Ana içeriğe atla

Soner Gerçeker ‘‘Senden Sonra’’ şarkısının bilinmeyen hikayesini anlattı..!

Söz yazarı, vokalistlik yapıyor, fitness'le ilgilendi, İlişkilerinde kalıp acı çeken taraf oldu..! ´Hak Etmedim Seni` şarkısıyla hayatımıza girdi. Müzik programı sundu, ´Senden Sonra` şarkısı kariyerinin dönüm noktası oldu! Şarkılarını söylerken anne ve babasının en ön sırada kendisinin izlemesini istedi, şimdi her açık hava konserinde gökyüzüne bakıyor ve orada parlayan iki yıldızın olduğunu görüyor...

Merhaba Soner Bey, takip edenler biliyordur. Fakat sizden duymak isteriz, Soner Gerçeker kimdir?
Merhaba, Soner Gerçeker ben, Adana doğumluyum. Halkla İlişkiler mezunuyum. Müziğe çok küçük yaşta başladım. Ailemde amatör olarak müzikle uğraşanlar olduğu için hayatımın her döneminde yer aldı müzik. Hepsinden önce radyo susmazdı evimizde. Annemin sesi çok güzeldi, babam ve ablam da enstrüman çalıyordu... Yani o dönemlerde oldu ne olduysa, mesleğim olacağına o zamanlarda karar vermiştim (Gülüyor)😊 Yılsonu müsamerelerinde her sene görev aldım. İlkokuldaydım, arkadaşlarım müzik dersinde postacı falan şarkılarını söylerken, ben Erol Evginden "Gel de Bana Sor"u söylüyordum. Ortaokul dönemimde gitar eğitimine başladım, aynı zamanda Adana musiki derneğinde TSM eğitimi alıyordum. Sonrasında solist olmak isteğim sebebiyle Batı Müziği eğitimine başladım. Gitar eğitimim bu sebeple yarım kaldı diyebilirim. Lise yıllarımda beste yapmaya başladım. Lise bittikten sonra 2 farklı televizyon kanalında canlı müzik programı yaptım. 4 yıl kadar sürdü bu serüven. Hayatıma çok büyük tecrübeler kattı diyebilirim. 2010 yılında İstanbul’a geldim ve asıl serüven şimdi başlıyordu...
                                                                                                    
Okula gitmemek için çamura düşermişsiniz, doğru mu?
Evet, doğru (Gülüyor). İlkokuldaydım ve bazı günler evden çıkmak istemezdim. Başarılı bir öğrenciydim aslında ama kapalı havalarda evde olmak, tv izlemek daha cazip geliyordu. Bahane uyduramadığımda, okul yolunda kendimi çamura atardım. Annem üzerimi değiştirip yine okula gönderirdi. Çocukluk işte…

Fenomen şarkınız ‘’Hak Etmedim Seni’’ ile müzik piyasasının kapılarını araladınız. O dönemin müzik piyasanın şartlarıyla, bu dönemdeki müzik piyasasının şartları arasında neler değişti?
Öncelikle o döneme göre tutunabilmek çok daha zor. 2005 yılında amatör bir kayıtla internete verildi ‘’Hak Etmedim Seni’’. Bir anda o kadar çok dinleyen, paylaşan, yorumlayan oldu ki, biz bile inanamadık bu duruma. Hatta “Soner & Rüveyda - Hak Etmedim Seni” yerine başka isimlerle paylaşıldı yine benim sesimden... O dönemde çok daha iyi eserler çıkıyordu. Bir albümün ömrü çok daha uzundu. Hemen hemen tüm şarkılar hit sayılabilecek kalitedeydi. Şimdi çok daha hızlı tüketiyoruz her şeyi, hatta şarkıları bile... Önceden single yapmak kolaycılık gibi gelirdi, şimdi albüm yapmak akıl işi değil!

Adana'da doğup büyümüş birisi olarak İstanbul'a gelmek gözünü korkutmadı mı?
Korkutmaz mı? (Gülüyor)😄 Uzun süre gelemedim sırf bu yüzden... Doğru doneleri bir araya getirmeden gitmeyeceğim İstanbul'a dedim. Getirdiğimi düşündüğümde ise, yine hiç bir şey planladığım gibi olmadı... Kalacak yerimi, işimi ayarlayarak geldim güya. Bir kadın pop müzik sanatçısı davet etti İstanbul'a. Geldiğimde ise kayboldu ortadan sessiz sedasız(Gülüyor). Yine üstesinden geldim ama... Hayat, cesur olanları sever! İdeallerim için bunu yapmalıydım.

İstanbul'a gelirken kime güvendiniz?
İstanbul’a gelirken o ismini vermek istemediğim bayan sanatçıya güvendim. Çok ısrar etti bestelerimi dinledikten sonra. Kalacağım ev ve beraber sahne yapma teklifini aldığımda hiç tereddüt etmeden tamam dedim. Aynı zamanda Rafet El Roman'ın “Müzik Benim Hayatım” projesi için de davet edilmiştim. Bu benim B planımdı. Kader işte. Halâ Rafet abi ile beraber çalışıyorum.

Senden Sonra şarkısının hikâyesi nedir?
Hımmmm… “Senden Sonra!” Derin bir nefes aldım şimdi. Sözlerini çok sevdiğim dostum Tarkan Yiğit yazmıştı aslında elime geçtiğinde. Bir kaç bölüm eksikti ve msn üzerinden tamamlamaya başladık. Bestesi bitti ama hala sözler eksikti. Annemi kaybetmiştim, hemen arkasından sözler döküldü. (Sensiz uyandığım kaçıncı günüm, aynada gördüğüm yorgun yüzüm, bana hiç tanıdık gelmiyor inan... ) Hep bir sevgiliye yazıldığını düşündüler, o bölüm anneme yazıldı itiraf edeyim. Bana göre en büyük, en özel sevgiliye...
İçimde kalan tek bir ukde var... Şarkılarımı söylerken annem ve babam en ön sırada beni izlesinler isterdim... Olmadı, olamadı... Şimdi her konserde gökyüzüne bakıyorum ve orada bana parlayan iki yıldız görüyorum. Beni orada izliyorlar ve gurur duyuyorlar! Bunu biliyorum...

İlişkilerinizde bırakıp giden mi, yoksa kalıp acı çeken mi oldunuz?
Bırakıp gitmek hiç kolay değildir benim için. Bazen bir şehri, bir eşyamı, arkadaşımı hatta aşkımı bırakmak bana göre değil. Kalan, acı çeken oldum genellikle. Şarkılarımı yazarken de buradan besleniyorum.


Rafet El Roman ile nasıl tanıştınız?
2010 yılında asistanı sosyal medyadan mesaj attı. Rafet El Roman'ın “Müzik Benim Hayatım” projesi olduğunu. Kendi söz ve müziğini yapan, yorumcu genç isimlere destek vermek istediğini yazdı. Zaten İstanbul’a gelme planım vardı. Hiç düşünmeden kabul ettim ve İstanbul’a geldim. Bir yıl sonra da vokalistliğine başladım.

Hak Etmedim Seni şarkısında Rafet El Roman ile düet yaptınız. Başarılı bir çalışmaydı devamı gelecek mi?
Evet, sağ olsun beni kırmadı. Hem düet yaptık, hem klipte de oynadı. Şu an için yeni bir düet projemiz yok. Yine yapacağım işlerimde desteğini her zaman hissetmek isterim. Belki ilerleyen zamanlarda yine bir düet projemiz olabilir, bu beni elbette mutlu eder.

Hobileriniz?
Fitness ile ilgileniyorum. Uzun yürüyüşler yapmayı, film izlemeyi seviyorum.

Anne kelimesinin kalbinizdeki çarpıntısı?
Duyduğumda bile kalp ritmim hızlanıyor, gerisini sen düşün... O koca bir okyanus, kelimelerim sadece bir su damlası kalır yanında. Bu durumu anlatmam çok zor. 2003 yılında kaybettim, acısı hâlâ taze... Allah tüm annelerin ömrünü uzun etsin.

Hayat felsefesi edindiğiniz söz: Herkes tarafından sevilen, yalancı bir insan olmaktansa, sevilmeyen doğru bir insan olmayı tercih ederim. Yalancı insanlardan çok mu çektiniz?
Orada anlatmak istediğim asıl şey şu! Ben samimiyetten yanayım, politik davranamıyorum. Seversem severim, bunu da hissettiririm. Sevmezsem de aynı şekilde. Sırf menfaat uğruna kimseyi seviyormuş gibi yapamam, yanlışına da sessiz kalamam. Sadece bana doğru gelen ne ise onu yaparım, sevilmeyeceğimi bilsem de...

Televizyon kanalında müzik programı sunmanın avantaj ve dezavantajları nelerdir?
Avantajları çok daha fazla elbette... Öncelikle kamera korkumu yendim, şimdi çok daha rahatım kamera karşısında. Far yemiş tavşan gibi kalakalmıyorum, canlı yayın esnasında (Gülüyor)😂 İzleyici ile daha yakın bir bağ kurabildim, iletişimim daha da güçlendi. Canlı yayında yaşanabilecek aksiliklerle baş edebilir durumdayım artık. Dezavantajı olmadı aslında. Sorunlu konuklardan ara sıra dert yandım, görmezden geldim, kaprislerini çektim hatta sustum misafir diye. Bir de canlı yayına bağlanıp evlenme teklifi edeni mi dersin, küfür edeni mi onlara hiç girmeyeyim...

Son yıllarda sanatçıların, şarkılarını tanıtabilecekleri müzik programı kalmadı. Bu kısır döngü nasıl aşılabilir?
Burada asıl görev yapımcılara düşüyor. Öncelikle ses yarışmalarına karşıyım. İnsanların yeteneklerini yarıştırmak anlamsız geliyor bana. Zaten birçok isim, program bittikten sonra unutulup gidiyor. Olan o kişilere oluyor. Reyting kurbanı oluyorlar er yâda geç. Yeni isimlere destek vermek, üreten ve yorumlayan taze kan lazım bizlere. Daha çok canlı performans programları olmalı televizyonlarda. Belki böyle aşılabilir...

İlham perileri ruhunu ne zaman ziyaret ediyor?
Her an, her yerde ziyaret ediyorlar beni(Gülüyor).  Bazen metro’da, bazen yolda, gece uyurken, sabah uyandığımda, evde yalnızken, bazen kalabalık bir ortamda, hatta markette... vb… Saati, zamanı yok bunun. Geldiğinde tutamazsın çıkıverir o an. Beste yapayım diye oturup karalayıp, mırıldandığım olmadı...

Kaç şarkınızı size ait olduğunu bilmeden dinledik?
2005 yılında ‘Hak Etmedim Seni'yi dinleyenler benim sesimden fakat farklı isimler adı altında anıldım. Sanal âlemin dezavantajlarından biriydi bu!
2012 yılında da sevgili Rafet El Roman'ın ‘Sevgiye Zaman Ver’ albümüne sonradan eklenen ‘Senden Sonra’ şarkısının bestecisiyim. Sonrasında Kibariye ve Ortadoğulu şarkıcı Elissa'da yorumladı Arapça sözlerle. Yakında da çok sevdiğim dostum Onur Karan'ın remix versiyonu ile dinleyeceğiz “Senden Sonra”yı. Ne kısmetli şarkıymış ama(Gülüyor).

Türk halkına söylemek istedikleriniz?
Ülke olarak zor zamanlar geçirdik, hala da olumsuz etkileri devam ediyor maalesef. Böyle zamanlarda birbirimize daha çok kenetlenmemiz gerekirken ırk, dil, din, siyasi görüş sebebiyle daha da kopup ayrılıyoruz birbirimizden... İnsanlar mutsuz, huzursuz ve kaygılı. Birbirimizin görüşlerine saygı duysak, biraz empati yapabilsek, bu hayatta yaşama hakkı olan tüm canlıları kucaklayıp koruyabilsek, birbirimizi daha çok sevsek, sevgimizi belli etsek her şey başka olacak bundan eminim. Dünyayı sadece sevgi kurtaracak…
Çıktığım bu yolda benimle beraber yürüyen tüm sevenlerime sonsuz teşekkürler... Bu güzel sohbet için de ayrıca sana teşekkür ederim. 
Sevgiyle ve Müzikle...

MURAT FIRAT



Yorumlar

Popüler Yayınlar

Müziğin Ritimlerinden Beyaz Perdeye Sektörün Ezberlerini Bozan Bir Yönetmen Portresi

                 Röportaj: MURAT FIRAT  Türkçe rap kültürünün henüz emekleme aşamasında olduğu yıllarda imkânsızlıkların ortasında prodüktörlük ve yapımcılık üstlenerek bir devrin temellerini atan öncü bir vizyoner. Müzik kariyerinde onlarca albüme imza atıp yüzlerce klip çektikten sonra sinemanın görsel dünyasına adım atan ve Şuursuz Aşk gibi projelerle ulusal ve uluslararası arenada ödüllere layık görülen sıra dışı bir yazar ve yönetmen. Sadece kamera arkasındaki ustalığıyla değil popüler kültür standartlarına sektörün yapımcı egolarına ve sahte şöhret algısına karşı sergilediği tavizsiz duruşuyla da fark yaratıyor. Müziğin hikaye anlatıcılığından Alman sinema disiplinine set ortamındaki katı ilkelerinden evlilik ve hayata dair samimi itiraflarına kadar uzanan bu söyleşide popülist ezberleri bozan son derece dobra bir sanat yolculuğuna tanıklık edeceksiniz. Kariyerinize Türkçe rap’in henüz emekleme aşamasında olduğu dönemle...

Zeynep Mansur’dan Popun Tatlı ve Alaycı Yüzüne Güçlü Bir Dönüş: “Di Mi?”

                        Haber: MURAT FIRAT  Türk pop müziğinde bazı şarkılar vardır; ilk dinleyişte büyük iddialar ortaya koymaz, kendisini dinleyiciye zorla kabul ettirmeye çalışmaz ama insanın kulağında güzel bir iz bırakır. Bir süre sonra fark edersiniz ki melodisi aklınızda dolaşıyor, nakaratını istemeden mırıldanıyorsunuz ve yeniden dinlemek istiyorsunuz. Zeynep Mansur’un yeni çalışması “Di Mi?” bende tam olarak böyle bir his uyandırdı. Uzun zamandır Türkçe pop müziğin içerisinde farklı türlerin birbirine fazlasıyla karıştığı bir dönemi yaşıyoruz. Rap müzik, arabesk, elektronik altyapılar ve deneysel sound’lar pop müziğin sınırlarını genişletirken, zaman zaman popun kendi sade ve melodik kimliğini de geride bıraktığını görüyoruz. Elbette müzik değişecek, gelişecek ve yeni türlerle buluşacak. Ancak bazen insan yalnızca iyi yazılmış, iyi düzenlenmiş ve sanatçının kendisini rahatlıkla ifade edebildiği bir pop...

30 Yıl Sonra Yeniden Konuşan Göksel: “İçimdeki Çocuk Hiç Değişmedi”

                  Röportaj: MURAT FIRAT Bir sanatçıyı yalnızca en çok bilinen şarkılarıyla tanımak, bazen onun hayatının en önemli bölümünü kaçırmak demektir. Çünkü sahnede görünen birkaç dakikanın, bir albüm kapağının ya da radyolarda yıllarca çalan bir şarkının arkasında; hayaller, kırgınlıklar, mücadeleler, bekleyişler ve yeniden ayağa kalkma cesareti vardır. Göksel’in hikâyesi de tam olarak böyle bir hikâye. 1996 yılında “Senden Kalan” albümüyle müzik dünyasına adım atan, ardından “Gönüllü Yazıldım” gibi bir eseri 90’lar Türk pop müziğinin hafızasına bırakan Göksel, aradan geçen 30 yıla rağmen geçmişte kalmış bir isim olarak değil, hâlâ üreten, hâlâ düşünen ve hâlâ yeni şarkıların peşinden giden bir müzisyen olarak karşımızda. Bu röportajın çıkış noktası da biraz tesadüf, biraz merak ve biraz da geçmişin bugüne bıraktığı izlerle ilgili. 90’lar şarkıları arasında yeniden karşıma çıkan “Gönüllü Yazıldım”, beni yalnızca bir haber hazırlamaya...

Herkes Kolaya Kaçarken Gülşen Çıtayı Bir Kez Daha Yükseltti

                        Haber: MURAT FIRAT  Müzik endüstrisinin son yılların en büyük kimlik ve finans krizlerinden birini yaşadığı bir dönemdeyiz. Tüketim alışkanlıklarının değişmesi, dijital platformların hız odaklı yapısı ve yapay zekâ destekli üretimlerin giderek yaygınlaşması, müziğin üretim biçimini de kökten değiştirdi. Şarkılar iki dakikanın altına inerken, büyük prodüksiyonlar yerini düşük maliyetli işlere bıraktı. Üstelik sektörün önemli bir bölümü, "Müzikten artık para kazanılmıyor." düşüncesini neredeyse ortak bir kabulleniş hâline getirmiş durumda. Tam da böyle bir atmosferde Gülşen, İtaat Yok ile yalnızca yeni bir single yayımlamadı. Aynı zamanda pop müziğin hâlâ büyük fikirlerle, cesur prodüksiyonlarla ve yüksek standartlarla üretilebileceğini gösteren güçlü bir cevap verdi. Yaklaşık otuz yıldır sahnede, stüdyoda ve ekranlarda istikrarını koruyan sanatçı, kariyerinin bu döneminde bile kendini tek...

Selahattin Erhan: "İnsanların Hayatına Dokunmayan Hiçbir İşin Gerçek Bir Anlamı Yok"

                  Röportaj: MURAT FIRAT  Türk pop müziğinde yıllardır birçok unutulmaz esere imza atan söz yazarı ve besteci Selahattin Erhan, üretim anlayışından müzik sektörüne, hekimlik mesleğinden hayat felsefesine kadar pek çok konuda samimi açıklamalarda bulundu. Zerrin Özer'den Bülent Ersoy'a, Funda Arar'dan Mustafa Sandal'a kadar birçok önemli isme verdiği eserlerle tanınan Erhan, bu röportajda yalnızca kariyer yolculuğunu değil; sanatın topluma katkısını, müziğin değişen yüzünü, telif haklarını, genç müzisyenlere tavsiyelerini ve geleceğe dair hedeflerini de tüm açıklığıyla anlattı. Bugün birçok sanatçı tarafından seslendirilen eserlerin altında imzanız var. Ancak sizi sadece şarkılarınızla tanıyan geniş bir kitle bulunuyor. Selahattin Erhan'ı kendi cümleleriyle nasıl anlatırsınız? Bugüne kadar uzanan yolculuğunuzu nasıl özetlersiniz? Yaptığım ya da yapacağım işler ne olursa olsun, insanların hayatına pozitif katkıla...

“Gelip Geçenlere Karşı Bir Duruş: Zerrin Özer’den Güçlü Bir Müzikal Manifesto ‘Geliyorlar Gidiyorlar’”

Haber: MURAT FIRAT Türk pop müziğinin zamana meydan okuyan sesi  Zerrin Özer , yeni şarkısı  Geliyorlar Gidiyorlar  ile bir kez daha yalnızca müzik yapmadığını, aynı zamanda bir duruş sergilediğini kanıtlıyor. Bu çalışma; hız çağının ilişkilerine, yüzeysel duygularına ve kolay tüketilen aşklarına karşı güçlü bir itiraz niteliği taşıyor. Dinleyiciye sadece melodik bir deneyim sunmakla kalmıyor; aynı zamanda içsel bir yüzleşmeye davet ediyor. Şarkının sözlerinde  Habil Ceyhan  imzası var; sade ama etkili bir dil kullanımıyla günümüz ilişkilerinin kırılganlığını gözler önüne seriyor. Bestede  Bülent Yetiş , duygunun omurgasını kurarken; düzenlemede  Mustafa Arapoğlu  ve  Göksel Kamçı  modern dokunuşlarıyla parçayı bugünün ritmine başarıyla taşıyor. Ortaya çıkan sonuç; geçmişin deneyimi ile bugünün enerjisini buluşturan dengeli ve etkileyici bir yapı. Zerrin Özer, bu şarkıda yalnızca bir yorumcu değil; adeta bir anlatıcı, hatta bir tanık. Sö...

Gökberk Demirci: Kalbimin ve mantığımın el verdiği sürece oyunculukta çok katı kuralım yoktur

Gökberk seni tanıyalım? 1989 yılında İzmit’te dünya'ya geldim. O zamanları fazla hatırlamıyorum, fakat mutlu bir bebekmişim fotoğraflardan anladığım kadarıyla  ;)   Aslen Adanalı’yım. Babamın mesleğinden dolayı birçok yer gezdik, gördük ve yaşadık. Benden 6 yıl sonra kardeşim Berkay dünyaya geldi. Pek uslu sayılmazmışım; öyle diyorlar. Ama o evre çok uzun sürmedi. Sanırım çocukken de büyüktüm hep! Hiç değişmediğimi söylerler.  ;) Sanırım oyunculuk kariyerin çocuk oyunları ve skeçlerle başladı? Kariyerim sayılmaz ama temeli çocukluk yıllarına dayanıyor. Özel günlerde oynanan oyunlar, anlık girilen karakterler ve başka birisi gibi davranmalar vs, vs (gülüyor). Çocukken fazla enerjiktim. Haliyle öğretmenlerim de bunu bir yarara dönüştürdüler. Hem benim için, hem de kendi sinir sistemleri adına  ;) 😉   Birçok konuda en büyük destekçim önce inancım, sonra ailem ve yakın çevrem oldu. Cengiz Küçükavyaz tiyatrosu ve Aktör-ist’lun kariyerin açısından ...

Meltem Leylekoğlu’ndan Doğru Şarkıyla Gelen Güçlü Bir Adım: Sardunyalar

                       HABER: MURAT FIRAT Müzik dünyasında bazı sanatçılar vardır; kendilerini bir anda değil, zaman içinde, sabırla ve üreterek ortaya koyarlar. Meltem Leylekoğlu da bu isimlerden biri. Sahne deneyimi, farklı müzik türlerine olan yatkınlığı ve kendisini geliştirme isteğiyle yoluna devam eden sanatçı, yeni çalışması “Sardunyalar” ile kariyerinde dikkat çekici bir adım atıyor. Meltem’in müzik yolculuğuna baktığımızda, yalnızca bir şarkı söyleyen değil, bu işi hayatının merkezine alan bir sanatçı profili görüyoruz. O Ses Türkiye’de yer alarak geniş bir dinleyici kitlesinin dikkatini çeken Leylekoğlu, sahne çalışmalarını da sürdürerek müziği günlük hayatının geçici bir parçası olmaktan çıkarıp mesleki bir çizgide devam ettiriyor. Benim açımdan bir sanatçıyı değerlendirirken yalnızca sesine ya da sosyal medyada ne kadar görünür olduğuna bakmak yeterli değil. Sahneye çıkmak, üretmek, repertuvar hazırlamak, dinleyiciy...

Bir Şarkının Yeniden Nefes Alışı: Zeynep Casalini ve Gözlerin'in Sessiz Gücü

                      Haber: MURAT FIRAT  Bazı şarkılar vardır. İlk dinleyişte güzel gelir. Bazıları ise yıllar geçtikçe anlamını büyütür, her kuşakta yeniden başka bir kalbe dokunur. Çünkü gerçek eserler zamana direnmez, zamanla birlikte olgunlaşır. Onları yeniden söyleyen her yorumcu da yalnızca bir şarkıyı seslendirmez. O eserin hafızasına kendi ruhunu bırakır. Zeynep Casalini'nin sesinden dinlediğimiz Gözlerin de tam olarak böyle bir yeniden buluşmanın hikâyesini anlatıyor. Bir klasikle yeniden karşılaşmanın en büyük riski, dinleyicinin hafızasında yer etmiş duyguyu bozabilmektir. Çünkü yıllardır bizimle yaşayan eserler yalnızca melodileriyle değil, taşıdıkları anılarla da var olur. Bu yüzden onları yeniden yorumlamak cesaret ister. Zeynep Casalini ise bu cesareti gösterirken şarkıyı değiştirmeye çalışmıyor. Tam tersine onun özüne yaklaşmayı tercih ediyor. Bu yaklaşım, yorumun en güçlü tarafını oluşturuyor. Gözl...

Türkiye'nin ilk egzotik "Karınca Çiftliği"

Uzun zamandır takip ettiğim genç bir Youtuber var. Yeditepe Üniversite'sinde Endüstri Ürünleri ve Tasarımı bölümü mezunu, oyunculuğa merak salıp tiyatro eğitimi aldı, ayrıca "Karınca Çiftliğim" kanalında egzotik hayvanların videolarını paylaşıyor. Tek ve en büyük hedefinin "hayvan sevgisini insanlara aşılamak olduğunu" belirten Tuğkan Gönültaş, evinde hayvan beslemek isteyenlere çok özel tavsiyelerde bulundu. Merak edenler için soruyorum: Tuğkan Gönültaş kendini anlatabilir misin?  Selam, bendeniz Tuğkan GÖNÜLTAŞ. 1987 yılında İstanbul’da doğdum. Yeditepe Üniversite’sinde Endüstri Ürünleri ve Tasarımı Bölümü’nü bitirmemin hemen ardından, kısa süreli bir yurt dışı serüveninden sonra tekstil sektöründe kendi markamı kurdum.   Vatani görevimin ardından oyunculuğa merak sardım ve tiyatro eğitimine başladım. Çocukluğumdan beri iç içe olduğum egzotik hayvanların paylaşımlarını (hobi olarak) Youtube üzerind...