Ana içeriğe atla

Sedef Ergin "Volga Tamöz’e Kırgınım"


 “Ters Düz” şarkısı ile müzik listelerinde hızla yükselişe geçen Sedef Ergin, hakkında merak edilenleri, kariyeriyle ilgili planları ve hala devam eden projelerini bizlerle paylaşıyor.

Öncelikle “Ters Düz” single hayırlı olsun. Single'nı konuşmadan önce okuyucularımıza kendinden, hobi ve fobilerinden bahseder misin?


Samsun/Alaçam ilçesinde çifti bir ailenin 4 çocuğundan biri olarak dünyaya geldim. Karabük Üniversitesi İş Sağlığı Uzmanlığı bölümünü bitirdim, daha sonra İstanbul’a gizlice gelip Ayla Algan oyunculuk atölyesinde eğitim aldım. Daha sonrasında yollarımız GCMA ile karşılaştı, benim beste yapıp şarkı söylediğim ortaya çıkınca olay müziğe doğru dönmeye başladı.
Hobilerim; dans etmek, şarkı söylemek, kitap okumak. Bir Livaneli aşığıyım ayrıca tiyatroya gitmeyi, şehir şehir dolaşmayı çok severim ama en büyük hobim yalnız gezmek. Büyük bir fobim yok ama karton kutuya dokunmazsam benim için çok daha iyi olur. Kutulara karşı bir hassasiyetim var.

Hayatında olmazsa olmazların nelerdir?
Samimiyet ve huzur.

“Ters Düz” single çalışmalarınız nasıl geçti? Kimlerle çalıştınız?
Tarık İsterle çalıştık. Murat Küçük klibini çekti ve Ters Düz şarkısının sözlerini ben yazdım.

“Ters Düz” şarkısında hangi konuyu ele aldın?
İlişkilerin sahteliğinden bahsettim. Şarkının sözlerini parça parça farklı zamanlarda yazdım. Tarık besteyi hazırlamaya başladığı dönem kafamda parçaları birleştirdim.

“Ters Düz” şarkısının klip hikayesini anlatır mısınız?
Ters Düz şarkısının klip hikâyesini Murat Küçük belirledi. Seksi ve güzel bir kız profili çizmek istedi ve bu şekilde bir çalışma yaptık. Sonuçtan memnunum. Olması gereken ve olmaması gereken şeyleri 2. Klibim ve şarkımda öğrendim.

Klibin erotik sahneleri dinleyici tarafından eleştirildi.
Aslında klibin erotik sahneleri yok! Biz yapınca bazı şeyleri erotik olarak adlandırıyorlar. Klip erotik olsun, insanları etkileyelim düşüncesiyle bir şey yapmadım. Belirttiğim gibi hikayeyi Murat Küçük belirledi. Kıyafetler ve kliple ilgili her şey ekip tarafından getirildi.

Bu konuda bir açıklama yapar mısın?
Klipte bana erotik gelen bir şey olmadığı için açıklamada yapamıyorum, tamamen insanların bakış açısı ve karalama çabası olarak görüyorum. Bizim söyle bir olayımız var, kirleterek kendimizi rahatlatıyoruz.
Bazen kliplerime yapılan yorumları okuyorum “ben de oramı buramı açsam ünlü olurdum, kim bilir neler yaptı da buralara geldi, orayı hak etmiyorsun.” gibi yorum yapan kişiler aşalık psikolojisi ve kaybetme korkusuyla, asla elde edemeyecekleri bir hayat olarak bizim hayatımızı gördükleri için çamur atarak veya bu tarz kötü söylemlerde bulunarak kendilerini iyi hissetmeye çalışıyorlar.
Sahilde bir klip çektim! “Sahilde ne giymemi bekliyordunuz?” Diye soruyorum onlara o kötü yorum yapan kişilere!

90'lı yıllarda Yonca Evcimiğ’in sesiyle, efsaneleşmiş olan “Bandıra Bandıra” şarkısını yeniden seslendirdiniz?
90’lı yıllarda Yonca Evcimik direk bir sütyen ile klip çekti. O klip çocuksu olarak algılandı. Benim klibim deniz kenarında çekildi, tam anlamıyla bikini denilmeyecek şekildeydi kıyafetim ama benim ki erotik bulundu. Neden “bir erkeğin peşinde koşmadığım için mi?” ya da “seksi bir şekil de karpuz ısırmadığım için mi?”.
İki klibi de bu şekil de kıyaslayan insanların zihniyetlerinin tamamen karalamak çabası içinde olduğunu düşünüyorum. Yoksa 90’lardaki klip daha erotik, daha seksi, daha ürün yerleştirmeli!

Dinleyicinin tepkisinden memnun musunuz?
Ulaştığım kitlelerden güzel dönüşler alıyorum. Benim böyle bir özelliğim var. Önemli olan doğru kitleye ulaşmak ve ben yavaş yavaş basamakları çıktığımı düşünüyorum. Çünkü birden bire bir yerlere gelme gibi bir hedefim yok.
Bu sektöre girmeyi çok sonrası için hayal etmiştim ama birden bire gerçekleşti ve diğer bütün hayallerimi elimden aldı. Şimdi bu sektörde yavaş yavaş ilerlemeliyim ki daha sonrasında yapacak projelerim kalsın. Diğer türlü başka neler yaparım bilmiyorum.
Ulaştığım kitleyi seviyorum benim adıma açılan birçok fan sayfası var. Fanlarımı seviyorum ve onlara karşı kendimi sorumlu hissediyorum o yüzden sıkı takipteyim.

Nostalji şarkılarını cover projesine devam edecek misiniz?
Cover projesiyle müzik sektörüne girdim ve birkaç cover yapmak istediğim şarkı var.

Bize biraz müzik geçmişinizden bahseder misiniz?
Küçük bir şehirde doğdum ve büyüdüm. Ailemin imkânları kısıtlıydı, ilçeye ilk gitar kursu geldiğinde çok heyecanlanmıştım. Ailem beni o kursa göndermek için çok çabaladı ama gitarım şehir merkezinden geç geldi ve müzik kursunun öğretmeni beni kursa kabul etmedi.
Hayal kırıklığıyla başlayan bir serüven aslında benim ki en büyük çocukluk travmalarımdan biriydi. Herkes o kursa gitti ama ben gidemedim. Eminim o kursa giden arkadaşların içinde, müziğe en çok aşık olan bendim!

Müzik piyasasında kimler destekçiniz oldu?
Müzik sektörüne girdiğim günden beri DMC müzik ailesi beni çok destekledi. Sosyal medyadan beni Samsun Demir buldu, desteği ve emeği çok büyük üstümde. Selin Kök “GCMA”da oyunculuk için toplantıya davet etmişti beni ve bu sürecin başlarında çok destekçi oldu.
Mustafa Sandal projeye ortak olarak destek olup okumalarıma katıldı. Ayrıca Volga Tamöz o dönem bana çok inandı ve destekledi.

Kırgın olduğunuz kimse var mı?
Volga Tamöz’e kırgınım! Volga beye çok inanarak çalışmıştım. Ortaya çıkan çalışmadan sonsuz memnunum ama kırgınlık hissediyor olmam, iş sonrasında yaşadığım özel sebeplerden.

Röportaj: MURAT FIRAT

Yorumlar

Popüler Yayınlar

Müziğin Ritimlerinden Beyaz Perdeye Sektörün Ezberlerini Bozan Bir Yönetmen Portresi

                 Röportaj: MURAT FIRAT  Türkçe rap kültürünün henüz emekleme aşamasında olduğu yıllarda imkânsızlıkların ortasında prodüktörlük ve yapımcılık üstlenerek bir devrin temellerini atan öncü bir vizyoner. Müzik kariyerinde onlarca albüme imza atıp yüzlerce klip çektikten sonra sinemanın görsel dünyasına adım atan ve Şuursuz Aşk gibi projelerle ulusal ve uluslararası arenada ödüllere layık görülen sıra dışı bir yazar ve yönetmen. Sadece kamera arkasındaki ustalığıyla değil popüler kültür standartlarına sektörün yapımcı egolarına ve sahte şöhret algısına karşı sergilediği tavizsiz duruşuyla da fark yaratıyor. Müziğin hikaye anlatıcılığından Alman sinema disiplinine set ortamındaki katı ilkelerinden evlilik ve hayata dair samimi itiraflarına kadar uzanan bu söyleşide popülist ezberleri bozan son derece dobra bir sanat yolculuğuna tanıklık edeceksiniz. Kariyerinize Türkçe rap’in henüz emekleme aşamasında olduğu dönemle...

Zeynep Mansur’dan Popun Tatlı ve Alaycı Yüzüne Güçlü Bir Dönüş: “Di Mi?”

                        Haber: MURAT FIRAT  Türk pop müziğinde bazı şarkılar vardır; ilk dinleyişte büyük iddialar ortaya koymaz, kendisini dinleyiciye zorla kabul ettirmeye çalışmaz ama insanın kulağında güzel bir iz bırakır. Bir süre sonra fark edersiniz ki melodisi aklınızda dolaşıyor, nakaratını istemeden mırıldanıyorsunuz ve yeniden dinlemek istiyorsunuz. Zeynep Mansur’un yeni çalışması “Di Mi?” bende tam olarak böyle bir his uyandırdı. Uzun zamandır Türkçe pop müziğin içerisinde farklı türlerin birbirine fazlasıyla karıştığı bir dönemi yaşıyoruz. Rap müzik, arabesk, elektronik altyapılar ve deneysel sound’lar pop müziğin sınırlarını genişletirken, zaman zaman popun kendi sade ve melodik kimliğini de geride bıraktığını görüyoruz. Elbette müzik değişecek, gelişecek ve yeni türlerle buluşacak. Ancak bazen insan yalnızca iyi yazılmış, iyi düzenlenmiş ve sanatçının kendisini rahatlıkla ifade edebildiği bir pop...

30 Yıl Sonra Yeniden Konuşan Göksel: “İçimdeki Çocuk Hiç Değişmedi”

                  Röportaj: MURAT FIRAT Bir sanatçıyı yalnızca en çok bilinen şarkılarıyla tanımak, bazen onun hayatının en önemli bölümünü kaçırmak demektir. Çünkü sahnede görünen birkaç dakikanın, bir albüm kapağının ya da radyolarda yıllarca çalan bir şarkının arkasında; hayaller, kırgınlıklar, mücadeleler, bekleyişler ve yeniden ayağa kalkma cesareti vardır. Göksel’in hikâyesi de tam olarak böyle bir hikâye. 1996 yılında “Senden Kalan” albümüyle müzik dünyasına adım atan, ardından “Gönüllü Yazıldım” gibi bir eseri 90’lar Türk pop müziğinin hafızasına bırakan Göksel, aradan geçen 30 yıla rağmen geçmişte kalmış bir isim olarak değil, hâlâ üreten, hâlâ düşünen ve hâlâ yeni şarkıların peşinden giden bir müzisyen olarak karşımızda. Bu röportajın çıkış noktası da biraz tesadüf, biraz merak ve biraz da geçmişin bugüne bıraktığı izlerle ilgili. 90’lar şarkıları arasında yeniden karşıma çıkan “Gönüllü Yazıldım”, beni yalnızca bir haber hazırlamaya...

Herkes Kolaya Kaçarken Gülşen Çıtayı Bir Kez Daha Yükseltti

                        Haber: MURAT FIRAT  Müzik endüstrisinin son yılların en büyük kimlik ve finans krizlerinden birini yaşadığı bir dönemdeyiz. Tüketim alışkanlıklarının değişmesi, dijital platformların hız odaklı yapısı ve yapay zekâ destekli üretimlerin giderek yaygınlaşması, müziğin üretim biçimini de kökten değiştirdi. Şarkılar iki dakikanın altına inerken, büyük prodüksiyonlar yerini düşük maliyetli işlere bıraktı. Üstelik sektörün önemli bir bölümü, "Müzikten artık para kazanılmıyor." düşüncesini neredeyse ortak bir kabulleniş hâline getirmiş durumda. Tam da böyle bir atmosferde Gülşen, İtaat Yok ile yalnızca yeni bir single yayımlamadı. Aynı zamanda pop müziğin hâlâ büyük fikirlerle, cesur prodüksiyonlarla ve yüksek standartlarla üretilebileceğini gösteren güçlü bir cevap verdi. Yaklaşık otuz yıldır sahnede, stüdyoda ve ekranlarda istikrarını koruyan sanatçı, kariyerinin bu döneminde bile kendini tek...

Selahattin Erhan: "İnsanların Hayatına Dokunmayan Hiçbir İşin Gerçek Bir Anlamı Yok"

                  Röportaj: MURAT FIRAT  Türk pop müziğinde yıllardır birçok unutulmaz esere imza atan söz yazarı ve besteci Selahattin Erhan, üretim anlayışından müzik sektörüne, hekimlik mesleğinden hayat felsefesine kadar pek çok konuda samimi açıklamalarda bulundu. Zerrin Özer'den Bülent Ersoy'a, Funda Arar'dan Mustafa Sandal'a kadar birçok önemli isme verdiği eserlerle tanınan Erhan, bu röportajda yalnızca kariyer yolculuğunu değil; sanatın topluma katkısını, müziğin değişen yüzünü, telif haklarını, genç müzisyenlere tavsiyelerini ve geleceğe dair hedeflerini de tüm açıklığıyla anlattı. Bugün birçok sanatçı tarafından seslendirilen eserlerin altında imzanız var. Ancak sizi sadece şarkılarınızla tanıyan geniş bir kitle bulunuyor. Selahattin Erhan'ı kendi cümleleriyle nasıl anlatırsınız? Bugüne kadar uzanan yolculuğunuzu nasıl özetlersiniz? Yaptığım ya da yapacağım işler ne olursa olsun, insanların hayatına pozitif katkıla...

“Gelip Geçenlere Karşı Bir Duruş: Zerrin Özer’den Güçlü Bir Müzikal Manifesto ‘Geliyorlar Gidiyorlar’”

Haber: MURAT FIRAT Türk pop müziğinin zamana meydan okuyan sesi  Zerrin Özer , yeni şarkısı  Geliyorlar Gidiyorlar  ile bir kez daha yalnızca müzik yapmadığını, aynı zamanda bir duruş sergilediğini kanıtlıyor. Bu çalışma; hız çağının ilişkilerine, yüzeysel duygularına ve kolay tüketilen aşklarına karşı güçlü bir itiraz niteliği taşıyor. Dinleyiciye sadece melodik bir deneyim sunmakla kalmıyor; aynı zamanda içsel bir yüzleşmeye davet ediyor. Şarkının sözlerinde  Habil Ceyhan  imzası var; sade ama etkili bir dil kullanımıyla günümüz ilişkilerinin kırılganlığını gözler önüne seriyor. Bestede  Bülent Yetiş , duygunun omurgasını kurarken; düzenlemede  Mustafa Arapoğlu  ve  Göksel Kamçı  modern dokunuşlarıyla parçayı bugünün ritmine başarıyla taşıyor. Ortaya çıkan sonuç; geçmişin deneyimi ile bugünün enerjisini buluşturan dengeli ve etkileyici bir yapı. Zerrin Özer, bu şarkıda yalnızca bir yorumcu değil; adeta bir anlatıcı, hatta bir tanık. Sö...

Gökberk Demirci: Kalbimin ve mantığımın el verdiği sürece oyunculukta çok katı kuralım yoktur

Gökberk seni tanıyalım? 1989 yılında İzmit’te dünya'ya geldim. O zamanları fazla hatırlamıyorum, fakat mutlu bir bebekmişim fotoğraflardan anladığım kadarıyla  ;)   Aslen Adanalı’yım. Babamın mesleğinden dolayı birçok yer gezdik, gördük ve yaşadık. Benden 6 yıl sonra kardeşim Berkay dünyaya geldi. Pek uslu sayılmazmışım; öyle diyorlar. Ama o evre çok uzun sürmedi. Sanırım çocukken de büyüktüm hep! Hiç değişmediğimi söylerler.  ;) Sanırım oyunculuk kariyerin çocuk oyunları ve skeçlerle başladı? Kariyerim sayılmaz ama temeli çocukluk yıllarına dayanıyor. Özel günlerde oynanan oyunlar, anlık girilen karakterler ve başka birisi gibi davranmalar vs, vs (gülüyor). Çocukken fazla enerjiktim. Haliyle öğretmenlerim de bunu bir yarara dönüştürdüler. Hem benim için, hem de kendi sinir sistemleri adına  ;) 😉   Birçok konuda en büyük destekçim önce inancım, sonra ailem ve yakın çevrem oldu. Cengiz Küçükavyaz tiyatrosu ve Aktör-ist’lun kariyerin açısından ...

Meltem Leylekoğlu’ndan Doğru Şarkıyla Gelen Güçlü Bir Adım: Sardunyalar

                       HABER: MURAT FIRAT Müzik dünyasında bazı sanatçılar vardır; kendilerini bir anda değil, zaman içinde, sabırla ve üreterek ortaya koyarlar. Meltem Leylekoğlu da bu isimlerden biri. Sahne deneyimi, farklı müzik türlerine olan yatkınlığı ve kendisini geliştirme isteğiyle yoluna devam eden sanatçı, yeni çalışması “Sardunyalar” ile kariyerinde dikkat çekici bir adım atıyor. Meltem’in müzik yolculuğuna baktığımızda, yalnızca bir şarkı söyleyen değil, bu işi hayatının merkezine alan bir sanatçı profili görüyoruz. O Ses Türkiye’de yer alarak geniş bir dinleyici kitlesinin dikkatini çeken Leylekoğlu, sahne çalışmalarını da sürdürerek müziği günlük hayatının geçici bir parçası olmaktan çıkarıp mesleki bir çizgide devam ettiriyor. Benim açımdan bir sanatçıyı değerlendirirken yalnızca sesine ya da sosyal medyada ne kadar görünür olduğuna bakmak yeterli değil. Sahneye çıkmak, üretmek, repertuvar hazırlamak, dinleyiciy...

Bir Şarkının Yeniden Nefes Alışı: Zeynep Casalini ve Gözlerin'in Sessiz Gücü

                      Haber: MURAT FIRAT  Bazı şarkılar vardır. İlk dinleyişte güzel gelir. Bazıları ise yıllar geçtikçe anlamını büyütür, her kuşakta yeniden başka bir kalbe dokunur. Çünkü gerçek eserler zamana direnmez, zamanla birlikte olgunlaşır. Onları yeniden söyleyen her yorumcu da yalnızca bir şarkıyı seslendirmez. O eserin hafızasına kendi ruhunu bırakır. Zeynep Casalini'nin sesinden dinlediğimiz Gözlerin de tam olarak böyle bir yeniden buluşmanın hikâyesini anlatıyor. Bir klasikle yeniden karşılaşmanın en büyük riski, dinleyicinin hafızasında yer etmiş duyguyu bozabilmektir. Çünkü yıllardır bizimle yaşayan eserler yalnızca melodileriyle değil, taşıdıkları anılarla da var olur. Bu yüzden onları yeniden yorumlamak cesaret ister. Zeynep Casalini ise bu cesareti gösterirken şarkıyı değiştirmeye çalışmıyor. Tam tersine onun özüne yaklaşmayı tercih ediyor. Bu yaklaşım, yorumun en güçlü tarafını oluşturuyor. Gözl...

Türkiye'nin ilk egzotik "Karınca Çiftliği"

Uzun zamandır takip ettiğim genç bir Youtuber var. Yeditepe Üniversite'sinde Endüstri Ürünleri ve Tasarımı bölümü mezunu, oyunculuğa merak salıp tiyatro eğitimi aldı, ayrıca "Karınca Çiftliğim" kanalında egzotik hayvanların videolarını paylaşıyor. Tek ve en büyük hedefinin "hayvan sevgisini insanlara aşılamak olduğunu" belirten Tuğkan Gönültaş, evinde hayvan beslemek isteyenlere çok özel tavsiyelerde bulundu. Merak edenler için soruyorum: Tuğkan Gönültaş kendini anlatabilir misin?  Selam, bendeniz Tuğkan GÖNÜLTAŞ. 1987 yılında İstanbul’da doğdum. Yeditepe Üniversite’sinde Endüstri Ürünleri ve Tasarımı Bölümü’nü bitirmemin hemen ardından, kısa süreli bir yurt dışı serüveninden sonra tekstil sektöründe kendi markamı kurdum.   Vatani görevimin ardından oyunculuğa merak sardım ve tiyatro eğitimine başladım. Çocukluğumdan beri iç içe olduğum egzotik hayvanların paylaşımlarını (hobi olarak) Youtube üzerind...