Ana içeriğe atla

“Harika Avcı’nın parası yedi sülalesine yeter”


O Harun Başal
Azimli, kararlı, tuttuğunu koparan tiplerden!..
On parmağında on marifet… Saymakla bitmez başarıları
Mc’likle başladığı sanat kariyerine: oyunculuk, sunuculuk, senaryo yazarlığı, prodüktörlük gibi birçok alanda başarılı işler çıkaran Başal, yeni ve iddialı projelerle yoluna devam edeceğiniz bizlere açıkladı…
Basında uzun süre Harika Avcı’nın kardeşi olarak anılan sanatçı, Harika Avcı hakkında çıkan ama bir türlü cevaplandırılmayan iddialara son noktayı koydu…

“Aşkı yaşamadan ölecek bir nesil geliyor”

Ahh Harun nerelerdesin, özlettin kendini…
Herkese merhabalar, ben de özledim Murat’çığım. İnzivadaydım ve güzel şeyler ürettim, yeni projelere hazırlandım. Bir süre kendimi dinledim ama her zaman bomba gibi buralardayım sektörde debeleniyoruz.

Koronavirüs günleri nasıl geçiyor?
Vallahi Koronavirüs günleri stabil ve telkin ile geçiyor, çünkü ben daha önceden bilinçsizce karantinaya girmiş bulundum. Çin'de pandemi çıktığı zaman ben evde senaryo ezberliyordum, daha sonra dünyayı etkisi altına aldı. Virüs Türkiye'ye geldiğinde ben tekrar kendi karantinamı ilan ettim.
Karantina döneminde, yazı yazıyorum resim çiziyorum. Bu arada çiziyorum derken mecazi anlamda kullanmadım, meğer resim çizme yeteneğim varmış, 1 tane size de göndereceğim. Fikirleriniz benim için önemli, bunun yanı sıra kitap okuyorum, film izliyorum, yeni çalışmalar üretiyorum ve bir geri dönüşüm projem var ona ağırlık verdim. Fakat Türkiye’yle alakalı bir proje değil, maalesef Amerika ve Almanya’da geri dönüştürdüğüm şeyler satılıyor. İnsan üretince mutlu oluyor, üretmenin mutluluğu paha biçilemez. Ayrıca vücut kondisyonum düşmesin diye pilates yapıyorum, arada önlemlerimi alarak kısa süreli yürüyüşler yapıyorum ama bilindiği üzere herkes gibi bende evdeyim.

Türkiye’de bir ilk olan dijital kitap projeni dinlemek isterim.
Şimdi birçok şeyin ilkini ben yaparım, başkaları copy paste yapar! Ama ben de patlamaz başkasında patlar… Lafımı da soktuğuma göre hemen bahsedeyim digital kitabımdan: Öncelikle bildiğiniz üzere teknoloji çağının başındayız, her şey dijitalleşti ve dijitalleşmeye devam ediyor. Bu yaşadığımız pandemi de aslında çağın bir parçası parayı ortadan yok etmek! Yenidünya sistemine geçiş, dolayısıyla kitaplarda dijitalleşti, Masallarda dijitalleşti, öykülerde dijitalleşti, romanlarda her şey dijital bir hal alıyor ve ben de bu dijitalleşme ile alakalı “sanata yönelik ne yapabilirim” diye kendime sorduğumda dijital bir kitap çıkarmaya karar verdim.
Bu dijital kitabı tüm postcast uygulamalarından dinleyebilirsiniz. Peki, nedir insanların kolayca ulaşabileceği Podcast uygulamaları: “YouTube, Spotify, Heart radyo, Google Podcast” diye gidiyor. Buralardan “Aşkın En Deyim hali”ni dinleyebilirsiniz.
Haftada 2 Sayfa okuyorum, hala okumalar devam ediyor. İçeriğine gelince şöyle anlatayım; “Aşkın En Deyim Hali”ni yazmaya karar verdiğim zaman, etrafımda birçok olay olup bitiyordu.
Mükemmeli bulduğumu düşündüm bir ilişki yaşıyordum ve tarafımdaki yakın arkadaşlarımın hepsinin ilişkisi vardı, hepsinin de sorunları var, herkes birbirinden dinlenmeyecek tavsiyeler alıyordu. Yine bir gün çok yakın bir arkadaşımla telefonda onun ilişkisi hakkında konuşurken, verdiğim tavsiyenin sonunda “eşeğin aklına karpuz kabuğu sokma” dedim ve durdum! Duraksadığım süre içerisinde anladım ki verdiğim tavsiyeleri hep bir deyime bağlıyorum.
Ve Olay başladı! “Aşkın En Deyim Hali”nin çıkış noktası her zaman en güzel projelerin ortaya çıkmasında olduğu gibi en yakın arkadaşım Derya’ya teşekkür ederim.

Kendi kitabını yazdığın konuşuluyor, kitabının içeriğini anlatır mısın?
Kitabın içeriği şöyle ilerliyor Murat’çığım; deyimler sözlüğü gibi düşün, a harfi ile başlayan deyimleri seçtim. Binlerce deyim okudum, en ilginçlerini belirledim ve bunların hepsine birer tavsiye yazdım ve bu A'dan Z'ye kadar devam ediyor. Deyimler sözlüğü gibi düşünelim.

Dizi sektörü sonrası bir korku filme ile ilk defa izleyici beyaz perdede seni izleyecek, filmde hangi karakteri canlandıracaksın?
Çok güzel bir psikolojik gerilim senaryo ile bomba gibi bir geliyorum. Başarılı bir ekiple çalışıyorum, bunun heyecanı ve mutluluğu içerisindeyim. Tabii ki bu konuda çok bilgi veremiyorum, gerçekten çok özel bir öykü çalınması muhtemel… Film ile alakalı her şeyi sevgili yapımcım “Yasemin Küçükçavdar”a sorabilirsiniz, hemen buradan ona pasa atıyorum. Benim film ile alakalı söyleyebileceğim tek şey “Türkiye'de gelmiş geçmiş en iyi korku filmi olacak” herkese kaliteli Bir Film izleyeceklerinin müjdesini verebilirim.

Magazin programın sevilmişti, seni tekrardan ekranlarda görebilecek miyiz?
Evet, Star Tv'deki “Ekonomi programı” sonrası, “Biyografi” diye 13bölümlük bir program çektim. 45 dakika boyunca tek konuğun kendi ağzından, kendi hayatını anlattığı sırada kendi hataları ile yüzleşiyor ve dürüst olmak zorunda kalıyordu, programın böyle bir konsepti vardı.
Pandemi sonrası Cine5’te yeni projelerle devam edeceğiz, bunun da müjdesini verebilirim. Bende kamerayı çok özledim ve ekranı çok özledim, ekranında beni özlediğini eminim, çünkü her zaman kaliteli işlerin arkasında durdum. YouTube kanalına ağırlık verip kendi videolarımı mı çekmeyi planlıyorum ve bunun için adımlar attım.

"İnsanın insandan kaçışıdır hayvan sevgisi"
Hayvan sevgini bilmeyen yoktur, hayvan haklarıyla ilgili ne gibi çalışmalar yapılabilir?
"İnsanın insandan kaçışıdır hayvan sevgisi" der Aziz Nesin! Bizlere çok güzel bir söz miras bırakmış ve ne kadar insan tanırsam, köpeğimi o kadar çok seviyorum. Hayvanları sevmek onlarla iletişim kurmak bence özel bir yetenek. “Hayvan sevmeyen İnsan Sevmez” bu benim için karşıdaki insanı test etme yolu, hayvan sevgisine göre insani ayırt edebiliriz.
Hayvan hakları ile alakalı Türkiye girişimlerde bulundu ve iyi adımlar atmaya başladı, çünkü hayvanlara maalesef çok işkence yapıldığını sosyal mecralardan dehşetle izledik.
Bizim yapabileceğimiz hayvanları sevmek, kapının önüne bir kap su, bir kap yemek koymak çok önemli, özellikle kışın suyun içerisine zeytinyağı koymamız gerekiyor ve bu pratik bilgiyi hiçbir zaman unutmamalıyız.
Evcil hayvan satışı zaten yasak ama bunla alakalı denetimlerin artması lazım ve sahipli hayvanların yasal olarak sahiplerinin üzerine zimmetlenmesi ve kafasına göre sokağa ya da barınağa hayvanların bırakılmaması gerekiyor.
Yılda en az 2 kez devletin görevlendirdiği müfettişlerle, evcil hayvanların ve sahiplerinin evlerinde denetlenmesi gerekiyor. Sahiplenilen hayvanlar ne durumdalar, sahipleri tarafından işkence görüyorlar mı, psikolojileri nasıl gibi konulara dikkat edilmesi gerekiyor. Ayrıca belediyelerin maddi durumu iyi olmayan hayvan sahiplerine ücretsiz aşı desteği verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Mama fiyatlarının denetlenmesi gerekiyor, daha uygun fiyata indirilmesi gerekiyor ve bunun zorunlu kılınması gerekiyor.

Aşk hayatın nasıl gidiyor, kalbini çalan birisi çıkmadı mı?
Gelenlerin suliyetleri farklı ama maalesef gidişleri hep aynı oluyor… Yorgunum aşk konusunda.  Yeni birisini tanımak, aynı filmi tekrar izlemek, yeniden inanmadığın bir şeye kendini inandırmak, “yinemi gol değil” sözünün muhatabı olmak, hislerle savaşmak, inandığın doğruları sorgulayıp kendimle çelişmek, gidenin ardından izleri silmek baya zor.
Aşk eskiden aşktı, şimdi yirmi metre uzağınızda “kiminle yatsam” diye katalog gibi uygulamalardan seçim yapılan bir dönemdeyiz, o yüzden maalesef aşkı yaşamadan ölecek bir nesil geliyor. Kısacası ben aşktan vazgeçtim ama aşkı da dibine kadar yaşadım.

Bir süre önce Harika Avcı’nın “borç batağında olduğu” yazılıp çizildi. Bu iddialar doğru mu?
“Harika Avcı’nın parası hayatının sonuna kadar kendisine ve yedi sülalesine yeter!” Muhabirler özel haber bulamadıkça Harika Avcı üzerinden prim yapmak için asılsız haberler yapmaktalar. Geçtiğimiz aylarda “şoförü Harika Avcı’nın evine girdi, mutfakta bıçakla saldırdı” diye bir haber yaptı. Adam geçen sene öldü, mezardan mı çıkıp Harika Avcı’ya saldırdı, bu asılsız haberlerin en büyük ispatıdır! Yapılan haberlerde Harika Avcı’nın görüntüsü yoksa yapılan hiçbir habere itibar etmeyin.
Harika Avcı Türkiye'nin Marilyn Monroe’dür!.. Starlar kaçarak yaşar, o gerçek bir star ve dolayısıyla daha birçok asılsız haberlerle prim yapmak isteyenler Harika Avcı’nın markasını kullanacaktır.

Son olarak okuyucularımıza neler söylemek istersin?
Dünya olarak zor günler geçiriyoruz, herkes moralini yüksek tutsun evde kalmaya özen göstersin. Sosyal mesafesini korusun, dışarı çıkarken önlemlerini alsınlar… Evde vakit geçirmenin en güzel yolu, kendinize hobiler edinmek. Lütfen pes etmeyin! Devletimiz ve Sağlık Bakanlığı ayrıca sevgili Fahrettin Koca bu anlamda çok güzel çalışmalar yürütmekte.
Bana bir şey olmaz mantığını lütfen yapmayın okuyun, yazın, çizin, müzik dinleyin. En önemlisi kendinize vakit ayırın, çalışmak zorunda olan kardeşlerimiz var onlar da kendilerine çok dikkat etsinler. Bize vakit ayıran röportajımızı okuyan herkese sevgiler.
Murat’çığım ayrıca sana da çok teşekkür ederim, iyi ki varsın.

90’lar tadında sorular…
Yaş: Bilmiyorum Boy: 185 Kilo: 76
Burcu: Başak
Ayakkabı numarası: 44
Göz rengi: Ela
Saç rengi: Açık kumral
Arabası: Jaguar
Kullandığı parfüm: Michael Kors
Sevdiği renk: Siklemen
Sevdiği yemek: Pilav
Sevdiği içki: No alkol
En sevdiği tatil yeri: Las Palmas
En sevdiği sanatçılar: Frida Kahlo
İdeal tipi: Ben
Tuttuğunuz takım: Beşiktaş
Sizi sevenin sizin için neler yapması hoşunuza gider: Olmayan Şeyler
Şu an ruhunun olmak istediği yer: New York
Hayatta en çok kıymet verdiğiniz insan: Juliet
Hayvan besliyor musunuz: Evet
Aşk her şeyi affeder mi: Maalesef
Benzetildiğiniz biri var mı: Tarık Tarcan
En büyük hayaliniz: Florida’da bir ada almak
Sizi en mutlu eden iltifat hangisi: İltifat sevmem gerçekler kâfi

Röportaj: MURAT FIRAT

Yorumlar

Popüler Yayınlar

Müziğin Ritimlerinden Beyaz Perdeye Sektörün Ezberlerini Bozan Bir Yönetmen Portresi

                 Röportaj: MURAT FIRAT  Türkçe rap kültürünün henüz emekleme aşamasında olduğu yıllarda imkânsızlıkların ortasında prodüktörlük ve yapımcılık üstlenerek bir devrin temellerini atan öncü bir vizyoner. Müzik kariyerinde onlarca albüme imza atıp yüzlerce klip çektikten sonra sinemanın görsel dünyasına adım atan ve Şuursuz Aşk gibi projelerle ulusal ve uluslararası arenada ödüllere layık görülen sıra dışı bir yazar ve yönetmen. Sadece kamera arkasındaki ustalığıyla değil popüler kültür standartlarına sektörün yapımcı egolarına ve sahte şöhret algısına karşı sergilediği tavizsiz duruşuyla da fark yaratıyor. Müziğin hikaye anlatıcılığından Alman sinema disiplinine set ortamındaki katı ilkelerinden evlilik ve hayata dair samimi itiraflarına kadar uzanan bu söyleşide popülist ezberleri bozan son derece dobra bir sanat yolculuğuna tanıklık edeceksiniz. Kariyerinize Türkçe rap’in henüz emekleme aşamasında olduğu dönemle...

Zeynep Mansur’dan Popun Tatlı ve Alaycı Yüzüne Güçlü Bir Dönüş: “Di Mi?”

                        Haber: MURAT FIRAT  Türk pop müziğinde bazı şarkılar vardır; ilk dinleyişte büyük iddialar ortaya koymaz, kendisini dinleyiciye zorla kabul ettirmeye çalışmaz ama insanın kulağında güzel bir iz bırakır. Bir süre sonra fark edersiniz ki melodisi aklınızda dolaşıyor, nakaratını istemeden mırıldanıyorsunuz ve yeniden dinlemek istiyorsunuz. Zeynep Mansur’un yeni çalışması “Di Mi?” bende tam olarak böyle bir his uyandırdı. Uzun zamandır Türkçe pop müziğin içerisinde farklı türlerin birbirine fazlasıyla karıştığı bir dönemi yaşıyoruz. Rap müzik, arabesk, elektronik altyapılar ve deneysel sound’lar pop müziğin sınırlarını genişletirken, zaman zaman popun kendi sade ve melodik kimliğini de geride bıraktığını görüyoruz. Elbette müzik değişecek, gelişecek ve yeni türlerle buluşacak. Ancak bazen insan yalnızca iyi yazılmış, iyi düzenlenmiş ve sanatçının kendisini rahatlıkla ifade edebildiği bir pop...

30 Yıl Sonra Yeniden Konuşan Göksel: “İçimdeki Çocuk Hiç Değişmedi”

                  Röportaj: MURAT FIRAT Bir sanatçıyı yalnızca en çok bilinen şarkılarıyla tanımak, bazen onun hayatının en önemli bölümünü kaçırmak demektir. Çünkü sahnede görünen birkaç dakikanın, bir albüm kapağının ya da radyolarda yıllarca çalan bir şarkının arkasında; hayaller, kırgınlıklar, mücadeleler, bekleyişler ve yeniden ayağa kalkma cesareti vardır. Göksel’in hikâyesi de tam olarak böyle bir hikâye. 1996 yılında “Senden Kalan” albümüyle müzik dünyasına adım atan, ardından “Gönüllü Yazıldım” gibi bir eseri 90’lar Türk pop müziğinin hafızasına bırakan Göksel, aradan geçen 30 yıla rağmen geçmişte kalmış bir isim olarak değil, hâlâ üreten, hâlâ düşünen ve hâlâ yeni şarkıların peşinden giden bir müzisyen olarak karşımızda. Bu röportajın çıkış noktası da biraz tesadüf, biraz merak ve biraz da geçmişin bugüne bıraktığı izlerle ilgili. 90’lar şarkıları arasında yeniden karşıma çıkan “Gönüllü Yazıldım”, beni yalnızca bir haber hazırlamaya...

Herkes Kolaya Kaçarken Gülşen Çıtayı Bir Kez Daha Yükseltti

                        Haber: MURAT FIRAT  Müzik endüstrisinin son yılların en büyük kimlik ve finans krizlerinden birini yaşadığı bir dönemdeyiz. Tüketim alışkanlıklarının değişmesi, dijital platformların hız odaklı yapısı ve yapay zekâ destekli üretimlerin giderek yaygınlaşması, müziğin üretim biçimini de kökten değiştirdi. Şarkılar iki dakikanın altına inerken, büyük prodüksiyonlar yerini düşük maliyetli işlere bıraktı. Üstelik sektörün önemli bir bölümü, "Müzikten artık para kazanılmıyor." düşüncesini neredeyse ortak bir kabulleniş hâline getirmiş durumda. Tam da böyle bir atmosferde Gülşen, İtaat Yok ile yalnızca yeni bir single yayımlamadı. Aynı zamanda pop müziğin hâlâ büyük fikirlerle, cesur prodüksiyonlarla ve yüksek standartlarla üretilebileceğini gösteren güçlü bir cevap verdi. Yaklaşık otuz yıldır sahnede, stüdyoda ve ekranlarda istikrarını koruyan sanatçı, kariyerinin bu döneminde bile kendini tek...

Selahattin Erhan: "İnsanların Hayatına Dokunmayan Hiçbir İşin Gerçek Bir Anlamı Yok"

                  Röportaj: MURAT FIRAT  Türk pop müziğinde yıllardır birçok unutulmaz esere imza atan söz yazarı ve besteci Selahattin Erhan, üretim anlayışından müzik sektörüne, hekimlik mesleğinden hayat felsefesine kadar pek çok konuda samimi açıklamalarda bulundu. Zerrin Özer'den Bülent Ersoy'a, Funda Arar'dan Mustafa Sandal'a kadar birçok önemli isme verdiği eserlerle tanınan Erhan, bu röportajda yalnızca kariyer yolculuğunu değil; sanatın topluma katkısını, müziğin değişen yüzünü, telif haklarını, genç müzisyenlere tavsiyelerini ve geleceğe dair hedeflerini de tüm açıklığıyla anlattı. Bugün birçok sanatçı tarafından seslendirilen eserlerin altında imzanız var. Ancak sizi sadece şarkılarınızla tanıyan geniş bir kitle bulunuyor. Selahattin Erhan'ı kendi cümleleriyle nasıl anlatırsınız? Bugüne kadar uzanan yolculuğunuzu nasıl özetlersiniz? Yaptığım ya da yapacağım işler ne olursa olsun, insanların hayatına pozitif katkıla...

“Gelip Geçenlere Karşı Bir Duruş: Zerrin Özer’den Güçlü Bir Müzikal Manifesto ‘Geliyorlar Gidiyorlar’”

Haber: MURAT FIRAT Türk pop müziğinin zamana meydan okuyan sesi  Zerrin Özer , yeni şarkısı  Geliyorlar Gidiyorlar  ile bir kez daha yalnızca müzik yapmadığını, aynı zamanda bir duruş sergilediğini kanıtlıyor. Bu çalışma; hız çağının ilişkilerine, yüzeysel duygularına ve kolay tüketilen aşklarına karşı güçlü bir itiraz niteliği taşıyor. Dinleyiciye sadece melodik bir deneyim sunmakla kalmıyor; aynı zamanda içsel bir yüzleşmeye davet ediyor. Şarkının sözlerinde  Habil Ceyhan  imzası var; sade ama etkili bir dil kullanımıyla günümüz ilişkilerinin kırılganlığını gözler önüne seriyor. Bestede  Bülent Yetiş , duygunun omurgasını kurarken; düzenlemede  Mustafa Arapoğlu  ve  Göksel Kamçı  modern dokunuşlarıyla parçayı bugünün ritmine başarıyla taşıyor. Ortaya çıkan sonuç; geçmişin deneyimi ile bugünün enerjisini buluşturan dengeli ve etkileyici bir yapı. Zerrin Özer, bu şarkıda yalnızca bir yorumcu değil; adeta bir anlatıcı, hatta bir tanık. Sö...

Gökberk Demirci: Kalbimin ve mantığımın el verdiği sürece oyunculukta çok katı kuralım yoktur

Gökberk seni tanıyalım? 1989 yılında İzmit’te dünya'ya geldim. O zamanları fazla hatırlamıyorum, fakat mutlu bir bebekmişim fotoğraflardan anladığım kadarıyla  ;)   Aslen Adanalı’yım. Babamın mesleğinden dolayı birçok yer gezdik, gördük ve yaşadık. Benden 6 yıl sonra kardeşim Berkay dünyaya geldi. Pek uslu sayılmazmışım; öyle diyorlar. Ama o evre çok uzun sürmedi. Sanırım çocukken de büyüktüm hep! Hiç değişmediğimi söylerler.  ;) Sanırım oyunculuk kariyerin çocuk oyunları ve skeçlerle başladı? Kariyerim sayılmaz ama temeli çocukluk yıllarına dayanıyor. Özel günlerde oynanan oyunlar, anlık girilen karakterler ve başka birisi gibi davranmalar vs, vs (gülüyor). Çocukken fazla enerjiktim. Haliyle öğretmenlerim de bunu bir yarara dönüştürdüler. Hem benim için, hem de kendi sinir sistemleri adına  ;) 😉   Birçok konuda en büyük destekçim önce inancım, sonra ailem ve yakın çevrem oldu. Cengiz Küçükavyaz tiyatrosu ve Aktör-ist’lun kariyerin açısından ...

Meltem Leylekoğlu’ndan Doğru Şarkıyla Gelen Güçlü Bir Adım: Sardunyalar

                       HABER: MURAT FIRAT Müzik dünyasında bazı sanatçılar vardır; kendilerini bir anda değil, zaman içinde, sabırla ve üreterek ortaya koyarlar. Meltem Leylekoğlu da bu isimlerden biri. Sahne deneyimi, farklı müzik türlerine olan yatkınlığı ve kendisini geliştirme isteğiyle yoluna devam eden sanatçı, yeni çalışması “Sardunyalar” ile kariyerinde dikkat çekici bir adım atıyor. Meltem’in müzik yolculuğuna baktığımızda, yalnızca bir şarkı söyleyen değil, bu işi hayatının merkezine alan bir sanatçı profili görüyoruz. O Ses Türkiye’de yer alarak geniş bir dinleyici kitlesinin dikkatini çeken Leylekoğlu, sahne çalışmalarını da sürdürerek müziği günlük hayatının geçici bir parçası olmaktan çıkarıp mesleki bir çizgide devam ettiriyor. Benim açımdan bir sanatçıyı değerlendirirken yalnızca sesine ya da sosyal medyada ne kadar görünür olduğuna bakmak yeterli değil. Sahneye çıkmak, üretmek, repertuvar hazırlamak, dinleyiciy...

Bir Şarkının Yeniden Nefes Alışı: Zeynep Casalini ve Gözlerin'in Sessiz Gücü

                      Haber: MURAT FIRAT  Bazı şarkılar vardır. İlk dinleyişte güzel gelir. Bazıları ise yıllar geçtikçe anlamını büyütür, her kuşakta yeniden başka bir kalbe dokunur. Çünkü gerçek eserler zamana direnmez, zamanla birlikte olgunlaşır. Onları yeniden söyleyen her yorumcu da yalnızca bir şarkıyı seslendirmez. O eserin hafızasına kendi ruhunu bırakır. Zeynep Casalini'nin sesinden dinlediğimiz Gözlerin de tam olarak böyle bir yeniden buluşmanın hikâyesini anlatıyor. Bir klasikle yeniden karşılaşmanın en büyük riski, dinleyicinin hafızasında yer etmiş duyguyu bozabilmektir. Çünkü yıllardır bizimle yaşayan eserler yalnızca melodileriyle değil, taşıdıkları anılarla da var olur. Bu yüzden onları yeniden yorumlamak cesaret ister. Zeynep Casalini ise bu cesareti gösterirken şarkıyı değiştirmeye çalışmıyor. Tam tersine onun özüne yaklaşmayı tercih ediyor. Bu yaklaşım, yorumun en güçlü tarafını oluşturuyor. Gözl...

Türkiye'nin ilk egzotik "Karınca Çiftliği"

Uzun zamandır takip ettiğim genç bir Youtuber var. Yeditepe Üniversite'sinde Endüstri Ürünleri ve Tasarımı bölümü mezunu, oyunculuğa merak salıp tiyatro eğitimi aldı, ayrıca "Karınca Çiftliğim" kanalında egzotik hayvanların videolarını paylaşıyor. Tek ve en büyük hedefinin "hayvan sevgisini insanlara aşılamak olduğunu" belirten Tuğkan Gönültaş, evinde hayvan beslemek isteyenlere çok özel tavsiyelerde bulundu. Merak edenler için soruyorum: Tuğkan Gönültaş kendini anlatabilir misin?  Selam, bendeniz Tuğkan GÖNÜLTAŞ. 1987 yılında İstanbul’da doğdum. Yeditepe Üniversite’sinde Endüstri Ürünleri ve Tasarımı Bölümü’nü bitirmemin hemen ardından, kısa süreli bir yurt dışı serüveninden sonra tekstil sektöründe kendi markamı kurdum.   Vatani görevimin ardından oyunculuğa merak sardım ve tiyatro eğitimine başladım. Çocukluğumdan beri iç içe olduğum egzotik hayvanların paylaşımlarını (hobi olarak) Youtube üzerind...