Ana içeriğe atla

Berzah: "Olmazsa Olmazım MÜZİK"

"Kayıp Şehir" şarkısıyla başarılı bir çıkış yakalayan Berzah, müzik piyasası ve özel hayatıyla ilgili samimi açıklamalarda bulundu.

Merhaba Berzah Bey nasılsınız, okuyucularımıza biraz kendinizden, hobi ve fobilerinizden bahseder misiniz? Hayatınızda olmazsa olmazlarınız nelerdir?
Olmazsa olmazım müzikti her zaman, yaşadıklarım, dertlerim, sevinçlerim sözlerim oldu dermanıysa müzik. Eğer prodüksiyon aşamasında kendiniz yapıyorsanız hobilere gerçekten yer kalmıyor hayatınızda. Bazen müzik yapmadığım zamanlar boş geçen zamanlar gibi geliyor. Sonra ertesi günü tamamen stüdyoda geçiriyorum bazen bir şeyler çıkıyor bazen bununla harcadığım 8-9 saatim kendimi geliştirdim en azından şeklinde devam ediyor. Fobim; yükseklik ve uçak diyebilirim, fobi değil de pek haz etmiyorum kendilerinden.

Müzikal yolculuğunuz nasıl başladı?
12 yaşında arkadaşlarımla bir grup kurmuştuk. O zamanlar bateri çalıyordum. Grup dağıldı herkes bir şekilde devam etti, ben davulumla bir başıma kalınca müzik yapma programlarını kurcalamaya başladım, bu programlar konusunda bir yeteneğim olduğunu düşünüyorum hemen çözebiliyorum. Eskiden tabi öğretici videolar yoktu, kendi kendimize çözüyorduk. Sonradan  bir dönüş gerçekleştirip rap altyapıları yapmaya başladım çok güzel paralar kazanıyordum o zamanlar... Şimdiki bu Türk soundlarını o zamanlarda yerleştiriyordum. Tabi sonradan arabesk rap’le bozdular bunu benim ki daha masumdu.

''Kayıp Şehir" single çalışmanız nasıl başladı? Kimlerle çalıştınız? Hangi isimler teşekkürü hak etti?
Kayıp Şehir şarkısını ben 2013 yılında yazmıştım aslında ‘’Git‘’ ten bile eski bir şarkımdı. O zamanlar biraz daha batı müziği tadındaydı. Cem Coşkun’la beraber şarkıyı yeniden düzenledik. Final aşamasında Suat Aydoğan ritimleri değiştirdi, daha pop ve daha zengin bir hal aldı, klarneti lise arkadaşım Hasan Dağlar çaldı kendisi Halil Sezai ile çalışıyor genelde oradan tanıyor piyasamız birazda, Doğukan Şenyaylar keza aynı şekilde liseden arkadaşım çello tarafını o üstlendi, Kadir Ak’ta Kayıp Şehrin Neyzeni teşekkürü hak eden çok kişi var bir büyükte  kayıp şehrin belediye başkanı babama, kendisi 17 yıl boyunca Milliyet gazetesinde de çalışmıştı bu röportajı duyunca ekstra sevindi. Albümün de tüm masraflarını üstlendiğine göre en büyük teşekkür kolumda imzasının dövmesi bile olan babama gelsin. (Gülüyor)

''Kayıp Şehir" şarkısına klip çektiniz, klibin hikayesi nedir?
Klip benim düşündüğümden çok farklı oldu aslında normalde klipte ben çok az gözükecektim bale yapan çok tatlı bir kızımız vardı fakat bazı nedenlerden kaldırmak zorunda kaldık, zorlu bir süreçti aslında fazlasıyla problem oldu sonuçtan ne kadar memnunum bilemiyorum ama hikâye olarak Berzah yine belli ki bir üzülüp isyan etmiş (Gülüyor) bir süre daha böyle üzüleceğiz sanırım kliplerde.

''Kayıp Şehir" singleniz dinleyiciden nasıl tepkiler alıyor? Geri dönüşlerden memnun musunuz?
Henüz bir tane bile kötü yorum almadım. Herkes ‘’- bu nasıl bir şey ne tarz oluyor bu ‘’ şeklinde daha çok tarz ne bu şarkının kısmında kalıyorlar. Sonuçlar beklediğim gibi, ‘’ - iyi olan bütün müzikleri dinlerim ‘’ diyen kitleyi hedef almış durumdayım. Baktığımız zaman gayet de iyi gittiğini söyleyebilirim. Güvendiğim birçok müzik listesinde 10’dan girip 4’e kadar yükselmiş durumda.

Popüler bir söz yazarının bestesiyle albüm çıkarmak varken söz ve müziği size ait bir şarkıyla çıkış yaptınız. Risk almak gözünüzü korkutmadı mı?
Ben bu konuda çok gözü kapalıyım gerçekten. Çok fazla söyledim. Başkasının yazdığı sözü okuyamam ya da onun enerjisine giremem gibi geliyor. O benim hikâyem değil ben gerçeklikten besleniyorum o yüzden en korktuğum şey âşık olamamak sanırım ilk sorudaki fobi kısmına ekleyebilirim bunu da, ne zaman hissedemem ne zaman hislerime tercüman olamam o zaman belki gidip popüler birinden şarkı alabilirim. Ben bir süre daha sözlerinde düşünülmesi gereken adam olarak kalacağım. Düz yazamıyorum, denedim. Bir şeyi anlatacaksam onu hislere değecek şekilde anlatmalıyım. ‘’ Küllerim de yok kemiklerim de sade noksan ‘’ dediğimde küllerinden doğan Anka kuşu benzetmesini ben söylemedikçe kimse anlamaz sanırım. (Gülüyor)
                                                                                                                                       
Bir şarkının hit olacağını anlamak mümkün mü?
Slow şarkı hit olmaz algısı çok var, yapsana şöyle bir cuppa cuppa şarkılardan tepkisini o kadar çok alıyorum ki, sırf onlar sussun diye yaptım öyle şarkı, tepkiyi alır almaz al bak yaptım diyorum, çıkarsana bunu o süpermiş. Ama hit şarkı halkla orantılı bir şeydir. Hit bir şarkı yapmak için toplumda tam ortayı hedef alıp öyle atış yapmak gerekir. Herkesin anlayacağı düşünmeyeceği şarkılar hit oluyor ülkemizde. Yani aslında hit şarkıyı anlamak çok kolay. Popüler demek iyi demek değildir.

Müzik adına neler yapmak istiyorsun? Şu an yapmak istediklerinin neresindesin?
Şunu çok net söyleyebilirim ‘’ - Bu işi yapmak çok zor! ‘’ tabi ki kolay olduğunu hiçbir zaman düşünmedim ama bu kadar zor olduğunu gerçekten bilmiyordum. Yaşadığım duyguları sözlere dökerek yalnız değilsiniz bizde geçtik bu yollardan, ölmedik diyorum aslında... Müziği hala bir meslek olarak görebilmiş değilim ama ben çok sevdiğim şeyi yapıyorum. Hedefim olabildiğince buna devam etmek çok yükseklerde gerçekten gözüm yok. Kalitemi bozmadan ilerlediğim her adım benim için en güzel kazançtır.

Müzikte prensiplerin var mı? Ya da bu tarzda asla söylemem dediğiniz şarkılar?
Metallice dinleyen popüler müzik içine Türkçe R&B ve rap ritimler koyan biriyim ben. Sanırım asla söylemem diyebilme lüksüne sahip görmüyorum kendimi. Yaşasın müzik! Diyebilirim ama. (Gülüyor)

Piyasada kalıcı olacağınıza inanıyor musunuz?
Şu anda dinlediklerimiz gördüklerimizi Berzah buz dağının görünen kısmı öyle şarkılarla geleceğim ki kalıcı ne kadar olur?

İlham hangi zamanlarda geliyor?
Bu gerçekten en beklenmedik zamanlarda denilebilecek bir şey, aklımda şarkıyı mırıldandığım bölünmüş uykularım var. Ya da trafiğin en fena saatlerinde bir anda gelen melodiler.

Yerli, yabancı olarak kimleri dinliyorsunuz?
Ben genelde dinlediğim zaman elektronik müzik tercih ediyorum. Solomun tercihim, Yerli dersek Hayko Cepkin, Halil Sezai, Athena gibi. Türkçe rap hiç dinlemiyorum dinlersem de Server Uraz sadece. En azından önemli bir şeylerden bahsediyor laf kalabalığı yok.

Cover yapmak istediğiniz şarkı var mı?
Babam Azeri... Doğal olarak ben de yarı yarıya Azeri kanı taşıyorum o yüzden Azeri bir şarkıya cover yapabilirim. Gözüme kestirdiğim bir iki tane var. Onun dışında Rusça biliyorum. Rus bir şarkıya cover yapabilirim düet bir şekilde. Bunlar düşündüklerimin bazıları. Yerli yaparsam da Ahmet Kaya olurdu sanırım, tabi hakkını verebileceksem o topa girerim. Yoksa Ahmet Kaya coverı yapan çok kötü örnekleri var. Ve maalesef popüler.


Türk pop müziğini nasıl görüyorsunuz? Şarkılar çabuk eskiyor, çok çalışmak sürekli üretmek mi gerekiyor? Ne yapmalı ayakta kalmak için?
Ayakta kalmanızın tek şansı var. Ne kadar iyi olursa olsun bu işi maddiyat çözüyor. Ne kadar reklam o kadar popülerlik denkleminde her şey. Ben şuna inanıyorum şarkı iyiyse er ya da geç birileri fark edecek bunu. Reklam olayı süreci hızlandırır, gerisi teferruat... Ben olabildiğince şarkı vereceğim klip çekeceğim ve bunu insanlara sunacağım.

Müzik dünyasında radyocuların ne gibi bir etkisi olduğunu düşünüyorsunuz? Radyocular şarkıcılara mı şarkıya mı öncelikle önem veriyor?
Hiç radyocu tanımadım henüz. Tamamen bilgim dışarıdan duyduğum ve radyo pr’cımın anlatımından. Sonuçta benimde önüme bir sürü şarkı koysalar ilk önce ismini duyduklarım bildiklerim ilgimi çeker. Radyocularda aynı şekildedir. Rotasyona girecek şarkılar genelde bildiği ısındığı kişileri öncelikli tutarlar. Kısacası benim görüşüm tamamen şarkıcıya göre öncelikler.

Düet yapmak istediğiniz bir isim var mı? Kimle bir düet yapmak istersiniz ve neden o kişi?
Ben yıllardır sahneye çıkıyorum gerek tiyatro gerek müzik, 300 tane konser vermişimdir belki ama hep yer altından gözledik biz piyasayı hiç içinde olmamıştım taa ki mayıs ayında ilk single’ı çıkarana kadar. Bu single’dan sonra ilk konserime Ece Seçkin’le beraber çıkmıştım. Kendisine dinletmişler beğenmiş tabi çıksın demiş. Çok sevinmiştim, heyecanlanmıştım. Sonradan ablama söyledim durumu. Ece Seçkin’i sen zaten tanıyorsun. Küçükken oynuyordunuz, maslakta oturuyorken dedi. Hâlbuki küçüklük arkadaşımmış benim (Gülüyor). O yüzden herhalde bu kişi Ece Seçkin olurdu düet yapacak olsam.

Hayatında müzik dışında neler var?
Hayatımda müzik dışında koskocaman bir oyunculuk var, Pera Güzel Sanatlar Tiyatro bölümü mezunuyum. Müzikten sonra tiyatrodan oyunculuktan biraz koptum şimdilerde haftanın iki günü Craft’ta eğitimime devam ediyorum. Mükemmel bir yer herkesle kafan uyuşuyor. İlk gittiğimde daha büyülendim haftanın iki günü deli gibi tiyatroyla iç içe yaşıyorum. Büyük deşarj ve mutluluğumu sağlıyor.

Birçok ses yarışmaları oldu, yarışmalar hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?
Ses yarışmaları oradan bir star çıksın diye değil o anımızı eğlenceli kılmak için yapılmış bir şeydir bence. Oralar geçici sihir yerleri umutları olanlar için. Ekrandayken sihirli değneğin menzilindesin. Elenirsen biterse büyü bozuluyor, menzilden çıkıyorsun.

İç dünyanızı nasıl dışa vuruyorsunuz?
Müzikle demeyi isterdim ama henüz bunu diyemiyorum çünkü yazdıklarım sıfıra indirilmiş hali. Ben içimde yaşıyorum dünyamı sonra bunu süzgeçten geçirip en temiz haliyle şarkılarıma yansıtıyorum.

Piyasada birçok yeni şarkıcı var sizi diğerlerinden ayıran özellik nedir? İnsanlar sizi neden dinlemeli?
Ben yıllarca insanları dinledim şimdi onlar beni dinlemeli ki notumu versinler. Bakalım bende onların derdini anlamış mıyım?

Burcunuz: Oğlak
Tuttuğunuz takım: Beşiktaş
En sevdiğiniz renk? Siyah ve Mavi
Ne tür müzik dinlersiniz? Elektronik
En sevdiğiniz şarkı ve nedeni? Losing my religion, nedensizce...
Yaptığınız en büyük çılgınlık? 18 yaşında bilmediğim bir ülkeye gitmem.
Sevdiğiniz için neleri göze alırsınız? 18 yaşında bilmediğim ülkeye giderim. (Gülüyor)
Sizi sevenin sizin için neler yapması hoşunuza gider? O durup benim yapmamı beklemesi. İlgi sevmiyorum ilgisizlik hastasıyım.

Röportaj: MURAT FIRAT

Yorumlar

Popüler Yayınlar

Müziğin Ritimlerinden Beyaz Perdeye Sektörün Ezberlerini Bozan Bir Yönetmen Portresi

                 Röportaj: MURAT FIRAT  Türkçe rap kültürünün henüz emekleme aşamasında olduğu yıllarda imkânsızlıkların ortasında prodüktörlük ve yapımcılık üstlenerek bir devrin temellerini atan öncü bir vizyoner. Müzik kariyerinde onlarca albüme imza atıp yüzlerce klip çektikten sonra sinemanın görsel dünyasına adım atan ve Şuursuz Aşk gibi projelerle ulusal ve uluslararası arenada ödüllere layık görülen sıra dışı bir yazar ve yönetmen. Sadece kamera arkasındaki ustalığıyla değil popüler kültür standartlarına sektörün yapımcı egolarına ve sahte şöhret algısına karşı sergilediği tavizsiz duruşuyla da fark yaratıyor. Müziğin hikaye anlatıcılığından Alman sinema disiplinine set ortamındaki katı ilkelerinden evlilik ve hayata dair samimi itiraflarına kadar uzanan bu söyleşide popülist ezberleri bozan son derece dobra bir sanat yolculuğuna tanıklık edeceksiniz. Kariyerinize Türkçe rap’in henüz emekleme aşamasında olduğu dönemle...

Zeynep Mansur’dan Popun Tatlı ve Alaycı Yüzüne Güçlü Bir Dönüş: “Di Mi?”

                        Haber: MURAT FIRAT  Türk pop müziğinde bazı şarkılar vardır; ilk dinleyişte büyük iddialar ortaya koymaz, kendisini dinleyiciye zorla kabul ettirmeye çalışmaz ama insanın kulağında güzel bir iz bırakır. Bir süre sonra fark edersiniz ki melodisi aklınızda dolaşıyor, nakaratını istemeden mırıldanıyorsunuz ve yeniden dinlemek istiyorsunuz. Zeynep Mansur’un yeni çalışması “Di Mi?” bende tam olarak böyle bir his uyandırdı. Uzun zamandır Türkçe pop müziğin içerisinde farklı türlerin birbirine fazlasıyla karıştığı bir dönemi yaşıyoruz. Rap müzik, arabesk, elektronik altyapılar ve deneysel sound’lar pop müziğin sınırlarını genişletirken, zaman zaman popun kendi sade ve melodik kimliğini de geride bıraktığını görüyoruz. Elbette müzik değişecek, gelişecek ve yeni türlerle buluşacak. Ancak bazen insan yalnızca iyi yazılmış, iyi düzenlenmiş ve sanatçının kendisini rahatlıkla ifade edebildiği bir pop...

30 Yıl Sonra Yeniden Konuşan Göksel: “İçimdeki Çocuk Hiç Değişmedi”

                  Röportaj: MURAT FIRAT Bir sanatçıyı yalnızca en çok bilinen şarkılarıyla tanımak, bazen onun hayatının en önemli bölümünü kaçırmak demektir. Çünkü sahnede görünen birkaç dakikanın, bir albüm kapağının ya da radyolarda yıllarca çalan bir şarkının arkasında; hayaller, kırgınlıklar, mücadeleler, bekleyişler ve yeniden ayağa kalkma cesareti vardır. Göksel’in hikâyesi de tam olarak böyle bir hikâye. 1996 yılında “Senden Kalan” albümüyle müzik dünyasına adım atan, ardından “Gönüllü Yazıldım” gibi bir eseri 90’lar Türk pop müziğinin hafızasına bırakan Göksel, aradan geçen 30 yıla rağmen geçmişte kalmış bir isim olarak değil, hâlâ üreten, hâlâ düşünen ve hâlâ yeni şarkıların peşinden giden bir müzisyen olarak karşımızda. Bu röportajın çıkış noktası da biraz tesadüf, biraz merak ve biraz da geçmişin bugüne bıraktığı izlerle ilgili. 90’lar şarkıları arasında yeniden karşıma çıkan “Gönüllü Yazıldım”, beni yalnızca bir haber hazırlamaya...

“Gelip Geçenlere Karşı Bir Duruş: Zerrin Özer’den Güçlü Bir Müzikal Manifesto ‘Geliyorlar Gidiyorlar’”

Haber: MURAT FIRAT Türk pop müziğinin zamana meydan okuyan sesi  Zerrin Özer , yeni şarkısı  Geliyorlar Gidiyorlar  ile bir kez daha yalnızca müzik yapmadığını, aynı zamanda bir duruş sergilediğini kanıtlıyor. Bu çalışma; hız çağının ilişkilerine, yüzeysel duygularına ve kolay tüketilen aşklarına karşı güçlü bir itiraz niteliği taşıyor. Dinleyiciye sadece melodik bir deneyim sunmakla kalmıyor; aynı zamanda içsel bir yüzleşmeye davet ediyor. Şarkının sözlerinde  Habil Ceyhan  imzası var; sade ama etkili bir dil kullanımıyla günümüz ilişkilerinin kırılganlığını gözler önüne seriyor. Bestede  Bülent Yetiş , duygunun omurgasını kurarken; düzenlemede  Mustafa Arapoğlu  ve  Göksel Kamçı  modern dokunuşlarıyla parçayı bugünün ritmine başarıyla taşıyor. Ortaya çıkan sonuç; geçmişin deneyimi ile bugünün enerjisini buluşturan dengeli ve etkileyici bir yapı. Zerrin Özer, bu şarkıda yalnızca bir yorumcu değil; adeta bir anlatıcı, hatta bir tanık. Sö...

Herkes Kolaya Kaçarken Gülşen Çıtayı Bir Kez Daha Yükseltti

                        Haber: MURAT FIRAT  Müzik endüstrisinin son yılların en büyük kimlik ve finans krizlerinden birini yaşadığı bir dönemdeyiz. Tüketim alışkanlıklarının değişmesi, dijital platformların hız odaklı yapısı ve yapay zekâ destekli üretimlerin giderek yaygınlaşması, müziğin üretim biçimini de kökten değiştirdi. Şarkılar iki dakikanın altına inerken, büyük prodüksiyonlar yerini düşük maliyetli işlere bıraktı. Üstelik sektörün önemli bir bölümü, "Müzikten artık para kazanılmıyor." düşüncesini neredeyse ortak bir kabulleniş hâline getirmiş durumda. Tam da böyle bir atmosferde Gülşen, İtaat Yok ile yalnızca yeni bir single yayımlamadı. Aynı zamanda pop müziğin hâlâ büyük fikirlerle, cesur prodüksiyonlarla ve yüksek standartlarla üretilebileceğini gösteren güçlü bir cevap verdi. Yaklaşık otuz yıldır sahnede, stüdyoda ve ekranlarda istikrarını koruyan sanatçı, kariyerinin bu döneminde bile kendini tek...

Selahattin Erhan: "İnsanların Hayatına Dokunmayan Hiçbir İşin Gerçek Bir Anlamı Yok"

                  Röportaj: MURAT FIRAT  Türk pop müziğinde yıllardır birçok unutulmaz esere imza atan söz yazarı ve besteci Selahattin Erhan, üretim anlayışından müzik sektörüne, hekimlik mesleğinden hayat felsefesine kadar pek çok konuda samimi açıklamalarda bulundu. Zerrin Özer'den Bülent Ersoy'a, Funda Arar'dan Mustafa Sandal'a kadar birçok önemli isme verdiği eserlerle tanınan Erhan, bu röportajda yalnızca kariyer yolculuğunu değil; sanatın topluma katkısını, müziğin değişen yüzünü, telif haklarını, genç müzisyenlere tavsiyelerini ve geleceğe dair hedeflerini de tüm açıklığıyla anlattı. Bugün birçok sanatçı tarafından seslendirilen eserlerin altında imzanız var. Ancak sizi sadece şarkılarınızla tanıyan geniş bir kitle bulunuyor. Selahattin Erhan'ı kendi cümleleriyle nasıl anlatırsınız? Bugüne kadar uzanan yolculuğunuzu nasıl özetlersiniz? Yaptığım ya da yapacağım işler ne olursa olsun, insanların hayatına pozitif katkıla...

Gökberk Demirci: Kalbimin ve mantığımın el verdiği sürece oyunculukta çok katı kuralım yoktur

Gökberk seni tanıyalım? 1989 yılında İzmit’te dünya'ya geldim. O zamanları fazla hatırlamıyorum, fakat mutlu bir bebekmişim fotoğraflardan anladığım kadarıyla  ;)   Aslen Adanalı’yım. Babamın mesleğinden dolayı birçok yer gezdik, gördük ve yaşadık. Benden 6 yıl sonra kardeşim Berkay dünyaya geldi. Pek uslu sayılmazmışım; öyle diyorlar. Ama o evre çok uzun sürmedi. Sanırım çocukken de büyüktüm hep! Hiç değişmediğimi söylerler.  ;) Sanırım oyunculuk kariyerin çocuk oyunları ve skeçlerle başladı? Kariyerim sayılmaz ama temeli çocukluk yıllarına dayanıyor. Özel günlerde oynanan oyunlar, anlık girilen karakterler ve başka birisi gibi davranmalar vs, vs (gülüyor). Çocukken fazla enerjiktim. Haliyle öğretmenlerim de bunu bir yarara dönüştürdüler. Hem benim için, hem de kendi sinir sistemleri adına  ;) 😉   Birçok konuda en büyük destekçim önce inancım, sonra ailem ve yakın çevrem oldu. Cengiz Küçükavyaz tiyatrosu ve Aktör-ist’lun kariyerin açısından ...

Meltem Leylekoğlu’ndan Doğru Şarkıyla Gelen Güçlü Bir Adım: Sardunyalar

                       HABER: MURAT FIRAT Müzik dünyasında bazı sanatçılar vardır; kendilerini bir anda değil, zaman içinde, sabırla ve üreterek ortaya koyarlar. Meltem Leylekoğlu da bu isimlerden biri. Sahne deneyimi, farklı müzik türlerine olan yatkınlığı ve kendisini geliştirme isteğiyle yoluna devam eden sanatçı, yeni çalışması “Sardunyalar” ile kariyerinde dikkat çekici bir adım atıyor. Meltem’in müzik yolculuğuna baktığımızda, yalnızca bir şarkı söyleyen değil, bu işi hayatının merkezine alan bir sanatçı profili görüyoruz. O Ses Türkiye’de yer alarak geniş bir dinleyici kitlesinin dikkatini çeken Leylekoğlu, sahne çalışmalarını da sürdürerek müziği günlük hayatının geçici bir parçası olmaktan çıkarıp mesleki bir çizgide devam ettiriyor. Benim açımdan bir sanatçıyı değerlendirirken yalnızca sesine ya da sosyal medyada ne kadar görünür olduğuna bakmak yeterli değil. Sahneye çıkmak, üretmek, repertuvar hazırlamak, dinleyiciy...

Bahadır Sağlam’dan Duygusal Bir Anlatı: “Sahte Gül Pazarı” ile Modern Aşkın Yalnızlığı

Murat Fırat - Uzman Gazeteci / Köşe Yazısı  Türk alternatif sahnesinin duygusal anlatımı güçlü isimlerinden Bahadır Sağlam, yeni single’ı “Sahte Gül Pazarı” ile dinleyiciyi doğrudan iç dünyasının en kırılgan noktalarına davet ediyor. Söz ve müziği tamamen sanatçının kendisine ait olan parça; düzenleme, mix ve mastering tarafında Mert Ağırlar’ın dokunuşunu taşıyor. Görsel dünyası da en az müziği kadar özenli kurulan şarkının klip yönetmenliği ve kurgusu Stephen’a, görüntü yönetmenliği Ömer Kaya’ya ait. Ghetto Production Turkey etiketiyle dijital platformlarda yayımlanan eser, Datça’nın doğal ve sade atmosferinde çekilen klibiyle şarkının yalnızlık hissini görsel bir şiire dönüştürüyor. Kargilos Hotel & Beach ve Green Horse Ranch ekiplerinin katkılarıyla hazırlanan sahnelerde, gün batımı ve deniz manzarası eşliğinde yürüyen yalnız bir figür; modern insanın kalabalık içindeki yalnızlığını güçlü bir sembole dönüştürüyor. “Sahte Gül Pazarı”, yalnızca bir ayrılık hikâyesi...

Güllü’nün Hayaliydi, Kibariye’ye Kısmet Oldu: “Ah Çocuk”

Haber: MURAT FIRAT   Arabesk müziğin en içten yorumcularından Kibariye, dinleyicinin kalbine dokunan yeni çalışması “Ah Çocuk” ile yalnızca bir şarkı seslendirmedi, yarım kalan bir duyguyu tamamladı. Bu eserin en güçlü tarafı, arkasındaki hikâyede saklı. Çünkü şarkı ilk olarak Güllü’nün hayaliydi. Bir acının ardından kaleme alınan ve tamamlanamayan bir eser, başka bir sesle yeniden hayat buldu. Bu nedenle ortaya çıkan çalışma yalnızca bir yorum değil, bir vefa zinciri gibi ilerliyor. Kibariye’nin müzikal yolculuğu boyunca öne çıkan en belirgin özellik, duyguyu saklamayan yorumu oldu. Sahneye çıktığında teknikten çok kalp konuştu. Uzun yıllar boyunca arabesk ile halkın ortak duygularını taşıyan sanatçı, güçlü vibratosu ve içten anlatımıyla tanındı. “Ah Çocuk”ta da bu birikim açıkça hissediliyor. Vokalin kırıldığı anlar, nefes aralarındaki titreme ve nakarata yaklaşırken kurulan gerilim, yılların getirdiği bir yorum gücünü gösteriyor. Bu noktada eserin söz ve müzi...