Ana içeriğe atla

Kayıtlar

"Gece Puslu" ile Hadise Duygusal Tarafını Öne Çıkardı

En son yayınlar

Sözlerin Ön Planda Olduğu Bir Nilüfer Şarkısı

Murat Fırat - Uzman Gazeteci / Köşe Yazısı  Bazı şarkılar vardır; bağırmaz, kendini ispat etmeye çalışmaz. Dinleyicinin yakasına yapışmak yerine, yanına oturur. “Gökyüzü” tam olarak böyle bir şarkı. Ve belki de bu yüzden etkisi yüksek. Nilüfer’in yeni çalışması, ilk andan itibaren bir şeyi net biçimde söylüyor: Burada gösteriş değil, duygu var. Klip son derece sade ama bir o kadar da kaliteli. Abartılı mekânlar, kalabalık kadrajlar, dikkat dağıtan detaylar yok. Çünkü amaç belli: Şarkının sözleri ön planda olsun. Bu sade tercih, aynı zamanda büyük bir özgüvenin göstergesi. Kamera Nilüfer’e yaklaştıkça, mimikleri, bakışları, küçük jestleri konuşuyor. Yıllar içinde kaybolması beklenen o ilk gün enerjisi, şaşırtıcı biçimde hâlâ orada. Zorlama bir gençlik değil bu; doğal, sakin, kendinden emin bir duruş. Saç, makyaj ve kıyafet tasarımı klibin en güçlü unsurlarından biri. Şık ama iddiasız, zamansız ama bugüne ait. Özellikle genç izleyiciye hitap eden bir estetik anlayışı var....

Yıldız Tilbe’den İki Klipli Bir Aşk Yorumu: “BiSelfie”

Murat Fırat – Uzman Gazeteci / Köşe Yazısı Yıldız Tilbe, müzik kariyerinde alışık olduğumuz üzere yine gündemin tam ortasında. Yeni single’ı “BiSelfie”, iki farklı video klip eşliğinde dijital platformlarda ve netd müzik kanalında dinleyiciyle buluştu. Özdemir Müzik ve DMC etiketi taşıyan parça, söz ve müziğiyle yine Yıldız Tilbe imzası taşıyor. Tilbe, bu çalışmasında günümüz ilişkilerinin hızını, yüzeyselliğini ve aynı zamanda derinlik arzusunu “selfie” metaforu üzerinden ele alıyor. İlk bakışta hafif ve eğlenceli gibi görünen şarkı, ilerledikçe dinleyiciyi sorgulamaya davet ediyor. Sanatçının klasik duygusal derinliğini taşıyan anlatım dili, modern ilişkilere dair ironik bir gözlemle birleşiyor. Bu yaklaşım, dinleyicide hem tebessüm hem de düşünme isteği uyandırıyor. Müzikal tarafta düzenleme Selim Çaldıran imzası taşıyor. Candar Köker’in mix ve mastering dokunuşları ise parçaya temiz, akıcı ve zamansız bir yapı kazandırıyor. Tilbe’nin son dönem çalışmalarında sıkça birli...

Amo988’den “Taş” ile Duygusal Çıkış

Murat Fırat – Uzman Gazeteci / Köşe Yazısı Amo988, son tekli çalışması “Taş” ile yalnızca bir şarkı değil; kırgınlık, öfke ve hayal kırıklığını içten bir şekilde dile getiren bir ifade ortaya koyuyor. Nakaratında tekrar eden “Taş, kör olaydım; sağır olaydım; keşke inanmasaydım” sözleri, dinleyicide hem empati hem de içsel bir sarsıntı yaratıyor. Burada “taş olma” metaforu; duyguları kapatma, acıya karşı savunma ve yaşanan ihanetin ağırlığını sembolize ediyor. Şarkının ilk bölümü, ihanetin ve hayal kırıklığının boyutlarını gözler önüne seriyor: “Dünya fani; mücadeleden sonra sen adi; çıktın önüme, buldun bir enayi… Yıkık dökük bir hayat oldu bana.” Amo988, yalnızca bireysel bir acıyı anlatmakla kalmıyor; genç kuşağın karşılaştığı güven kaybı ve hayal kırıklığını da samimi bir şekilde yansıtıyor. Şarkının sert altyapısı, trap ve drill unsurlarıyla birleştiğinde sözlerin yükü daha da güçleniyor; her vurgu bir öfke patlamasını, her bas hattı bir hayal kırıklığını hissettiriyor. “Taş”...

Demet Akalın Yeniden Zirve Peşinde: “Beni Unutma” ile Gençlerin Nabzını Tutuyor

Murat Fırat – Uzman Gazeteci / Köşe Yazısı Türk pop müziği uzun yıllardır Demet Akalın gibi isimlerle şekillendi. Onun sahnedeki karizması, güçlü yorumları ve hit şarkıları, bir dönemin müzik haritasını belirliyordu. Ancak dünyada olduğu gibi Türkiye’de de sosyo-kültürel değişimler müziği dönüştürdü; genç kuşakların rap, hip-hop ve trap ritimleri yön vermeye başladığı bir dönem başladı. 2010’lu yılların hitleri artık tek başına aynı etkiyi yaratamıyor, popun klasik formülleri eskisi kadar güçlü çekim alanı oluşturamıyordu. Demet Akalın da bu gerçeğin farkında. Yeni çalışmalarıyla sahnede yerini korumaya çalıştı; ama beklenen ilgi bir türlü gelmedi. Popun kalıcı gücüne rağmen, trendler artık gençlerin enerjisiyle şekilleniyordu. İşte tam bu noktada, Akalın cesur bir adım attı ve rotasını genç isimlere çevirdi. Sefo ile yaptığı “Yerinde Dur” şarkısı, onun bu stratejisinin ilk somut meyvesi oldu. Şarkı hem sosyal medyada hem dijital platformlarda büyük beğeni topladı, yorumlarda “Deme...

“Bir Kadın Daha Düştü mü, İtildi mi?”

Murat Fırat – Uzman Gazeteci / Köşe Yazısı Son günlerde şarkıcı Güllü’nün ölümüyle ilgili herkes aynı soruyu soruyor: “Gerçekten düştü mü, yoksa biri mi itti?” Ne yazık ki bu ülkede artık böyle bir ölüm haberi duyduğumuzda kimse hemen “kaza” diyemiyor. Çünkü yıllardır, “balkondan düştü” denilerek üzeri kapatılan kaç kadın ölümü gördük, sayısını unuttuk. Her defasında aynı hikâyeler, aynı acılar… Güllü’nün ölümü belki bir kaza. Adli tıp raporları öyle diyor. Ama mesele bu değil. Asıl mesele, artık kimsenin kazaya inanamaz hâle gelmiş olması. Çünkü toplumda güven kalmadı. İnsanlar, özellikle de kadınlar, öldürüldüklerinde bile haklarını arayamaz duruma geldi. Sokakta, pazarda, kahvede herkesin dilinde aynı şey var: “Bir kadın daha gitti.” Bu söz artık bir kader gibi yerleşti dilimize. Oysa bu normal olmamalı. Bir kadın evinde, sokağında, işinde, kimsenin korkusu olmadan yaşayabilmeli. Ama olmuyor. Her yıl onlarca kadın benzer şekilde hayatını kaybediyor, çoğunun dosyası ses...

“Bir Garip Olur İçim” – Geçmişten Geleceğe Seslenen Şarkı

Köşe Yazısı | Yazan: Murat Fırat Türk pop müziğinin güçlü kadın vokallerinden Ziynet Sali, kariyerinin 25. yılını kutlarken, sadece bir şarkıyla değil, bir dönemin ruhunu da yeniden canlandırıyor. “Bir Garip Olur İçim”, aslında birçoklarımız için tanıdık gelen bir melodi. Nil Burak’ın 1980 yılında seslendirdiği, Ülkü Aker imzalı o unutulmaz şarkı, şimdi Ziynet Sali’nin yorumu ve Mustafa Ceceli’nin düzenlemesiyle adeta yeni bir elbise giymiş gibi. Düşünün; bir şarkı 45 yıl önce söylenmiş, bir kuşağın hislerine tercüman olmuş. Şimdi ise, yeni kuşağın elinde bir telefon, parmakları ekran kaydırıyor, kulaklarında bu şarkı çalıyor. Nostaljiyle modern arasındaki o ince köprü, işte tam da burada kuruluyor. Ziynet Sali, “Bir Garip Olur İçim” ile tam da bunu yapıyor. 25 yıllık kariyerinin özeti gibi: Klasiklere saygı, ama modern müziğe adanmış bir ses. Peki neden bu şarkı? Çünkü her nesil, her dönem aşkın garipliğine aynı yerde takılı kalıyor: İçimiz. Hepimiz bir yerde, bir şey olduğund...