Ana içeriğe atla

Nilgül "Son Sözü Dinleyici Söyler"


"Radyoda Bi' Şarkı" ile müzik listelerinde hızla yükselişe geçen Nilgül, hakkında merak edilenleri, kariyeriyle ilgili planları ve hala devam eden projelerini bizlerle paylaşıyor.

Merak edenler için soruyorum: Nilgül kendini anlatabilir misin?
İzmir’liyim. 3 kız kardeşin ortancasıyım. Evli ve bir çocuk annesiyim.

Bize biraz müzik geçmişinizden bahseder misiniz? Müziğe nasıl başladınız? Şarkıcı olmak en büyük hayaliniz miydi yoksa tesadüf eseri mi giriş yaptınız?
Kendimi bildim bileli şarkı söylüyorum. İstanbul’da çalışmaya başladıktan sonra çeşitli sanatçılara vokal yaptım. Ve o dönem TMC müzik ile tesadüfen tanıştık ve albüm macerası başlamış oldu.

“Radyoda Bi’ Şarkı” single çalışmalarınız nasıl geçti? Kimlerle çalıştınız? Hangi isimler teşekkürü hak etti?
Son şarkım “Radyoda bi’ şarkı”nın sözü müziği Zeki Güner’e ait, aranjesini Hakan Yeşilkaya hazırladı ve mix-masteringini Tarık Ceran yaptı. Klibi İbrahim Mert Gider çekti, şarkımızda Pasaj müzikten yayınlandı. Hepsine defalarca teşekkür ettim ama bir kez de buradan çok teşekkür ediyorum. Fazlasıyla içime sinen bir çalışma olmasını sağladıklar.

6 yıl aradan sonra ´´Radyoda Bi’ Şarkı`` adında bir single çıkardınız. Bu muhteşem şarkının bir hikâyesi var mı?
Özel bir hikâyesi yok! Sadece uzun bir aranın ardından geldiği için çok değerli. 

"Radyoda Bi’ Şarkı" şarkınız 6 yıllık farkı kapatacak mı? Ve tekrar müziğe ara verecek misiniz?
Açıkçası açık kapatır mı kapatmaz mı bilemiyorum. Hiç öyle şeyleri düşünen, planlayan biri değilim. Stratejik değilim yani. Hayat böyle gelişti ve kendiliğinden bu kadar ara oldu. Bilerek de bu kadar ara vermiş değilim, aslında. Hoş, ara verdiğim dönemde bile müzik hayatımda hep vardı. İkinci plana atılmış değildi hiç. Bir daha bu kadar uzun aralar olacağını sanmıyorum.

6 yıl gibi uzun bir aranın ardından müzik piyasasına dönüş yaptınız. Müzik camiasında "olumlu - olumsuz" ne gibi değişimler gözlemlediniz?
Müzik piyasası daha çok dijitale dönmüş durumda. Bunun avantajları olduğu kadar, dezavantajları da var. Öyle ya da böyle bizlerde bu oluşuma ayak uydurmak ve dâhil olmak zorundayız. Çünkü bütün Dünya’da böyle... İnsanlar çok çabuk ulaşıp, çok çabuk tüketebiliyorlar her şeyi. Bu koşullar içinde klasik olabilmek günden güne zorlaşıyor. Her şeyde olduğu gibi müziğe de kolay ulaşılabildiğimiz için bir parça değersizleşip, önemsizleşiyor!

 “Radyoda Bi’ Şarkı” şarkısının klip hikayesini anlatır mısınız?
Sevgilisinin ardından acı çeken bir kadının hikâyesi.

''Radyoda Bi’ Şarkı" singleniz dinleyiciden nasıl tepkiler alıyor? Geri dönüşlerden memnun musunuz?
Geri dönüşler süper! Şimdiye kadar hiç olumsuz bir şey duymadım. Çok mutluyum bu yüzden. İnsanlar beni gerçekten özlemiş ve daha fazla dinlemek, konserlerde görmek istiyorlar.

Oğlunuzun müziğe ilgisi var mı? İleride profesyonel olarak yapmak isterse destek olur musunuz?
Ömer müzik dinlemeyi çok seviyor, özellikle yabancı şarkıları ilgisini çekiyor. Oğlumun yaşı çok küçük ama müziği seçerse tabii ki desteklerim.

Eşinizle tanışma hikayeniz nedir?
Bodrum’a çalışmak için gittiğim bir yaz tanıştık eşimle, sonra da hiç ayrılmadık. Tam 15 yıldır birlikteyiz.

Eşinizi kıskanır mısınız?
Eşimi kıskanacağım bir durum hiç olmadı, yani buna neden olacak şeyler yapmaz eşim. Ama bir hatası olursa elbette kıskanırım. Gerçi yapı olarak öyle kuşkulanan, kısıtlayan birisi değilim. Mesela eşim 15 günde bir arkadaşlarıyla dışarı çıkar ve sabaha karşı eve gelir. Arayıp neredesin diye sormam bile! Yapacak olan insan dört duvar arasında bile yapar. Evliliğin temelini karşılıklı saygı ve güven oluşturur, sevgi bana göre 3. sırada kalıyor.
Piyasada evlilikler erken bitiyor, Evlilik sanat dünyasına aykırı mı?
Sanatla birlikte evliliğin yürümesi zor. O dünyayı bilen, sizi çok iyi tanıyan ve size çok güvenen biri olursa eşiniz, evlilik yürür.

Şöhret işimin getirisi…

Cover şarkılar albümlerinizde ilgi görmüştür, şarkı seçimi yaparken nelere dikkat edersiniz?
Şarkı seçimi yaparken sadece kalbimin dinliyorum. Ve kalbim beni hiç yanıltmadı.

Müzik camiasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Hala Nilüfer - Sezen Aksu - Ajda Pekkan dinliyoruz...
Şarkıların çok hızlı tüketildiği bir dönemdeyiz. O yüzden gözden kaçan, hak ettiği ilgiyi göremeyen şarkılar ve şarkıcılar var. Tabii ki şişirilmiş şarkılar ve şarkıcıları da unutmayalım.

Nilgül için ''şöhret" ne anlama geliyor?
Şöhret işimin bir getirisi sadece. Hiç şöhret odaklı olmadım. Sadece şöhretli olmak için türlü oyunlar, kavgalar ve yalanlar söylemedim. Yani ben dinleyicimi hiç kandırmadım! Elbette sevilmek, beğenilmek çok güzel duygular ama benim için aslolan şarkı söylemek. Ve insan olabilmek.

Kadına, çocuğa ve hayvanlara yönelik şiddette artış, endişelendirmiyor mu?
Bu toplumda yaşayan bütün kadınlar gibi çok üzülüyor ve endişeleniyorum şüphesiz. Cezaların arttırılması ve iyi hal indiriminin uygulanmaması gerekiyor. Caydırıcı ağır cezalar olmalı ve uygulanmalı. Bu konuda annelere çok iş düşüyor. Sevgi dolu bir ailede yaşayan, her canlıyı seven ve önemseyen, herkesin yaşam hakkının var olduğunu bilen çocuklar yetiştirmeliyiz. Tabularla, ayıplarla, yasaklarla çocuk yetiştirmenin sonuçlarını yaşıyoruz hepimiz. Ayıp, günah ve yasak gibi kavramların tümünün yeniden sorgulanıp inşa edilmesi gerekli bu toplumda. Hırsızlık yapmak, dedikodu etmek ve iftira atmak ayıp! Herhangi bir canlıyı öldürmek, ağzı dili olmayan canlılara zarar vermek, senden güçsüz ve savunmasız çocukları istismar etmek, kadınlara izni olmadan dokunmak yasak! O kadar çok şey var ki söylenecek, umarım en kısa sürede gerekli yasalar çıkar ve uygulanır.

“Hit potansiyeli arabada belli olur” diye bir söylem vardır, sizce doğru mu?
Bilmem hiç denemedim. 

Hareketli mi yoksa slow parçalar mı daha değerli?
Şarkının temposundan çok duygusu önemli. Ama ben slow şarkıları dinlemeyi ve söylemeyi daha çok seviyorum.

Günümüzdeki müzik camiasında bütün yük sanatçıların sırtında! Albümü hazırlayan, klibi çeken sanatçı "Sadece" basımını yapıp dağıtan müzik şirketi! Gerçektende müzik şirketlerinin bir önemi kaldı mı?
Haklısınız. Daha hakkaniyetli olması gerek bu paylaşımın. İki taraf da sömürülmemeli. Herkes hakkını alabilmeli. Tabi eskisi kadar önemli değil artık hangi şirketten şarkı yayınladığınız. Gittikçe yapımcı faktörünün kalmayacağını düşünüyorum bu konuda. Ama bu daha özgür, bağımsız müzisyenlerin de çoğalması demek. Bu açıdan sevindirici. (Gülüyor)

Piyasada ki kartelleşme için ne düşünüyorsunuz?
Öyle bir kartelleşmeyi hissetmedim. Belki de benim bağımsız bir kişilik olmamdan dolayı! Hiçbir güce, kişiye, topluluğa ait değilim. Yapım da buna müsait değil. 

Müzikte prensiplerin var mı? Ya da bu tarzda asla söylemem dediğiniz şarkılar?
Asla söylemem dediğim bir tarz yok ama asla söylemeyeceğim dediğim bazı kelimeler var. Ve hatır gönül için, sırf etiket olsun diye, kişiliğini onaylamadığım birinin şarkısını söylemem. Kendi beğenmediğim bir şarkıyı sırf tutsun diye de söylemem. Mutlaka benim sevmem gerekiyor o şarkıyı.

Müzik sektörünün bel kemiği...

Türk pop müziğini nasıl görüyorsunuz? Şarkılar çabuk eskiyor, çok çalışmak sürekli üretmek mi gerekiyor? Ne yapmalı ayakta kalmak için?
Çok güzel şarkılar olduğu gibi, birbirinin aynı, berbat yorumlanmış ve sadece tutsun diye yapıldığı çok belli olan şarkılar ve proje şarkıcılar var elbette. Ama onlar her dönem vardı ve olmaya da devam edecekler. Bu kaçınılmaz bir durum. İyiler zaten uzun vadede kendini belli ediyor, kalıcı olanlar da onlar olacak tabi. Evet çok çalışmak ve devamlı üretmek gerekiyor ama üretebilmek için de zaman zaman sadece izlemek, biriktirmek nadasa çekilmek gerekli. Yoksa kendini tekrara düşebiliyor sanatçı. Bu ikisini dengeleyebilmek sanırım asıl mesele.

Müzik dünyasında radyocuların ne gibi bir etkisi olduğunu düşünüyorsunuz? Radyocular şarkıcılara mı şarkıya mı öncelikle önem veriyor?
Müzik sektörünün bel kemiğidir radyolar. Şarkıcılara mı şarkılara mı daha çok önem verdiklerini tam olarak bilemem tabi. Ama belli bir kaliteyi her zaman koruyan herkesi çalıyorlar gördüğüm kadarıyla. Kayırılan şarkıcılar olabilir, kişisel ilişkilerini profesyonellikle karıştıranlar da olabilir ama son sözü her zaman dinleyici söyler. İstedikleri kadar dayatsınlar bir şarkıyı ya da şarkıcıyı, halk sevmemişse unutulur gider. Kaldı ki çok da haksız desteklenen, haksız ödüller verilen insan olmuştur sektörde, şimdi neredeler? İlahi adalet er ya da geç tecelli eder.

Müzik sektöründe ön plana çıkmak için ses dışında görüntünün de önemli olduğunu düşünüyor musunuz?
Tabii ki önemli. Görsel bir iş yapıyoruz sonuçta. Ama bu sadece bizim sektörümüz için geçerli değil. Her işte önemli. Kişinin kendisine ve diğer insanlara gösterdiği saygıdır netice de bu.

Nilgül’ün idolü var mıdır? En çok kimleri dinlersiniz ve düet yapmak istediğiniz bir sanatçı var mı?
Sevdiğim, beğendiğim, ilham aldığım pek çok şarkıcı var. Ama idolüm diyebileceğim tek bir insan yok. Marc Antony ile düet yapsam şahane olurdu. (Gülüyor)

Profesyonel kariyerinizde ki en büyük ders?
Bugüne dek öğrendiğim en önemli ders, kendi kararlarını kendin vereceksin ve her zaman kalbinin sesini dinleyeceksin. Ve kendin için düşündüğün cover’ları başka arkadaşlarına söylemeyeceksin. Sonra kendileri düşünmüş gibi senden önce okuyuveriyorlar! (Gülüyor)

Şarkılarınızı ilk kime dinletirsiniz?
Şarkılarımı ilk eşime dinletirim. 
Şarkıcılığınız hakkında çevrenizden en sık duyduğunu sözler neler?
Dinleyen hemen herkes sesimde özel bir tınının olduğunu ve bunun kalbe dokunduğunu, etkilediğini söylüyorlar. Avaz avaz, bağıra bağıra şarkı söylemediğim için beğendiklerini söylüyorlar. Özellikle birebir, çıplak sesimi duyanlardan daha çok duyuyorum bu yorumu. Belki şarkıların çok içine girip hissettiğimi, hissediyorlardır.

Genç meslektaşlarınıza en çok hangi konuda tavsiye verirsiniz? Başarılı bulduğunuz isimler?
Benim kendi oğlumda dâhil hep söylediğim bir şey var, “Kanatların var ve dilediğin yere uçabilirsin”. Kimsenin hayallerinize, umutlarınıza dokunmasına, karışmasına izin vermeyin. Şu an sahip olduğumuz tek hayatımız var ve nasıl yaşanacağını sadece kişinin kendisi bilir. Tabi kimseleri kırmadan, hak yemeden, bileğinin hakkıyla, mücadele ederek.
Son zamanlarda en çok Merve Özbey’i ve Kalben’i beğeniyorum. 

Kliplerde neden bu kadar cinsellik teması kullanılıyor? Bazı şarkıcıların 20 klibinden 15'i yatakta çekilmiş...
Çünkü klasiktir cinsellik ve şiddet her zaman dikkat çeker. En azından rakiplerinin arasından sıyrılabilmek için en kestirme yol budur. Bu tamamen kişisel bir tercihtir. Kişi bunu taşıyabilecekse, istiyorsa ve alıcısı da varsa sanırım bize bir şey demek düşmez. Beğenmiyorsak seyretmez, dinlemeyiz.

Fit ve genç kalmanızın sırrı?
En başta genetik geçmişim var. (Gülüyor) Çok az yemek yemem, çok su içmem, hiç yerinde duramayan, hiperaktif bir tip olmam ve en önemlisi, kimse hakkında kötü düşünmeyip, herkesin iyi olmasını istemem, dedikodudan, haksızlıktan, bütün ayrıcalıklardan, adam kayırmacılıktan uzak durmam olabilir. 

Nilgül hanım, bize bir gününüzü anlatın dersek neler anlatırsınız?
Sabah 07.30’da başlıyor gün. Ömer’i okula gönderdikten sonra, kahvaltımı yapıyorum, günlük gazetelere göz atıyorum ve yapılacak işler varsa onları bitirmeye çalışıyorum. Uzun yıllardır, haftanın 3 günü yoga yapıyorum. Saatini kendime göre ayarlıyorum. İşim yoksa arkadaşlarımla buluşup bir kahve içiyorum ama en çok kendi başıma gezmeyi seviyorum. En çok gezdiğim yerler ise tüm kitap evleridir, beni bir kitapçıda bulabilme ihtimalleri oldukça fazla. (Gülüyor) 16.30 Ömer’in okuldan gelme saati, çok önemli bir işim yoksa muhakkak ben karşılarım oğlumu. Onun dersleri, banyosu, akşam yemeği, yatma saati derken, maalesef çok vakit kalmıyor televizyon izlemeye. Ömer’i yatırdıktan sonra elime mutlaka bir kitap alıp, yatmaya geçiyorum. Ve çoğu zaman kucağımda bir kitapla sızıyorum.
               
Sosyal Medya ile aranız nasıl? Takipçileriniz sizinle ilgili haberlere, sahne takviminize nerelerden ulaşabilir?
Sosyal medyada maalesef çok aktif değilim. Ama bana nilgulofficial İnstagram ve nilguleroglu Twitter - Facebook’tan ulaşabilirler. Bütün gelişmeleri oradan paylaşacağım. 

Fanlarınıza söylemek istedikleriniz?
Hayat kısa, kimsenin hayatı sizinkinden daha önemli ya da değerli değil. Ve bu dünyadaki kısıtlı vaktinizi kendinizi geliştirecek, dönüştürecek şeylere açın. Varoluşumuz itibariyle hepimiz çok değerli ve önemliyiz. Her zaman yüreğinizin sesini dinleyin. 

Yaş: Yaşsız bir insanım.
Boy-Kilo: 1.72 - 57
Tuttuğunuz takım: Beşiktaş
En sevdiğiniz renk: Mavi ve siyah
Ne tür müzik dinlersiniz: Klasik caz
En sevdiğiniz şarkı ve nedeni: Moon River- Tiffany’de Kahvaltı filminin sound track’i. Filmini de çok severim.
Yaptığınız en büyük çılgınlık: 22 yaşında İzmir’den İstanbul’a taşınmak.
Sevdiğiniz için neleri göze alırsınız: Her şeyi göze alabilirim.
Sizi sevenin sizin için neler yapması hoşunuza gider: Kendi gibi olması ve iyi bir insan olması yeterli.
Şu an ruhunun olmak istediği yer: İzmir
İzlemekten keyif aldığın TV programları neler: TV izlemeyi sevmiyorum. Ama denk gelirsem TLC’deki dekorasyon programlarını izlemeyi seviyorum.
Hayatta en çok kıymet verdiğin insan: Oğlum Ömer
Hayvan besliyor musunuz: Hayır
Aşk her şeyi affeder mi: Hayır affetmez
Fobilerin : Korktuğum bir şey yok.
Hobilerin:  Kitap okumak, astroloji, dikiş dikmek.
En büyük hayaliniz: Dünyayı gezmek
Beğendiğiniz ve Beğenmediğiniz huyunuz: Merhametli, adil olmamı, yalan söylemememi severim. Çok aceleci olmamı ve çabuk sinirlenmemi sevmiyorum.
Sizi en mutlu eden iltifat hangisi: Bir arkadaşımın annesi “Senin kalbin uyanık kızım” demişti. Çok sevmiştim bu ifade ediş biçimini. Gerçekten öyle olmasını umuyorum.

Röportaj: MURAT FIRAT







Yorumlar

Popüler Yayınlar

Müziğin Ritimlerinden Beyaz Perdeye Sektörün Ezberlerini Bozan Bir Yönetmen Portresi

                 Röportaj: MURAT FIRAT  Türkçe rap kültürünün henüz emekleme aşamasında olduğu yıllarda imkânsızlıkların ortasında prodüktörlük ve yapımcılık üstlenerek bir devrin temellerini atan öncü bir vizyoner. Müzik kariyerinde onlarca albüme imza atıp yüzlerce klip çektikten sonra sinemanın görsel dünyasına adım atan ve Şuursuz Aşk gibi projelerle ulusal ve uluslararası arenada ödüllere layık görülen sıra dışı bir yazar ve yönetmen. Sadece kamera arkasındaki ustalığıyla değil popüler kültür standartlarına sektörün yapımcı egolarına ve sahte şöhret algısına karşı sergilediği tavizsiz duruşuyla da fark yaratıyor. Müziğin hikaye anlatıcılığından Alman sinema disiplinine set ortamındaki katı ilkelerinden evlilik ve hayata dair samimi itiraflarına kadar uzanan bu söyleşide popülist ezberleri bozan son derece dobra bir sanat yolculuğuna tanıklık edeceksiniz. Kariyerinize Türkçe rap’in henüz emekleme aşamasında olduğu dönemle...

Zeynep Mansur’dan Popun Tatlı ve Alaycı Yüzüne Güçlü Bir Dönüş: “Di Mi?”

                        Haber: MURAT FIRAT  Türk pop müziğinde bazı şarkılar vardır; ilk dinleyişte büyük iddialar ortaya koymaz, kendisini dinleyiciye zorla kabul ettirmeye çalışmaz ama insanın kulağında güzel bir iz bırakır. Bir süre sonra fark edersiniz ki melodisi aklınızda dolaşıyor, nakaratını istemeden mırıldanıyorsunuz ve yeniden dinlemek istiyorsunuz. Zeynep Mansur’un yeni çalışması “Di Mi?” bende tam olarak böyle bir his uyandırdı. Uzun zamandır Türkçe pop müziğin içerisinde farklı türlerin birbirine fazlasıyla karıştığı bir dönemi yaşıyoruz. Rap müzik, arabesk, elektronik altyapılar ve deneysel sound’lar pop müziğin sınırlarını genişletirken, zaman zaman popun kendi sade ve melodik kimliğini de geride bıraktığını görüyoruz. Elbette müzik değişecek, gelişecek ve yeni türlerle buluşacak. Ancak bazen insan yalnızca iyi yazılmış, iyi düzenlenmiş ve sanatçının kendisini rahatlıkla ifade edebildiği bir pop...

30 Yıl Sonra Yeniden Konuşan Göksel: “İçimdeki Çocuk Hiç Değişmedi”

                  Röportaj: MURAT FIRAT Bir sanatçıyı yalnızca en çok bilinen şarkılarıyla tanımak, bazen onun hayatının en önemli bölümünü kaçırmak demektir. Çünkü sahnede görünen birkaç dakikanın, bir albüm kapağının ya da radyolarda yıllarca çalan bir şarkının arkasında; hayaller, kırgınlıklar, mücadeleler, bekleyişler ve yeniden ayağa kalkma cesareti vardır. Göksel’in hikâyesi de tam olarak böyle bir hikâye. 1996 yılında “Senden Kalan” albümüyle müzik dünyasına adım atan, ardından “Gönüllü Yazıldım” gibi bir eseri 90’lar Türk pop müziğinin hafızasına bırakan Göksel, aradan geçen 30 yıla rağmen geçmişte kalmış bir isim olarak değil, hâlâ üreten, hâlâ düşünen ve hâlâ yeni şarkıların peşinden giden bir müzisyen olarak karşımızda. Bu röportajın çıkış noktası da biraz tesadüf, biraz merak ve biraz da geçmişin bugüne bıraktığı izlerle ilgili. 90’lar şarkıları arasında yeniden karşıma çıkan “Gönüllü Yazıldım”, beni yalnızca bir haber hazırlamaya...

“Gelip Geçenlere Karşı Bir Duruş: Zerrin Özer’den Güçlü Bir Müzikal Manifesto ‘Geliyorlar Gidiyorlar’”

Haber: MURAT FIRAT Türk pop müziğinin zamana meydan okuyan sesi  Zerrin Özer , yeni şarkısı  Geliyorlar Gidiyorlar  ile bir kez daha yalnızca müzik yapmadığını, aynı zamanda bir duruş sergilediğini kanıtlıyor. Bu çalışma; hız çağının ilişkilerine, yüzeysel duygularına ve kolay tüketilen aşklarına karşı güçlü bir itiraz niteliği taşıyor. Dinleyiciye sadece melodik bir deneyim sunmakla kalmıyor; aynı zamanda içsel bir yüzleşmeye davet ediyor. Şarkının sözlerinde  Habil Ceyhan  imzası var; sade ama etkili bir dil kullanımıyla günümüz ilişkilerinin kırılganlığını gözler önüne seriyor. Bestede  Bülent Yetiş , duygunun omurgasını kurarken; düzenlemede  Mustafa Arapoğlu  ve  Göksel Kamçı  modern dokunuşlarıyla parçayı bugünün ritmine başarıyla taşıyor. Ortaya çıkan sonuç; geçmişin deneyimi ile bugünün enerjisini buluşturan dengeli ve etkileyici bir yapı. Zerrin Özer, bu şarkıda yalnızca bir yorumcu değil; adeta bir anlatıcı, hatta bir tanık. Sö...

Herkes Kolaya Kaçarken Gülşen Çıtayı Bir Kez Daha Yükseltti

                        Haber: MURAT FIRAT  Müzik endüstrisinin son yılların en büyük kimlik ve finans krizlerinden birini yaşadığı bir dönemdeyiz. Tüketim alışkanlıklarının değişmesi, dijital platformların hız odaklı yapısı ve yapay zekâ destekli üretimlerin giderek yaygınlaşması, müziğin üretim biçimini de kökten değiştirdi. Şarkılar iki dakikanın altına inerken, büyük prodüksiyonlar yerini düşük maliyetli işlere bıraktı. Üstelik sektörün önemli bir bölümü, "Müzikten artık para kazanılmıyor." düşüncesini neredeyse ortak bir kabulleniş hâline getirmiş durumda. Tam da böyle bir atmosferde Gülşen, İtaat Yok ile yalnızca yeni bir single yayımlamadı. Aynı zamanda pop müziğin hâlâ büyük fikirlerle, cesur prodüksiyonlarla ve yüksek standartlarla üretilebileceğini gösteren güçlü bir cevap verdi. Yaklaşık otuz yıldır sahnede, stüdyoda ve ekranlarda istikrarını koruyan sanatçı, kariyerinin bu döneminde bile kendini tek...

Selahattin Erhan: "İnsanların Hayatına Dokunmayan Hiçbir İşin Gerçek Bir Anlamı Yok"

                  Röportaj: MURAT FIRAT  Türk pop müziğinde yıllardır birçok unutulmaz esere imza atan söz yazarı ve besteci Selahattin Erhan, üretim anlayışından müzik sektörüne, hekimlik mesleğinden hayat felsefesine kadar pek çok konuda samimi açıklamalarda bulundu. Zerrin Özer'den Bülent Ersoy'a, Funda Arar'dan Mustafa Sandal'a kadar birçok önemli isme verdiği eserlerle tanınan Erhan, bu röportajda yalnızca kariyer yolculuğunu değil; sanatın topluma katkısını, müziğin değişen yüzünü, telif haklarını, genç müzisyenlere tavsiyelerini ve geleceğe dair hedeflerini de tüm açıklığıyla anlattı. Bugün birçok sanatçı tarafından seslendirilen eserlerin altında imzanız var. Ancak sizi sadece şarkılarınızla tanıyan geniş bir kitle bulunuyor. Selahattin Erhan'ı kendi cümleleriyle nasıl anlatırsınız? Bugüne kadar uzanan yolculuğunuzu nasıl özetlersiniz? Yaptığım ya da yapacağım işler ne olursa olsun, insanların hayatına pozitif katkıla...

Gökberk Demirci: Kalbimin ve mantığımın el verdiği sürece oyunculukta çok katı kuralım yoktur

Gökberk seni tanıyalım? 1989 yılında İzmit’te dünya'ya geldim. O zamanları fazla hatırlamıyorum, fakat mutlu bir bebekmişim fotoğraflardan anladığım kadarıyla  ;)   Aslen Adanalı’yım. Babamın mesleğinden dolayı birçok yer gezdik, gördük ve yaşadık. Benden 6 yıl sonra kardeşim Berkay dünyaya geldi. Pek uslu sayılmazmışım; öyle diyorlar. Ama o evre çok uzun sürmedi. Sanırım çocukken de büyüktüm hep! Hiç değişmediğimi söylerler.  ;) Sanırım oyunculuk kariyerin çocuk oyunları ve skeçlerle başladı? Kariyerim sayılmaz ama temeli çocukluk yıllarına dayanıyor. Özel günlerde oynanan oyunlar, anlık girilen karakterler ve başka birisi gibi davranmalar vs, vs (gülüyor). Çocukken fazla enerjiktim. Haliyle öğretmenlerim de bunu bir yarara dönüştürdüler. Hem benim için, hem de kendi sinir sistemleri adına  ;) 😉   Birçok konuda en büyük destekçim önce inancım, sonra ailem ve yakın çevrem oldu. Cengiz Küçükavyaz tiyatrosu ve Aktör-ist’lun kariyerin açısından ...

Meltem Leylekoğlu’ndan Doğru Şarkıyla Gelen Güçlü Bir Adım: Sardunyalar

                       HABER: MURAT FIRAT Müzik dünyasında bazı sanatçılar vardır; kendilerini bir anda değil, zaman içinde, sabırla ve üreterek ortaya koyarlar. Meltem Leylekoğlu da bu isimlerden biri. Sahne deneyimi, farklı müzik türlerine olan yatkınlığı ve kendisini geliştirme isteğiyle yoluna devam eden sanatçı, yeni çalışması “Sardunyalar” ile kariyerinde dikkat çekici bir adım atıyor. Meltem’in müzik yolculuğuna baktığımızda, yalnızca bir şarkı söyleyen değil, bu işi hayatının merkezine alan bir sanatçı profili görüyoruz. O Ses Türkiye’de yer alarak geniş bir dinleyici kitlesinin dikkatini çeken Leylekoğlu, sahne çalışmalarını da sürdürerek müziği günlük hayatının geçici bir parçası olmaktan çıkarıp mesleki bir çizgide devam ettiriyor. Benim açımdan bir sanatçıyı değerlendirirken yalnızca sesine ya da sosyal medyada ne kadar görünür olduğuna bakmak yeterli değil. Sahneye çıkmak, üretmek, repertuvar hazırlamak, dinleyiciy...

Bahadır Sağlam’dan Duygusal Bir Anlatı: “Sahte Gül Pazarı” ile Modern Aşkın Yalnızlığı

Murat Fırat - Uzman Gazeteci / Köşe Yazısı  Türk alternatif sahnesinin duygusal anlatımı güçlü isimlerinden Bahadır Sağlam, yeni single’ı “Sahte Gül Pazarı” ile dinleyiciyi doğrudan iç dünyasının en kırılgan noktalarına davet ediyor. Söz ve müziği tamamen sanatçının kendisine ait olan parça; düzenleme, mix ve mastering tarafında Mert Ağırlar’ın dokunuşunu taşıyor. Görsel dünyası da en az müziği kadar özenli kurulan şarkının klip yönetmenliği ve kurgusu Stephen’a, görüntü yönetmenliği Ömer Kaya’ya ait. Ghetto Production Turkey etiketiyle dijital platformlarda yayımlanan eser, Datça’nın doğal ve sade atmosferinde çekilen klibiyle şarkının yalnızlık hissini görsel bir şiire dönüştürüyor. Kargilos Hotel & Beach ve Green Horse Ranch ekiplerinin katkılarıyla hazırlanan sahnelerde, gün batımı ve deniz manzarası eşliğinde yürüyen yalnız bir figür; modern insanın kalabalık içindeki yalnızlığını güçlü bir sembole dönüştürüyor. “Sahte Gül Pazarı”, yalnızca bir ayrılık hikâyesi...

Güllü’nün Hayaliydi, Kibariye’ye Kısmet Oldu: “Ah Çocuk”

Haber: MURAT FIRAT   Arabesk müziğin en içten yorumcularından Kibariye, dinleyicinin kalbine dokunan yeni çalışması “Ah Çocuk” ile yalnızca bir şarkı seslendirmedi, yarım kalan bir duyguyu tamamladı. Bu eserin en güçlü tarafı, arkasındaki hikâyede saklı. Çünkü şarkı ilk olarak Güllü’nün hayaliydi. Bir acının ardından kaleme alınan ve tamamlanamayan bir eser, başka bir sesle yeniden hayat buldu. Bu nedenle ortaya çıkan çalışma yalnızca bir yorum değil, bir vefa zinciri gibi ilerliyor. Kibariye’nin müzikal yolculuğu boyunca öne çıkan en belirgin özellik, duyguyu saklamayan yorumu oldu. Sahneye çıktığında teknikten çok kalp konuştu. Uzun yıllar boyunca arabesk ile halkın ortak duygularını taşıyan sanatçı, güçlü vibratosu ve içten anlatımıyla tanındı. “Ah Çocuk”ta da bu birikim açıkça hissediliyor. Vokalin kırıldığı anlar, nefes aralarındaki titreme ve nakarata yaklaşırken kurulan gerilim, yılların getirdiği bir yorum gücünü gösteriyor. Bu noktada eserin söz ve müzi...