Ana içeriğe atla

Murat Fırat soruyor... Reyhan Gündüz cevaplıyor!


İhtiyaçlar, hazlar ve istekler insanları tüketim davranışlarını göstermeye yönlendirmektedir. İnsanlar ihtiyaçları doğrultusunda tüketir ve bazen ihtiyacı olmayan bir ürün satın alarak da tüketme davranışları gösterebilir. Tüketirken aldığı haz sonucunda tüketme davranışının bitişinde kendisini yine tüketirken görebilir. Bu süreç insanların güdüleri ile alakalıdır. Bu güdüler, insanları gereksinimleri olmasa dahi tüketmeye sevk edebilmektedir.

İnsanlar fizyolojik, sosyal, ekonomik, kültürel faktörler çerçevesinde ihtiyaçların belirlenmesi ile tüketme eğilimi göstermektedirler. Tüketim, her net gerçekleştirdiği bir kavram hayatımızın olmazsa olmazıdır, insan olarak tüketiyoruz ve tüketmeye de  devam edeceğiz. İnternet kullanım oranının günbegün artış gösterdiği bu dönemde, internetin tüketime katkısı gözlemlenmektedir. Çağımızın en popüler medya sistemi olan sosyal medya, Hususiyetle web 2.0’le beraber değişen bir yapıya bürünerek enformasyon akışının sağlanması ile yediden yetmişe kullanılır hale gelmiştir. Sosyal medya (facebook, twitter instagram vb.) mecraları gösterişçi tüketime kapı açmıştır. Sosyal medyanın bu denli değişimini göz ardı etmeksizin makalelere çalışmalara tezlere konu olmuştur. İnsanlar çağımızın en popüler sosyal medya mecracı olan İnstagram’da hem görüp gözlemleyerek hem de özenerek tüketme davranışını “gösteriş” olarak da gerçekleştirebilmektedirler. Bu bağlamda insanların bu gösterişçi tüketime dahil olmaları kaçınılmazdır aynı zamanda gösterişçi tüketim dahil olarak bir zaman sonra güdülerin sonucunda yediklerini, içtikleri, aldıklarını tükettiklerini paylaşarak haz noktasına ulaştıklarını görebilmektedirler.

Bu çalışma, dijital okur yazarlılıkları yüksek olan Y kuşağındaki insanların gösterişçi kültür baz alınarak sosyal medyada tüketim ve karar verme tarzları bağlamında satın alma davranışlarını inceleme amacıyla yazılmıştır. Bu bağlamda tüketici karar verme tarzları, gösterişçi tüketim eğilimleri ve satın alma niyeti ölçekleri kullanılarak Y kuşağındaki insanların gösterişçi tüketim ve karar verme tarzları ile ilişkisi saptanmıştır.

Merhaba Reyhan hanım, nasılsınız? Röportaj teklifimi kabul ettiğiniz için teşekkür ederim. Okuyucularımız adına rica etsem kendinizi tanıtır mısınız?

Teşekkür ederim Murat Bey. Sizinle röportaj yaptığım için mutluyum. Umarım sizler de iyisinizdir. Yoğun geçen çalışmalarınızı yakından takip ediyorum. Başarılarınızın devamını diliyorum.

Reyhan Gündüz. 1991 İstanbul doğumluyum. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanım, İstanbul Ticaret Üniversitesi Medya ve İletişim Çalışmaları Tezli Yüksek Lisans mezunuyum.

Kariyer olarak akademi düşünüyorum. Akademik çalışmalar yaparak kongrelere katılıyorum. Bölümümün bana kazandırdığı yetkinlikleri kaybetmemek için düzenli olarak okumak yapıyorum aynı zamanda tez çalışmaları yürüten araştırmacılara akademik olarak destek veriyorum. Kendimi geliştirmek, bir konuda yeni bilgiler öğrenmek, kendi yeteneklerimi bilerek kişisel gelişim adına kurslara katılıyorum. Kendime tanıyarak yeni yeteneklerimi öğrenerek kendime yeni bir yol belirliyorum. Şu an bir bankada çalışıyorum aynı zamanda çalışırken de akademik çalışmalarıma boş zamanlarımda devam ediyorum. Aynı zamanda gönüllü olarak haber seslendirme yapıyorum.

Tebrik ederim… Tezinizi inceleme fırsatı buldum! Günümüzün popüler konusunu gerçekçi bir şekilde ele almışsınız. Merak ettiğim: Tez konusunu belirleme süreciniz ve sonrasında neler yaşandı?

Teşekkür ederim. “Sosyal Medyada Y Kuşağının Gösterişçi Tüketim ve Karar Verme Tarzları Bağlamında Satın Alma Davranışlarının İncelenmesi” konu başlıklı tezim. Tez konusunu özellikle yaşadığımız salgından sonra kullanıcı oranlarında artış olan sosyal medyayı ve özellikle İnstagram mecrasında artış gösteren tüketim ve gösterişçi tüketim ile birleştirerek hedef kitle olarak da Y kuşağını seçtim.

Danışman Hocam ile konu seçimi ve kavramsal çerçeveyi oluşturduk. Bu kavramsal çerçeveyi yakın zamanda kaybettiğim babam, felç geçirdiği dönemde hastanede oluşturmuştuk. Yoğun ve zorlu bir dönemde tez yazımı gerçekleştirdim diyebilirim; fakat hiçbir zaman pes etmedim, “bırakıyorum” demedim. İnsan hedefi doğrultusunda ilerlerken, çok istediğinin farkındaysa eğer o işi tamamlamalıdır. Ben de öyle yaptım. Hedefimde tezi tamamlayarak yüksek lisans öğreniminden mezun olmaktı. Sabırla ve zorluğa rağmen keyifle tezimi tamamladım.

Tezi tamamladıktan sonra elde edilen bulgu ve sonuçlara baktığımızda, gündem ve popüler olan sosyal medya, gösterişçi tüketim ile ilgili verilerek sunarak Y kuşağının özelliklerine yeni sonuçlar sunmuş olduk. Veri toplama aracı olarak anketi kullanarak hedef kitleye ulaştık. Anketi de yine sosyal medyada hedef kitleye ulaştırdım. Araştırmacılara bu konuda tavsiye ederim anket çalışmalarını sosyal medyada paylaşarak hızlı bir şekilde geri dönüş elde edebilirler.

Tez konusu güncel ve haber niteliğinde bir konu olduğu için elde ettiğimiz bulgu ve sonuçları, danışman hocamın da görüşüyle sunmak istemiştik. İlk olarak katıldığım TV programında çok kısa bir şekilde sonuçları paylaşmıştım. Şu anda da sizin aracılığınızla elde ettiğimiz sonuçları paylaşmak çok güzel oldu.

Sizin gibi düşünen insanlarla tanıştınız mı ve onlarla ne yapmayı düşünüyorsunuz?

Yüksek lisans tez yayın şartından sonra kongrelere katıldım, katılmaya da devam ediyorum. Akademik çalışmalar yaparken, bildiri yazıp kongrede sunarken benim gibi akademik kariyer düşünen insanlarla tanıştım. Kongrede bildiri sunarken yeni araştırmacılar ile tanışma fırsatını yakabiliyor insan. Bu durum harika bir sürece dâhil olmamızı sağlıyor. Tek başına değil de iki üç kişiyle çalışma yapmak yazılar yazmak ekstra deneyim ve bilgi demek. Sadece birlikte yazma değil çalışmanızı başka insanlarla da paylaşabiliyorsunuz ve bu beni mutlu ediyor.

Tamamladığım tez çalışmamı başka bir araştırmacı ile paylaşmıştım. Bu konuda katkıda bulunmak çok önemli, sonuçta insanlığa bilime katkı sağlamış oluyoruz.

Bu konuda şunu da belirtmeliyim ki iletişim alanı çok geniş, birden fazla disiplinler arası alan olduğu için alanda pek çok yayın çıkarabiliyoruz. Bu avantajın farkında olduğum için pek çok alanda yazılar yazabiliyorum ve benimle akademik çalışmalar yapmak isteyenler olursa memnun olurum elbette.

Tez hazırlama sürecinde öğrendiklerinizin kişisel hayatınıza ne gibi yansımaları oldu?

Harika bir soru. İlk kez tez yazdım. Tez yazımının zor bir süreç içermediğini gördüm. Çalışma masasına oturunca insan, ilk olarak ne yazacağını bilemeyebiliyor; fakat bu gayet normal bir durum. Öğrenci öncelikle çalışma planını hazırlamalıdır, planlı bir şekilde bu süreci devam ettirmelidir. Plan ve disiplin bu konuda çok önemlidir. Bazen insanın yazmak istemediği zamanlar olabiliyor bu durumda ertesi günü hemen yazmaya devam etmelidir.

Disiplin, istek olmadan bu süreç tamamlanamaz. Bu sürecin anahtar kavramı “Disiplin”. Yazı yazmayı, araştırma yapmayı, yeni bir şeyler öğrenmeyi seviyorum. Bu bana keyif veriyor. Tez yazarken de şunu gördüm: insan yazdıkça yazıyor ve yazmak çalışmak kadar keyifli ve keyif insanda bağımlılık yapıyor. Yazmayınca kendimi boşlukta hissediyorum. (Gülüyor)

Önümüzdeki süreçte yeni bir tez çalışması hazırlamayı düşünüyor musunuz?

Tezimi keyifle yazdım. Akademik kariyer de düşündüğüm için en kısa sürede doktora eğitimi almak istiyorum. Doktora da yüksek lisans kadar, hatta daha fazla emek isteyen bir süreç içerdiğini biliyorum. Tüm süreçlere katılıp, doktorayı da başarıyla tamamlamak isterim. Doktorada da tez yazmak bana mutluluk verecektir. Yine aynı şekilde güncel olan bir konuda tez yazmak istiyorum. Doktora tez konumu da belirledim diyebilirim. Eğitime başlamadan önce hazır hissetmek önemli bir nokta…

Araştırmaya başlamadan önce ne gibi sonuçlar bekliyordunuz, araştırma bittikten sonra düşüncelerinizde bir değişiklik oldu mu?

Araştırmaya başlamadan önce öngördüğümüz bulgu ve sonuçlar vardı. Örneğin, öncelikle araştırma sorularımız: Tüketicilerin sosyal medya alışveriş alışkanlıkları cinsiyete göre değişmekte midir? Tüketicilerin sosyal medya alışveriş alışkanlıkları yaşa göre değişmekte midir? Tüketicilerin sosyal medya alışveriş alışkanlıkları eğitim seviyesine göre değişmekte midir? Tüketicilerin sosyal medya alışveriş alışkanlıkları mesleğe göre değişmekte midir? Tüketicilerin sosyal medya alışveriş alışkanlıkları aylık gelir seviyesine göre değişmekte midir? 5 sorumuz çevresinde kullanılan ölçekler kapsamında öngörülerimiz vardı.

İnternet ve Sosyal Medya Kullanım Alışkanlıklarına Dair Bulgular en sık eriştiği cihaz ile alakalı istatistiklerde ilk sırada dizüstü bilgisayar kullanımı, ikinci sırada telefon seçilmiş.

Örneklemin internet kullanım amaçlarına dair istatistiklerde ilk sırada eğitim/araştırma, ikinci sırada eğlence/oyun seçilmiş. Örneklemin haftalık sosyal medya kullanım süresi çerçevesinde dağılımı 7 saat ve üzeri. Bunlar öngördüğümüz sonuçlardı.

Örneklemin sosyal medya alışverişlerine konu olan sosyal medya uygulamalarına dair istatistiklere baktığımızda Facebook, Twitter ve İnstagram sosyal medya mecralarında alışveriş yapan bir katılımcı gördük.

Ölçek ifadelerine verilen cevaplara elde edilen verilere baktığımızda sosyal medyada satın aldığım ürünlerin kalitesinin yüksek olması benim için oldukça “önemlidir”, maddesine verilen cevapların: konu bir ürün satın almak olunca, en iyisini yahut en kusursuz olanını satın almaya çalışırım, maddesi için verilmiş olan cevapların, genellikle alışverişlerimde kalitesi en iyi olan ürünü almaya “çalışırım”, maddesine verilmiş olan yanıtların “katılıyorum” cevabına yakın olduğu görülmüştür... Sürekli olarak gardırobumu değişen modaya uygun olarak yenilerim maddesine verilen yanıtların “katılmıyorum” yanıtına yakın olduğu sonucuna ulaştık.

Çoğunlukla indirimde olan ürünleri satın alırım maddesine verilen yanıtların “katılıyorum” cevabına yakın olduğu görülmüştür.

Satın alma niyeti ölçeğine verilen cevaplara bakıldığında, tüketim alışveriş için tercih edilen İnstagram, Twitter ve Facebook’ta yapılan beğeni ve yorumların incelenerek tüketim hususunda değerlendirme ve sonucuna varıldığı, yakın çevre tavsiyesi ve sosyal medyada satın alınan üründen memnun kalınırsa satın alma davranışının tekrar gerçekleştirildiği ve sosyal medyada da indirimlerin takip edildiği sonucuna varılmaktadır.

Y Kuşağının Tüketici Karar Verme Tarzları ve Gösterişçi Tüketim Eğiliminin Y Kuşağının Satın Alma Niyetine etkisi, mükemmeliyetçiliğin kalite odaklı, fiyat odaklı bir satın alma davranışının gerçekleştirdikleri, gardırobu yenileme hususunda marka odaklılığının olmadığı aslında gardıropta tamamen markalı ürünleri tercih etmedikleri ve sürekli kıyafet yenileme eğiliminin olmadıkları, indirimleri takip ederek fiyat odaklı bir satın davranışı gerçekleştirdikleri, beğendikleri markaları baz alarak tekrar aynı markadan alış veriş yaparak marka bağlılığı oluşturmuşlardır.

Alış veriş yaparken düşünmeden karar vermedikleri, aslında ihtiyaçları olan ürünleri tercih ettikleri;  ihtiyacı olmayan bir ürün satın aldıklarında dikkatsiz yapılan alış veriş sonrasında ise pişmanlık duygusunu yaşayıp yaşamadıkları hususunda kararsız kaldıkları, hem pişmanlık duymadıkları hem de pişman olup olmadıkları noktasında kararsız oldukları görülmektedir

Y kuşağının sosyal medyada paylaşımda bulunmak için etkinlilere katılmadıkları, gerçek hayatta gösteriş amacıyla yapılan tüketimin sosyal medya paylaşımlarını etkilemediği, sosyal medya paylaşımlarında “kendi hayatımı, tükettiklerimi göstermeliyim” algısından uzak olup; statü ve sınıfsal bir yarışın yapılmadığı, sosyal medyada paylaşım için etkinliklerde olmadıklarını göstermektedir.

Satın alma niyetinde Y kuşağının, alış veriş için tercih ettikleri İnstagram, Twitter ve Facebook’ta yapılan beğeni ve yorumları inceledikleri tüketim satın alma hususunda bu şekilde değerlendirme yaptıkları, yakın çevre tavsiyesi ve sosyal medyada satın alınan üründen memnun kaldıkları taktirde satın alma davranışının tekrar gerçekleştirecekleri ve sosyal medyada da indirimleri takip ettikleri sonucuna varılmaktadır.

Ankete katılan ve anket çözümlemesi sonucunda ulaşılan bulgular sabitken baz alınırken, Y kuşağının mükemmeliyetçi, kalite odaklı, fiyat odaklı, marka bağımlısı olmadıkları; fakat marka bağlılığı kendilerinde oluştuğu, Düşünmeden alış veriş yapmadıkları; düşünmeden yaptıkları alış veriş sonucunda da kararsız kaldıkları, ankete katılan ve anket çözümlemesi sonucunda ulaşılan bulgular sabitken baz alınırken, sosyal medya odaklı olup paylaşımlar yapmadıkları tüketimlerini ve satın alma davranışlarının bu doğrultuda yapmadıklarını

Tüketim ilginliği, kişisel imaj ve temsiliyeti, paylaşım memnuniyeti ölçeklerine verilen yanıtlarla ankete katılan Y kuşağının gösterişçi tüketim eğiliminde olmadıkları sonucunu göstermektedir.

Satın alma hususunda sosyal medyayı kullandıkları görülmektedir. Sosyal medyanın etkisi Y kuşağının satın alma niyetini etkilenmiştir. Sosyal medya paylaşımlarında yer alan markaların etkisinin olmadığı, markaların ürünlerini alarak ve bunu sunarak farklı olma çabasında olmadıkları, sosyal medya paylaşımlarında yer alan markaların pahalı olması zorunluluğunu ve markaların popüler olması gibi bir tercihe bulunmadıkları, sosyal medya paylaşımlarında diğer insanlardan farklı görünmek veya fark edilmek gibi bir tercihin,  kişisel imaj ve temsili yetin Y kuşağı için önemli bir kıstas olmadığı sonucuna varılmaktadır. Y kuşağının yakın çevresinde hedef kitle üzerinde etkili olduğu yaptığımız çalışmada gözlemlenmiştir.

Tez hazırlamak isteyenlere neler önerirsiniz?

Tez yazmak oldukça ciddi bir iş uğraş. Doktorada yeterlilik sınavı var. Yüksek lisans eğitiminde de yeterlilik sınavı eklenmeli bence; çünkü insan ne istediğini bilerek bu yola girmelidir. Teze başlayıp bırakanlar oluyor. Bu normal bir durum yaşanabilir bir durum. Bu durumun yaşanmaması için kişinin kendisine sorması gereken sorular vardır: Ben yüksek lisansa uygun muyum? Tez yazabilir miyim? Tez yazmaya hazır mıyım? Araştırmayı seviyor muyum? Bu sorulara cevap verilmeli. Cevabınız evet ise zaten kolaylıkla tez yazabilirsiniz. Cevabınız hayır ise yazmadan ya da biraz zaman geçtikten sonra bırakılan çalışmalar mutlaka olmuştur, oluyor da…

Tez yazmak isteyenlere önerim teze başlamadan önce tez konusu seçsinler. Hatta danışman hocanın da ilgi alanına girecek konu seçilse harika olur; çünkü danışman hocamız da bilgilerini öğrenciye aktarır ve tez bütün olarak harika bir esere dönüşür. Tez konusu hem günce bir konu olmalı hem de kişinin ilgi alanını kapsamalıdır. Yazabileceği konular üzerine konular seçerlerse tez süreci oldukça keyifli geçer.

Tez hazırlarken önemli konu tez taslağını bilmektir. Bir tezde neler yazılır bir tez hangi bölümleri kapsar öğrenci bunu bilmelidir. Tezin içindekiler kısmını oluşturduktan eklemeler yazmalar başlar. Mümkün olduğunca kişi kendi cümleleriyle yazmalıdır benzerlik oranına dikkat edilmelidir. Literatür taramasında, bilgileri okuyup yorumlamak lazım. Direkt kopyala yapıştır yaparak tez yazılmaz. Önemli olan kendi eserini oluşturmaktır.

Tez yazma sürecinde diğer önemli konu da danışman iletişimidir. Danışmandan tezin tamamını yazması beklenmemelidir. Danışman sadece öğrenciye danışmanlık yapar bilgilerini paylaşır öğrenciyle ve yol gösterebilir tezde. Hiçbir şey belirlemeden danışman hocadan konu seçmesini beklemek son derece yanlış bir davranıştır. Tez konusu seçildikten kavramsal çerçeve oluşturduktan sonra her yazım da danışman hoca ile iletişime geçilmeli, yazılan her bölüm gönderilmelidir.

Herkese keyifli geçen iyi çalışmalar dilerim

Sevgilerimle

Röportaj: Murat Fırat

 

Yorumlar

Popüler Yayınlar

Müziğin Ritimlerinden Beyaz Perdeye Sektörün Ezberlerini Bozan Bir Yönetmen Portresi

                 Röportaj: MURAT FIRAT  Türkçe rap kültürünün henüz emekleme aşamasında olduğu yıllarda imkânsızlıkların ortasında prodüktörlük ve yapımcılık üstlenerek bir devrin temellerini atan öncü bir vizyoner. Müzik kariyerinde onlarca albüme imza atıp yüzlerce klip çektikten sonra sinemanın görsel dünyasına adım atan ve Şuursuz Aşk gibi projelerle ulusal ve uluslararası arenada ödüllere layık görülen sıra dışı bir yazar ve yönetmen. Sadece kamera arkasındaki ustalığıyla değil popüler kültür standartlarına sektörün yapımcı egolarına ve sahte şöhret algısına karşı sergilediği tavizsiz duruşuyla da fark yaratıyor. Müziğin hikaye anlatıcılığından Alman sinema disiplinine set ortamındaki katı ilkelerinden evlilik ve hayata dair samimi itiraflarına kadar uzanan bu söyleşide popülist ezberleri bozan son derece dobra bir sanat yolculuğuna tanıklık edeceksiniz. Kariyerinize Türkçe rap’in henüz emekleme aşamasında olduğu dönemle...

Zeynep Mansur’dan Popun Tatlı ve Alaycı Yüzüne Güçlü Bir Dönüş: “Di Mi?”

                        Haber: MURAT FIRAT  Türk pop müziğinde bazı şarkılar vardır; ilk dinleyişte büyük iddialar ortaya koymaz, kendisini dinleyiciye zorla kabul ettirmeye çalışmaz ama insanın kulağında güzel bir iz bırakır. Bir süre sonra fark edersiniz ki melodisi aklınızda dolaşıyor, nakaratını istemeden mırıldanıyorsunuz ve yeniden dinlemek istiyorsunuz. Zeynep Mansur’un yeni çalışması “Di Mi?” bende tam olarak böyle bir his uyandırdı. Uzun zamandır Türkçe pop müziğin içerisinde farklı türlerin birbirine fazlasıyla karıştığı bir dönemi yaşıyoruz. Rap müzik, arabesk, elektronik altyapılar ve deneysel sound’lar pop müziğin sınırlarını genişletirken, zaman zaman popun kendi sade ve melodik kimliğini de geride bıraktığını görüyoruz. Elbette müzik değişecek, gelişecek ve yeni türlerle buluşacak. Ancak bazen insan yalnızca iyi yazılmış, iyi düzenlenmiş ve sanatçının kendisini rahatlıkla ifade edebildiği bir pop...

30 Yıl Sonra Yeniden Konuşan Göksel: “İçimdeki Çocuk Hiç Değişmedi”

                  Röportaj: MURAT FIRAT Bir sanatçıyı yalnızca en çok bilinen şarkılarıyla tanımak, bazen onun hayatının en önemli bölümünü kaçırmak demektir. Çünkü sahnede görünen birkaç dakikanın, bir albüm kapağının ya da radyolarda yıllarca çalan bir şarkının arkasında; hayaller, kırgınlıklar, mücadeleler, bekleyişler ve yeniden ayağa kalkma cesareti vardır. Göksel’in hikâyesi de tam olarak böyle bir hikâye. 1996 yılında “Senden Kalan” albümüyle müzik dünyasına adım atan, ardından “Gönüllü Yazıldım” gibi bir eseri 90’lar Türk pop müziğinin hafızasına bırakan Göksel, aradan geçen 30 yıla rağmen geçmişte kalmış bir isim olarak değil, hâlâ üreten, hâlâ düşünen ve hâlâ yeni şarkıların peşinden giden bir müzisyen olarak karşımızda. Bu röportajın çıkış noktası da biraz tesadüf, biraz merak ve biraz da geçmişin bugüne bıraktığı izlerle ilgili. 90’lar şarkıları arasında yeniden karşıma çıkan “Gönüllü Yazıldım”, beni yalnızca bir haber hazırlamaya...

“Gelip Geçenlere Karşı Bir Duruş: Zerrin Özer’den Güçlü Bir Müzikal Manifesto ‘Geliyorlar Gidiyorlar’”

Haber: MURAT FIRAT Türk pop müziğinin zamana meydan okuyan sesi  Zerrin Özer , yeni şarkısı  Geliyorlar Gidiyorlar  ile bir kez daha yalnızca müzik yapmadığını, aynı zamanda bir duruş sergilediğini kanıtlıyor. Bu çalışma; hız çağının ilişkilerine, yüzeysel duygularına ve kolay tüketilen aşklarına karşı güçlü bir itiraz niteliği taşıyor. Dinleyiciye sadece melodik bir deneyim sunmakla kalmıyor; aynı zamanda içsel bir yüzleşmeye davet ediyor. Şarkının sözlerinde  Habil Ceyhan  imzası var; sade ama etkili bir dil kullanımıyla günümüz ilişkilerinin kırılganlığını gözler önüne seriyor. Bestede  Bülent Yetiş , duygunun omurgasını kurarken; düzenlemede  Mustafa Arapoğlu  ve  Göksel Kamçı  modern dokunuşlarıyla parçayı bugünün ritmine başarıyla taşıyor. Ortaya çıkan sonuç; geçmişin deneyimi ile bugünün enerjisini buluşturan dengeli ve etkileyici bir yapı. Zerrin Özer, bu şarkıda yalnızca bir yorumcu değil; adeta bir anlatıcı, hatta bir tanık. Sö...

Gökberk Demirci: Kalbimin ve mantığımın el verdiği sürece oyunculukta çok katı kuralım yoktur

Gökberk seni tanıyalım? 1989 yılında İzmit’te dünya'ya geldim. O zamanları fazla hatırlamıyorum, fakat mutlu bir bebekmişim fotoğraflardan anladığım kadarıyla  ;)   Aslen Adanalı’yım. Babamın mesleğinden dolayı birçok yer gezdik, gördük ve yaşadık. Benden 6 yıl sonra kardeşim Berkay dünyaya geldi. Pek uslu sayılmazmışım; öyle diyorlar. Ama o evre çok uzun sürmedi. Sanırım çocukken de büyüktüm hep! Hiç değişmediğimi söylerler.  ;) Sanırım oyunculuk kariyerin çocuk oyunları ve skeçlerle başladı? Kariyerim sayılmaz ama temeli çocukluk yıllarına dayanıyor. Özel günlerde oynanan oyunlar, anlık girilen karakterler ve başka birisi gibi davranmalar vs, vs (gülüyor). Çocukken fazla enerjiktim. Haliyle öğretmenlerim de bunu bir yarara dönüştürdüler. Hem benim için, hem de kendi sinir sistemleri adına  ;) 😉   Birçok konuda en büyük destekçim önce inancım, sonra ailem ve yakın çevrem oldu. Cengiz Küçükavyaz tiyatrosu ve Aktör-ist’lun kariyerin açısından ...

Herkes Kolaya Kaçarken Gülşen Çıtayı Bir Kez Daha Yükseltti

                        Haber: MURAT FIRAT  Müzik endüstrisinin son yılların en büyük kimlik ve finans krizlerinden birini yaşadığı bir dönemdeyiz. Tüketim alışkanlıklarının değişmesi, dijital platformların hız odaklı yapısı ve yapay zekâ destekli üretimlerin giderek yaygınlaşması, müziğin üretim biçimini de kökten değiştirdi. Şarkılar iki dakikanın altına inerken, büyük prodüksiyonlar yerini düşük maliyetli işlere bıraktı. Üstelik sektörün önemli bir bölümü, "Müzikten artık para kazanılmıyor." düşüncesini neredeyse ortak bir kabulleniş hâline getirmiş durumda. Tam da böyle bir atmosferde Gülşen, İtaat Yok ile yalnızca yeni bir single yayımlamadı. Aynı zamanda pop müziğin hâlâ büyük fikirlerle, cesur prodüksiyonlarla ve yüksek standartlarla üretilebileceğini gösteren güçlü bir cevap verdi. Yaklaşık otuz yıldır sahnede, stüdyoda ve ekranlarda istikrarını koruyan sanatçı, kariyerinin bu döneminde bile kendini tek...

Selahattin Erhan: "İnsanların Hayatına Dokunmayan Hiçbir İşin Gerçek Bir Anlamı Yok"

                  Röportaj: MURAT FIRAT  Türk pop müziğinde yıllardır birçok unutulmaz esere imza atan söz yazarı ve besteci Selahattin Erhan, üretim anlayışından müzik sektörüne, hekimlik mesleğinden hayat felsefesine kadar pek çok konuda samimi açıklamalarda bulundu. Zerrin Özer'den Bülent Ersoy'a, Funda Arar'dan Mustafa Sandal'a kadar birçok önemli isme verdiği eserlerle tanınan Erhan, bu röportajda yalnızca kariyer yolculuğunu değil; sanatın topluma katkısını, müziğin değişen yüzünü, telif haklarını, genç müzisyenlere tavsiyelerini ve geleceğe dair hedeflerini de tüm açıklığıyla anlattı. Bugün birçok sanatçı tarafından seslendirilen eserlerin altında imzanız var. Ancak sizi sadece şarkılarınızla tanıyan geniş bir kitle bulunuyor. Selahattin Erhan'ı kendi cümleleriyle nasıl anlatırsınız? Bugüne kadar uzanan yolculuğunuzu nasıl özetlersiniz? Yaptığım ya da yapacağım işler ne olursa olsun, insanların hayatına pozitif katkıla...

Meltem Leylekoğlu’ndan Doğru Şarkıyla Gelen Güçlü Bir Adım: Sardunyalar

                       HABER: MURAT FIRAT Müzik dünyasında bazı sanatçılar vardır; kendilerini bir anda değil, zaman içinde, sabırla ve üreterek ortaya koyarlar. Meltem Leylekoğlu da bu isimlerden biri. Sahne deneyimi, farklı müzik türlerine olan yatkınlığı ve kendisini geliştirme isteğiyle yoluna devam eden sanatçı, yeni çalışması “Sardunyalar” ile kariyerinde dikkat çekici bir adım atıyor. Meltem’in müzik yolculuğuna baktığımızda, yalnızca bir şarkı söyleyen değil, bu işi hayatının merkezine alan bir sanatçı profili görüyoruz. O Ses Türkiye’de yer alarak geniş bir dinleyici kitlesinin dikkatini çeken Leylekoğlu, sahne çalışmalarını da sürdürerek müziği günlük hayatının geçici bir parçası olmaktan çıkarıp mesleki bir çizgide devam ettiriyor. Benim açımdan bir sanatçıyı değerlendirirken yalnızca sesine ya da sosyal medyada ne kadar görünür olduğuna bakmak yeterli değil. Sahneye çıkmak, üretmek, repertuvar hazırlamak, dinleyiciy...

Bahadır Sağlam’dan Duygusal Bir Anlatı: “Sahte Gül Pazarı” ile Modern Aşkın Yalnızlığı

Murat Fırat - Uzman Gazeteci / Köşe Yazısı  Türk alternatif sahnesinin duygusal anlatımı güçlü isimlerinden Bahadır Sağlam, yeni single’ı “Sahte Gül Pazarı” ile dinleyiciyi doğrudan iç dünyasının en kırılgan noktalarına davet ediyor. Söz ve müziği tamamen sanatçının kendisine ait olan parça; düzenleme, mix ve mastering tarafında Mert Ağırlar’ın dokunuşunu taşıyor. Görsel dünyası da en az müziği kadar özenli kurulan şarkının klip yönetmenliği ve kurgusu Stephen’a, görüntü yönetmenliği Ömer Kaya’ya ait. Ghetto Production Turkey etiketiyle dijital platformlarda yayımlanan eser, Datça’nın doğal ve sade atmosferinde çekilen klibiyle şarkının yalnızlık hissini görsel bir şiire dönüştürüyor. Kargilos Hotel & Beach ve Green Horse Ranch ekiplerinin katkılarıyla hazırlanan sahnelerde, gün batımı ve deniz manzarası eşliğinde yürüyen yalnız bir figür; modern insanın kalabalık içindeki yalnızlığını güçlü bir sembole dönüştürüyor. “Sahte Gül Pazarı”, yalnızca bir ayrılık hikâyesi...

Melike Şahin ve Seda Erciyes Olay Yarattı: “Sev Seveceksen” Duygulara Rest Çekti!

                       Haber: MURAT FIRAT  Türk pop sahnesi zaman zaman güçlü seslerle parlar, zaman zaman da güçlü hikâyelerle… Ama nadiren her ikisini aynı anda, bu kadar sahici ve bu kadar çarpıcı bir biçimde yakalar. Melike Şahin ve Seda Erciyes imzası taşıyan Sev Seveceksen tam olarak böyle bir yerde duruyor. Bu şarkı yalnızca bir düet değil; bir duruş, bir itiraz, bir sınır çizgisi. Dinlediğiniz anda sizi içine çeken o tekinsiz atmosfer, aslında çok tanıdık bir duygunun yansıması. Yarım kalmış ilişkiler, eksik bırakılmış duygular, adı konmamış hayal kırıklıkları… Şarkı, daha ilk sözlerinden itibaren bir ilişkinin soğuyan, içten içe çürüyen tarafını önünüze koyuyor. Seda Erciyes’in sesi burada neredeyse bir iç ses gibi çalışıyor. Sorgulayan, mesafe koyan, hatta yer yer karanlığa yaklaşan bir anlatıcı gibi. Onun bölümünde hissedilen o “minik sevgi tortusu” ifadesi, aslında şarkının en acıtan tarafı. Çünkü t...