Ana içeriğe atla

“Eşimin yerini kızım aldı”

 

YouTube’de tesadüfen şarkılarını dinlediğim ve uzun süredir takip ettiğim genç bir yetenek var. Ruhunun notalara dökülmüş hali olarak güçlü bestelere imza atıyor. Mesleğinde oldukça iddialı olan sanatçı, kalitesinden asla ödün vermiyor! YouTube’a yüklediği besteleriyle dinleyiciden tam not alırken, cover çalışmalarıyla da başarısını bir kez daha perçinlemeyi başardı.

Kariyer olarak henüz yolun başında ama basamakları hızlıca çıkacağına inanıyorum. Geleceğin starını siz de tanıyın istedim ve bu kez iddialı sorularımı, cesur cevaplarıyla karşılayan “Eray Yeşilırmak”a sordum!

 En son ne zaman kendine, kim olduğunu sordun. Eray Yeşilırmak sen kimsin?

1985 Ankara doğumluyum. Aslen Sivaslı olan, hayatının ilk yarısını müziğe adamış, 5 senedir 1 kız babasıyım.  Kendime kim olduğumu sormak mı? Beni bana düşündürme, bir dur Murat. (Gülüyor)

Eray bey, kaç yıldır müzik piyasasındasın?

İlk profesyonel albümüm 2016 yılında yayınlanan, “Kördüğüm Kederlerim” isimli albümümdü. İlk bar sahnemi 19 yaşımda yaptım. 2004 yılından bu yana 16 sene denilebilir.

Peki, bu piyasada olmaktan mutlu musun?

Tabii ki de. Beni rahatsız edecek büyük bir şey olmadı. Mutlu olduğum bir işi yapıyorum. Artıları olduğu kadar eksilerini de teraziye koyuyorum. Pek gözüme batmıyor açıkçası.

Bir sanatçı olarak pandemi sürecini değerlendirmenizi istesem, okuyucularımıza neler söylemek istersin?

Son zamanlarda “Şu Pandemi süreci bitse de” diye başlayan, çok cümleler kuruyorum. Birçok şeyi öğrettiğini düşünüyorum. Çok yıpratıcı zamanlar geçiriyoruz. Virüs kapmayalım diye aldığımız tedbirlerden dolayı sıyırdık resmen, psikolojimiz yıprandı.

Bizler tedbirli yaklaşımlar sergilerken, tam tersini yapanlara diyecek lafım yok. Zaten bir şey söylesem de anlayacaklarını hiç düşünmüyorum. Hal böyleyken, benim gibi geçimini sadece müzikten sağlayanların tepesinin atması normal. Bir normalleşebilsek, sanatçı kimliğim ile umut dolu şeyler konuşabileceğim ama yok. Üzgünüm.  

“Benim aşktan yanmadı dilim, Meğerse Kahpeymiş sevdiklerim, Hafif düştüm yıkıldım sandılar, Etrafımda çok varmış bu tür insanlar.” Bu sitemli şarkı sözlerini yazacak, neler yaşadın hayatında?

Değer verdiğim, önemsediğim, kendime yakın gördüğüm insanların günü geldiğinde bir hiçmişçesine davranmalarından, yapılan ihanetlerinden ve insanların içlerini fesatlıklarla doldurmalarından sıkıldım. Sadece ben değil, eminim herkesin yaşadığı şeyler. 

“Sol Yanım” şarkısın da geniş bir ekiple çalıştığınızı görüyorum.  Şarkının çıkış hikâyesi nedir?

“Sol Yanım” şarkımın altyapısını ben düzenlemiştim. Hatta o hafta YouTube’a yüklemek için klip bile çekecektik. Yalnız, YouTube yüklemeden önce TikTok platformuna 15 saniyelik bir bölümünü yükledim. Muhteşem geri dönüşler aldım. O sıra Ozan Aslan ile yolumuz kesişti ve bu vesileyle Kemal Aslan ile tanışma fırsatını buldum. Daha sonra bahsetmiş olduğum şarkımı dinlettim ve Kemal Aslan prodüktörlüğündeki yolculuğum başladı.

Kesinlikle muhteşem bir ekip ile çalıştığımı düşünüyorum. Şarkımın aranje ve düzenlemesini yapan Burak Sarıkaya, klip yönetmenim Erkan Nas, radyo ve basın Pr’ımı yapan Mert Bey ile Sevinç Hanım ve tanımış olduğum birçok emekçi arkadaşım ile bana göre mükemmel bir iş çıkarttığımı düşünüyorum.

Klip biraz monoton olmuş.

İnsanın keyif ile yaptığı iş kendisine monoton durmuyor. Yalnız dışarıdan bir göz olarak sana bunu hissettirmiş demek ki. Bunu dikkate alarak bir sonrakine bakacağım.

Şimdiye kadar 4 maxi ve 6 single olmak üzere, birçok başarılı şarkı müzik dünyasına kazandırdın. Peki, gelecekte müzik severleri ne gibi projeler bekliyor?

YouTube kanalımda paylaşmış olduğum, travel akustik projeme devam ediyorum. Ülkemizin güzel yerlerinde, doğal ses ortamlarını kaydederek akustik kayıtlar yapıyorum. Bunu da stüdyo ortamında revize edip dinleyicilerime sunuyorum. Bunları yaparken aynı zamanda, “Kemal Aslan Music” etiketiyle çıkacak olan bir şarkımın hazırlıklarını yapıyorum.

Youtube kanalınızı inceledim, gayet başarılı cover ve akustik çalışmalara imza atmışsın. Dinleyicinden ne gibi yorumlar alıyorsun?

Eleştirilmeyi seviyorum, eleştirmeyi sevdiğim gibi. Her yorumu, iyisiyle kötüsüyle dikkate alıyorum. Gerçekten bunu söylemek için söylemiyorum. Tek tek okuyor, gerekirse cevaplıyorum. Bazen bizim göremediğimiz şeyleri gösteriyorlar ama genelde yorumlar çok iyi yönde.

Youtube kanalında geniş takipçi grubuna sahipsin, önümüzdeki süreçte ne gibi çalışmalar yapmayı planlıyorsun?

Youtube kanalımda, müzik harici bir şey yapmayacağım. Bir ara denedim. Baktım herkes soru-cevap videosu çekiyor, “bende çekeyim” dedim. Hiç izlenmedi. (Gülüyor) Sonra YouTube’a küstüm. (Gülüyor)  Şaka tabii asla yaptığım ve inandığım bir iş tutmadı diye o işin peşini bırakmadım. Yalnız kızım büyüyor onunla beraber ayrı bir kanalda, ayrı bir formatla bir şeyler yapabilirim.

Kişisel olarak bundan ne elde ettiniz?

Hemen ardına “YouTuberlar ayda ne kazanıyor?” sorusu geliyor gibi hissettim. (Gülüyor) Aslında bir nevi YoutTube’rım. Elbette ki şahsıma maddi getirisi olduğu kadar, manevi getirisi de oldu. Birçok insan tanıdım.

Asel ile yaptığın düetler hem dinleyicinin büyük beğenisini kazandı hem de medyanın dikkatini çekti. Sanatçılara sorulan klasik bir soruyla söyleşimize devam etmek istiyorum: Kızınız şarkıcı olmak isterse, tepkiniz ne olur?

Asel’i bu konularda, devamlı destekleyeceğimi söylüyorum. Asel yolunu çizer, ben ise desteklerim. O yolda beraber yürürüz. Sevdiği işi yapsın. Şarkıcı olmak isterse, yapısı gereği eminim olur.

Başkalarından güzel şeyler duyduğunuzda bunu ilham verici veya ürkütücü buluyor musunuz?

Hiçbir zaman içinde bulunduğum durumun getirdiklerinden ürkmedim. Başkalarından duyduğum şeyler, beni daha çok mutlu etti ve kamçıladı.

Müziğe ilk başladığın Eray karşına gelse ona ne söylerdin?

Hislerin ile yürü. Yönlendirilen olma, yönlendiren ol.

Bu zamana kadar ödediğin en büyük bedel nedir?

Hatalarım oldu tabii, yalnız bu hayatıma iz bırakacak şekilde değil. O yüzden büyük bir bedel ödediğimi söyleyemem.

Sahiplenmek duygusu erkekliğin doğasında mı var? Çünkü, kadın ayrılmak istediği zaman 3. sayfa cinayet manşetlerinde “sen namusumsun” dedi ve öldürdü gibisinden birçok acı haber okuyoruz. Erkeklerin şiddet ve insanı eşya gibi sahiplenme duygusunun temelinde, bir erkek olarak sizce ne yatıyor?

Sahiplenmenin cinsiyeti olur mu? Bence, insanın doğasında olan bir şey... Toplumca çocuk yetiştirmenin kurallarını bilmiyoruz. Daha doğrusu, çok fazla fikir sahibi değiliz. Bir yapının temelini sağlam atmakla başlıyor her şey. Şiddete, eksik büyüyen ve yanlış yetiştirilen bireylerin başvurabileceğini düşünüyorum. Şimdi eksik büyüyen derken; sevgi eksikliği, ilgi eksikliği, duyarsızlık gibi şeylerden bahsediyorum. Yanlış anlaşılmasın. Tamamen yetiştiği ortam ve yetiştiren ile ilgili diye düşünüyorum.

Son bir soru. Herkes hala pop'un star ismi olarak Tarkan’dan bahsediyor. Senin bu konu da düşüncen nedir? Türk pop müziği 28 yıldır, star olabilecek erkek sanatçı çıkaramadı mı?

Bana göre mükemmel işler yapan isimler var. Tabii Tarkan bizim ilk göz ağrımız, bu yüzden yerine birini koymak istemiyoruz. İhanetmiş gibi düşünüyor olabiliriz. Ama yeni nesil müzisyenlerin bunu bu şekilde hissettiklerini düşünmüyorum.

Ben harçlığımı biriktirip, Tarkan’ın kasetini almaya koşa koşa giderdim. Şimdi o duyguyu nereden anlayacaklar. Müzik için emek çaba nerde. Benim yaştakiler Tarkan’a Pop’un starı demeye devam edecektir.

90’lar tadında sorular…

Yaş: Boy: Kilo: 35-1.76-80

Burcu: Yay

Ayakkabı numarası: 42

Göz rengi: Kahverengi.

Mükemmel mutluluk: Kızım.

En büyük korkunuz nedir: Sevdiklerimi kaybetme korkusu.

En beğenmediğiniz özelliğiniz hangisi: Mükemmeliyetçi yaklaşımım.

Başka insanlarda en beğenmediğiniz özellik hangisi: Ego – Bencillik.

En büyük müsrifliğiniz nedir: Tutumluyum.

Şu anki halet-i ruhiyeniz nedir: Enerjik, umutlu.

Sizce en çok abartılmış erdem hangisi: Sosyal medya üzerinde, gösterilerek yapılan yardımlar.

Hangi durumlarda yalan söylersiniz: Birisini kırmak istemediğimde.

Dış görünüşünüzle ilgili en sevdiğiniz şey nedir: canım kendim.

Bir erkekte en sevdiğiniz özellik hangisi: İnsan gibi olsun.

En çok kullandığınız kelime ya da cümle nedir: Vay be, teşekkür ederim. Eksik olma.

Hayatınızın en büyük aşkı kim ya da ne: Eşimdi, yerini büyüklük olarak kızım aldı.

Şimdiye dek en mutlu olduğunuz zaman ve yer neresi: Kızıma ayırdığım her zaman. Onun olduğu her yer.

Hangi yeteneğe sahip olmak isterdiniz: Sahip olduğumu düşünüyorum.

Sahip olduğunuz en kıymetli şey nedir: Kızım.

Favori işiniz nedir: Sahne almak.

En belirgin karakteristik özelliğiniz nedir: Mükemmeliyetçiliğim, dobralığım.

Favori yazarlarınız kimler: İlber Oltaylı, Gülseren Budayıcıoğlu.

Gerçek hayattaki kahramanlarınız kimdir: Babam ve annem.

Favori isimleriniz nelerdir: Asel ve Derya.

En sevmediğiniz şey nedir: Kıskançlık, kötü niyet, yalan.

En büyük pişmanlığınız nedir: Yok.

Nasıl ölmeyi istersiniz: Huzur dolu duygularla.

Mottonuz nedir: Sabır kuvvettir, çalışmak, umutlanmak ve şükür etmek. Zamanı geldiğinde, Başarıyı da yanında getirir.

Röportaj: Murat Fırat

Yorumlar

Popüler Yayınlar

Müziğin Ritimlerinden Beyaz Perdeye Sektörün Ezberlerini Bozan Bir Yönetmen Portresi

                 Röportaj: MURAT FIRAT  Türkçe rap kültürünün henüz emekleme aşamasında olduğu yıllarda imkânsızlıkların ortasında prodüktörlük ve yapımcılık üstlenerek bir devrin temellerini atan öncü bir vizyoner. Müzik kariyerinde onlarca albüme imza atıp yüzlerce klip çektikten sonra sinemanın görsel dünyasına adım atan ve Şuursuz Aşk gibi projelerle ulusal ve uluslararası arenada ödüllere layık görülen sıra dışı bir yazar ve yönetmen. Sadece kamera arkasındaki ustalığıyla değil popüler kültür standartlarına sektörün yapımcı egolarına ve sahte şöhret algısına karşı sergilediği tavizsiz duruşuyla da fark yaratıyor. Müziğin hikaye anlatıcılığından Alman sinema disiplinine set ortamındaki katı ilkelerinden evlilik ve hayata dair samimi itiraflarına kadar uzanan bu söyleşide popülist ezberleri bozan son derece dobra bir sanat yolculuğuna tanıklık edeceksiniz. Kariyerinize Türkçe rap’in henüz emekleme aşamasında olduğu dönemle...

Zeynep Mansur’dan Popun Tatlı ve Alaycı Yüzüne Güçlü Bir Dönüş: “Di Mi?”

                        Haber: MURAT FIRAT  Türk pop müziğinde bazı şarkılar vardır; ilk dinleyişte büyük iddialar ortaya koymaz, kendisini dinleyiciye zorla kabul ettirmeye çalışmaz ama insanın kulağında güzel bir iz bırakır. Bir süre sonra fark edersiniz ki melodisi aklınızda dolaşıyor, nakaratını istemeden mırıldanıyorsunuz ve yeniden dinlemek istiyorsunuz. Zeynep Mansur’un yeni çalışması “Di Mi?” bende tam olarak böyle bir his uyandırdı. Uzun zamandır Türkçe pop müziğin içerisinde farklı türlerin birbirine fazlasıyla karıştığı bir dönemi yaşıyoruz. Rap müzik, arabesk, elektronik altyapılar ve deneysel sound’lar pop müziğin sınırlarını genişletirken, zaman zaman popun kendi sade ve melodik kimliğini de geride bıraktığını görüyoruz. Elbette müzik değişecek, gelişecek ve yeni türlerle buluşacak. Ancak bazen insan yalnızca iyi yazılmış, iyi düzenlenmiş ve sanatçının kendisini rahatlıkla ifade edebildiği bir pop...

30 Yıl Sonra Yeniden Konuşan Göksel: “İçimdeki Çocuk Hiç Değişmedi”

                  Röportaj: MURAT FIRAT Bir sanatçıyı yalnızca en çok bilinen şarkılarıyla tanımak, bazen onun hayatının en önemli bölümünü kaçırmak demektir. Çünkü sahnede görünen birkaç dakikanın, bir albüm kapağının ya da radyolarda yıllarca çalan bir şarkının arkasında; hayaller, kırgınlıklar, mücadeleler, bekleyişler ve yeniden ayağa kalkma cesareti vardır. Göksel’in hikâyesi de tam olarak böyle bir hikâye. 1996 yılında “Senden Kalan” albümüyle müzik dünyasına adım atan, ardından “Gönüllü Yazıldım” gibi bir eseri 90’lar Türk pop müziğinin hafızasına bırakan Göksel, aradan geçen 30 yıla rağmen geçmişte kalmış bir isim olarak değil, hâlâ üreten, hâlâ düşünen ve hâlâ yeni şarkıların peşinden giden bir müzisyen olarak karşımızda. Bu röportajın çıkış noktası da biraz tesadüf, biraz merak ve biraz da geçmişin bugüne bıraktığı izlerle ilgili. 90’lar şarkıları arasında yeniden karşıma çıkan “Gönüllü Yazıldım”, beni yalnızca bir haber hazırlamaya...

Herkes Kolaya Kaçarken Gülşen Çıtayı Bir Kez Daha Yükseltti

                        Haber: MURAT FIRAT  Müzik endüstrisinin son yılların en büyük kimlik ve finans krizlerinden birini yaşadığı bir dönemdeyiz. Tüketim alışkanlıklarının değişmesi, dijital platformların hız odaklı yapısı ve yapay zekâ destekli üretimlerin giderek yaygınlaşması, müziğin üretim biçimini de kökten değiştirdi. Şarkılar iki dakikanın altına inerken, büyük prodüksiyonlar yerini düşük maliyetli işlere bıraktı. Üstelik sektörün önemli bir bölümü, "Müzikten artık para kazanılmıyor." düşüncesini neredeyse ortak bir kabulleniş hâline getirmiş durumda. Tam da böyle bir atmosferde Gülşen, İtaat Yok ile yalnızca yeni bir single yayımlamadı. Aynı zamanda pop müziğin hâlâ büyük fikirlerle, cesur prodüksiyonlarla ve yüksek standartlarla üretilebileceğini gösteren güçlü bir cevap verdi. Yaklaşık otuz yıldır sahnede, stüdyoda ve ekranlarda istikrarını koruyan sanatçı, kariyerinin bu döneminde bile kendini tek...

Selahattin Erhan: "İnsanların Hayatına Dokunmayan Hiçbir İşin Gerçek Bir Anlamı Yok"

                  Röportaj: MURAT FIRAT  Türk pop müziğinde yıllardır birçok unutulmaz esere imza atan söz yazarı ve besteci Selahattin Erhan, üretim anlayışından müzik sektörüne, hekimlik mesleğinden hayat felsefesine kadar pek çok konuda samimi açıklamalarda bulundu. Zerrin Özer'den Bülent Ersoy'a, Funda Arar'dan Mustafa Sandal'a kadar birçok önemli isme verdiği eserlerle tanınan Erhan, bu röportajda yalnızca kariyer yolculuğunu değil; sanatın topluma katkısını, müziğin değişen yüzünü, telif haklarını, genç müzisyenlere tavsiyelerini ve geleceğe dair hedeflerini de tüm açıklığıyla anlattı. Bugün birçok sanatçı tarafından seslendirilen eserlerin altında imzanız var. Ancak sizi sadece şarkılarınızla tanıyan geniş bir kitle bulunuyor. Selahattin Erhan'ı kendi cümleleriyle nasıl anlatırsınız? Bugüne kadar uzanan yolculuğunuzu nasıl özetlersiniz? Yaptığım ya da yapacağım işler ne olursa olsun, insanların hayatına pozitif katkıla...

“Gelip Geçenlere Karşı Bir Duruş: Zerrin Özer’den Güçlü Bir Müzikal Manifesto ‘Geliyorlar Gidiyorlar’”

Haber: MURAT FIRAT Türk pop müziğinin zamana meydan okuyan sesi  Zerrin Özer , yeni şarkısı  Geliyorlar Gidiyorlar  ile bir kez daha yalnızca müzik yapmadığını, aynı zamanda bir duruş sergilediğini kanıtlıyor. Bu çalışma; hız çağının ilişkilerine, yüzeysel duygularına ve kolay tüketilen aşklarına karşı güçlü bir itiraz niteliği taşıyor. Dinleyiciye sadece melodik bir deneyim sunmakla kalmıyor; aynı zamanda içsel bir yüzleşmeye davet ediyor. Şarkının sözlerinde  Habil Ceyhan  imzası var; sade ama etkili bir dil kullanımıyla günümüz ilişkilerinin kırılganlığını gözler önüne seriyor. Bestede  Bülent Yetiş , duygunun omurgasını kurarken; düzenlemede  Mustafa Arapoğlu  ve  Göksel Kamçı  modern dokunuşlarıyla parçayı bugünün ritmine başarıyla taşıyor. Ortaya çıkan sonuç; geçmişin deneyimi ile bugünün enerjisini buluşturan dengeli ve etkileyici bir yapı. Zerrin Özer, bu şarkıda yalnızca bir yorumcu değil; adeta bir anlatıcı, hatta bir tanık. Sö...

Gökberk Demirci: Kalbimin ve mantığımın el verdiği sürece oyunculukta çok katı kuralım yoktur

Gökberk seni tanıyalım? 1989 yılında İzmit’te dünya'ya geldim. O zamanları fazla hatırlamıyorum, fakat mutlu bir bebekmişim fotoğraflardan anladığım kadarıyla  ;)   Aslen Adanalı’yım. Babamın mesleğinden dolayı birçok yer gezdik, gördük ve yaşadık. Benden 6 yıl sonra kardeşim Berkay dünyaya geldi. Pek uslu sayılmazmışım; öyle diyorlar. Ama o evre çok uzun sürmedi. Sanırım çocukken de büyüktüm hep! Hiç değişmediğimi söylerler.  ;) Sanırım oyunculuk kariyerin çocuk oyunları ve skeçlerle başladı? Kariyerim sayılmaz ama temeli çocukluk yıllarına dayanıyor. Özel günlerde oynanan oyunlar, anlık girilen karakterler ve başka birisi gibi davranmalar vs, vs (gülüyor). Çocukken fazla enerjiktim. Haliyle öğretmenlerim de bunu bir yarara dönüştürdüler. Hem benim için, hem de kendi sinir sistemleri adına  ;) 😉   Birçok konuda en büyük destekçim önce inancım, sonra ailem ve yakın çevrem oldu. Cengiz Küçükavyaz tiyatrosu ve Aktör-ist’lun kariyerin açısından ...

Meltem Leylekoğlu’ndan Doğru Şarkıyla Gelen Güçlü Bir Adım: Sardunyalar

                       HABER: MURAT FIRAT Müzik dünyasında bazı sanatçılar vardır; kendilerini bir anda değil, zaman içinde, sabırla ve üreterek ortaya koyarlar. Meltem Leylekoğlu da bu isimlerden biri. Sahne deneyimi, farklı müzik türlerine olan yatkınlığı ve kendisini geliştirme isteğiyle yoluna devam eden sanatçı, yeni çalışması “Sardunyalar” ile kariyerinde dikkat çekici bir adım atıyor. Meltem’in müzik yolculuğuna baktığımızda, yalnızca bir şarkı söyleyen değil, bu işi hayatının merkezine alan bir sanatçı profili görüyoruz. O Ses Türkiye’de yer alarak geniş bir dinleyici kitlesinin dikkatini çeken Leylekoğlu, sahne çalışmalarını da sürdürerek müziği günlük hayatının geçici bir parçası olmaktan çıkarıp mesleki bir çizgide devam ettiriyor. Benim açımdan bir sanatçıyı değerlendirirken yalnızca sesine ya da sosyal medyada ne kadar görünür olduğuna bakmak yeterli değil. Sahneye çıkmak, üretmek, repertuvar hazırlamak, dinleyiciy...

Bir Şarkının Yeniden Nefes Alışı: Zeynep Casalini ve Gözlerin'in Sessiz Gücü

                      Haber: MURAT FIRAT  Bazı şarkılar vardır. İlk dinleyişte güzel gelir. Bazıları ise yıllar geçtikçe anlamını büyütür, her kuşakta yeniden başka bir kalbe dokunur. Çünkü gerçek eserler zamana direnmez, zamanla birlikte olgunlaşır. Onları yeniden söyleyen her yorumcu da yalnızca bir şarkıyı seslendirmez. O eserin hafızasına kendi ruhunu bırakır. Zeynep Casalini'nin sesinden dinlediğimiz Gözlerin de tam olarak böyle bir yeniden buluşmanın hikâyesini anlatıyor. Bir klasikle yeniden karşılaşmanın en büyük riski, dinleyicinin hafızasında yer etmiş duyguyu bozabilmektir. Çünkü yıllardır bizimle yaşayan eserler yalnızca melodileriyle değil, taşıdıkları anılarla da var olur. Bu yüzden onları yeniden yorumlamak cesaret ister. Zeynep Casalini ise bu cesareti gösterirken şarkıyı değiştirmeye çalışmıyor. Tam tersine onun özüne yaklaşmayı tercih ediyor. Bu yaklaşım, yorumun en güçlü tarafını oluşturuyor. Gözl...

Türkiye'nin ilk egzotik "Karınca Çiftliği"

Uzun zamandır takip ettiğim genç bir Youtuber var. Yeditepe Üniversite'sinde Endüstri Ürünleri ve Tasarımı bölümü mezunu, oyunculuğa merak salıp tiyatro eğitimi aldı, ayrıca "Karınca Çiftliğim" kanalında egzotik hayvanların videolarını paylaşıyor. Tek ve en büyük hedefinin "hayvan sevgisini insanlara aşılamak olduğunu" belirten Tuğkan Gönültaş, evinde hayvan beslemek isteyenlere çok özel tavsiyelerde bulundu. Merak edenler için soruyorum: Tuğkan Gönültaş kendini anlatabilir misin?  Selam, bendeniz Tuğkan GÖNÜLTAŞ. 1987 yılında İstanbul’da doğdum. Yeditepe Üniversite’sinde Endüstri Ürünleri ve Tasarımı Bölümü’nü bitirmemin hemen ardından, kısa süreli bir yurt dışı serüveninden sonra tekstil sektöründe kendi markamı kurdum.   Vatani görevimin ardından oyunculuğa merak sardım ve tiyatro eğitimine başladım. Çocukluğumdan beri iç içe olduğum egzotik hayvanların paylaşımlarını (hobi olarak) Youtube üzerind...