Murat Fırat – Uzman Gazeteci / Köşe Yazısı
Son günlerde şarkıcı
Güllü’nün ölümüyle ilgili herkes aynı soruyu soruyor:
“Gerçekten düştü mü, yoksa biri mi itti?”
Ne yazık ki bu ülkede artık
böyle bir ölüm haberi duyduğumuzda kimse hemen “kaza” diyemiyor. Çünkü
yıllardır, “balkondan düştü” denilerek üzeri kapatılan kaç kadın ölümü gördük,
sayısını unuttuk. Her defasında aynı hikâyeler, aynı acılar…
Güllü’nün ölümü belki bir
kaza. Adli tıp raporları öyle diyor. Ama mesele bu değil. Asıl mesele, artık
kimsenin kazaya inanamaz hâle gelmiş olması. Çünkü toplumda güven kalmadı.
İnsanlar, özellikle de kadınlar, öldürüldüklerinde bile haklarını arayamaz
duruma geldi.
Sokakta, pazarda, kahvede
herkesin dilinde aynı şey var: “Bir kadın daha gitti.”
Bu söz artık bir kader gibi yerleşti dilimize.
Oysa bu normal olmamalı.
Bir kadın evinde, sokağında, işinde, kimsenin korkusu olmadan yaşayabilmeli.
Ama olmuyor.
Her yıl onlarca kadın benzer şekilde hayatını kaybediyor, çoğunun dosyası
sessizce kapanıyor.
Belki Güllü’nün ölümü
gerçekten bir talihsizlikti.
Ama bu olay, toplumun içindeki o güvensizliği, o acıyı tekrar hatırlattı.
İnsanlar “nasıl öldü?” kadar, “neden hep kadınlar ölüyor?” diye sormaya
başladı.
İşte asıl mesele de bu.
Bir kadın daha düştüğünde,
biz artık sadece “düştü mü, itildi mi?” diye sormuyoruz.
“Bu ülkede kadın neden hep düşüyor?” diye soruyoruz.
Cevabını verebilen varsa, duyalım.
Çünkü bu sessizlik artık hepimizin canını yakıyor.

Yorumlar
Yorum Gönder