Ana içeriğe atla

“Planım “Soner Avcu” Adı Altında Kulvarlı Müzik Yapmak”

Küçük bir çocuğun özel olduğunu fark eden bir öğretmenin topluma kazandırdığı şarkıcı “Soner Avcu” ve sanata yolculuğunu sizlerle paylaşacağım.

Merhaba Soner, nasıl gidiyor hayat? Yoğun çalışma temposu ile başa çıkmak için neler yapıyorsun?

Merhabalar, hayat tüm hızıyla devam ediyor. Ne ara buralara kadar geldim ben bile farkında bazen olamıyorum. Özellikle; son bir senedir, ikinci albümümü tamamlamak için yoğun bir şekilde düşünüyorum ve çalışıyorum. Benim için çok değerli, dolayısıyla tansiyonlu bir süreç içerisindeyim. Ruh halimi bu karmaşadan sıyırmak çok kolay olmuyor açıkçası, günün sonunda müziğimde bu karmaşadan faydalanıyorum ama biraz toparlanmak adına kendimi güvende hissettiğim yerlerde ve insanlarla sık sık zaman geçiriyorum. Mümkün olduğunca konfor alanımdan çıkıp farklı yerlerde daha az alışık olduğum deneyimler elde etmeye çalışıyorum. Haa! bir de bilgisayar oyunları oynuyorum, hatta bazen biraz fazla bile kaçırdığımı düşünüyorum.

“Müziğe Olan Yeteneğimi Öğretmenim Fark Etti”

Rica etsem sevenlerin veya seni tanımak isteyen insanlar için hayatını özet geçer misin? Ailemin Türkiye’den Avusturya’ya göçü sebebiyle orada doğdum. İlkokul 3. sınıfa kadar orada okudum. Dolayısıyla hala biraz Almanca bildiğimi söyleyebilirim. Oradaki öğretmenimin benim müzikte yetenekli olduğumun farkına varmış olması ve bu konuda bana ekstra destek vermesi, çocuk da olsam kafama kazınmıştı ve sanırım müziğe olan ilgim orada başlamıştı. Ben 10 yaşımda Antalya’ya taşındığımızda 18 yaşıma kadar burada evden okula, okuldan eve gibi oldukça standart bir hayat yaşadım. Tabii lisede artık gitar çalmaya başlamıştım. (Gülüyor) Üniversite için İstanbul’a 2005’te geldiğimden beri buradayım ve müzik ile olan ilgim, özgürlüğümün artmasıyla beraber artık sürekli bir hale dönüştü. Üniversite bittiğinde iki senelik bir kurumsal iş hayatı deneyiminden sonra bu zamanıma kadar onlarca cover grubu, bol bol rock ve metal, bir tane profesyonel, yayınlanmamış ya da yayınlansa da sürekliliği olmamış birçok albüm sığdırdım. Yedi sene dizi-film-reklam sektöründe çalıştıktan sonra tamamen sadeleşerek, müzikte kendi ismim üzerinden ilerleme kararı aldım ve uzunca bir süre bu kararla devam etmeyi düşünüyorum.

“Utangaç Bir Çocuktum”

Çocukluğun nasıl bir mahallede geçti? Çocukluğuna dair unutamadığın en özel anını bizlerle paylaşır mısın? Çocukluk arkadaşların ile hala görüşüyor musun?

Çocukluğum Avusturya’da, bizim bildiğimiz gibi bir mahalle olarak adlandıramayacağım bir kasabada geçti. Neredeyse oradaki herkesin çalıştığı bir firma, bir okul, bir kilise gibi temel yerler dışında oldukça sakin ve soğuk bir yerdi. Açıkçası evden çok çıkan bir çocuk değildim, daha çok kendi küçük dünyalarımı yaratıp o sıkışık evde kendi hayal gücümle büyüyordum. Artık Türkiye’ye temelli döneceğimizi öğrendiğimde, şu anda artık hiç görüşmediğim sınıf arkadaşlarımın hepsine kâğıttan tuzluk yapmıştım. Neler yazdığımı hatırlamıyorum ama sadece bir kişiye yapmamıştım o tuzluklardan. Âşık olduğum kız Bianca’ya. Evet, oldukça utangaç bir çocuktum.

Müzik yolculuğun nasıl başladı? Kimler sanat yolculuğunda destek olup yolunu açtı ve sana göre teşekkürü hak ediyor?

Bahsettiğim gibi ilkokuldaki öğretmenim görmüştü müziğe olan yeteneğimi ve okul sonrası özel dersler vererek beni daha kalifiye üflemeliler çalmam için teşvik etmişti. Kendimi oldukça özel hissetmiştim. Bir konuda başka insanlardan daha farklı olabildiğimi görmek çocukça sevindirmişti beni. Türkiye’ye temelli döneceğimizden bu ayrıntılara hiçbir zaman giremedim. Döndüğümüzde de liseye kadar pek müzikle içli dışlı değildim. Lisenin ortalarında ise 5 arkadaş gitar dersi almaya karar vermiştik ve tabii ki çok hızlı bir şekilde 2’ye düştü bu sayı. Belki de artık sayı 1’dir. Müzik yolculuğumda bana özellikle köstek olan birisi olmadı açıkçası o yüzden manevi anlamda bana karşı direkt açılmış bir savaş yaşadığımı söyleyemem. Fikren desteklemeyenler tabii ki oldu. Sonuçta kendinize ait olmayan kocaman hayalleri indirgemek çok basit ve bunlar beni asla yıldıracak seviyede olmadı. Belki de beni yıldıracak bir seviye yoktur. Ama klasik bir aileden geliyor olmamın getirdiği o klasik ferah isteğini asla yerine getiremeyecek olan müzik yolculuğumu, klasik ferah olarak tanımlayabileceğimiz iyi bir üniversitede, altın bilezik de denilen bir bölüm okumuş olmama ve iş dünyasında iyi bir kariyer yapabilecek potansiyelime rağmen bana hep destek olmuş annem kesinlikle bir teşekkürü hak ediyor. Her ne kadar bambaşka insanlar da olsak, kalbimiz bir. İyi ki varsın.

Şarkıcılık senin kişiliğine neler kattı?

Yaptığım işi şarkıcılık olarak tanımlayamam, daha bütün bir bağlantım var müzikle. Yolculuğumda her ne kadar farklı türde janralar da gezmiş olsam da hep kendimi aktarmaya çalıştım müziğime. Günün sonunda artık dijital ortamlardan teknolojik cihazlar aracılığıyla tüketilen müziğin, böylelikle daha yaşayan bir forma dönüştüğünü, dolayısıyla ruhen daha geçirgen olduğunu düşünüyorum. Bu da kişiliğimi hep özgün tutmaya teşvik etmiştir ki müziğimi canlandırsın.

“Sanatı “Nispeten” Sınıfsal Kılıyor.”

Toplumumuzda sanat dalları meslek olarak değil de hobi olarak görülüyor… şarkıcı olmak istediğinde ailenin tepkisi ne oldu?

X- Ne iş yapıyorsun? S- Müzisyenim. X- Olsun. Versiyonlarını sanatla uğraşan hatta uğraşmayan birçok kişi yaşamıştır. Bunu da toplumumuzun sosyo-ekonomik durumuna bağlıyorum. Sonuçta sanat yapmak ülkemizde oldukça masraflı ve bu da maalesef sanatı “nispeten” sınıfsal kılıyor. Ya da hangi koşullarla olursa olsun büyük olmadığın ve ekonomik olarak sivrildiğin gözle görülmediği sürece insanlar, yaptığın işleri bir meslek olarak görmüyor. Ben, müzik yapmaya bir anda karar vermedim... Hayatımda kademeli olarak artan bir şekilde var oldu ve sanırım bu durum, ben dahil herkesin buna alışmasını kolaylaştırdı. O yüzden başlardaki negatif düşünceler giderek sönümlendi. Çıkaracağım yeni albümle de beraber ailem tarafından artık tamamen müzik yapan birisi olarak kabul gördüğümü söyleyebilirim.

“Daha” şarkısını yazarken hangi hikayelere dokunmayı tercih ettin?

Daha önce de söylediğim gibi; müziğime hep kendimi katarım. “Daha”da da son dönemlerde ilişkilerimde yaşadığım çalkantıları, bunların ben de yarattığı karışık duyguları, müziğin inişli çıkışlı tansiyonuyla birleştirerek tokat gibi çarpıcı bir drama yaratmak istedim. Günün sonunda herkesin benzer bir versiyonunu yaşadığı böylesi kişisel konuları müzikle yorumlamak benim için her zaman tedavi edici olmuştur.

“Benden Selam Olsun.”

Bugüne kadar yaptığın çalışmaları kronolojik sırayla anlatır mısın?

Üniversite yıllarımda birçok yerde konser verdiğim Rock/Metal cover gruplarımı es geçemeyeceğim çünkü müziğin vücudumdaki etkisini en çok bu zamanlarda hissettim ve hayatımda müziğin bir şekilde olması gerektiğini bu zamanlarda anladım.

2013’te “Meriva” adlı rock grubumla ilk profesyonel albümümü çıkardım.

2015’ten itibaren 7 sene boyunca “Güneş’in Kızları”, “Aşk Mantık İntikam” gibi çokça diziye ve çeşitli reklamlara hem şarkılar hem de yüzlerce tema yazdım.

2018 yılında “Avcu” ad altında “Mavi” isimli ve 4 şarkıdan oluşan bir EP yayınladım.

2020’de yine dayanamadım, Rock müzik yapabilmek adına “Mesafeler”i kurdum ve dokuz parça yayınladık. Çok eskiden yayınlanmış birkaç şarkım dışında kendi ismim soy ismim altında yaptığım müziğe de 2021 yılından beri aktif şekilde devam ediyorum.

2022’de ise “Mavi”de ki 4 şarkının da içinde bulunduğu “Yoksa Ben İblis Miyim?” adlı 9 şarkıdan oluşan ilk albümümü yayınladım ve hala da “Soner Avcu” adı altında üretimlerime devam ediyorum. Bunun dışında internetin dehlizlerinde yayınladığım bir metal albümü ve birçok farklı tarzda single’a da benden selam olsun. (Gülüyor)

Dinleyicinin heyecanını korumak için nelere dikkat edersin?

Büyük şarkılar yapmayı severim. Genelde hep büyük kitlelere hitap ettiğimi hayal ederek beste yaparım. İster aranjesi sade ama ruhu büyük olsun, ister kocaman bir yapı üstünde naif ama etkisi büyük vokaller olsun. Bir şekilde o enerjiyi karşı tarafa geçirebilmek için kendime ait belirli bir düzenin içerisinde sürekli farklı yöntemler denerim. Bu da benden çıkabilecek şeylerin sürekli farklı olabileceğinin heyecanını yaratıyor. Umarım dinleyicilerimde de yaratıyordur.

“Suyu Çıkana Kadar Yapmaya Çalışıyorum.”

Kendi kendine kaldığın zaman neler yaparsın? Kendini resetlemek için yöntemlerin neler? Açıkçası bu zamanlarda hoşuma giden şeyleri biraz suyu çıkana kadar yapmaya çalışıyorum. Böylelikle biraz suçluluk duygusu yaratıp kendime bir konu çıkarabiliyor ve kendimi tekrar üretime geçmeye teşvik edebiliyorum. Baktığınızda garip bir yöntem aslında ama böyle dalgalı ritimlerin her zaman dünyanın bir parçası olduğunu dolayısıyla buna bir şekilde ayak uydurup bundan faydalanmak gerektiğini düşünmüşümdür.

Geriye dönüp baktığında hayatında bir olayı değiştirmek istesen bu ne olurdu?

Ben daha çok gelecekçiyim. Geçmişte olan her şey beni şu an olduğum kişi yapmıştır. İyisiyle kötüsüyle bu bütünü kabul edip dersler çıkararak daha ileriye götürmeye kafa yormak bana her zaman daha sağlıklı gelmiştir.

Kariyerinin geldiği konumdan memnun musun? Gelecekte neler yapmayı hedefliyorsun? Müzik yolculuğumun oldukça uzun ve müziğe verdiğim emeğimin büyüklüğünü düşünürsem, kitlelere ulaşma çapımın daha büyük olmasını beklerdim. Bu yolculukta sürekli farklı oluşumlar altında müzik yaptığımdan dolayı belirli bir projeye yoğunlaşmamam bence bunun sebebini çok güzel açıklıyor. Şimdiki planım da uzunca bir süre sadece “Soner Avcu” adı altında daha kulvarlı müzik yapmak.

90’lar Tadında Sorular…

Yaş: 36 Boy: 1.78 Kilo: 68

Burç: Başak

Ayakkabı numarası: 42

Göz rengi: Kahverengi

Saç rengi: Kahverengi

Sesin kaç oktav: Bilmiyorum

Mükemmel mutluluk: Mutsuzluğu yok saymaktır.

En büyük korku: Vaktin dolması

En beğenmediğin özelliğin: Bazen çok yabani olabiliyorum

Başka insanlarda en beğenmediğin özellik: Dakik olmamaları

Şu an hayatta olan ve en çok hayranlık duyduğun kişi: Herkes öncelikle kendini sevebilmeli

En büyük müsrifliğin: Zamanımı boşa harcamak

Murat’ça Sorular…

Soner şarkıcı olmasaydı “mühendis olurdu”

Anlatırsam ağlarım dediğiniz … konu nedir? “Bir Ayrılık Hikayesi”

Çoğu kişi öyle biliyor ama aslında doğrusu … “belirli testlerden başarıyla geçmiş kendi bildiğinizdir.”

… hatayı yapmasaydım şu an müzik piyasasında şu noktada olurdum “Eğer kurumsal işimden istifa etmeseydim şu an müziği hala arka planda yapmaya çalışıyor olurdum.”

“İlk gitarımı aldığımda çok mutlu olmuştum” ve heyecanımı gizleyememiştim.

Söyleşi; Murat Fırat

Yorumlar

Popüler Yayınlar

Müziğin Ritimlerinden Beyaz Perdeye Sektörün Ezberlerini Bozan Bir Yönetmen Portresi

                 Röportaj: MURAT FIRAT  Türkçe rap kültürünün henüz emekleme aşamasında olduğu yıllarda imkânsızlıkların ortasında prodüktörlük ve yapımcılık üstlenerek bir devrin temellerini atan öncü bir vizyoner. Müzik kariyerinde onlarca albüme imza atıp yüzlerce klip çektikten sonra sinemanın görsel dünyasına adım atan ve Şuursuz Aşk gibi projelerle ulusal ve uluslararası arenada ödüllere layık görülen sıra dışı bir yazar ve yönetmen. Sadece kamera arkasındaki ustalığıyla değil popüler kültür standartlarına sektörün yapımcı egolarına ve sahte şöhret algısına karşı sergilediği tavizsiz duruşuyla da fark yaratıyor. Müziğin hikaye anlatıcılığından Alman sinema disiplinine set ortamındaki katı ilkelerinden evlilik ve hayata dair samimi itiraflarına kadar uzanan bu söyleşide popülist ezberleri bozan son derece dobra bir sanat yolculuğuna tanıklık edeceksiniz. Kariyerinize Türkçe rap’in henüz emekleme aşamasında olduğu dönemle...

Zeynep Mansur’dan Popun Tatlı ve Alaycı Yüzüne Güçlü Bir Dönüş: “Di Mi?”

                        Haber: MURAT FIRAT  Türk pop müziğinde bazı şarkılar vardır; ilk dinleyişte büyük iddialar ortaya koymaz, kendisini dinleyiciye zorla kabul ettirmeye çalışmaz ama insanın kulağında güzel bir iz bırakır. Bir süre sonra fark edersiniz ki melodisi aklınızda dolaşıyor, nakaratını istemeden mırıldanıyorsunuz ve yeniden dinlemek istiyorsunuz. Zeynep Mansur’un yeni çalışması “Di Mi?” bende tam olarak böyle bir his uyandırdı. Uzun zamandır Türkçe pop müziğin içerisinde farklı türlerin birbirine fazlasıyla karıştığı bir dönemi yaşıyoruz. Rap müzik, arabesk, elektronik altyapılar ve deneysel sound’lar pop müziğin sınırlarını genişletirken, zaman zaman popun kendi sade ve melodik kimliğini de geride bıraktığını görüyoruz. Elbette müzik değişecek, gelişecek ve yeni türlerle buluşacak. Ancak bazen insan yalnızca iyi yazılmış, iyi düzenlenmiş ve sanatçının kendisini rahatlıkla ifade edebildiği bir pop...

30 Yıl Sonra Yeniden Konuşan Göksel: “İçimdeki Çocuk Hiç Değişmedi”

                  Röportaj: MURAT FIRAT Bir sanatçıyı yalnızca en çok bilinen şarkılarıyla tanımak, bazen onun hayatının en önemli bölümünü kaçırmak demektir. Çünkü sahnede görünen birkaç dakikanın, bir albüm kapağının ya da radyolarda yıllarca çalan bir şarkının arkasında; hayaller, kırgınlıklar, mücadeleler, bekleyişler ve yeniden ayağa kalkma cesareti vardır. Göksel’in hikâyesi de tam olarak böyle bir hikâye. 1996 yılında “Senden Kalan” albümüyle müzik dünyasına adım atan, ardından “Gönüllü Yazıldım” gibi bir eseri 90’lar Türk pop müziğinin hafızasına bırakan Göksel, aradan geçen 30 yıla rağmen geçmişte kalmış bir isim olarak değil, hâlâ üreten, hâlâ düşünen ve hâlâ yeni şarkıların peşinden giden bir müzisyen olarak karşımızda. Bu röportajın çıkış noktası da biraz tesadüf, biraz merak ve biraz da geçmişin bugüne bıraktığı izlerle ilgili. 90’lar şarkıları arasında yeniden karşıma çıkan “Gönüllü Yazıldım”, beni yalnızca bir haber hazırlamaya...

Herkes Kolaya Kaçarken Gülşen Çıtayı Bir Kez Daha Yükseltti

                        Haber: MURAT FIRAT  Müzik endüstrisinin son yılların en büyük kimlik ve finans krizlerinden birini yaşadığı bir dönemdeyiz. Tüketim alışkanlıklarının değişmesi, dijital platformların hız odaklı yapısı ve yapay zekâ destekli üretimlerin giderek yaygınlaşması, müziğin üretim biçimini de kökten değiştirdi. Şarkılar iki dakikanın altına inerken, büyük prodüksiyonlar yerini düşük maliyetli işlere bıraktı. Üstelik sektörün önemli bir bölümü, "Müzikten artık para kazanılmıyor." düşüncesini neredeyse ortak bir kabulleniş hâline getirmiş durumda. Tam da böyle bir atmosferde Gülşen, İtaat Yok ile yalnızca yeni bir single yayımlamadı. Aynı zamanda pop müziğin hâlâ büyük fikirlerle, cesur prodüksiyonlarla ve yüksek standartlarla üretilebileceğini gösteren güçlü bir cevap verdi. Yaklaşık otuz yıldır sahnede, stüdyoda ve ekranlarda istikrarını koruyan sanatçı, kariyerinin bu döneminde bile kendini tek...

Selahattin Erhan: "İnsanların Hayatına Dokunmayan Hiçbir İşin Gerçek Bir Anlamı Yok"

                  Röportaj: MURAT FIRAT  Türk pop müziğinde yıllardır birçok unutulmaz esere imza atan söz yazarı ve besteci Selahattin Erhan, üretim anlayışından müzik sektörüne, hekimlik mesleğinden hayat felsefesine kadar pek çok konuda samimi açıklamalarda bulundu. Zerrin Özer'den Bülent Ersoy'a, Funda Arar'dan Mustafa Sandal'a kadar birçok önemli isme verdiği eserlerle tanınan Erhan, bu röportajda yalnızca kariyer yolculuğunu değil; sanatın topluma katkısını, müziğin değişen yüzünü, telif haklarını, genç müzisyenlere tavsiyelerini ve geleceğe dair hedeflerini de tüm açıklığıyla anlattı. Bugün birçok sanatçı tarafından seslendirilen eserlerin altında imzanız var. Ancak sizi sadece şarkılarınızla tanıyan geniş bir kitle bulunuyor. Selahattin Erhan'ı kendi cümleleriyle nasıl anlatırsınız? Bugüne kadar uzanan yolculuğunuzu nasıl özetlersiniz? Yaptığım ya da yapacağım işler ne olursa olsun, insanların hayatına pozitif katkıla...

“Gelip Geçenlere Karşı Bir Duruş: Zerrin Özer’den Güçlü Bir Müzikal Manifesto ‘Geliyorlar Gidiyorlar’”

Haber: MURAT FIRAT Türk pop müziğinin zamana meydan okuyan sesi  Zerrin Özer , yeni şarkısı  Geliyorlar Gidiyorlar  ile bir kez daha yalnızca müzik yapmadığını, aynı zamanda bir duruş sergilediğini kanıtlıyor. Bu çalışma; hız çağının ilişkilerine, yüzeysel duygularına ve kolay tüketilen aşklarına karşı güçlü bir itiraz niteliği taşıyor. Dinleyiciye sadece melodik bir deneyim sunmakla kalmıyor; aynı zamanda içsel bir yüzleşmeye davet ediyor. Şarkının sözlerinde  Habil Ceyhan  imzası var; sade ama etkili bir dil kullanımıyla günümüz ilişkilerinin kırılganlığını gözler önüne seriyor. Bestede  Bülent Yetiş , duygunun omurgasını kurarken; düzenlemede  Mustafa Arapoğlu  ve  Göksel Kamçı  modern dokunuşlarıyla parçayı bugünün ritmine başarıyla taşıyor. Ortaya çıkan sonuç; geçmişin deneyimi ile bugünün enerjisini buluşturan dengeli ve etkileyici bir yapı. Zerrin Özer, bu şarkıda yalnızca bir yorumcu değil; adeta bir anlatıcı, hatta bir tanık. Sö...

Gökberk Demirci: Kalbimin ve mantığımın el verdiği sürece oyunculukta çok katı kuralım yoktur

Gökberk seni tanıyalım? 1989 yılında İzmit’te dünya'ya geldim. O zamanları fazla hatırlamıyorum, fakat mutlu bir bebekmişim fotoğraflardan anladığım kadarıyla  ;)   Aslen Adanalı’yım. Babamın mesleğinden dolayı birçok yer gezdik, gördük ve yaşadık. Benden 6 yıl sonra kardeşim Berkay dünyaya geldi. Pek uslu sayılmazmışım; öyle diyorlar. Ama o evre çok uzun sürmedi. Sanırım çocukken de büyüktüm hep! Hiç değişmediğimi söylerler.  ;) Sanırım oyunculuk kariyerin çocuk oyunları ve skeçlerle başladı? Kariyerim sayılmaz ama temeli çocukluk yıllarına dayanıyor. Özel günlerde oynanan oyunlar, anlık girilen karakterler ve başka birisi gibi davranmalar vs, vs (gülüyor). Çocukken fazla enerjiktim. Haliyle öğretmenlerim de bunu bir yarara dönüştürdüler. Hem benim için, hem de kendi sinir sistemleri adına  ;) 😉   Birçok konuda en büyük destekçim önce inancım, sonra ailem ve yakın çevrem oldu. Cengiz Küçükavyaz tiyatrosu ve Aktör-ist’lun kariyerin açısından ...

Meltem Leylekoğlu’ndan Doğru Şarkıyla Gelen Güçlü Bir Adım: Sardunyalar

                       HABER: MURAT FIRAT Müzik dünyasında bazı sanatçılar vardır; kendilerini bir anda değil, zaman içinde, sabırla ve üreterek ortaya koyarlar. Meltem Leylekoğlu da bu isimlerden biri. Sahne deneyimi, farklı müzik türlerine olan yatkınlığı ve kendisini geliştirme isteğiyle yoluna devam eden sanatçı, yeni çalışması “Sardunyalar” ile kariyerinde dikkat çekici bir adım atıyor. Meltem’in müzik yolculuğuna baktığımızda, yalnızca bir şarkı söyleyen değil, bu işi hayatının merkezine alan bir sanatçı profili görüyoruz. O Ses Türkiye’de yer alarak geniş bir dinleyici kitlesinin dikkatini çeken Leylekoğlu, sahne çalışmalarını da sürdürerek müziği günlük hayatının geçici bir parçası olmaktan çıkarıp mesleki bir çizgide devam ettiriyor. Benim açımdan bir sanatçıyı değerlendirirken yalnızca sesine ya da sosyal medyada ne kadar görünür olduğuna bakmak yeterli değil. Sahneye çıkmak, üretmek, repertuvar hazırlamak, dinleyiciy...

Bir Şarkının Yeniden Nefes Alışı: Zeynep Casalini ve Gözlerin'in Sessiz Gücü

                      Haber: MURAT FIRAT  Bazı şarkılar vardır. İlk dinleyişte güzel gelir. Bazıları ise yıllar geçtikçe anlamını büyütür, her kuşakta yeniden başka bir kalbe dokunur. Çünkü gerçek eserler zamana direnmez, zamanla birlikte olgunlaşır. Onları yeniden söyleyen her yorumcu da yalnızca bir şarkıyı seslendirmez. O eserin hafızasına kendi ruhunu bırakır. Zeynep Casalini'nin sesinden dinlediğimiz Gözlerin de tam olarak böyle bir yeniden buluşmanın hikâyesini anlatıyor. Bir klasikle yeniden karşılaşmanın en büyük riski, dinleyicinin hafızasında yer etmiş duyguyu bozabilmektir. Çünkü yıllardır bizimle yaşayan eserler yalnızca melodileriyle değil, taşıdıkları anılarla da var olur. Bu yüzden onları yeniden yorumlamak cesaret ister. Zeynep Casalini ise bu cesareti gösterirken şarkıyı değiştirmeye çalışmıyor. Tam tersine onun özüne yaklaşmayı tercih ediyor. Bu yaklaşım, yorumun en güçlü tarafını oluşturuyor. Gözl...

Türkiye'nin ilk egzotik "Karınca Çiftliği"

Uzun zamandır takip ettiğim genç bir Youtuber var. Yeditepe Üniversite'sinde Endüstri Ürünleri ve Tasarımı bölümü mezunu, oyunculuğa merak salıp tiyatro eğitimi aldı, ayrıca "Karınca Çiftliğim" kanalında egzotik hayvanların videolarını paylaşıyor. Tek ve en büyük hedefinin "hayvan sevgisini insanlara aşılamak olduğunu" belirten Tuğkan Gönültaş, evinde hayvan beslemek isteyenlere çok özel tavsiyelerde bulundu. Merak edenler için soruyorum: Tuğkan Gönültaş kendini anlatabilir misin?  Selam, bendeniz Tuğkan GÖNÜLTAŞ. 1987 yılında İstanbul’da doğdum. Yeditepe Üniversite’sinde Endüstri Ürünleri ve Tasarımı Bölümü’nü bitirmemin hemen ardından, kısa süreli bir yurt dışı serüveninden sonra tekstil sektöründe kendi markamı kurdum.   Vatani görevimin ardından oyunculuğa merak sardım ve tiyatro eğitimine başladım. Çocukluğumdan beri iç içe olduğum egzotik hayvanların paylaşımlarını (hobi olarak) Youtube üzerind...