelecek bunun yanı sıra birde roman geliyor yakında...

Birçok dergi ve gazetede köşe yazarlığı yapıyorsunuz, gazeteci kimdir? Gazetecinin görevi nedir? Türkiye'de gazetecilik ne durumda, bu işin duayenleri kimler? Kaleminizi elinize aldığınız zaman içinizde bir korku veya editör baskısı hissediyor musunuz? Genç gazeteciler için önerileriniz var mı?
Evet, bugüne kadar birçok yerde köşe yazılarım oldu, zamanında papatya dergisinin de magazin müdürlüğünü yaptım. Gazeteci yüzde yüz gerçek haberi yansıtandır. Açıkçası o bölümü okumadım ama o yüzden büyüklerime bu tarz bir soruyu cevaplarken onlara saygısızlık etmekten korkuyorum. Bu işin gerçekten çok iyi duayenleri var. Rahmetli Mehmet Ali Birand mesela duayendi, Ali Kırca, Uğur Dündar, Cengiz Semercioğlu, Nurettin Soydan, Nurcan Sabur, Ali Eyüboğlu ilk aklıma gelenler.

İleri Türk Müziği Konservatuarı mezunusunuz, bu alanda ne gibi çalışmalara imza attınız? Albüm çıkarmayı düşünür müsünüz?
Sayın Çetin Körükçü önderliğinde çok şey öğrendim ama ilk hocalarım Sayın Kamuran Akkor ve Rahmetli Vasfi Uçaroğlu oldu. Sonrasında repertuardaysa Sayın Erol Küçükyalçın oldu. Nota şan ve solfejde Erdem Siyavuşgil’den dersler aldım. Albüm düşünmedim ama ileriye sesimi bırakmak için her an bir şeyler yapabilirim.

Yoğun bir günün yorgunluğunu Kıvanç Terzioğlu nasıl atar? Özel bir yaşam şekliniz var mı?
Kıvanç Terzioğlu başarılı olduğunda takdir edildiğinde hiç yorgun olmuyor açıkçası. İşimi çok severek yapıyorum çünkü hobilerim benim mesleğim oldu. En rahatladığım dönem yurt dışı gezileri oluyor diyebilirim. 

Kıvanç Terzioğlu olmak için erteledikleriniz veya vazgeçtikleriniz?
Ertelediklerim vazgeçtiklerim keşkelerim çok fazla Yok Allah'tan, ama işime çok ağır bir şekilde sarıldığımdan ortamları da gördüğümden çok fazla güvenemiyorum insanlara bu yüzden evlilik olayından 2-3 kez geri döndüm. Artık kısmet diyelim. Mutlaka kör topalın bile bir alıcısı vardır diye düşünenlerdenim.

Başarınızın sırrı nedir?
Başarımın sırrı çok fazla çalışmak ve doğru dürüst olmak yalandan hep uzak olmak ve hayatında doğru insanlarla dostluk kurmak diyebilirim.

Son olarak okuyucularımıza söylemek istedikleriniz?
Hayat çok kısa neyin ne zaman olacağını bilmiyoruz o yüzden hayatı hep gülümseyerek karşılayın. Yalandan dolandan hep uzak durun. Hayatta herkes yaptığı kadar ekmek yer. Kısacası herkes kalbinin ekmeğini yer. Sizler aracılığıyla herkese mutluluklar sağlıklar diliyorum. Ve bu güzel röportaj içinde sevgili MURAT FIRAT‘a sonsuz teşekkür ediyorum. 

KIVANÇ TERZİOĞLU 

Röportaj: MURAT FIRAT

Yorumlar

Popüler Yayınlar

Müziğin Ritimlerinden Beyaz Perdeye Sektörün Ezberlerini Bozan Bir Yönetmen Portresi

                 Röportaj: MURAT FIRAT  Türkçe rap kültürünün henüz emekleme aşamasında olduğu yıllarda imkânsızlıkların ortasında prodüktörlük ve yapımcılık üstlenerek bir devrin temellerini atan öncü bir vizyoner. Müzik kariyerinde onlarca albüme imza atıp yüzlerce klip çektikten sonra sinemanın görsel dünyasına adım atan ve Şuursuz Aşk gibi projelerle ulusal ve uluslararası arenada ödüllere layık görülen sıra dışı bir yazar ve yönetmen. Sadece kamera arkasındaki ustalığıyla değil popüler kültür standartlarına sektörün yapımcı egolarına ve sahte şöhret algısına karşı sergilediği tavizsiz duruşuyla da fark yaratıyor. Müziğin hikaye anlatıcılığından Alman sinema disiplinine set ortamındaki katı ilkelerinden evlilik ve hayata dair samimi itiraflarına kadar uzanan bu söyleşide popülist ezberleri bozan son derece dobra bir sanat yolculuğuna tanıklık edeceksiniz. Kariyerinize Türkçe rap’in henüz emekleme aşamasında olduğu dönemle...

Zeynep Mansur’dan Popun Tatlı ve Alaycı Yüzüne Güçlü Bir Dönüş: “Di Mi?”

                        Haber: MURAT FIRAT  Türk pop müziğinde bazı şarkılar vardır; ilk dinleyişte büyük iddialar ortaya koymaz, kendisini dinleyiciye zorla kabul ettirmeye çalışmaz ama insanın kulağında güzel bir iz bırakır. Bir süre sonra fark edersiniz ki melodisi aklınızda dolaşıyor, nakaratını istemeden mırıldanıyorsunuz ve yeniden dinlemek istiyorsunuz. Zeynep Mansur’un yeni çalışması “Di Mi?” bende tam olarak böyle bir his uyandırdı. Uzun zamandır Türkçe pop müziğin içerisinde farklı türlerin birbirine fazlasıyla karıştığı bir dönemi yaşıyoruz. Rap müzik, arabesk, elektronik altyapılar ve deneysel sound’lar pop müziğin sınırlarını genişletirken, zaman zaman popun kendi sade ve melodik kimliğini de geride bıraktığını görüyoruz. Elbette müzik değişecek, gelişecek ve yeni türlerle buluşacak. Ancak bazen insan yalnızca iyi yazılmış, iyi düzenlenmiş ve sanatçının kendisini rahatlıkla ifade edebildiği bir pop...

30 Yıl Sonra Yeniden Konuşan Göksel: “İçimdeki Çocuk Hiç Değişmedi”

                  Röportaj: MURAT FIRAT Bir sanatçıyı yalnızca en çok bilinen şarkılarıyla tanımak, bazen onun hayatının en önemli bölümünü kaçırmak demektir. Çünkü sahnede görünen birkaç dakikanın, bir albüm kapağının ya da radyolarda yıllarca çalan bir şarkının arkasında; hayaller, kırgınlıklar, mücadeleler, bekleyişler ve yeniden ayağa kalkma cesareti vardır. Göksel’in hikâyesi de tam olarak böyle bir hikâye. 1996 yılında “Senden Kalan” albümüyle müzik dünyasına adım atan, ardından “Gönüllü Yazıldım” gibi bir eseri 90’lar Türk pop müziğinin hafızasına bırakan Göksel, aradan geçen 30 yıla rağmen geçmişte kalmış bir isim olarak değil, hâlâ üreten, hâlâ düşünen ve hâlâ yeni şarkıların peşinden giden bir müzisyen olarak karşımızda. Bu röportajın çıkış noktası da biraz tesadüf, biraz merak ve biraz da geçmişin bugüne bıraktığı izlerle ilgili. 90’lar şarkıları arasında yeniden karşıma çıkan “Gönüllü Yazıldım”, beni yalnızca bir haber hazırlamaya...

Herkes Kolaya Kaçarken Gülşen Çıtayı Bir Kez Daha Yükseltti

                        Haber: MURAT FIRAT  Müzik endüstrisinin son yılların en büyük kimlik ve finans krizlerinden birini yaşadığı bir dönemdeyiz. Tüketim alışkanlıklarının değişmesi, dijital platformların hız odaklı yapısı ve yapay zekâ destekli üretimlerin giderek yaygınlaşması, müziğin üretim biçimini de kökten değiştirdi. Şarkılar iki dakikanın altına inerken, büyük prodüksiyonlar yerini düşük maliyetli işlere bıraktı. Üstelik sektörün önemli bir bölümü, "Müzikten artık para kazanılmıyor." düşüncesini neredeyse ortak bir kabulleniş hâline getirmiş durumda. Tam da böyle bir atmosferde Gülşen, İtaat Yok ile yalnızca yeni bir single yayımlamadı. Aynı zamanda pop müziğin hâlâ büyük fikirlerle, cesur prodüksiyonlarla ve yüksek standartlarla üretilebileceğini gösteren güçlü bir cevap verdi. Yaklaşık otuz yıldır sahnede, stüdyoda ve ekranlarda istikrarını koruyan sanatçı, kariyerinin bu döneminde bile kendini tek...

Selahattin Erhan: "İnsanların Hayatına Dokunmayan Hiçbir İşin Gerçek Bir Anlamı Yok"

                  Röportaj: MURAT FIRAT  Türk pop müziğinde yıllardır birçok unutulmaz esere imza atan söz yazarı ve besteci Selahattin Erhan, üretim anlayışından müzik sektörüne, hekimlik mesleğinden hayat felsefesine kadar pek çok konuda samimi açıklamalarda bulundu. Zerrin Özer'den Bülent Ersoy'a, Funda Arar'dan Mustafa Sandal'a kadar birçok önemli isme verdiği eserlerle tanınan Erhan, bu röportajda yalnızca kariyer yolculuğunu değil; sanatın topluma katkısını, müziğin değişen yüzünü, telif haklarını, genç müzisyenlere tavsiyelerini ve geleceğe dair hedeflerini de tüm açıklığıyla anlattı. Bugün birçok sanatçı tarafından seslendirilen eserlerin altında imzanız var. Ancak sizi sadece şarkılarınızla tanıyan geniş bir kitle bulunuyor. Selahattin Erhan'ı kendi cümleleriyle nasıl anlatırsınız? Bugüne kadar uzanan yolculuğunuzu nasıl özetlersiniz? Yaptığım ya da yapacağım işler ne olursa olsun, insanların hayatına pozitif katkıla...

“Gelip Geçenlere Karşı Bir Duruş: Zerrin Özer’den Güçlü Bir Müzikal Manifesto ‘Geliyorlar Gidiyorlar’”

Haber: MURAT FIRAT Türk pop müziğinin zamana meydan okuyan sesi  Zerrin Özer , yeni şarkısı  Geliyorlar Gidiyorlar  ile bir kez daha yalnızca müzik yapmadığını, aynı zamanda bir duruş sergilediğini kanıtlıyor. Bu çalışma; hız çağının ilişkilerine, yüzeysel duygularına ve kolay tüketilen aşklarına karşı güçlü bir itiraz niteliği taşıyor. Dinleyiciye sadece melodik bir deneyim sunmakla kalmıyor; aynı zamanda içsel bir yüzleşmeye davet ediyor. Şarkının sözlerinde  Habil Ceyhan  imzası var; sade ama etkili bir dil kullanımıyla günümüz ilişkilerinin kırılganlığını gözler önüne seriyor. Bestede  Bülent Yetiş , duygunun omurgasını kurarken; düzenlemede  Mustafa Arapoğlu  ve  Göksel Kamçı  modern dokunuşlarıyla parçayı bugünün ritmine başarıyla taşıyor. Ortaya çıkan sonuç; geçmişin deneyimi ile bugünün enerjisini buluşturan dengeli ve etkileyici bir yapı. Zerrin Özer, bu şarkıda yalnızca bir yorumcu değil; adeta bir anlatıcı, hatta bir tanık. Sö...

Gökberk Demirci: Kalbimin ve mantığımın el verdiği sürece oyunculukta çok katı kuralım yoktur

Gökberk seni tanıyalım? 1989 yılında İzmit’te dünya'ya geldim. O zamanları fazla hatırlamıyorum, fakat mutlu bir bebekmişim fotoğraflardan anladığım kadarıyla  ;)   Aslen Adanalı’yım. Babamın mesleğinden dolayı birçok yer gezdik, gördük ve yaşadık. Benden 6 yıl sonra kardeşim Berkay dünyaya geldi. Pek uslu sayılmazmışım; öyle diyorlar. Ama o evre çok uzun sürmedi. Sanırım çocukken de büyüktüm hep! Hiç değişmediğimi söylerler.  ;) Sanırım oyunculuk kariyerin çocuk oyunları ve skeçlerle başladı? Kariyerim sayılmaz ama temeli çocukluk yıllarına dayanıyor. Özel günlerde oynanan oyunlar, anlık girilen karakterler ve başka birisi gibi davranmalar vs, vs (gülüyor). Çocukken fazla enerjiktim. Haliyle öğretmenlerim de bunu bir yarara dönüştürdüler. Hem benim için, hem de kendi sinir sistemleri adına  ;) 😉   Birçok konuda en büyük destekçim önce inancım, sonra ailem ve yakın çevrem oldu. Cengiz Küçükavyaz tiyatrosu ve Aktör-ist’lun kariyerin açısından ...

Meltem Leylekoğlu’ndan Doğru Şarkıyla Gelen Güçlü Bir Adım: Sardunyalar

                       HABER: MURAT FIRAT Müzik dünyasında bazı sanatçılar vardır; kendilerini bir anda değil, zaman içinde, sabırla ve üreterek ortaya koyarlar. Meltem Leylekoğlu da bu isimlerden biri. Sahne deneyimi, farklı müzik türlerine olan yatkınlığı ve kendisini geliştirme isteğiyle yoluna devam eden sanatçı, yeni çalışması “Sardunyalar” ile kariyerinde dikkat çekici bir adım atıyor. Meltem’in müzik yolculuğuna baktığımızda, yalnızca bir şarkı söyleyen değil, bu işi hayatının merkezine alan bir sanatçı profili görüyoruz. O Ses Türkiye’de yer alarak geniş bir dinleyici kitlesinin dikkatini çeken Leylekoğlu, sahne çalışmalarını da sürdürerek müziği günlük hayatının geçici bir parçası olmaktan çıkarıp mesleki bir çizgide devam ettiriyor. Benim açımdan bir sanatçıyı değerlendirirken yalnızca sesine ya da sosyal medyada ne kadar görünür olduğuna bakmak yeterli değil. Sahneye çıkmak, üretmek, repertuvar hazırlamak, dinleyiciy...

Bir Şarkının Yeniden Nefes Alışı: Zeynep Casalini ve Gözlerin'in Sessiz Gücü

                      Haber: MURAT FIRAT  Bazı şarkılar vardır. İlk dinleyişte güzel gelir. Bazıları ise yıllar geçtikçe anlamını büyütür, her kuşakta yeniden başka bir kalbe dokunur. Çünkü gerçek eserler zamana direnmez, zamanla birlikte olgunlaşır. Onları yeniden söyleyen her yorumcu da yalnızca bir şarkıyı seslendirmez. O eserin hafızasına kendi ruhunu bırakır. Zeynep Casalini'nin sesinden dinlediğimiz Gözlerin de tam olarak böyle bir yeniden buluşmanın hikâyesini anlatıyor. Bir klasikle yeniden karşılaşmanın en büyük riski, dinleyicinin hafızasında yer etmiş duyguyu bozabilmektir. Çünkü yıllardır bizimle yaşayan eserler yalnızca melodileriyle değil, taşıdıkları anılarla da var olur. Bu yüzden onları yeniden yorumlamak cesaret ister. Zeynep Casalini ise bu cesareti gösterirken şarkıyı değiştirmeye çalışmıyor. Tam tersine onun özüne yaklaşmayı tercih ediyor. Bu yaklaşım, yorumun en güçlü tarafını oluşturuyor. Gözl...

Türkiye'nin ilk egzotik "Karınca Çiftliği"

Uzun zamandır takip ettiğim genç bir Youtuber var. Yeditepe Üniversite'sinde Endüstri Ürünleri ve Tasarımı bölümü mezunu, oyunculuğa merak salıp tiyatro eğitimi aldı, ayrıca "Karınca Çiftliğim" kanalında egzotik hayvanların videolarını paylaşıyor. Tek ve en büyük hedefinin "hayvan sevgisini insanlara aşılamak olduğunu" belirten Tuğkan Gönültaş, evinde hayvan beslemek isteyenlere çok özel tavsiyelerde bulundu. Merak edenler için soruyorum: Tuğkan Gönültaş kendini anlatabilir misin?  Selam, bendeniz Tuğkan GÖNÜLTAŞ. 1987 yılında İstanbul’da doğdum. Yeditepe Üniversite’sinde Endüstri Ürünleri ve Tasarımı Bölümü’nü bitirmemin hemen ardından, kısa süreli bir yurt dışı serüveninden sonra tekstil sektöründe kendi markamı kurdum.   Vatani görevimin ardından oyunculuğa merak sardım ve tiyatro eğitimine başladım. Çocukluğumdan beri iç içe olduğum egzotik hayvanların paylaşımlarını (hobi olarak) Youtube üzerind...