Ana içeriğe atla

Vedat Behar: “Müziğin hayatımdaki yeri tektir”

Çocukluk hayali basketbolcu olmaktı, 2 yıl şan eğitimi aldı, ''Rusya St. Petersburg Rimsky Korsakov Devlet Konservatuarı Opera-Şan" bölümü mezunu... Modellik yapıyor: Cemil İpekçi ve Hakan Akkaya gibi isimlerin defilelerinde, birçok markanın katalog ve reklamlarında yer aldı. Enbe Orkestrası ile 1 yıl çalıştı! Alpay Aydın prodüktörlüğünde 1 solo, 1 tanede single albüm çıkardı... 90'lı yıllarda Yeşim Salkım'ın sesiyle efsaneleşmiş olan ''Deli Mavi" şarkısını kendine has yorumuyla dinleyicinin beğenisine sundu!..

Öncelikle “Deli Mavi” single hayırlı olsun. Single'nı konuşmadan önce okuyucularımıza kendinden, hobi ve fobilerinden bahseder misin? Hayatında olmazsa olmazların nelerdir?
Teşekkür ederim. Ben 1990 İstanbul doğumluyum. Rusya St. Petersburg Devlet Konservatuarı Opera/Şan bölümünde eğitim aldım. Akabinde 1 yıl Enbe orkestrasında solistlik yaptım. Sonrasında ise solo olarak birçok eğlence mekânında, organizasyonlarda sahne aldım, almaya devam ediyorum. Ayrıca modellik yapıyorum. Birçok katalog ve reklam çekimlerinde yer aldım.

90'lı yıllarda Yeşim Salkım'ın sesiyle, efsaneleşmiş olan “Deli Mavi” şarkısını yeniden seslendirdiniz? Dinleyicinin tepkisinden memnun musunuz?
“Deli Mavi” Yeşim Salkım’ın sesiyle efsaneleşmiş, benim için de yeri bambaşka olan bir şarkı. Şarkıyı güncel bir sound ile yeniden düzenledik. Amacımız bir efsaneyi bozmak değil, tam aksine onu yeni nesile, popüler müzik dinleyicilerine tanıtmak ve sevdirmekti. Zaten mümkün olduğunca şarkının öz duygusundan kopmamaya özen gösterdik. Klibin siyah-beyaz ve slow motion olması da bu amaca yönelik.


"Deli Mavi" single çalışmalarınız nasıl geçti? Kimlerle çalıştınız? Hangi isimler teşekkürü hak etti?
Çok keyifliydi. Single Arpej Yapım etiketi ile piyasaya çıktı. Şarkının sözleri Seda Akay, müziği Ozan Çolakoğlu’na, düzenlemesi Serkan Balkan’a ait. Klip Gökhan Palas yönetmenliğinde çekildi. Hepsine ayrı ayrı teşekkürlerimi sunuyorum. Ve tabii ki şarkıyı almamda pay sahibi olan Alpay Aydın’a da sonsuz teşekkürler.

"Deli Mavi" şarkısının klip hikayesini anlatır mısınız?
“Deli Mavi”nin yeri benim için apayrı. Ben zaten 80’ler 90’lar müziğine aşığım… Bana göre müziğin dijitalleşmediği, saf ve canlı halidir o dönemler. Müziğin ruha hitab ettiği dönemler. Deli Mavi ise benim ilk ezberleyip söylemeye çalıştığım şarkıdır. Bu yüzden her zaman hayalimde bu şarkı ile çıkış yapmak vardı. Sanırım bu hayalimi gerçekleştirdim (Gülüyor).

“Deli Mavi” singleniz öncesinde yayınladığınız ama pek duyulmayan 5 şarkılık bir maksi single albümünüz var. O projede, promosyon aşamasında zorluklar mı çektiniz?
Açıkçası o proje benim için bir tecrübe oldu. Bildiğiniz üzere müzik bir yolculuk ve 0’dan yola çıktığınız zaman birçok eksikle karşı karşıya gelebiliyorsunuz. O albümden herhangi bir şarkıyı kliplendirmedik, haliyle de promosyon çalışmalarını gerçekleştirmedik. Benim için bir hatıra ve tecrübe albümü olmuş oldu.

Bize biraz müzik geçmişinizden bahseder misiniz? Müziğe nasıl başladınız? ''Payam Koryak"ın kariyerinizdeki yeri?
Benim çocukluk hayalim basketbolcu olmaktı. 17 yaşıma kadar profesyonel basketbol oynuyordum. Müzik sadece bir hobiydi benim için. Bir gün sadece hobi amaçlı şan dersi almak istemiştim. Lisedeki müzik öğretmenim de beni Mimar Sinan Konservatuarı’nda şan hocası olan Payam Korkak ile tanıştırdı. İlk dersten sonra benim mutlaka müziği profesyonel olarak yapmam gerektiğini ve bu yolda ilerlemem gerektiğini söyledi. Beni bu alanda ilerlemeye teşvik eden, bana o güveni aşılayan ve hayatımı değiştiren değerli hocam Payam Koryak’tır.


Enbe Orkestrası'nda özel bir yeriniz vardı... Bu ekipte nasıl yer aldınız? Enbe Orkestrası'nın müzik sektöründe sizce nasıl bir yeri ve önemi var?
Yurtdışından henüz dönmüştüm, arayış içindeydim. Enbe Orkestrası’nın yaptığı işleri gerçekten çok kaliteli ve profesyonel buluyordum. Kendilerine cv’mi ve demolarımı mail olarak göndermeye karar verdim. Ne mutlu ki birkaç gün içerisinde dönüş yaptılar. Görüştük ve çalışmaya başladık. Piyasada henüz yeni olduğum zamanlarda bana kucak açtılar, çok şey öğrettiler. Kendilerine çok şey borçlu olduğumu söyleyebilirim.

Bir mesleğiniz daha var. Aynı zamanda modelsiniz. Devam ediyor musunuz modellik yapmaya?
Evet devam ediyorum. Modellik de bir arena, sahne de öyle… İkisinde de göz önündesiniz, kendinizi en iyi şekilde sunmak zorundasınız. Bunun için çalışmalarınızla ve motivasyonunuzla her zaman hazır durumda olmalısınız. Birbirini besleyen ve destekleyen meslekler.

''Cemil İpekçi" ve ''Hakan Akkaya" ile çalışmak nasıl bir duygu? Mesleki konuda fazlasıyla titiz insanlar, çalışırken zorlanmadınız mı?
Kendileriyle çalışma onuruna sahip olmak fazlasıyla güzel bir duygu. Ben de mesleğimde titiz olduğum için pek zorlandığım söylenemez açıkçası.


Arkadaşınız ''Vedat, ben eşcinselim" derse, nasıl bir tepki verirsiniz?
Saygı duyarım tabii ki. Kendi tercihi kendi özgürlüğüdür…

Müzik sektöründe ön plana çıkmak için ses dışında görüntünün de önemli olduğunu düşünüyor musunuz?
Görsel tabii ki önemli. Sanatçının bireysel görüntüsünün dışında sahne performansında sahne şovları ışıklandırmalar dans şovlar görsel efektler vs… Bunlar hepsi genel olarak görselliğin ne kadar önemli olduğunu ortaya koyuyor.

Müziğin hayatınızdaki yeri ve önemi nedir? Bir gün Tanrı korusun şarkı söyleyemez olursanız, hangi branşa yönelirsiniz?
Müziğin hayatımdaki yeri tektir… İkinci sorunuzu aklımdan dahi geçirmek istemiyorum fakat öyle bir durumda muhtemelen modelliğe devam ederim oyuncu olmaya çalışırım.

Ülkemizde müzik piyasasının son durumu hakkındaki görüşleriniz neler? Gelişen teknoloji piyasayı canlandırıyor mu yoksa 90'lı yıllarda daha mı başkaydı müzik dünyası?
Canlı enstrümanların tınısını artık duyamıyoruz, şahsen 90’lı yıllardaki ruha dokunan şarkıları özlüyorum… Günümüzde dijital müziğe tabii ki başvurmak bir zorunluluk, fakat canlı enstrümanların tınısını kaybetmeden, müziğin ruhunu öldürmeden bunu yaptığınız zaman gelişen teklonojiyi olumlu yönde kullanmış oluyorsunuz. Bunu çok iyi yapan sanatçılar var. Pop şarkıcıları arasında Murat Dalkılıç ve Gökhan Türkmen, rock şarkıcılarından Teoman ve Manga en beğendiklerim. Fakat sadece gelişen teklonojiyi kullanarak dijital bir altyapı üstüne sesi olmayan birini okutup bilgisayarda sesiyle oynayıp şarkılar yapılıyor. Sahnelerde de zaten playback yapıyorlar. Bunun sonucunda insan yeteneği tamamen ikinci planda kalıp tamamen teklonojiye esir olmuş bir sistem ortaya çıkıyor. Evet, başarılı olanlar çok var, para da kazanıyorlar, ama sanatsal açıdan ne kadar değeri var orası meçhul.

Her tür müziği söyleyebiliyor olmanız en önemli özelliğiniz... Siz hangi tür müziği kendinize yakın görüyorsunuz?
Genel olarak müzik tarzım pop/rock. Fakat yeri geldiğinde sahnede birçok tarzdan okuyabiliyorum. Tabii ki kendim gibi yorumlayarak (Gülüyor).


Müzikteki hedefiniz nedir?
Eğitimimle, müziğimle, tarzımla ve yorumumla geniş kitlelere hitab etmek ve sektörde kalıcı bir yer edinmek…

Müzik piyasasındaki genç isimleri nasıl buluyorsunuz? Genç şarkıcılar ve grupları başarılı görüyor musunuz? Kendinize rakip olarak gördüğünüz isimler kimler?
Benim rakibim benim… Açıkçası ben şarkım çıksın da bir numara olsun herkesi sollasın diye yapmıyorum. Ben kendimi ifade edecek, benim müziğimi ve tarzımı ortaya koyacak kendi sound’umda şarkılar yapmak istiyorum. Eğer zirveye yükselecekse bu şekilde yükselmeli.

Radyo veya televizyon programı da yapmak istiyor musunuz?
Yakın zamanda planlarım arasında yok, fakat neden olmasın?

Vedat Behar'ın idolü var mıdır? En çok kimleri dinlersiniz ve düet yapmak istediğiniz bir sanatçı var mı?
Teoman’ı çok severim. Onun dışında Gökhan Türkmen, Murat Dalkılıç, Kenan Doğulu severek dinlediğim sanatçılar arasındadır. Teoman’la düet yapmak ve efsane Kurtalan Express grubuyla bir şarkı yapmak isterdim…

Sizi Murat Boz'a benzetiyorlar, bu durum sizi rahatsız ediyor mu?
Murat Boz çok başarılı bir isim. Tartışmasız en yetenekli popçularımızdan biri. Kendisine benzetilmek neden beni rahatsız etsin ki! Ama müzik tarzı olarak farklıyız tabi.


Vedat Bey, bize bir gününüzü anlatın dersek neler anlatırsınız?
Hareketli tempolu… Aslında günden güne değişiklik gösteren bir durum. Çünkü bir gün sahne olur ona göre hareket ederim sahne hazırlıkları organize etme durumları. Bir gün modellik çekimi olur ona göre organize olurum. Düzenli spor yaparım. Uyku düzenim ne yazık işlerimden ötürü düzene giremiyor. Beslenmeme dikkat ederim sağlığıma özen gösteririm. Fakat düzenli bir işim olmadığı için sabah uyanınca şunu yaparım sonra buraya giderim sonra bunu yaparım gibi bir program çıkartmam mümkün olmuyor. Her an bir telefon gelir ve günün planı tamamen değişebilir!

Yakın zamanda yeni projeleriniz var mı?
Biri benim bestem olmak üzere 2 şarkıdan oluşan bir single projem var. Temmuz ayında çıkması planlanıyor…

Sosyal Medya ile aranız nasıl? Takipçileriniz sizinle ilgili haberlere, sahne takviminize nerelerden ulaşabilir?
Benimle ilgili tüm gelişmeleri, sahne programlarımı sosyal medya hesaplarımda duyuruyorum. Facebook ve Instagram’dan Vedat Behar yazarak bana ulaşabilirler. Twitter hesabım da var, fakat pek kullanmıyorum.

Şuan da sahne aldığınız bir yer var mı? Sahnede en çok kimlerin şarkılarını söylemekten zevk alırsınız?
İstanbul içinde birçok yerde sahne alıyorum. Eğlence mekânları ve organizasyonlarda… Eski şarkıları söylemekten ayrı keyif alıyorum.

Çok teşekkür ederim. Son olarak eklemek istedikleriniz var mı?
Ben teşekkür ederim. Çok keyifli bir söyleşiydi.


MURAT FIRAT


Yorumlar

Popüler Yayınlar

Müziğin Ritimlerinden Beyaz Perdeye Sektörün Ezberlerini Bozan Bir Yönetmen Portresi

                 Röportaj: MURAT FIRAT  Türkçe rap kültürünün henüz emekleme aşamasında olduğu yıllarda imkânsızlıkların ortasında prodüktörlük ve yapımcılık üstlenerek bir devrin temellerini atan öncü bir vizyoner. Müzik kariyerinde onlarca albüme imza atıp yüzlerce klip çektikten sonra sinemanın görsel dünyasına adım atan ve Şuursuz Aşk gibi projelerle ulusal ve uluslararası arenada ödüllere layık görülen sıra dışı bir yazar ve yönetmen. Sadece kamera arkasındaki ustalığıyla değil popüler kültür standartlarına sektörün yapımcı egolarına ve sahte şöhret algısına karşı sergilediği tavizsiz duruşuyla da fark yaratıyor. Müziğin hikaye anlatıcılığından Alman sinema disiplinine set ortamındaki katı ilkelerinden evlilik ve hayata dair samimi itiraflarına kadar uzanan bu söyleşide popülist ezberleri bozan son derece dobra bir sanat yolculuğuna tanıklık edeceksiniz. Kariyerinize Türkçe rap’in henüz emekleme aşamasında olduğu dönemle...

Zeynep Mansur’dan Popun Tatlı ve Alaycı Yüzüne Güçlü Bir Dönüş: “Di Mi?”

                        Haber: MURAT FIRAT  Türk pop müziğinde bazı şarkılar vardır; ilk dinleyişte büyük iddialar ortaya koymaz, kendisini dinleyiciye zorla kabul ettirmeye çalışmaz ama insanın kulağında güzel bir iz bırakır. Bir süre sonra fark edersiniz ki melodisi aklınızda dolaşıyor, nakaratını istemeden mırıldanıyorsunuz ve yeniden dinlemek istiyorsunuz. Zeynep Mansur’un yeni çalışması “Di Mi?” bende tam olarak böyle bir his uyandırdı. Uzun zamandır Türkçe pop müziğin içerisinde farklı türlerin birbirine fazlasıyla karıştığı bir dönemi yaşıyoruz. Rap müzik, arabesk, elektronik altyapılar ve deneysel sound’lar pop müziğin sınırlarını genişletirken, zaman zaman popun kendi sade ve melodik kimliğini de geride bıraktığını görüyoruz. Elbette müzik değişecek, gelişecek ve yeni türlerle buluşacak. Ancak bazen insan yalnızca iyi yazılmış, iyi düzenlenmiş ve sanatçının kendisini rahatlıkla ifade edebildiği bir pop...

30 Yıl Sonra Yeniden Konuşan Göksel: “İçimdeki Çocuk Hiç Değişmedi”

                  Röportaj: MURAT FIRAT Bir sanatçıyı yalnızca en çok bilinen şarkılarıyla tanımak, bazen onun hayatının en önemli bölümünü kaçırmak demektir. Çünkü sahnede görünen birkaç dakikanın, bir albüm kapağının ya da radyolarda yıllarca çalan bir şarkının arkasında; hayaller, kırgınlıklar, mücadeleler, bekleyişler ve yeniden ayağa kalkma cesareti vardır. Göksel’in hikâyesi de tam olarak böyle bir hikâye. 1996 yılında “Senden Kalan” albümüyle müzik dünyasına adım atan, ardından “Gönüllü Yazıldım” gibi bir eseri 90’lar Türk pop müziğinin hafızasına bırakan Göksel, aradan geçen 30 yıla rağmen geçmişte kalmış bir isim olarak değil, hâlâ üreten, hâlâ düşünen ve hâlâ yeni şarkıların peşinden giden bir müzisyen olarak karşımızda. Bu röportajın çıkış noktası da biraz tesadüf, biraz merak ve biraz da geçmişin bugüne bıraktığı izlerle ilgili. 90’lar şarkıları arasında yeniden karşıma çıkan “Gönüllü Yazıldım”, beni yalnızca bir haber hazırlamaya...

Herkes Kolaya Kaçarken Gülşen Çıtayı Bir Kez Daha Yükseltti

                        Haber: MURAT FIRAT  Müzik endüstrisinin son yılların en büyük kimlik ve finans krizlerinden birini yaşadığı bir dönemdeyiz. Tüketim alışkanlıklarının değişmesi, dijital platformların hız odaklı yapısı ve yapay zekâ destekli üretimlerin giderek yaygınlaşması, müziğin üretim biçimini de kökten değiştirdi. Şarkılar iki dakikanın altına inerken, büyük prodüksiyonlar yerini düşük maliyetli işlere bıraktı. Üstelik sektörün önemli bir bölümü, "Müzikten artık para kazanılmıyor." düşüncesini neredeyse ortak bir kabulleniş hâline getirmiş durumda. Tam da böyle bir atmosferde Gülşen, İtaat Yok ile yalnızca yeni bir single yayımlamadı. Aynı zamanda pop müziğin hâlâ büyük fikirlerle, cesur prodüksiyonlarla ve yüksek standartlarla üretilebileceğini gösteren güçlü bir cevap verdi. Yaklaşık otuz yıldır sahnede, stüdyoda ve ekranlarda istikrarını koruyan sanatçı, kariyerinin bu döneminde bile kendini tek...

Selahattin Erhan: "İnsanların Hayatına Dokunmayan Hiçbir İşin Gerçek Bir Anlamı Yok"

                  Röportaj: MURAT FIRAT  Türk pop müziğinde yıllardır birçok unutulmaz esere imza atan söz yazarı ve besteci Selahattin Erhan, üretim anlayışından müzik sektörüne, hekimlik mesleğinden hayat felsefesine kadar pek çok konuda samimi açıklamalarda bulundu. Zerrin Özer'den Bülent Ersoy'a, Funda Arar'dan Mustafa Sandal'a kadar birçok önemli isme verdiği eserlerle tanınan Erhan, bu röportajda yalnızca kariyer yolculuğunu değil; sanatın topluma katkısını, müziğin değişen yüzünü, telif haklarını, genç müzisyenlere tavsiyelerini ve geleceğe dair hedeflerini de tüm açıklığıyla anlattı. Bugün birçok sanatçı tarafından seslendirilen eserlerin altında imzanız var. Ancak sizi sadece şarkılarınızla tanıyan geniş bir kitle bulunuyor. Selahattin Erhan'ı kendi cümleleriyle nasıl anlatırsınız? Bugüne kadar uzanan yolculuğunuzu nasıl özetlersiniz? Yaptığım ya da yapacağım işler ne olursa olsun, insanların hayatına pozitif katkıla...

“Gelip Geçenlere Karşı Bir Duruş: Zerrin Özer’den Güçlü Bir Müzikal Manifesto ‘Geliyorlar Gidiyorlar’”

Haber: MURAT FIRAT Türk pop müziğinin zamana meydan okuyan sesi  Zerrin Özer , yeni şarkısı  Geliyorlar Gidiyorlar  ile bir kez daha yalnızca müzik yapmadığını, aynı zamanda bir duruş sergilediğini kanıtlıyor. Bu çalışma; hız çağının ilişkilerine, yüzeysel duygularına ve kolay tüketilen aşklarına karşı güçlü bir itiraz niteliği taşıyor. Dinleyiciye sadece melodik bir deneyim sunmakla kalmıyor; aynı zamanda içsel bir yüzleşmeye davet ediyor. Şarkının sözlerinde  Habil Ceyhan  imzası var; sade ama etkili bir dil kullanımıyla günümüz ilişkilerinin kırılganlığını gözler önüne seriyor. Bestede  Bülent Yetiş , duygunun omurgasını kurarken; düzenlemede  Mustafa Arapoğlu  ve  Göksel Kamçı  modern dokunuşlarıyla parçayı bugünün ritmine başarıyla taşıyor. Ortaya çıkan sonuç; geçmişin deneyimi ile bugünün enerjisini buluşturan dengeli ve etkileyici bir yapı. Zerrin Özer, bu şarkıda yalnızca bir yorumcu değil; adeta bir anlatıcı, hatta bir tanık. Sö...

Gökberk Demirci: Kalbimin ve mantığımın el verdiği sürece oyunculukta çok katı kuralım yoktur

Gökberk seni tanıyalım? 1989 yılında İzmit’te dünya'ya geldim. O zamanları fazla hatırlamıyorum, fakat mutlu bir bebekmişim fotoğraflardan anladığım kadarıyla  ;)   Aslen Adanalı’yım. Babamın mesleğinden dolayı birçok yer gezdik, gördük ve yaşadık. Benden 6 yıl sonra kardeşim Berkay dünyaya geldi. Pek uslu sayılmazmışım; öyle diyorlar. Ama o evre çok uzun sürmedi. Sanırım çocukken de büyüktüm hep! Hiç değişmediğimi söylerler.  ;) Sanırım oyunculuk kariyerin çocuk oyunları ve skeçlerle başladı? Kariyerim sayılmaz ama temeli çocukluk yıllarına dayanıyor. Özel günlerde oynanan oyunlar, anlık girilen karakterler ve başka birisi gibi davranmalar vs, vs (gülüyor). Çocukken fazla enerjiktim. Haliyle öğretmenlerim de bunu bir yarara dönüştürdüler. Hem benim için, hem de kendi sinir sistemleri adına  ;) 😉   Birçok konuda en büyük destekçim önce inancım, sonra ailem ve yakın çevrem oldu. Cengiz Küçükavyaz tiyatrosu ve Aktör-ist’lun kariyerin açısından ...

Meltem Leylekoğlu’ndan Doğru Şarkıyla Gelen Güçlü Bir Adım: Sardunyalar

                       HABER: MURAT FIRAT Müzik dünyasında bazı sanatçılar vardır; kendilerini bir anda değil, zaman içinde, sabırla ve üreterek ortaya koyarlar. Meltem Leylekoğlu da bu isimlerden biri. Sahne deneyimi, farklı müzik türlerine olan yatkınlığı ve kendisini geliştirme isteğiyle yoluna devam eden sanatçı, yeni çalışması “Sardunyalar” ile kariyerinde dikkat çekici bir adım atıyor. Meltem’in müzik yolculuğuna baktığımızda, yalnızca bir şarkı söyleyen değil, bu işi hayatının merkezine alan bir sanatçı profili görüyoruz. O Ses Türkiye’de yer alarak geniş bir dinleyici kitlesinin dikkatini çeken Leylekoğlu, sahne çalışmalarını da sürdürerek müziği günlük hayatının geçici bir parçası olmaktan çıkarıp mesleki bir çizgide devam ettiriyor. Benim açımdan bir sanatçıyı değerlendirirken yalnızca sesine ya da sosyal medyada ne kadar görünür olduğuna bakmak yeterli değil. Sahneye çıkmak, üretmek, repertuvar hazırlamak, dinleyiciy...

Bir Şarkının Yeniden Nefes Alışı: Zeynep Casalini ve Gözlerin'in Sessiz Gücü

                      Haber: MURAT FIRAT  Bazı şarkılar vardır. İlk dinleyişte güzel gelir. Bazıları ise yıllar geçtikçe anlamını büyütür, her kuşakta yeniden başka bir kalbe dokunur. Çünkü gerçek eserler zamana direnmez, zamanla birlikte olgunlaşır. Onları yeniden söyleyen her yorumcu da yalnızca bir şarkıyı seslendirmez. O eserin hafızasına kendi ruhunu bırakır. Zeynep Casalini'nin sesinden dinlediğimiz Gözlerin de tam olarak böyle bir yeniden buluşmanın hikâyesini anlatıyor. Bir klasikle yeniden karşılaşmanın en büyük riski, dinleyicinin hafızasında yer etmiş duyguyu bozabilmektir. Çünkü yıllardır bizimle yaşayan eserler yalnızca melodileriyle değil, taşıdıkları anılarla da var olur. Bu yüzden onları yeniden yorumlamak cesaret ister. Zeynep Casalini ise bu cesareti gösterirken şarkıyı değiştirmeye çalışmıyor. Tam tersine onun özüne yaklaşmayı tercih ediyor. Bu yaklaşım, yorumun en güçlü tarafını oluşturuyor. Gözl...

Türkiye'nin ilk egzotik "Karınca Çiftliği"

Uzun zamandır takip ettiğim genç bir Youtuber var. Yeditepe Üniversite'sinde Endüstri Ürünleri ve Tasarımı bölümü mezunu, oyunculuğa merak salıp tiyatro eğitimi aldı, ayrıca "Karınca Çiftliğim" kanalında egzotik hayvanların videolarını paylaşıyor. Tek ve en büyük hedefinin "hayvan sevgisini insanlara aşılamak olduğunu" belirten Tuğkan Gönültaş, evinde hayvan beslemek isteyenlere çok özel tavsiyelerde bulundu. Merak edenler için soruyorum: Tuğkan Gönültaş kendini anlatabilir misin?  Selam, bendeniz Tuğkan GÖNÜLTAŞ. 1987 yılında İstanbul’da doğdum. Yeditepe Üniversite’sinde Endüstri Ürünleri ve Tasarımı Bölümü’nü bitirmemin hemen ardından, kısa süreli bir yurt dışı serüveninden sonra tekstil sektöründe kendi markamı kurdum.   Vatani görevimin ardından oyunculuğa merak sardım ve tiyatro eğitimine başladım. Çocukluğumdan beri iç içe olduğum egzotik hayvanların paylaşımlarını (hobi olarak) Youtube üzerind...