Ana içeriğe atla

“Dünya Turu Yapmaya Ne Kadar Hazırsın?”

Bu son sıfattan hiç hoşlanmayacaktır ama ne yapayım çok ürperdim! Mert Aktaş! Tabii sizin onu Mert Aktaş Travel olarak tanıyorsunuz. “Travel” ne demek diye araştırdığımda “Google Amca” cahilliğimi bir kez daha yüzüme vurdu, meğer Travel “Yolculuk” anlamına geliyormuş. nerden bileyim…

Neyse bırakalım şu cahillik konusunu, dünya turu meselesine geri dönelim! Karşımızda tepeden tırnağa orijinal bir adam var. Deli mi bence deli, cesur mu valla sonuna kadar! Sen kalk 4 yıl önce; işi gücü, dostu, aileyi, tası tarağı arkanda bırak yollara düş! Ama ne düşüş, bir daha asla arkasına bakmadan bir gidiş bu. Mert yeniden doğmuş gibiydi, aslında bu bir hayalden öte kendini bulma yolculuğu diyebiliriz…

Ahmed Arif’in “Haberin Var Mı” şiirinde söylediği gibi; “Aç kaldım, Susuz kaldım, Geceler gecelerce” Mert’te bu yolculuk sürecinde; “sokakta kaldı, bir sabah kanlar içinde uyandı, kaçırılma olayı yaşadı” ama günün sonunda bir çaresini bulup bütün olumsuzlukların üstesinden geldi!..

Adam 27 ülke gezmiş, “eee takipçilerin neler merak ediyor” diye soruyorum. Cevap ilginç! “Nasıl hala ölmemiş olmam” diyebiliyor. Sustum! Eee onlarda haklı, bu kadar olaydan sağ çıkması bile bir mucize.

Off çok konuştum biliyorum ama napayımmm, valla Mert’i çok sevdim! Adam gezilerin olumlu yönlerini de, olumsuz yönlerini de anlatıyor. Yolculuğa çıkacak olan veya böyle bir hayali olan herkes bir kez daha düşünsün.

Öyle YouTube’ye video yüklerim, sokakta bileklik satarım, gider bir otelin kral dairesinde kalırım. Yok öyle bir dünya! Zaten kim öyle söylüyorsa, sizi kekliyordur benden söylemesi.

Anlayacağınız, uzun lafın kısası 27 ülkeyi, 7 kıtayı Mert Aktaş’ın gözünden görün öyle karar verin.

Takipçi Soruları

Röportajımızın ilk sorusuna, insanlığın varoluşundan beri cevabı merak edilen ama kesin bir sonuca varılamayan, zor bir soruyla başlamak istiyorum: Gerçekten de gez dünyayı, gör Konya’yı mı?

Kesinlikle katılıyorum. Gezme, görme, tatil, kültür, yemek ve keşfetme anlamında; ülkemiz gibisi dünyanın hiç bir yerinde yok. Tabii ki dünyadaki tüm ülkeler çok güzel. Çünkü her ülkenin kendine has güzellikleri var. Ama bizim ülkemizin kendine has ve çok daha fazla yapılacak şeyleri var. En basitinden aynı anda dört mevsim yaşayabilen bir ülkeyiz. Çoğu ünlü ülkelerde ya sadece plajları ünlüdür ya kültürü ünlüdür ya da tarihi ünlüdür. Ama hepsi bir arada Türkiye’de var. Kimisi tatil yerleri ve sahilleri gezmeyi sever, kimisi arkeolojik ve tarihi yerler sever, kimisi ise başka şeyler severler. Çoğu ülkede hepsini bir arada bulamazsınız ama Türkiye’de hepsini bir arada bulabilirsiniz.

Tatil mi yapmak istiyorsun? Tüm Ege ve Akdeniz kıyılarını gez. Tarih ve arkeolojik yerlerimi seviyorsun? Git güneydoğu bölgesine. Kalabalık ve gelişmiş yerler mi seviyorsun? Git İstanbul’a. Doğa ve orman havasımı istiyorsun? Git Karadeniz’e. Antalya’da herkes denize girerken kış turizmi veya kayak mı yapmak istiyorsun? Git doğu bölgesine. Kısacası gez gör ve keşfet anlamında ülkemiz gibisi yok. Her türlü gezi ve kültür zenginliğine sahibiz. Bu söylediklerimi yurtdışında tanıştığım ve bana Türkiye’yi soran tüm yabancılara anlatıyorum. Kesinlikle ülkemiz bambaşka.

“Kaçırılma Olayı Yaşadım.”

Gezdiğin ülkelerde Türk olduğunu duyanlar nasıl tepki veriyor?

4 yıllık dünya turu hayatımda, gezdiğim ülkelerin vatandaşlarına veya henüz gitmediğim ülkelerin vatandaşları ile tanıştığımda! Ne zaman Türk olduğumu söylesem, çok iyi tepkiler alıyorum. Türkleri her yerde seviyorlar ve gördüklerinde mutlu oluyorlar.

Hayatımda bir defa; Karadağ-Arnavutluk arasında otostop çekerken, beni arabasına alan bir Sırp, Türk olduğumu duyunca ırkçılık yapıp, bana küfürler etmişti! Arabadan ayrılmak istediğimde, Türk olduğum için beni bırakmayıp, küçük bir kaçırılma olayı yaşamıştım ama sonrasında sorunsuz kurtuldum. O üzücü hikaye dışında, gittiğim tüm ülkelerde Türk olduğum için çok güzel karşıladılar. Türk olduğum için çok mutluyum. Dünyanın her yerinde rahatça ve gururlu bir şekilde, Türk olduğumu söyleyebiliyorum.

Türkler söyledikleri kadar misafirperver mi ve başka bir ülke de bu misafirperverliğe rastladın mı?

Türkiye dünyadaki en misafirperver ülkelerden birisi! Farklı ülkelerde Türkleri aratmayacak şekilde bana misafirperver davranıldı. Özellikle bulunduğum İran, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan gibi ülkelerde harika karşılandım. Uzun yıllardır, tamamen parasız sadece sokakta bileklik satarak kazandığım para ile seyahat ettiğim için az önce saydığım ülkelerde bana çok iyi yardımlarda bulundular. Özellikle parasız seyahat ettiğim ve Türk olduğum için beni tanımadıkları halde birçok kez evlerine davet edip yemek ısmarladılar. Kendimi Türkiye’de evimde gibi hissettirdiler. Gitmiş olduğum ülkeler içerisinde misafirperverlik anlamında favori ülkem kesinlikle İran.

Dünya turu yaparken hayatını minimalleştirmek zorunda kaldın mı?

Hayatımı ve kendimi minimalleştirmedim! Aksine, dünya turuna çıktığımdan beri; normal hayatımda yapabildiklerimden daha fazlasını yapabilmeye başladım. Çünkü dünya turuna çıkarken her şeyi arkamda bıraktım. Artık bir sorumluluğum kalmadığı için tamamen özgür oldum. İstediğim saatte uyanıyorum, istediğim her şeyi yapabiliyorum ve istediğim zamanda istediğim ülkeye gidiyorum.

Kimseye karşı hesap verme zorunluluğum ve sorumluluğum kalmadığı için tamamen özgür ve rahat bir hayata ulaşabildim. Sadece para konusunda minimalleşmek zorunda kaldım, çünkü çalışmadığım için bir gelir kaynağım kalmadı. Sokakta bileklik satarak kazandığım para ile yaşadığım ve süresiz seyahat etmek istediğim için masraflarımı ve harcamalarımı minimalleştirmek zorunda kaldım. Bu bir sorun değil. Aksine keyif verici bir şey... Sonunda %100 özgürlüğe ulaşabildim. Çok mutluyum.

“Önyargı” Denen Şey, Burada Yok!”

Önyargılı düşündüğün, sorulduğunda belki giderim dediğin ama gittiğin zaman çok şaşırdığın bir ülke veya yer var mı?

Brezilya ve Kolombiya! Gitmeden önce önyargılı değildim ama kafamda bazı soru işaretleri vardı. Herkes bana oranın ne kadar tehlikeli ve güvenilmez ülkeler olduğunu anlatmıştı. Ben de kafamda biraz soru işaretleri ile gittim. Evet, Brezilya ve Kolombiya’da tehlike var. Ama beni şaşırtan şey, insanların tehlikeliden çok aşırı sıcakkanlı ve arkadaş canlısı çıkmaları oldu.

Hayatımda boyunca, hiç bir ülkede bu kadar aşırı bir samimiyet görmedim! “Önyargı” denen şey, burada yok! Burada herkes eşit ve birbirlerini seviyorlar. Kimse sokakta yürürken bile yanından geçenlere selam vermeden nasılsın demeden gitmiyorlar. Kendi tecrübelerim ile öğrendiğim onlar için bu hayattaki en önemli şey kesinlikle saygı. Doğallık, saygı, insan ilişkileri ve samimiyet anlamında; beni en çok şaşırtan ve favori ülkelerim Brezilya ve Kolombiya.

Valla bu soruyu kimin sorduğunu ifşa etmeyeceğim ama arkadaşın merakını gidermek istiyorum; Gezi sürecinde unutamadığın bir seks hikayen oldu mu veya cinsel ihtiyaçlarını nasıl gideriyorsun?

Güzel ve beklenmedik bir soru! (Gülüyor) Yabancı olduğumuz için dünyanın neresine gidersek gidelim, farklı olduğumuz için ilgi ile karşılanıyoruz. Yabancı olduğumuz için her ülkede bizimle tanışmak istiyorlar ve doğal olarak bizde yeni bir ülkeye gittiğimiz için yerel insanlarla tanışmak istiyoruz. Güzel bir enerji yakalandığımızda, tabii ki anlık bir şeyler olabiliyor.

“Hafta Sonu Arjantin’e Gidelim Mi?”

Klasik Gezgin

Dünya turu yapma fikri nasıl doğdu ve ne zaman gezmeye başladın?

Kendimi bildim bileli yabancı ülkeler ve farklı kültürler hakkında merakım vardı. Lise yıllarımda bile, içime anlık heves gelip arkadaşlarıma; “hadi hafta sonu Arjantin’e gidip gelelim mi?” şeklinde sorular bile soruyordum. Tabii ki o zamanlar imkanlar olmadığı için lafta kalıyordu. Ayrıca 14 yaşımdan beri, düzenli olarak 10 sene Kuşadası turizm sektöründe çalıştım. Her gün yüzlerce turist ile beraberdim. 14 yaşımdan beri turist müşterilerimi her zaman kıskanırdım. Çünkü sürekli seyahat edebiliyorlardı ve sürekli onların ülkeleri hakkında sorular sorup bilgilenmeye çalışıyordum. Yıllarca yabancı turistler ile beraber zaman geçirirken, her zaman kendime okul hayatımı bitirdikten sonra “para biriktirip, dünya turuna çıkıp, bütün dünyayı gezip, evime öyle geri döneceğim.” diyordum.

Üniversite son sınıfa geçerken hazırlıklara başlayıp, bisiklet ile küçük bir Türkiye turu yapma kararı almıştım. Amacım ilk önce Türkiye’yi gezip, gezginlik tecrübesi edinip, sonra dünya turuna çıkmaktı. Üniversiteyi bitirdiğim ilk gün işe başladım. 3-4 ay kadar çalışıp biriktirdiğim para ile tek yön bir uçak bileti alıp Tayland’a gittim. Ve o gün bu gündür 5. seneme girmek üzereyim, dünya turundayım. Yıllar önce bu kararı alıp uyguladığım için hiç pişman değilim ve çok mutluyum. Herkese kesinlikle tavsiye ederim.

“27 Ülke Gezdim.”

İlk rotan neresi oldu, kaç ülke gezdin, şimdi hangi ülke veya ülkeler programında var?

Dünya turumun ilk rotasına Tayland’la başlayıp, Asya kıtasını gezmekle oldu. Asya turunu bitirdikten sonra, Balkanlar bölgesine geçiş yaptım, sonrasında ise Ortadoğu ve Kafkas ülkelerini gezdim. Şu an Güney Amerika’dayım, burayla birlikte toplam 27 ülke gezdim.

Gittiğim ülkelerde uzun süre kalarak, o ülkelere ait her şeyi öğrenip öyle ayrılıyorum.

En az 200 ülkeyi gezmek istiyorum ama bir acelem yok! Çünkü dünya turu için tüm hayatımı harcamaya karar verdim. Gelecekteki rotalarım hakkında hiçbir planım yok! Şimdilik Brezilya’dayım ve 2. defa Brezilya’ya gelmiş bulunuyorum. Çünkü yıllardır parasız dünya turu yapıyorum ve bunun vermiş olduğu bir yorgunluk var. Ayrıca son aylarda yaşadığım ağır ve kötü olaylardan dolayı psikolojim tamamen bozulmuştu. Kendimi pekiyi hissetmiyordum.

Brezilya’da uzun bir süre kalıp hem maddi hem de manevi anlamda kendimi toparlamaya karar verdim. Buradan ayrılacağım gün nereye gideceğimi hiç bilmiyorum.

“Türkler Dünyanın Her Yerinde!”

Yanılmıyorsam tek başına seyahat ediyorsun. Yalnız seyahat etmenin avantajları ve dezavantajları nedir?

Bu kişinin kendi hayat tarzına göre tercih etmesi gereken bir meseledir. Tek başıma seyahat etmeyi tercih ettim ve gelecekte de bu şekilde devam edebilirim. Çünkü yalnız olduğumda, kendimi daha güçlü hissediyorum ve hayallerimi daha başarılı bir şekilde gerçekleştiriyorum. Avantajlı yanları; kendine her anlamda güveniyorsan ve dünyanın diğer ucunda her türlü sorunla başa çıkabiliyorsan, tek başına gezmek en güzeli! Çünkü kimseye bağlı değilsin, tamamen kendi istediğini yapabiliyorsun.

Yalnız kalmak ve kafa dinlemek istediğin zaman yalnızsın ama bir gün yanında birisini istersen, bir yol arkadaşı bulabilirsin. Hemen hemen her ülkede bir Türk ile karşılaşabiliyorsun. Türkler dünyanın her yerinde! Birçok yabancı gezgin oluyor, kolaylıkla senin kafanda olan ve yardımlaşa bileceğin insanlar bulabilirsin.

Yolculuğunu nasıl finanse ediyorsun?

Maalesef, yıllardır hiç maddi gelirim yok! Tamamen sıfır ve parasız yaşayıp ülke ülke geziyorum. İhtiyaçlarımı sokakta bileklik satarak karşılıyorum ama maalesef bileklik satmak hiç yeterli değil. Sadece günlük masraflarımı karşılayabiliyorum. Yeri geliyor, gün içinde hiç bileklik satamıyorum, zaten çok iyi satış yaptığımda bile 3-4 gün kadar idare edebiliyorum.

Sosyal medya hesaplarımdan, beni severek takip edenler ara sıra maddi destekte bulunuyorlar. 2 hafta önce YouTube kanalımın para kazanması onaylandı. Bu aralar sadece video çekimlerine ağırlık verdim. YouTube kanalımı büyütmeyi başarabilirsem, maddi durumumu toparlayıp daha kaliteli bir şekilde dünya turuna devam etmeyi planlıyorum.

- Gezdiğin yerlerde videolar çekip, düzenli şekilde YouTube sayfanda paylaşıyorsun! Geri dönüşlerden memnun musun?

Kesinlikle! Sonuna kadar memnunum. Gelen mesajlar ve yorumlar benim için bir motivasyon kaynağı. Çünkü emek verip, gittiğimi ülkelerde çektim videolar, insanlar tarafından beğenildiğinde motivasyonum artıyor.

Günümüzün popüler mesleği YouTuberlik, gerçektende iyi bir gelir kapısı mı? Gezerken, YouTube’den kazandığın parayla hayatını idame edebilir misin?

Hem evet hem de hayal kırıklığı! YouTube harika bir gelir kaynağı. Tahmin edemeyeceğiniz miktarlarda paralar kazanıp, üstüne sponsor ve reklam gelirleri de ekleye bilirsiniz. Hayal kırıklığı dememin sebebi ise; Bu işe başlayan herkesin para kazanamayıp pes edip bırakması. Çünkü YouTube’den iyi para kazanabilmek için videolarınızın çok izlenmesi gerekiyor.

“Nasıl Hala Ölmemiş Olmam!”

Takipçilerinin merak ettikleri konular neler?

“Nasıl hala ölmemiş olmam!” Seyahatlerim aşırı tehlikeli ve aksiyonlu oluyor. Başım beladan hiç kurtulmuyor. Takipçilerim dizi izler gibi her gün aksiyon dolu maceralarımı izliyor, paylaşım yapmadığım gün “Seni merak ediyoruz, acaba başına yine bir şey mi geldi.” şeklinde mesajlar alıyorum.

Genel olarak herkesin dünya turu yapmak ve başka ülkelerde yaşamak gibi hayalleri olduğu için “nasıl gidebilirim” ve “neler yapmalıyım” şeklinde sorular geliyor.

Barınma, yeme, içme kısacası temel ihtiyaçlarını nasıl gideriyorsun?

Şaka gibi olacak ama cevabım: GİDEREMİYORUM! 4 senedir parasız seyahat ediyorum, aşırı rahat bir insan olduğum için çok düşünmüyorum. Barınma olarak “Couchsurfing” uygulamasını kullanarak yerel insanların evlerinde kalmaya çalışıyorum. Eğer kalacak ev bulamazsam, hava soğukta olsa sıcakta olsa sokakta uyuyorum! Pek yemek yemiyorum, zayıf olmama rağmen çok kilo veriyorum. Güney Amerika turunu 70 kilo ile başlamıştım ve 7 ay sonrasında 59 kiloya düştüm. Hala bu şekilde devam ediyorum. Dünya turumun başlangıç noktası olan, Asya kıtasını bitirdiğimde 9 kilo vermiştim. Sağlığıma pek dikkat eden birisi değilim. Söyleyeceğim mantıklı ve doğru değil, biliyorum! Ama kendi zevklerim, hayallerim ve mutlu olabilmek için bedenimi ve sağlığıma yatırım yapmak yerine ruhuma, anılarıma ve tecrübelerime yatırım yapmayı tercih ettim.

Hangi yabancı dilleri konuşuyorsun?

Akıcı bir şekilde İngilizce biliyorum. Şu anda Portekizce ve İspanyolca öğrenmeye çalışıyorum.

Gezip gördüğün ülkeleri baz alarak söylersen, sence insanlık için en adil yönetim şekli hangisi?

Siyaseti ve hiçbir ülkenin yönetim şeklini beğenmiyorum! Önemli olan şey; insanların kendilerini eğitip, uyum içinde kurallar olmadan yaşayabilmesi. Maalesef, bu konuda hiçbir ülkeyi örnek olarak sizlere sunamıyorum. 

Özümde aşırı hayalperest bir insanım, her an hayaller âlemine dalabilirim. Hayal dünyamda; başkanı olduğum ve yönettiğim bir ülkem var. Düzenli olarak gözlerimi kapatıp, bu hayal dünyamın içine dalıyorum. Bu yaptığım sanki oyun oynamak gibi, gerçek hayatta bir imkanım olsa ve bir ülke kurabilsem, hayallerimdeki ülkeyi yaratmayı çok isterdim. O zaman dünyadaki mutluluk oranının %100 olacağından eminim.

“Kanlar İçinde Uyandım!”

Ülkelere göre hastalık bulaşma riski ve ölümcül olma yönü farklılık gösterebiliyor. Bir ülkeye giderken, sağlık konusunda ne gibi tedbirler alıyorsun?

Sağlıktan çok ruh, anı ve tecrübelerime yatırım yapmayı tercih ettim. Sağlığıma dikkat eden birisi olmadığım için bir ülkeye giderken sağlık anlamında önlem almıyorum. Birçok kez sağlık problemi yaşadım ama hiç sağlık sigortam olmadı! 7 ay önce Güney Amerika turuna başladım ve 1. ayı bitirmek üzereyken bir sabah kanlar içinde uyandım. Acil hazırlanıp hastaneye gittiğim zaman, büyük bir böbrek taşı olduğunu öğrendim. Benimle ilgilenen doktor, taşın büyük olmasından dolayı geziyle alakalı her şeyi yasakladı! Kısa sürede ameliyat olmam gerektiğini söyledi, Türkiye’ye dönmek zorundaydım ama “bunu da kendi başıma başaracağım” dedim. İnatçı ve savaşçı ruhum ile dünya turuna devam ettim.

Hastalığımın üstünden 6 ay geçti ve Güney Amerika’da zorlu şartlar altında sokakta uyuyarak, hayallerimi gerçekleştirmeye devam ettim ve 6 ülkeyi daha keşfetmeyi başardım.

Mert Aktaş gezgin olmasaydı, Türkiye’de kalıp ne olurdu?

Çocukken ticaret yapma ve para kazanma sevdam vardı. Okul hayatına başlamadan önce 5-6 yaşlarımda bile, çocuk parkına gidip tezgah açar oyuncaklarım satmaya çalışırdım. Ortaokula giderken o küçük yaşta bile kendi işimi kurmayı başarmıştım. Kısacası 5 yaşımdan beri, tüm hayatım ticaret yapıp para kazanmak ile geçti.

İlerleyen yıllarda paranın saçma bir şey olduğunu, hayallerimizin peşinde koşmanın daha önemli olduğunu anladığım an işi gücü bırakıp dünya turuna çıktım.

Çoğu kişi öyle biliyor ama aslında doğrusu bu! Dediğin konu nedir?

Dünya turuna yeni çıkacak kişilerin parasal olarak kendilerini finanse etme fikirleri. Çünkü günümüzdeki Türk gezginlerin çoğu ya sosyal medya gelirleri ile ya da sokakta bileklik satarak kazandığı parayla geziyorlar. Uzun yıllardır sosyal medyada paylaşım yapan gezginler maddi geçimlerini bu şekilde finanse ettiklerini gösterdiği için yeni başlayacak olan gezginler hemen bir YouTube kanalı açıp paylaşımlar yapıyorlar ve diğer yandan sokakta bileklik satarak rahatça gezeceklerini sanıyorlar ama öyle olmuyor.

Evet, soysal medyada yüksek takipçiye ulaşabilirsek yüksek paralar kazanabiliriz ama artık bu günlerde imkânsız gibi bir şey olmaya başladı. Çünkü birkaç yıl önce seyahat hakkında YouTube’rlik yapan kişi sayısı çok azdı. Onların rekabeti az olduğu için yükselmeleri rahat oldu ve bu günlerde en çok takipçiye sahip profiller oldular ama şu an yüzlerce YouTube kanalı ve binlerce video YouTube’de olduğu için yeni başlayanların büyümesi zorlaştı.

İnsanlar kaliteli kamera alıp, güzel videolar çekerim ve YouTube’de beni öne çıkartır diye düşünüyorlar ama yüzlerce seyahat kanalı var. Günümüzde sade ve kaliteli içerikler üretmek yetmiyor. Farklı ve dikkat çekici şeyler üretmek gerekiyor. Bu yüzden gezginliğe yeni başlayanlar birkaç video yükledikten sonra hiç izlenmedikleri zaman hayal kırıklığına uğruyorlar.

YouTube dışında ise bileklik satmak diyebilirim. Evet, biz gezginler farklı ülkelerde sokakta bileklik satarak paramızı kazanıyoruz ama herkes sanıyor ki tonlarca para kazanıyoruz. Hayır, bu yanlış bir bilgi! Şöyle düşünün; bu güne kadar onlarca gezgin yıllarca sokakta bileklik satarak geziyor. Kim zengin olmayı başardı? Bir günde satılan bileklikten kazanılan para ile en fazla birkaç günümüzü kurtarabiliyoruz. Bu yüzden yeni gezginliğe başlayacak kişilere önerim; sağlam bir bütçe biriktirip yola çıkmaları veya kendilerine düzenli bir gelir sağlamaları.

Yolculuklarında birisi sana yardımcı olmak istiyorsa, ne yapması gerekiyor?

Motivasyonumu ve maddi durumumu sosyal medyaya yönelttim. Seyahatlerimde yardımcı olmak isteyenlerin YouTube ve İnstagram hesaplarımı takip etmeleri yeterli olacaktır.

Anılarını bir kitapta toplamayı düşünüyor musun?

Evet, ama şu an zamanı değil. Sosyal medya hesaplarımda, sadece gezi içerikli paylaşımlar yapıyorum. Beni takip edenlere gezdiğim yerleri ve nasıl gidileceğini anlatmak istemiyorum, beni takip edenlere bir gezginin hayatını anlatmak istiyorum. Çoğu gezgin arkadaşımız, gezginliğin sadece iyi yanlarını ve gittiği ülkelerin olumlu yönlerini anlatıyor. Ama ben başıma gelen kötü olaylarda nasıl çözüm yolları bulduğumu ve genel olarak her konuda neler yapıp bu günlere nasıl geldiğimi anlatmak istiyorum.

Türkiye ne zaman döneceksin?

Şimdilik Türkiye’ye dönme planım yok, uzun yıllarca dönmeyi düşünmüyorum ama Türk yemeklerini aşırı özlüyorum. Arada çılgınlık yapıp sadece yemek yemek için Türkiye dönüp, birkaç gün sonra kaldığım yerden devam edebilirim.

Son olarak takipçilerine neler söylemek istersin?

Takipçilerime sonsuz teşekkür etmek istiyorum; Çünkü dünya turu gezgini olup, bu başarılı hayata ulaşabildiysem, bunun büyük payı sizler sayesinde oldu. Mesajlarınız ve güzel yorumlarınız motivasyonumu her zaman yüksek tuttu. Merak ettiğiniz konularda elimden geldiğince yardım etmeye ve tecrübelerimi aktarmaya devam edeceğim. İyi ki varsınız, hepinizi çok seviyorum.

Söyleşi: Murat Fırat

Yorumlar

Popüler Yayınlar

Müziğin Ritimlerinden Beyaz Perdeye Sektörün Ezberlerini Bozan Bir Yönetmen Portresi

                 Röportaj: MURAT FIRAT  Türkçe rap kültürünün henüz emekleme aşamasında olduğu yıllarda imkânsızlıkların ortasında prodüktörlük ve yapımcılık üstlenerek bir devrin temellerini atan öncü bir vizyoner. Müzik kariyerinde onlarca albüme imza atıp yüzlerce klip çektikten sonra sinemanın görsel dünyasına adım atan ve Şuursuz Aşk gibi projelerle ulusal ve uluslararası arenada ödüllere layık görülen sıra dışı bir yazar ve yönetmen. Sadece kamera arkasındaki ustalığıyla değil popüler kültür standartlarına sektörün yapımcı egolarına ve sahte şöhret algısına karşı sergilediği tavizsiz duruşuyla da fark yaratıyor. Müziğin hikaye anlatıcılığından Alman sinema disiplinine set ortamındaki katı ilkelerinden evlilik ve hayata dair samimi itiraflarına kadar uzanan bu söyleşide popülist ezberleri bozan son derece dobra bir sanat yolculuğuna tanıklık edeceksiniz. Kariyerinize Türkçe rap’in henüz emekleme aşamasında olduğu dönemle...

Zeynep Mansur’dan Popun Tatlı ve Alaycı Yüzüne Güçlü Bir Dönüş: “Di Mi?”

                        Haber: MURAT FIRAT  Türk pop müziğinde bazı şarkılar vardır; ilk dinleyişte büyük iddialar ortaya koymaz, kendisini dinleyiciye zorla kabul ettirmeye çalışmaz ama insanın kulağında güzel bir iz bırakır. Bir süre sonra fark edersiniz ki melodisi aklınızda dolaşıyor, nakaratını istemeden mırıldanıyorsunuz ve yeniden dinlemek istiyorsunuz. Zeynep Mansur’un yeni çalışması “Di Mi?” bende tam olarak böyle bir his uyandırdı. Uzun zamandır Türkçe pop müziğin içerisinde farklı türlerin birbirine fazlasıyla karıştığı bir dönemi yaşıyoruz. Rap müzik, arabesk, elektronik altyapılar ve deneysel sound’lar pop müziğin sınırlarını genişletirken, zaman zaman popun kendi sade ve melodik kimliğini de geride bıraktığını görüyoruz. Elbette müzik değişecek, gelişecek ve yeni türlerle buluşacak. Ancak bazen insan yalnızca iyi yazılmış, iyi düzenlenmiş ve sanatçının kendisini rahatlıkla ifade edebildiği bir pop...

30 Yıl Sonra Yeniden Konuşan Göksel: “İçimdeki Çocuk Hiç Değişmedi”

                  Röportaj: MURAT FIRAT Bir sanatçıyı yalnızca en çok bilinen şarkılarıyla tanımak, bazen onun hayatının en önemli bölümünü kaçırmak demektir. Çünkü sahnede görünen birkaç dakikanın, bir albüm kapağının ya da radyolarda yıllarca çalan bir şarkının arkasında; hayaller, kırgınlıklar, mücadeleler, bekleyişler ve yeniden ayağa kalkma cesareti vardır. Göksel’in hikâyesi de tam olarak böyle bir hikâye. 1996 yılında “Senden Kalan” albümüyle müzik dünyasına adım atan, ardından “Gönüllü Yazıldım” gibi bir eseri 90’lar Türk pop müziğinin hafızasına bırakan Göksel, aradan geçen 30 yıla rağmen geçmişte kalmış bir isim olarak değil, hâlâ üreten, hâlâ düşünen ve hâlâ yeni şarkıların peşinden giden bir müzisyen olarak karşımızda. Bu röportajın çıkış noktası da biraz tesadüf, biraz merak ve biraz da geçmişin bugüne bıraktığı izlerle ilgili. 90’lar şarkıları arasında yeniden karşıma çıkan “Gönüllü Yazıldım”, beni yalnızca bir haber hazırlamaya...

Herkes Kolaya Kaçarken Gülşen Çıtayı Bir Kez Daha Yükseltti

                        Haber: MURAT FIRAT  Müzik endüstrisinin son yılların en büyük kimlik ve finans krizlerinden birini yaşadığı bir dönemdeyiz. Tüketim alışkanlıklarının değişmesi, dijital platformların hız odaklı yapısı ve yapay zekâ destekli üretimlerin giderek yaygınlaşması, müziğin üretim biçimini de kökten değiştirdi. Şarkılar iki dakikanın altına inerken, büyük prodüksiyonlar yerini düşük maliyetli işlere bıraktı. Üstelik sektörün önemli bir bölümü, "Müzikten artık para kazanılmıyor." düşüncesini neredeyse ortak bir kabulleniş hâline getirmiş durumda. Tam da böyle bir atmosferde Gülşen, İtaat Yok ile yalnızca yeni bir single yayımlamadı. Aynı zamanda pop müziğin hâlâ büyük fikirlerle, cesur prodüksiyonlarla ve yüksek standartlarla üretilebileceğini gösteren güçlü bir cevap verdi. Yaklaşık otuz yıldır sahnede, stüdyoda ve ekranlarda istikrarını koruyan sanatçı, kariyerinin bu döneminde bile kendini tek...

Selahattin Erhan: "İnsanların Hayatına Dokunmayan Hiçbir İşin Gerçek Bir Anlamı Yok"

                  Röportaj: MURAT FIRAT  Türk pop müziğinde yıllardır birçok unutulmaz esere imza atan söz yazarı ve besteci Selahattin Erhan, üretim anlayışından müzik sektörüne, hekimlik mesleğinden hayat felsefesine kadar pek çok konuda samimi açıklamalarda bulundu. Zerrin Özer'den Bülent Ersoy'a, Funda Arar'dan Mustafa Sandal'a kadar birçok önemli isme verdiği eserlerle tanınan Erhan, bu röportajda yalnızca kariyer yolculuğunu değil; sanatın topluma katkısını, müziğin değişen yüzünü, telif haklarını, genç müzisyenlere tavsiyelerini ve geleceğe dair hedeflerini de tüm açıklığıyla anlattı. Bugün birçok sanatçı tarafından seslendirilen eserlerin altında imzanız var. Ancak sizi sadece şarkılarınızla tanıyan geniş bir kitle bulunuyor. Selahattin Erhan'ı kendi cümleleriyle nasıl anlatırsınız? Bugüne kadar uzanan yolculuğunuzu nasıl özetlersiniz? Yaptığım ya da yapacağım işler ne olursa olsun, insanların hayatına pozitif katkıla...

“Gelip Geçenlere Karşı Bir Duruş: Zerrin Özer’den Güçlü Bir Müzikal Manifesto ‘Geliyorlar Gidiyorlar’”

Haber: MURAT FIRAT Türk pop müziğinin zamana meydan okuyan sesi  Zerrin Özer , yeni şarkısı  Geliyorlar Gidiyorlar  ile bir kez daha yalnızca müzik yapmadığını, aynı zamanda bir duruş sergilediğini kanıtlıyor. Bu çalışma; hız çağının ilişkilerine, yüzeysel duygularına ve kolay tüketilen aşklarına karşı güçlü bir itiraz niteliği taşıyor. Dinleyiciye sadece melodik bir deneyim sunmakla kalmıyor; aynı zamanda içsel bir yüzleşmeye davet ediyor. Şarkının sözlerinde  Habil Ceyhan  imzası var; sade ama etkili bir dil kullanımıyla günümüz ilişkilerinin kırılganlığını gözler önüne seriyor. Bestede  Bülent Yetiş , duygunun omurgasını kurarken; düzenlemede  Mustafa Arapoğlu  ve  Göksel Kamçı  modern dokunuşlarıyla parçayı bugünün ritmine başarıyla taşıyor. Ortaya çıkan sonuç; geçmişin deneyimi ile bugünün enerjisini buluşturan dengeli ve etkileyici bir yapı. Zerrin Özer, bu şarkıda yalnızca bir yorumcu değil; adeta bir anlatıcı, hatta bir tanık. Sö...

Gökberk Demirci: Kalbimin ve mantığımın el verdiği sürece oyunculukta çok katı kuralım yoktur

Gökberk seni tanıyalım? 1989 yılında İzmit’te dünya'ya geldim. O zamanları fazla hatırlamıyorum, fakat mutlu bir bebekmişim fotoğraflardan anladığım kadarıyla  ;)   Aslen Adanalı’yım. Babamın mesleğinden dolayı birçok yer gezdik, gördük ve yaşadık. Benden 6 yıl sonra kardeşim Berkay dünyaya geldi. Pek uslu sayılmazmışım; öyle diyorlar. Ama o evre çok uzun sürmedi. Sanırım çocukken de büyüktüm hep! Hiç değişmediğimi söylerler.  ;) Sanırım oyunculuk kariyerin çocuk oyunları ve skeçlerle başladı? Kariyerim sayılmaz ama temeli çocukluk yıllarına dayanıyor. Özel günlerde oynanan oyunlar, anlık girilen karakterler ve başka birisi gibi davranmalar vs, vs (gülüyor). Çocukken fazla enerjiktim. Haliyle öğretmenlerim de bunu bir yarara dönüştürdüler. Hem benim için, hem de kendi sinir sistemleri adına  ;) 😉   Birçok konuda en büyük destekçim önce inancım, sonra ailem ve yakın çevrem oldu. Cengiz Küçükavyaz tiyatrosu ve Aktör-ist’lun kariyerin açısından ...

Meltem Leylekoğlu’ndan Doğru Şarkıyla Gelen Güçlü Bir Adım: Sardunyalar

                       HABER: MURAT FIRAT Müzik dünyasında bazı sanatçılar vardır; kendilerini bir anda değil, zaman içinde, sabırla ve üreterek ortaya koyarlar. Meltem Leylekoğlu da bu isimlerden biri. Sahne deneyimi, farklı müzik türlerine olan yatkınlığı ve kendisini geliştirme isteğiyle yoluna devam eden sanatçı, yeni çalışması “Sardunyalar” ile kariyerinde dikkat çekici bir adım atıyor. Meltem’in müzik yolculuğuna baktığımızda, yalnızca bir şarkı söyleyen değil, bu işi hayatının merkezine alan bir sanatçı profili görüyoruz. O Ses Türkiye’de yer alarak geniş bir dinleyici kitlesinin dikkatini çeken Leylekoğlu, sahne çalışmalarını da sürdürerek müziği günlük hayatının geçici bir parçası olmaktan çıkarıp mesleki bir çizgide devam ettiriyor. Benim açımdan bir sanatçıyı değerlendirirken yalnızca sesine ya da sosyal medyada ne kadar görünür olduğuna bakmak yeterli değil. Sahneye çıkmak, üretmek, repertuvar hazırlamak, dinleyiciy...

Bir Şarkının Yeniden Nefes Alışı: Zeynep Casalini ve Gözlerin'in Sessiz Gücü

                      Haber: MURAT FIRAT  Bazı şarkılar vardır. İlk dinleyişte güzel gelir. Bazıları ise yıllar geçtikçe anlamını büyütür, her kuşakta yeniden başka bir kalbe dokunur. Çünkü gerçek eserler zamana direnmez, zamanla birlikte olgunlaşır. Onları yeniden söyleyen her yorumcu da yalnızca bir şarkıyı seslendirmez. O eserin hafızasına kendi ruhunu bırakır. Zeynep Casalini'nin sesinden dinlediğimiz Gözlerin de tam olarak böyle bir yeniden buluşmanın hikâyesini anlatıyor. Bir klasikle yeniden karşılaşmanın en büyük riski, dinleyicinin hafızasında yer etmiş duyguyu bozabilmektir. Çünkü yıllardır bizimle yaşayan eserler yalnızca melodileriyle değil, taşıdıkları anılarla da var olur. Bu yüzden onları yeniden yorumlamak cesaret ister. Zeynep Casalini ise bu cesareti gösterirken şarkıyı değiştirmeye çalışmıyor. Tam tersine onun özüne yaklaşmayı tercih ediyor. Bu yaklaşım, yorumun en güçlü tarafını oluşturuyor. Gözl...

Türkiye'nin ilk egzotik "Karınca Çiftliği"

Uzun zamandır takip ettiğim genç bir Youtuber var. Yeditepe Üniversite'sinde Endüstri Ürünleri ve Tasarımı bölümü mezunu, oyunculuğa merak salıp tiyatro eğitimi aldı, ayrıca "Karınca Çiftliğim" kanalında egzotik hayvanların videolarını paylaşıyor. Tek ve en büyük hedefinin "hayvan sevgisini insanlara aşılamak olduğunu" belirten Tuğkan Gönültaş, evinde hayvan beslemek isteyenlere çok özel tavsiyelerde bulundu. Merak edenler için soruyorum: Tuğkan Gönültaş kendini anlatabilir misin?  Selam, bendeniz Tuğkan GÖNÜLTAŞ. 1987 yılında İstanbul’da doğdum. Yeditepe Üniversite’sinde Endüstri Ürünleri ve Tasarımı Bölümü’nü bitirmemin hemen ardından, kısa süreli bir yurt dışı serüveninden sonra tekstil sektöründe kendi markamı kurdum.   Vatani görevimin ardından oyunculuğa merak sardım ve tiyatro eğitimine başladım. Çocukluğumdan beri iç içe olduğum egzotik hayvanların paylaşımlarını (hobi olarak) Youtube üzerind...